Meşru Müdafaa (Nefsi Müdafaa) – TCK 25/1. Madde

Meşru müdafaa ( nefsi müdafaa ) Türk Ceza Kanunu’nun 25/1. maddesine göre belirlenmiştir. Kişinin kendisine veya bir başkasına yönelmiş, o anda gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhakkak olan haksız bir saldırıyı defetmek amacıyla zorunlu savunma hakkını kullanmasıdır. Bu durumda, yapılan savunma hukuka uygundur ve cezai sorumluluk doğmaz. Saldırı ile savunma arasında ölçülülük bulunması şarttır; yani savunma, saldırıyı bertaraf etmeye yetecek ölçüde olmalıdır.

Meşru Savunma Nedir?

Meşru savunma TCK’nin 25. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre gerek kendisine gerek de başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi ya da tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o andaki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı bir biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez denilmektedir.

Meşru savunma Türk Ceza Kanunu’nda bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla fiil hukuka uygun kabul edildiğinden dolayı CMK m.223/2-d maddesi gereğince beraat kararı verilmelidir. Meşru savunma kişinin saldırılara karşı verdikleri kendini ya da başka bir kişiyi koruma içgüdüsünden kaynaklanan tepkinin hukuken meşru görülmesidir. Savunma ve koruma insan olmaktan kaynaklı verebilen bir tepkidir.

Meşru müdafaa, işlenen fiili hukuka uygun kabul ettiği cezalandırmadığı gibi, caydırıcılık özelliği de vardır. Böylece meşru müdafaanın varlığının bilinmesi, başkalarının haklarına saldırıyı önleyebilir.

Meşru Müdafaa, Türk Ceza Kanunu’nun 25/1. maddesi gereğince, haksız bir saldırıya karşı yapılan zorunlu savunmayı ifade eder. Nefsi Müdafaa olarak da bilinen bu kavram, kişi veya başkasına yönelen saldırıyı bertaraf etmek amacıyla yapılan savunmayı kapsar. Bu durumda, savunma fiili hukuka uygun sayılır ve cezai sorumluluk doğmaz.

Meşru Müdafaanın Şartları Nelerdir?

Meşru müdafaa (nefsi müdafaa) haksız bir saldırıya karşı yapılan zorunlu savunmadır. Türk Ceza Kanunu’na göre meşru müdafaanın gerçekleşebilmesi için şu şartlar gerekir:

  1. Haksız bir saldırı: Kişiye ya da başkasına yönelik, devam eden veya gerçekleşmesi kesin bir saldırı olmalıdır.
  2. Saldırıyla orantılı savunma: Savunma, saldırıyı önleyecek düzeyde olmalı, aşırıya kaçmamalıdır.
  3. Saldırıya karşı zorunlu savunma: Savunma kaçınılmaz olmalı, başka bir şekilde saldırıyı engelleme imkanı bulunmamalıdır.

Bu şartlar yerine getirildiğinde, kişi cezai sorumluluktan muaf tutulur.

  • Bir saldırının bulunması gerekir,
  • Bu saldırı haksız olmalıdır,
  • Saldırı bir hakka yönelmelidir,
  • Saldırı gerçekleşmekte veya gerçekleşmesi ya da tekrarı muhakkak olmalıdır,
  • Savunmada zorunluluk bulunmalıdır,
  • Savunmanın saldırıya veya saldırana karşı yapılması gerekir,
  • Saldırı ile savunma orantılı olmalıdır.
  • Ortada Bir Saldırının Bulunması Gerekir: Meşru savunmadan bahsedebilmemiz için ortada mutlaka bir saldırı fiilinin olması gerekir. Saldırı fiilinin de kişinin kendisine ya da başka bir kişiye yönelik olarak bir tehlike gerçekleştirilecek ya da zarar verecek nitelikte olması gerekir. Nitekim ortada bir saldırı yoksa meşru savunmadan da bahsedemeyiz.
  • Saldırının Haksız Olması Gerekir: Saldırı eyleminin haksız olması gerekiyor. Eylemin haksız olmasından kasıt mutlaka suç teşkil etmesine gerek yoktur, hukuka aykırı olması da yeterlidir. Haksız saldırı meşru savunmada bulunan kişiye yönelebileceği gibi bir başka kişiye de yönelebilir. Aralarında hiçbir fark yoktur.
  • Saldırının Bir Hakka Yönelik Olması Gerekiyor: Saldırı eylemi yaşama, vücut bütünlüğüne, şerefe, cinsel dokunulmazlığa, malvarlığı üzerindeki haklara, mülkiyet hakkına ve zilyetliğe karşı olabilir.
  • Saldırı gerçekleşmekte, gerçekleşmesi ya da tekrarı muhakkak olmalıdır: Meşru savunmadan bahsedebilmemiz için saldırı fiilinin gerçekleşmesi şart değildir. Henüz başlamamış ancak başlaması muhtemel saldırı için de meşru müdafaa mümkündür.
  • Savunmada Zorunluluk Bulunmalıdır: Kişinin kendisine veya başkasına yönelik olan saldırıyı defetmek için savunmanın zorunlu olması gerekiyor. Zorunluluktan kasıt kişinin saldırıdan başka türlü kurtulma imkanının olmaması demektir.
  • Savunmanın saldırıya veya saldırana karşı yapılması gerekir: Olayda meşru savunmanın varlığından bahsedebilmek için saldırı ile savunma arasında illiyet bağının bulunması gerekiyor. Saldırıda bulunmayan bir kişiye karşı savunma yapılamaz. Bu sebeple savunma fiili saldırıyı yapan kişi ya da kişilere karşı yapılması gerekir. Eğer saldırıda bulunan kişi konusunda bir yanılma meydana gelirse hukuka uygunluk nedenlerinde yanılma söz konusu olabilecektir ve yanılmada failin bir kusuru yoksa fail bu yanılgıdan yararlanabilecektir.
  • Saldırı ile savunma orantılı olmalıdır: Yapılan savunmanın saldırıyı ortadan kaldıracak nitelikte olması gerekmektedir. Saldırıyı defetmek için yeterli olan güçten daha fazlasının kullanılmaması gerekir. Savunma sonucunda saldırana verilecek zararın savunma ile orantılı olması gerekir.
  • Mesela kişinin kendisine yönelik bir silahlı saldırı varsa bu saldırıya karşı saldırganı etkisiz hale getirmek için o da silahla karşılık verirse meşru müdafaa kapsamında değerlendirilir. Bununla beraber kendisine karşı yumrukla saldıran bir kişiye karşı silah kullanılması hali orantısız güç olacaktır ve meşru müdafaa kapsamında değerlendirilemeyecektir.

Meşru Müdafaa Halinde Sınırın Aşılması

TCK m.27’de sınırın aşılması hali düzenlenmiştir. Bu maddede ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınır eğer kast olmaksızın aşılması halinde fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı olan cezanın altıda birinden üçte birine kadar indirilerek hükmolunur.

TCK m.27/2’de ise meşru savunmada sınırın aşılması hali özel olarak düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir korku, heyecan, telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez.

Saldıran kişiye karşı savunma yapan kişinin içine düştüğü korku, heyecan ve telaş nedeniyle davranışlarını yönlendirme yeteneğini kaybettiği kabul edilir. Bu takdirde sınır aşılırsa fail kusurlu kabul edilmez.

Meşru Müdafaa Hali Bir Suç mudur?

Meşru müdafaa hali kanunumuzda bir hukuka uygunluk nedeni olarak düzenlenmiştir. Hukuka uygunluk nedenleri suçun unsurları arasında yer alan hukuka aykırılık halini ortadan kaldırarak fiili en baştan itibaren hukuka uygun hale getirir. TCK’de yer alan hukuka uygunluk nedenleri hakkın kullanılması, ilgilinin rızası, kanun hükmünü yerine getirme ve meşru müdafaadır. Eğer ki işlenen fiil neticesinde bir meşru müdafaa hali olursa kanaatimizce suç teşkil etmeyecektir.

Meşru Müdafaa Hali Adli Sicile İşler mi?

Meşru müdafaa, hukuka uygunluk nedenlerinden biridir. Türk Ceza Kanunu’na göre, meşru müdafaa halinde suç işlenmiş olsa bile hukuka uygunluk sebebi bulunduğu için sanık hakkında beraat kararı verilir (CMK m.223/2-d). Beraat kararları ise adli sicile işlenmez. Dolayısıyla, meşru müdafaa nedeniyle alınan beraat kararları adli sicil kaydına yansımaz.

Meşru Müdafaa ve Zorunluluk Hali Arasındaki Farklar Nelerdir?

  • Meşru müdafaa bir hukuka uygunluk sebebidir. Zorunluluk hali ise kusurluluğu ortadan kaldıran bir nedendir.
  • Meşru müdafaada amaç yapılan saldırıya karşı savunmayken zorunluluk halinde amaç gerçekleşecek olan tehlikelere karşı korunmaktır.
  • Meşru müdafaada saldırı ancak bir insan fiilinden kaynaklanır, zorunluluk halinde ise tehlike bir insan fiilinden, hayvanlardan veya doğa olayından kaynaklanmaktadır.
  • Meşru müdafaada savunma yalnız saldırgana karşı yapılırken zorunluluk halinde tehlikeye neden olan kişi dışında bir üçüncü kişiye karşı da işlenmektedir.
  • Meşru müdafaada kişi saldırıya kendisi sebebiyet vermiş olsa bile meşru müdafaa halinden yararlanabilir. Zorunluluk halinde ise kişinin tehlikeye bilerek sebebiyet vermemiş olması gerekmektedir.
  • Meşru müdafaa halinde beraat kararı verilirken zorunluluk halinde ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
  • Zorunluluk halinde verilen zararlardan dolayı fail hakkaniyet gereği sorumludur. Ancak meşru müdafaa halinde failin bir tazminat sorumluluğu bulunmamaktadır.
  • Zorunluluk halinde failin kaçarak kurtulabileceği bir tehlike varsa fail zorunluluk halinden yararlanamaz. Ancak meşru müdafaa halinde böyle bir şart aranmamaktadır.

Meşru Müdafaa – Nefsi Müdafaa Emsal Kararlar

YARGITAY Ceza Genel Kurulu (CGK) ve diğer daireler tarafından verilen çeşitli kararlar, genel güvenliği tehlikeye sokma, zorunluluk hali, meşru savunma ve diğer ceza hukuku konularında önemli hukuki içtihatlar ortaya koymaktadır.

Zorunluluk Hali ve Cezai Sorumluluk (YARGITAY CGK, E. 2012/1551 K. 2013/64 T. 19.2.2013)

Sanık, köpeğine saldıran sokak köpeklerini uzaklaştırmak amacıyla tüfekle havaya ateş etmişti. Yargıtay, bu durumu zorunluluk hali kapsamında değerlendirerek, sanığa ceza verilmemesi gerektiğine hükmetti. Kararda, sanığın bu davranışının tehlikeyi başka türlü bertaraf edemeyeceği ve fiilin meşru bir sebebe dayandığı vurgulandı.

Meşru Savunma Kapsamında Suç İşlenmesi (YARGITAY 4. CD., E. 2014/38918 K. 2019/246 T. 15.1.2019)

Sanık, bir grubun kendisine ve arkadaşına yönelik saldırısını önlemek için havaya bir el ateş etti. Yargıtay, sanığın meşru savunma kapsamında hareket ettiğine ve orantılı bir şekilde kendini savunduğuna hükmetti. Dolayısıyla sanığın suç kastı olmadığı kabul edildi.

Haksız Tahrik ve Ceza İndirimi (YARGITAY 1. CD., 30.05.2007 E. 2006/6172 K. 2007/4277)

Ticari anlaşmazlık nedeniyle yaşanan kavgada sanık, tartışma sırasında üzerine yürüyen maktule karşı bıçakla karşılık verdi. Yargıtay, sanığın haksız tahrik altında hareket ettiğini belirterek, bu duruma uygun bir oranda ceza indirimi yapılmasına karar verdi. Kararda, olayın gelişimi ve saldırının doğrudan sanığa yönelik olduğu dikkate alındı.

Genel Güvenliğin Tehlikeye Sokulması (YARGITAY 1. CD., 25.05.2007 E. 2006/5456 K. 2007/3967)

Sanık, bir grup tarafından üzerine saldırı yapılacağını düşünerek av tüfeği ile yere ateş etti. Bu durumda Yargıtay, sanığın savunma maksadıyla hareket ettiğine ve meşru savunma koşulları altında hareket ettiği için cezalandırılamayacağına hükmetti.

 

Türkiye Barolar Birliği’nin dergisinde yayımlanan kaynaklara aşağıdaki bağlantıdan erişebilirsiniz: TBB Dergisi – Sayı 75

Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara
WhatsApp