Makale Başlıkları
Finansal kiralama, işletmelerin kuruluş aşamasında ya da büyüme dönemine geçtiklerinde yatırımlarını gerçekleştirebilmek için ihtiyaç duydukları orta vadeli bir finansman yöntemidir. İşletmeler ihtiyaç duymuş oldukları şeyleri satın alarak kaynaklarını tüketmek yeine makine ve teçhizat gibi sabit varlıkları kiralama yoluna gitmişlerdir.
Sabit varlıkların satın alınması yerine kiralama yoluyla temin edilmesi sayesinde, işletmelerin yatırım sermayesinin de düşmesini sağlamaktadır. Bu sayede yatırım kararı almak kolaylaşacaktır.
Finansal kiralama, belirli bir süre için kiralayan ve kiracı arasında yapılan ve kiralayan tarafından satın alınan bir malın mülkiyetini kiralayanda, kullanım hakkını belirli bir bedel karşılığında kiracıda bırakan sözleşmedir.
Finansal Kiralama Sözleşmesinin Tarafları Kimlerdir?
1-Kiralayan (Finansal Kiralama Şirketi);
şirketi, kiracı tarafından seçilen malı satın alarak sözleşme hükümleri uyarınca kiralamaktır. Finansal kiralama şirketi olarak kimlerin faaliyet gösterebileceği 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile belirtilmiştir. Kanuna göre; katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile finansal kiralama şirketleri kiralayan olabilecektir.
Bir şirketin finansal kiralama sözleşesinde kiralayan olabilmesinin şartları nelerdir?
-Anonim şirket olarak kurulmalı ve kurucu ortak sayısı beşten az olmamalı,
– Pay senetleri nakit karşılığı çıkarılmış olmalı ve tamamı nama yazılı olmalı,
-Ticaret unvanında ”Finansal Kiralama Şirketi”, ”Faktoring Şirketi” veya ”Finansman Şirketi” ibarelerinden biri bulunmalı,
-Kurucularının, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nda sayılan şartlara sahip olması
-Yönetim kurulu üyelerinin Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun kurumsal yönetim hükümlerinde belirtilen nitelikleri ve planlanan faaliyetleri gerçekleştirebilecek mesleki tecrübeye sahip olması,
-Nakden ve her türlü muvaazadan ari olarak ödenmiş sermaye en az yirmi milyon Türk Lirası olmalı,
– Ana sözleşme Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu hükümlerine uygun olmalı,
-Kurum etkin denetimini engellemeyecek şeffaf ve açık bir ortaklık yapısına sahip olmalı,
-Öngörülen faaliyet konularına ait iş planlarını, kuruluşun mali yapısı ile ilgili projeksiyonlarınıı, ilk üç yıl için bütçe planını ve yapısal örgütlenmesini gösteren bir faaliyet programını ibraz edilmelidir.
Kuruluş izni alan şirket faaliyete başlayabilir mi?
Kuruluş izni alan bir şirketin faaliyete başlayabilmesi için, ayrıca faaliyet izni alması gerekmektedir. Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu madde 7 kuruluş izni almış şirketin faaliyete geçebilmesi için gereken şartları öngörmüştür. Bu kanuna göre kuruluş izni almış bir şirketin faaliyete geçebilmesi için gereken şartlar şu şekildedir:
a) Sermayesinin nakit olarak ödenmiş ve planlanan faaliyetleri gerçekleştirebilecek düzeyde olması,
b) Kurucuları tarafından 5 nci maddede belirtilen asgari sermayenin yüzde beşi tutarındaki sisteme giriş payının genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Maliye Bakanlığına bağlı muhasebe birimlerine yatırıldığına dair belgenin ibraz edilmesi,
c) Uygun hizmet birimleri ile iç kontrol, muhasebe, bilgi işlem ve raporlama sistemlerinin kurulmuş, bu birimler için yeterli personel kadrosunun oluşturulmuş ve personelin buna uygun görev tanımları ile yetki ve sorumluluklarının belirlenmiş olması,
ç) Yöneticilerinin, bu Kanunda belirtilen nitelikleri haiz olması, gerekir.
Finansal kiralama şirketleri şube açabilir mi?
şirketleri yurt içinde veya yurt dışında izin alarak şube açabilmektedirler. Şube dışında teşkilatlanmaya gidemez ve acentelik veremezler. Şubelerin nitelikleri ve izne ilişkin usul ve esaslar Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından belirlenir.
Kiralayan sözleşme konusu malı nasıl temin eder?
Kiralayan, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın alığı, başka bir şekilde temin ettiği ya da daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini kiracıya bırakacaktır. Kiralayanın mutlaka sözleşme konusu malı üçüncü kişiden temin etmesi şart değildir.
Kiralayan kendi deposunda yer alan bir ürünü kiralayabileceği gibi sözleşme konusu malı kiracıdan temin edebilir.
2-Kiracı;
Kiracı, finansal kiralama şirketinden malı kiralayan kişi veya kuruluşlardır. Hukuki işlem yapabilme ehliyetine sahip tüm gerçek veya tüzel kişiler kiracı olarak finansal kiralama sözleşmesine taraf olabilirler. Kiracının tacir olması veya başka bir niteliğinin bulunması gerekmez.
Finansal kiralama, üretim amaçlı yatırımlar için kullanılan bir yöntemdir. Kiracı, ticari muhasebeyi gerektirmeyen bir esnaf işletmesi, zanaatkar atölyesi veya muayenesinde mesleği ile ilgili alete ihtiyaç duyan bir serbest meslek sahibi olabilir.
Finansal kiralamanın sağladığı faydalar nelerdir?
Finansal kiralamanın kiracı bakımından sağladığı faydalar şu şekildedir:
-Kiracıya finansman kolaylığı sağlamaktadır. Kiracı, işletmesi için ihtiyaç duyduğu malı satın almak yerine kiralarsa, mülkiyeti elde etmek için harcayacağı miktar kiracıya kalacaktır. Böylelikle daha az bedel karşılığında malın kullanım hakkına sahip olmaktadır.
-Finansal kiralama sözleşmesinde taraflar sözleşmenin maddelerini serbestçe kararlaştırabilirler. Böylece kiracı kendisine uygun bir sözleşme ile esnek şartlara sahip olur. Bu sayede kiracı, ödeyebileceğeği miktara ve zamana uygun ödeme planı hazırlar.
-Teknolojik gelişmelere uyum sağlanmasına imkan tanımaktadır. Teknoloji alanında yaşanan gelişmelere uyum sağlamak isteyen işletmeler teçhizatını yenilemek zorunda kalır. Teçhizatın mülkiyetini elde etmek işletmeler açısından oldukça maliyetli olacaktır.
Ve bu halde işletmenin elinde teknolojik açıdan eski bir malvarlığı kalır. Bunun saklanması ve elden çıkarılması işletme için sorun oluşturur. Finansal kiralama sayesinde bu sorunlar yaşanmayacak ve işletme eski teçhizatını kolay bir şekilde yenileyebilecektir.
-Uzun vadeli planlara uymak zorunda kalmak yerine değişen piyasa koşullarına göre konum alabilmeyi sağlar.
Kiralayan bakımından finansal kiralama sözleşmesinin yararları nelerdir?
-Finansal kiralama yönteminin satışa göre kar oranı yüksektir. Malın sözleşme süresi sonunda kiracı tarafından satın alınmaması durumunda kiralayan malı devralır ve malın değerine sahip olur. Bu sayede malı yeniden değerlendirebilir.
-Risk oranı düşüktür. Finansal kiralama konusu malın mülkiyetini kendinde tutarak malın zilyetliğini kiracıya devretmektir. Bu nedenle risk oranı düşüktür. Kiracı kiralama bedelini ödeme güçlüğüne düştüğünde kirayan sözleşmeyi feshederek malın zilyetliğini her zaman geri isteyebilmektedir.
-Finansal kiralama sözleşmesinde kiralayan birçok teşvikten yararlanır. Ayrıca kiralayan gümrük vergisi bakımından bazı vegilerden muaftır ve vergi istisnası öngörülmüştür.
Finansal kiralamanın sakıncaları nelerdir?
-Bu yöntemde kiracı malın sahibi değildir. Sadece kullanım hakkına sahiptir. Dolayısıyla kiralama konusu malda herhangi bir değişiklik yapmak isterse öncelikle finansal kiralama şirketinden izin almalıdır.
– Kur riski vardır. Sözleşmede kira bedellerinin yabancı para üzerinden belirlenmesi udurmunda uzun süreli bir sözleşmee ilişkisi olması nedeniyle sözleşmenin imzalandığı zaman ile sözleşme devamında kur farklılıkları ortaya çıkabilir. Uzun süreli enflasyonun da etkisiyle kiracı kur farkından olumsuz etkilenebilir.
-Kiracının kredi kullanım hakkını kısıtlamaktadır. İşletmedeki malların mülkiyetinin elde edilmesi yerine kiralanması halinde finansman ihtiyacı çıktığında kiracı, teminat oluşturacak malvarlığı konusunda sıkıntılar yaşayabilir.
Kiracı, sözleşme konusu malın mülkiyetine sahip olmadığından dolayı teminat ihtiyacı ortaya çıktığında kiralanan malı teminat gösteremez.
– Taraflar arasında kararlaştırılmışsa kiracı, sözleşme süresinin sonunda malın mülkiyetini elde edebilir. Ancak sözleşmede buna dair hüküm olmaması halinde kiracı, finansal kiralamaya konu mala sözleşmenin sonunda sahip olamayacaktır. Böylece kiracı, malın hurda değerinden mahrum kalacaktır.
-Rekabet şartlarının bozulmasına sebep olabilmektedir.
Finansal kiralama sözleşmesinin hukuki niteliği nedir?
Yargıtay, finansal kiralama sözleşmelerinin kira sözleşmesi niteliğinde olduğu görüşündedir.
Finansal kiralama sözleşmesinin özellikleri nelerdir?
-Tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.
-Sürekli borç doğuran bir sözleşmedir.
-Rızai bir sözleşmedir.
-İsimli bir sözleşmedir.
-Karşılıklı bir sözleşmedir.
Finansal Kiralama Sözleşmeleri nasıl kurulur?
FFFK madde 18’de sözleşmenin kuruluş yöntemleri düzenlenmiştir. Bu maddeye göre üç farklı yöntem ile kurulmaktadır.Bu yöntemlerden ilki, kiralayanın sözleşme konusunu üçüncü bir kişiden temin etmesidir. Kiracı malı kiralayandan sağlamaz, kiralayan sadece finansman sağlar. Bu yöntemde üç taraf bulunmaktadır.
İkinci yöntem kiralayanın sözleşme konusu malı kiracıdan satın almasıdır. Kiralama şirketi burada üçüncü bir kişiden malı satın almak yerine kiracıdan satın alarak tekrar malı ona kiralamaktadır.
Sat ve geri kirala olarak adlandırılan bu kiralama türünde, üçlü taraf sistemi yoktur. Bu kiralama türünde kiracı ve kiralayan finansal kiralama şirketi vardır. Kiracı ayrıca satıcı konumundadır.
Finansal kiralama sözleşmelerinin kuruluşunda üçüncü yöntem, kiralayanın önceden mülkiyetine sahip olduğu bir malı kiralamasıdır. Finansal kiralama şirketi malik olduğu malı kiralaması nedeniyle başkasına o malı temin edememektedir.
Bu kiralama türü doğrudan kiralamada olduğu gibi üçüncü bir kişi devreye girmeden doğrudan finansal kiralama şirketi kendisinin mülkiyetinde bulunan bir malı kiralamaktadır.
Finansal kiralama sözleşmesi hangi şekilde yapılır?
Resmi yazılı şekilde yapılmalıdır. Noterde düzenleme şeklinde yapılması geçerlilik şartıdır. Noter tarafından uygun şekilde düzenlenmeyen sözleşmeler geçersizdir.
Finansal kiralama sözleşmesine konu mallar nelerdir?
Sözleşmeye taşınır ve taşınmaz mallar konu olabilmektedir.
Finansal kiralama sözleşmesinin unsurları nelerdir?
1-Malın zilyetliğinin devredilmesi
2-Kira bedelinin ödenmesi
3-Tarafların anlaşmasıdır.
Emsal Kararlar
“… Her ne kadar adında “kira” sözcüğü yer almakta ise de finansal kiralama sözleşmesi, bir kira sözleşmesi değildir. Bir başka deyişle bu sözleşme, atipik bir sözleşmedir. Zira, bu sözleşmeler kira sözleşmesi olarak nitelendirilseydi, yasa koyucu tarafından ayrıca bir düzenlemeye tabi tutulmazlardı.
Dolayısıyla mahkemenin dava konusu alacağı, kira alacağı gibi değerlendirilerek (5) yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurması doğru değildir…” Yargıtay 19. HD., E.2014/9360, K.2014/13759, T. 18.09.2014
‘’ Davacı vekili, taraflar arasında düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, davalı şirketin ödemesi gereken kira bedellerini ödemediğini, kira borcunun ödenmesi için ihtarname keşide edildiğini ancak 60 günlük yasal süre dolmasına rağmen borcunu ödemediği gibi sözleşme konusu malı da teslim etmediğini iddia ederek sözleşmeye konu malın müvekkili şirkete aynen iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkili şirketin sözleşme şartlarına uygun olarak ödemelerini yerine getirmekte iken ülke ekonomisinin içinde bulunduğu şartlara paralel olarak davalı şirkette zor duruma girdiğini ve Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesinin 2012/261 esas sayılı dosyasında iflas erteleme kararı verildiğini, finansal kiralama konusu emtianın kiralayan davacıya iade olunması halinde iyileştirme projesinin gerçekleşemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece finansal kiralama konusu emtianın iyileştirme projesinin uygulanması için gerekli bulunduğu, derdest bulunan iflasın ertelenmesi davasında ihtiyati tedbir mahiyetinde takip yasağı kararı verildiği, bu durumda davacı kiralayanın fesih hakkının engellenmiş olduğu;
davacı kiralayana fesih hakkı tanınması yönünde bir karar verilmesi halinde de İİK m. 179/b hükmü icabına göre kiralayanın sözleşmeyi feshetmesi halinde, iflasın ertelenmesi süresi içinde takip yapmayacağı gözönünde tutularak erken açılan davanın reddi gerektiği gerekçesiyle erken açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 179/b maddesinde iflasın ertelenmesi kararı üzerine borçlu aleyhine takip yapılamayacağı ve evvelce yapılan takiplerin duracağı belirtilmiş, davalara etkisinden söz edilmemiştir.
Bu durumda davalı hakkında açılan sözleşmeye konu malın aynen iadesine ilişkin dava görülüp, hüküm kurulabilir. Ancak verilecek hükmün infazı, iflasın ertelenmesinin sonuna kadar yapılamaz. Somut olayda borçlu davalı hakkında iflasın ertelenmesi davası açılıp, erteleme kararı verildiği anlaşılmaktadır.
İflasın ertelenmesi talebinde bulunulması ve iflasın ertelenmesi kararının verilmesi borçlu davalı hakkında dava açılmasına veya açılan davanın yürütülmesine engel teşkil etmeyeceğinden mahkemece işin esası incelenip bir karar verilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.’’
Yargıtay 19. HD., E. 2013/7551 K. 2013/12134 T. 27.6.2013
‘’ Taraflar arasındaki malın iadesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Dava, iki adet Finansal Kiralama Sözleşmesine dayalı olarak davalıya teslim edilen iki adet aracın motorlu taşıtlar vergisi ve gecikme cezalarının davacı tarafça ödendiği iddiasıyla, sözleşme hükümleri gereği malların aynen davacıya iadesi istemine ilişkindir.
Davalı şirkete Tebligat Kanunu m. 35’e göre tebligat yapılmış, davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece dosya kapsamına göre davanın kabulüne, dava konusu 1 adet 1997 model 34 … 2359 plakalı çift kabinli açık kasa kamyonet ve 1 adet 1995 model 34 … 034 plakalı Chrysler Marka Jeepln araçların aynen davalıdan alınıp, davacıya iadesine, ihtiyati tedbirin devamına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
7201 sayılı Yasa’nın 10/1. maddesi uyarınca “Tebligat, tebliği yapılacak şahsa bilinen en son adresine yapılır.
Aynı Yasa’nın 35/4. maddesinde de daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan imzası resmi merciiler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlanna, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümlerinin uygulanacağı” öngörül-müştür.
Taraflar arasında farklı tarihlerde düzenlenmiş iki ayrı Finansal Kiralama Sözleşmesi mevcuttur. Sonraki tarihli sözleşmede yer alan davalı adresine tebligat çıkanlmamıştır.
Oysa belirtilen yasa hükümleri karşısında davalının sonraki tarihli sözleşmede yer alan adresine tebligat çıkarılması ve tebligatın bila tebliğ geri dönmesi üzerine aynı Yasa’nın 35. maddesine göre işlem yapılması gerekirdi.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden ve davalı usulüne uygun olarak duruşma gününden haberdar edilmeden yargılama yapılması, savunma hakkının kısıtlanmasına yol açan esaslı bir usul hatası olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yukanda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına (BOZULMASINA), bozma nedenine göre davalının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.’’
Yargıtay 19. HD., E. 2008/6374 K. 2009/2801 T. 6.4.2009Finansal kiralama, işletmeleri
Finansal kiralama süreçlerinde dijital platformların hukuki boyutları hakkında bilgi edinmek için Adalet Bakanlığı’nın ilgili sayfasını ziyaret edebilir veya iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.



