Makale Başlıkları
İfadeye Çağrılmak, kişi hakkında suç duyurusunda bulunulması veya şikayet edilmesi halinde kişinin olay hakkındaki bilgilerini ve ilk savunmasının alınması için yapılmaktadır.
Ceza soruşturmasında sadece şüpheli kişi ifadeye çağrılmaktadır. Yani ifadeye çağrılmak kişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ya da hakkında şikayet olduğunu gösterir. Kişi ifadeye çağrılmış ancak verilen süre içerisinde ifade vermeye gitmemişse bu durumda hakkında yakalama kararı çıkarılır.
Yakalanma halinde kolluk kuvvetleri tarafından karakola ya da savcılığa ifade vermesi amacıyla götürülür. İfade vermek için karakola götürülme halinde karakolda kişinin tutulacağı süre yirmi dört saati aşamaz.
Halk dilinde sıklıkla aynı gibi kullanılsa da ifade verme ve sorgu aynı değildir.
İfade verme şüphelinin kolluk görevlisi veya savcı tarafından soruşturma konusu suç ile ilgili dinlenmesi iken, sorgu şüpheli veya sanığın hakim veya mahkeme tarafından soruşturma ve kovuşturma konusu suç ile ilgili dinlenmesidir.
İfadesi alınması gereken kişi nasıl çağrılır?
İfadesi alınması gereken kişi davetiye ile çağrılır. Davetiyede çağrılma nedeni ve kişinin ifadesine neden ihtiyaç duyulduğu belirtilmek zorundadır. Davetiyede neden çağrıldığına dair açıklama bulunmuyor ise en yakın kolluk merkezini arayarak çağrılma sebebi öğrenilebilmektedir.
İfade vermeye davetiyeyle çağrılmasına rağmen gitmeyen kişi hakkında zorla getirme kararı verilebilmektedir. Zorla getirme kararı hakim veya savcı tarafından verilmektedir. İfade vermeye gidilmemesi halinde kolluk tarafından zorla getirme kararı verileme.
İfadeye ne zaman çağrılır?
İfade alma işlem kişi hakkında suçlama bulunması halinde gerçekleştirilir. Kişi hakkında bir suç duyurusu veya şikayet olmalıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu madde 145’e göre ifade vermeye çağrılmasına rağmen gelmemesi halinde zorla getirme kararı verilir.
Zorla getirme kararı ile çağrılan şüpheli veya sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç olmak üzere en geç yirmi dört saat içinde çağıran savcı, hakim veya mahkemenin huzuruna çıkarılır ve ifadesi alınır.
İfade sırasında kimler bulunabilir?
İfade sırasında zorunlu olarak bulunması gereken tek kişi çağrılmış olan kişidir. Kolluğun soru yöneltecek olması halinde kolluk görevlileri, savcı tarafından soru sorulacağı durumlarda ise ifade sırasında savcı bulunmaktadır.
İfade sırasında kişinin avukatı da bulunabilir. Haklı iken haksız duruma düşme ihtimaline karşı ifade sırasında avukat bulundurmak önem arz eder.
Şüpheli veya sanığın avukat bulundurma yönünde isteği olmasa bile kanundan kaynaklanan bazı durumlarda ifade alma işlemi sırasında avukat bulundurulması zorunludur.
Hatta bu durumlarda avukat bulundurmadan ifade alma işlemi yapılması halinde söz konusu ifade alma işlemi hukuka aykırı olur ve delil niteliği taşımaz.
Avukatın zorunlu olarak bulunması gereken haller nelerdir?
-Avukatı bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise,
– Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada kişinin istemi aranmaksızın bir avukat görevlendirilir.
Ayrıca seri muhakeme usulüyle yürütülen soruşturma halinde şüpheli veya sanığın avukata sahip olması zorunludur.
İfade nasıl alınır?
İfade sözlü veya yazılı olarak alınabilir. Ceza muhakemesi hukukunda kural, şüphelinin ifadesinin sözlü olarak alınmasıdır. Sözlü olarak ifade almada ilk işlem, şüphelinin kimliğinin tespiti, akabinde esasa ilişkin beyanlarının alınmasıdır.
Şüphelinin ifadesinin sözlü alınması, bazı yanlış anlaşılma, eksiklik ve belirsizlikleri, soru ve açıklamalarla düzeltme ve giderme olanağı verir.
Buna ek olarak, şüphelinin ifade sırasındaki psikolojisi, sorulan sorulara verdiği tepkiler, bedensel hareketleri de tutanağa geçirilecek beyanları kadar değerlidir. Şüpheli, isnat edilen suçlamalarla ilgili doğruları açıklamak zorunda değildir. İfade alınması esnasındaki sorulara gerçek dışı açıklamalarda bulunması ya da susma hakkını kullanması mümkündür.
Bu nedenle, sözlü alınacak ifadede, işlemi gerçekleştiren merci, şüphelinin psikolojik ve bedensel durumunu da gözlemleyerek ceza muhakemesi sürecinin ilerlemesine katkı sağlayabilecektir.
İfade alma işlemi yapılırken dikkat edilmesi gereken esaslar nelerdir?
1. İfade alma işlemine başlanmasından önce şüpheli veya sanığın kimliği saptanmaktadır. Kişi kimlik bilgilerini doğru beyan etmelidir.
2. İfade alma işlemine başlanılmadan önce yöneltilen suçlama anlatılmalıdır.
3. Avukat tutma hakkı hatırlatılmalıdır.
4. Susma hakkı hatırlatılmalıdır.
5. Şüpheli veya sanığa somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılmalıdır ve aleyhine var olan şüpheleri ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürme imkanı tanınır.
6. Şüpheli veya sanığa kişisel ve ekonomik durumu sorulmalıdır.
İfade tutanağı nedir?
Ceza muhakemesi hukukunda soruşturma evresinin yazılılığı gereği soruşturma işlemleri ve bir soruşturma işlemi olan şüphelinin ifadesinin de mutlaka tutanağa bağlanması gerekmektedir.
Soruşturma işlemlerinin tutanağa bağlanması kuralı, CMK m. 169’da düzenlenmektedir.
Şüphelinin ifadesinin alınması ve sorgusu, tanık ve bilirkişinin dinlenmesi veya bir keşif veya muayene sırasında savcı veya sulh ceza hâkiminin yanında mutlaka bir zabıt kâtibi bulunmalıdır. Bu işlemleri savcı veya sulh ceza hâkimi tek başına yapamaz;
aksi takdirde işlem yok hükmündedir. Zabıt kâtibinin, kanun ve usule uygun olarak görevlendirilmiş bir devlet memuru olması gerekmektedir.
Ancak, acele hallerde, Cumhuriyet savcısı veya sulh ceza hâkiminin, yemin verdirerek başka bir kişiyi de yazman olarak görevlendirmesi mümkündür.
İfade nerede ve ne zaman alınır?
Kural olarak ifade alma gündüz saatlerinde yapılır. Bazı hallerde, somut olayın niteliğine göre, şüphelinin yakalanmış olması ya da ifadenin alınması için gündüz vaktinin beklenmesinin gereksiz olacağı durumlarda, gece vakti de alınabilmektedir.
İfadenin alınacağı yer, şüphelinin dış etkilerden uzak, kendisini güvende hissedeceği ve sakin bir yer olmalıdır.
Bazı durumlarda eylemin gerçekleştiği yerde de ifadenin alınması mümkün olabilmektedir. İfadenin alınacağı yerin belirlenmesi soruşturmayı yapan makamın takdirindedir. Dikkat edilmesi gereken husus, ifade alma işlemi ve soruşturmanın gizlilik kuralına uygun bir şekilde tesis edilmesi zorunluluğudur.
İfade alınacak yer, karakoldaki ifade odası, şüphelinin evi ya da işyeri, yakalandığı yer, keşif mahalli, duruşma salonu gibi çok farklı yerler olabilir.
İfadenin alınacağı yerin kapalı bir mekân olması halinde, ortamda aydınlatma ve havalandırma koşulları uygun olmalı, odada rahatsız edecek şekilde alet ve gereçler olmamalı, ifade işlemi sırasında telefonla görüşme veya odaya sürekli başka kişilerin girip çıkması engellenmeli ve ifadenin akışı bölünmemelidir.
İfade alınacak yer için gerekli güvenlik önlemleri de alınmalıdır. Kapı ve pencerelerin şüphelinin kaçmasına imkân vermeyecek şekilde olması, şüphelinin silah olarak kullanabileceği şeylerin kendisinden uzak tutulması gerekmektedir.
İfade ne kadar sürede alınır?
İfade alma süresi, ölçülülük ilkesine uygun olmalıdır.
Maddi gerçeğe ulaşmak adına uzun ve şüphelinin dinlenmesine müsaade etmeksizin baskı altında bırakacak şekilde ifade alınması hukuka aykırıdır. İfade almanın süresini gözetirken şüphelinin yaşı, sağlık durumu, fiziksel ve ruhsal dayanaklılığına dikkat edilmelidir.
İfade almanın aralıksız 3 saat ve daha fazla sürmesi halinde hem şüphelinin hem de ifadeyi alan yetkilinin dikkatini vermede zorlandığı, tarafların işleme sabırlarının tükendiği ve telkin edici sorulara yöneldiği, yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir.
Fazla süren ifadelerde şüphelinin çelişkili ifadeler verdiği gözlemlenmiştir.
Bu nedenle, ifade almanın uzun süreceği durumlarda, belirli zamanlarda dinlenmek için ara verilmesi mümkündür. Bu aralarda şüphelinin ihtiyaçlarını gidermesine yardımcı olunmalıdır.
Ancak, dinlenme imkânı verilmesine rağmen, 9-10 saate ulaşan bir ifade alma işlemi makul/kabul edilebilir değildir ve işlemi hukuka aykırı hale getirebilir.
Emsal Kararlar
‘’ 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinin (c) bendi uyarınca görevlendirilen soruşturmacının, fezleke hazırlama aşamasında şüphelileri isim ve unvanlarıyla belirlemesi, şikayetçilerin, şüphelilerin ve varsa tanıkların ifadelerini alması, suçla ilgili lehte ve aleyhte tüm delilleri toplaması, gerekirse bilirkişi incelemesi, kriminolojik ve benzeri incelemeleri yaptırması;
buna ilişkin belgeleri sırasıyla fezlekeye eklemesi, tüm bilgi ve belgeleri değerlendirmesi, sonuçta şüphelilerin lüzum-u muhakemeleri veya men-i muhakemeleri yönünde kanaatini belirterek düzenleyeceği fezlekeyi soruşturma emri veren makama teslim etmesi, yetkili kurulun da iddia konusu suçun şüphelilerle illiyet bağını irdelemek suretiyle bir karar vermesi gerekmektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “İfade ve sorgunun tarzı” başlıklı 147 nci maddesinde, şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında veya sorguya çekilmesinde hangi hususlara uyulacağının düzenlendiği, buna göre, şüpheli veya sanığın kimliğinin saptanacağı, kendisine yüklenen suçun anlatılacağı, müdafi seçme hakkının bulunduğunun ve onun hukukî yardımından yararlanabileceğinin;
müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceğinin, müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirileceğinin hatırlatılacağı, ayrıca ifade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılacağı, ifade veya sorgunun bir tutanağa bağlanacağı, bu tutanakta da, ifade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yerin ve tarihin;
ifade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliğinin, ifade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine getirilip getirilmediğinin, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenlerinin, tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından okunduğunun belirtileceği ve bu kişilerin imzalarının alınacağı, imzadan çekinme hâlinde ise bunun nedenlerinin belirtileceği hükümlerine yer verilmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun “İfade veya sorgu için çağrı” başlıklı 145 inci maddesinde, ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişinin davetiye ile çağrılacağı, çağrılma nedeninin açıkça belirtileceği, gelmezse zorla getirileceğinin yazılacağı;
Kanunun “Zorla getirme” başlıklı 146 ncı maddesinde ise, hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan veya 145 inci maddeye göre çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebileceği, zorla getirme kararının, şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu;
kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini içereceği, zorla getirme kararının bir örneği şüpheli veya sanığa verileceği, zorla getirme kararı ile çağrılan şüpheli veya sanığın derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde çağıran hâkimin;
mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürüleceği ve sorguya çekileceği veya ifadesinin alınacağı, zorla getirmenin, bunun için haklı görülecek bir zamanda başlayacağı ve hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından sorguya çekilmenin veya ifade almanın sonuna kadar devam edeceği hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, 27.10.2017 tarihinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Acil Servisinde sağlık memuru olarak görev yapan şikayetçi K2 ‘e Araştırma Görevlisi K3 ‘nun hakaret ettiği ve fiziksel saldırıda bulunduğu iddialarıyla ilgili olarak Rektörlükçe yapılan soruşturmada, şüpheli sıfatıyla K3 ‘nun ifade vermeye çağrıldığı;
ancak şüphelinin ifade vermediği, Ceza Muhakemesi Kanununa uygun olarak şüphelinin ifadesinin alınmadan, eksik inceleme sonucu düzenlenen fezleke dikkate alınarak şüphelininlüzum-u muhakemesine karar verildiği görülmüştür. Diğer taraftan, şüphelinin hakkında verilen lüzum-u muhakeme kararına itiraz dilekçesinde;
24.10.2017 tarihinde nöbet sırasında şikayetçi K2 ‘in, kendisini elle taciz ettiğini ileri sürdüğü, söz konusu iddianın bu soruşturma kapsamında irdelenmesi, 24.10.2017 tarihindeki kamera kayıtları incelenerek ve varsa görgü tanıklarının ifadeleri alınarak, şüphelinin Psikiyatri Servisindeki takip ve tedavi süreci değerlendirilerek şüphelinin şikayetçi tarafından tacize uğradığı iddiasının kapsamlı olarak araştırılması suretiyle yeniden soruşturma yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, itirazın kabulüyle eksik incelemeye dayalı olarak düzenlenen soruşturma raporu esas alınarak verilen şüphelinin lüzum-u muhakemesine ilişkin Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğünce oluşturulan Yetkili Kurulun 31.5.2018 tarih ve 2018/7 sayılı kararının bozulmasına, söz konusu eksiklikler tamamlanmak suretiyle ivedilikle yapılacak soruşturma sonucunda yeniden düzenlenecek fezleke üzerine Yetkili Kurulca yeni bir karar verilmesi;
verilecek karar türüne göre şüpheliye ve şikayetçiye gerekli bildirimler yapıldıktan sonra tebligat alındıları ile birlikte Yasa gereği veya itiraz edilmesi halinde itiraz dilekçeleri de eklenerek Dairemize gönderilmesi için dosyanın karar ekli olarak Çanakkale On sekiz Mart Üniversitesi Rektörlüğüne iadesine, kararın bir örneğinin itiraz edene gönderilmesine 13.9.2018tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’ Danıştay 1. D., E. 2018/1603 K. 2018/1392 T. 13.9.2018
‘’ Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma sırasında şüphelinin ifadesinin alınmasına yönelik yakalama emri düzenlenmesine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2021 tarihli ve 2019/201686 soruşturma sayılı talebinin reddine dair;
Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.01.2021 tarihli ve 2021/374 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.01.2021 tarihli ve 2021/804 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.01.2021 tarihli kararı ile şüphelinin ifadesinin alınması için adreste oturup oturmadığına dair çevre araştırmasının yapılmadığından bahisle yakalama talebinin reddine karar verilmiş ise de;
dosya arasında yer alan Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı Talimat Bürosunun 08.10.2020 tarihli ve 2020/1594 sayılı yazısı ekindeki 01.10.2020 tarihli tutanaktan şüphelinin bildirilen adresinde bulunamadığının belirtildiği anlaşılmakla;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 98/1. maddesinde yer alan “Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir.”
şeklindeki düzenleme karşısında, bulunamayan ve çağrı yapılamayan şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesi gerektiği cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 23.03.2021 tarihli ve 94660652-105-06-3290-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.05.2021 tarihli ve 2021/48166 sayılı ihbarnamesi ile daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü: İncelenen dosyada;
şikayetçi vekilinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 17.12.2019 tarihli dilekçesi üzerine başlatılan adli soruşturma esnasında, şüpheli …’ın verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan ifadesinin alınması için Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı Talimat Bürosuna 22.09.2020 tarihli yazının yazıldığı, Çorum Emniyet Müdürlüğü Bahçelievler Polis Merkezi Amirliğinin yazısı ekindeki iki polis memuru imzalı 01.10.2020 tarihli tutanakta yer alan;
“Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 22/09/2020 tarih ve 2020/15944 Talimat dosyasına istinaden ifadesi alınması istenilen …’ın 0530… sayılı numarası polis merkezimize bağlı sabit hattan aranmış telefonu açan olmamış;
şahsın annesi olan Hanım SARITAŞ ile 0551… sayılı numarasıyla 01.10.2020 günü polis merkezimize bağlı telefonla yapılan görüşmede oğlu olan …’ın şu an için İstanbul ilinde olduğu ve açık adresinin nerede olduğunu bilmediğini, şahsın Kale Mahallesi Meram 1.Sokak No:4/6 sayılı adresine gidilmiş ve şahsa ulaşılamamış, şahıs idaremiz dahilinde temin edilemediğinden ifadesinin alınamadığına dair;
iş bu tutanak tarafımızdan tanzimle altı birlikte imzalanmıştır. 01.10.2020 saat:10.00” biçimindeki açıklamaların ardından Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı Talimat Bürosu tarafından 08.10.2020 tarihli yazıyla talimatın bila infaz gönderilmesini müteakip, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Bürosunca şüphelinin ifadesinin alınmasına yönelik yakalama emri düzenlenmesi talebinde bulunulması üzerine;
Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.01.2021 tarihli ve 2021/374 değişik iş sayılı kararı ile “…Her ne kadar şüpheli hakkında yakalama kararı verilmesi talep edilmiş ise de, şüphelinin UYAP sisteminde;
‘KALE MAH. MERAM 1. SK. NO:4 İÇ KAPI NO:06 ÇORUM MERKEZ’ olarak mernis kaydının bulunduğu 01/10/2020 tarihli kollukça tutulan tutanak içeriğinden anlaşılacağı üzere şüphelinin adreste oturup oturmadığına dair çevre araştırmasının yapılmadığı…” gerekçesine dayalı olarak, şüphelinin ifadesinin alınmasına yönelik yakalama emri düzenlenmesine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2021 tarihli ve 2019/201686 soruşturma sayılı talebinin reddine karar verildiği;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan 13.01.2021 tarihli itirazın da, aynı mahkemece, “…Her ne kadar şüpheli hakkında yakalama kararı verilmesi talep edilmiş ise de, soruşturma dosyasının incelenmesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı’na şüphelinin ifadesinin alınması için müzekkere yazıldığı, dosya içeriğinde Çorum Emniyet Müdürlüğü Bahçelievler Polis Merkezi Amirliğinin 01/10/2020 tarihli müzekkeresinde şüpheli …’ın evrakta belirtilen adresten temin edilmediği bildirildiği;
ancak dosya kapsamında şüpheli hakkında çevre araştırmasının yapıldığına dair herhangi bir tutanağının bulunmadığı görüldüğünden talebin reddine karar verildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Hakimliğimizin 08/01/2021 tarih ve 2020/374 değişik iş sayılı kararında belirtilen eksikliklerin giderilmeden hakimliğimiz kararına itiraz edildiği görülmekle;
Hakimliğimiz kararında düzeltilmesini gerektirir bir husus olmadığından ve itiraz yerinde görülmediğinden itirazın reddine…” gerekçesine dayalı olarak reddedilip, itiraz isteminin değerlendirilmesi için dosyanın merciine gönderildiği ve mercii Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.01.2021 tarihli ve 2021/804 değişik iş sayılı kararı ile de Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.01.2021 tarihli ve 2021/374 değişik iş sayılı kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 98/1. maddesinde;
“Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir.” hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, çağrı üzerine kasten gelmeyen veya tüm araştırmalara rağmen bulunduğu yerin bilinmemesi ya da hakkındaki soruşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak için saklanması gibi nedenlerle çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, yakalama müzekkeresi verebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada, şüpheli hakkında usulüne uygun çağrı ile şüphelinin mernis adresinde etkili bir soruşturma ve şüphelinin İstanbul’daki tebligata elverişli adresini tespite yönelik yeterli bir araştırma yapılmadan şüphelinin ifadesinin alınmasına yönelik yakalama emri düzenlenmesi talebinde bulunulması nedeniyle;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2021 tarihli ve 2019/201686 soruşturma sayılı talebinin reddine dair Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.01.2021 tarihli ve 2021/374 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.01.2021 tarihli ve 2021/804 değişik iş sayılı kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen ihbarnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görülmediğinden, Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.01.2021 tarihli ve 2021/804 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca;
isteme aykırı olarak REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’ Yargıtay 12. CD., E. 2021/3664 K. 2021/6591 T. 6.10.2021
İfade alma ve sorgu süreçleri hakkında daha fazla bilgi için Adalet Bakanlığı’nın resmi sayfasını ziyaret edebilir veya iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.



