Kilometresi Düşürülmüş Araç Davası

Kilometresi Düşürülmüş Araç Davası, Aracın o güne kadar katetmiş olduğu mesafeyi kilometre sayacı göstermektedir. İkinci el araç satışlarında bazı satıcılar kilometre sayacında oynama yaparak alıcıyı yanıltarak arabanın değerini olduğundan daha yüksek gözükmesini sağlamaktadırlar.

Bu durumda ikinci el araç satan kişinin ayıptan sorumluluğu söz konusu olmaktadır.

Aracın kilometresini değiştiren kişinin kim olduğu veya satanın bundan haberinin olup olmaması önem taşımamaktadır. Alıcı bu durumdan haberdar değilse satıcının sorumluluğu söz konusu olmaktadır.

Kilometresi düşürülmüş otomobilin satılması durumunda somut olayın özelliklerine göre satıcının iki tür sorumluluğu doğmaktadır: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca ayıptan hukuki sorumluluk ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca dolandırıcılık suçundan cezai sorumluluk

Gizli ayıp nedir?

Alıcının satış işlemi esnasında bildiği ayıplardan satıcının sorumluluğu doğmaz. Ancak satıcı olağan gözden geçirme ile fark edilebilecek ayıplardan sorumlu olacağını alıcıya taahhüt etmişse bu durumda satıcının sorumluluğu doğmaktadır.

Araçtaki ayıp sıradan bir gözden geçirme ile anlaşılması mümkün olmayan, gizli bir ayıp olmalıdır. Aracın kilometresinin düşürülmesi de gizli bir ayıptır.

Sıradan bir gözden geçirilme ile fark edilememekte ancak aracın uzman kişilirce kontrol edilmesiyle ortaya çıkabilmektedir. Gizli ayıp halinde alıcı, gizli ayıbı fark ettiği anda satıcıya bildirmelidir. Aksi takdirde satıcı bu ayıptan sorumlu tutulamaz ve alıcı ayıbı kabul etmiş sayılabilir.

Kilometresi düşürülmüş araç alan kişi hangi yollara başvurabilmektedir?

Kilometresi düşürülmüş bir aracı satılan alan alıcı dava açarak sözleşmeden dönebilir veya bedelden indirim talep edebilir.

Kilometresi düşürülmüş araç satın alma davası ne zaman açılır?

Aracın satın alındığı tarihten itibaren iki yıl içerisinde açılmalıdır. Kilometre düşürme işlemi satıcı tarafından hileli bir şekilde yapılmış ise bu durumda dava on yıl içerisinde açılabilmektedir.

Kilometresi düşürülmüş araç davası kime karşı açılır?

Kilometreyle oynayan kişi farklı olsa bile bu dava aracı satan kişiye karşı açılmaktadır. Davanın açılabilmesi için kişinin zarar uğramış olması gerekmez. Eğer kilometreyi düşüren satıcı ise bu durumda satıcı hakkında dolandırıcılık suçundan soruşturma başlatılır.

Kilometreyi düşüren üçüncü bir kişi ise ve bu kişi biliniyorsa bu durumda da kilometreyi düşüren kişi hakkında dolandırıcılık suçundan soruşturma başlatılmaktadır.

Araç kilometre düşürme cezası nedir?

Hileli davranışlarla bir kişiyi aldatarak kendine ya da başkasına yarar sağlayan kişi dolandırıcılık suçunu işlemiş olur. Araç kilometresini düşüren satıcının amacı da aracı olduğundan daha yüksek fiyatta göstererek kendi ya da başkası adına maddi yarar sağlamaktır.

Dolayısıyla aracın kilometresinin düşürülmesi halinde dolandırıcılık suçu işlenmiş olur. Aracın kilometresini düşürme Türk Ceza Kanunu madde 158’de yer alan nitelikli dolandırıcılığa girmektedir.

Tacir veya şirket yöneticisi veya şirket adına hareket eden kişiler tarafından ticari faaliyetler gerçekleştirilirken işlenmesi halinde,

Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, meslekleri nedeniyle kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlenmesi halinde,

nitelikli dolandırıcılık söz konusu olmaktadır. Cezası ise 3 ile 10 yıl arasında hapis ve buna ek olarak beş bin güne kadar adli para cezasıdır.

Aracın kilometresinin düşürülmesi halinde savcılık kendiliğinden veya ihbar üzerine harekete geçmekte ve soruşturma başlatılmaktadır.

Kilometresi düşürülmüş araç davasında görevli mahkeme neresidir?

Davada görevli mahkeme araç alım-satımının taraflarına göre değişiklik göstermektedir.

-İki kişi arasında alım-satım işlemi yapılması halinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.

– Satıcının araç satım işlemini meslek olarak yapması halinde görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir.

-Aracı satan kişi ticari amaçla aracı satın alıyorsa bu durumda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.

Kilometresi düşürülmüş araç davasında yetkili mahkeme neresidir?

Yetkili mahkeme, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesi veya satıcının yerleşim yeri mahkemesidir. Tüketici mahkemesinin görevine girdiği durumda ise ayrıca tüketicinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

Emsal Kararlar

‘’ Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 13.10.2020 tarihli ve 2020/9248 Soruşturma, 2020/4870 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Tarsus 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.09.2021 tarihli ve 2021/2722 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 28.09.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2022 tarihli ve 2021/27668 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/74762 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/74762 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet Savcısı’nın, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda;

toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet Savcısı’nın 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği;

ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısı’nın soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Somut olayda;

müşteki tarafından, şüphelilerin kendisine kilometresi değiştirilmiş araç satarak dolandırdığını belirterek şikâyetçi olması üzerine, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca müştekinin denetim olanağını ortadan kaldıracak hileli hareketin bulunmadığı bu nedenle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;

araçların kilometre sorgularının yapılabildiği www.epttavm.com isimli internet sitesinde WVWZZZ1K Z8M047235 şasi numaralı araç için yapılan sorguya göre 01/11/2014 tarihinde aracın kilometresinin 157.589 olduğu, iş bu tarih ve sonrasında Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğü sahip bilgileri raporuna göre aracın önceki malikleri olan … ve … …’ın ifadelerinin alınması;

aracın alım satımına ilişkin kayıtlar ve muayenesine ilişkin belgelerin Tüvtürk muayene istasyonundan getirtilerek aracın kimin mülkiyetinde kilometresinin ve kaç kilometre düşürüldüğünün tespit edilmesi, müştekinin beyan ettiği sahibinden.com isimli web sitesinden araca ilişkin satış dokümanlarının istenilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;

Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için;

emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;

“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir.

Kararda itiraz …, süresi ve mercii gösterilir. …“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder;

itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. …“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere;

Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin, şüphelilerden … ile … plaka sayılı aracın satışı için anlaştığı, suça konu aracın Tarsus 6. Noterliğinin 23.06.2017 tarihli ve 7100 yevmiye numaralı sözleşmesi ile …’nin vekili sıfatıyla … tarafından şikâyetçiye satıldığı ve satış bedelinin … isimli kişiye gönderildiği;

satış esnasında aracın kilometresinin 156.056 olduğu, daha sonra yapılan muayeneye ilişkin araştırmada, aracın 01.11.2014 tarihinde 157.589, 28.01.2017 tarihinde ise 197.954 kilometrede olduğunun belirlendiği, böylece kilometresi düşürülmüş aracın satılarak dolandırıcılık suçunun işlendiğinin iddia olunması karşısında;

şüphelilerin ifadelerine başvurulması, araca ait varsa tramer kayıtlarının, önceki servis kayıtlarının ve muayenesine ilişkin belgelerin Tüvtürk Genel Müdürlüğünden getirtilerek aracın kilometresinin düşürülüp düşürülmediğinin, düşürülmüş ise Tarsus İlçe Emniyet Müdürlüğünün cevabi yazısı ekinde yer alan geçmişe ait tescil bilgileri de dikkate alınmak suretiyle kimin mülkiyetindeyken düşürüldüğünün tespit edilmesi;

araçtaki kilometre düşürülmesinin ne şekilde ve nasıl gerçekleştiğinin, basit bir kontrol ile anlaşılıp anlaşılmayacağının belirlenmesine yönelik teknik bilirkişiden rapor alınmasından sonra somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının takdir ve tayini gerekirken; “…eylemin hangi şüpheli tarafından gerçekleştirildiğine dair somut, yasal ve inandırıcı delil elde edilemediği, bununla birlikte;

müştekinin aracı bizzat görerek ve ekspertiz yaptırarak satın aldığı, aracın satın alınması esnasında basit bir sorgulama ile araç kilometresinin öğrenilebileceği, müştekinin denetim olanağını ortadan kaldırmadığı, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı…”

şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Tarsus 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.09.2021 tarihli ve 2021/2722 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA…’’ Yargıtay 11. CD., E. 2022/4972 K. 2023/2734 T. 10.4.2023

‘’ Davacı, Kırıkkale 5. Noterliği’nin 03/03/2014 tarih 1307 yevmiye no’lu satış sözleşmesi ile davalıdan N1 plakalı 2004 model X1 aracı 32.000,00 TL’ye satın aldığını, aracı aldıktan sonra plakasını N2 olarak değiştirip 3.000,00 TL civarında bakım yaptığını, yaklaşık yedi buçuk ay sonra aracı başkasına satarken kilometresinin düşürüldüğünü öğrendiğini;

davalıya durumu bildirip, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/12971 E. Sayılı dosyası ile şikayet ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 23/05/2016 tarihli dilekçe ile talebini 4.000,00 TL olarak artırmıştır.

Davalı, davacının satış sırasında malın ayıplı olduğunu bildiğini, bu nedenle de aracı değerinin altında satın aldığını, sözleşmede belirtilen satış bedelinin 25.000,00 TL olduğunu, aracın rayiç değerinin bu bedelin üzerinde olduğunu;

kendisinin de aracı 01/04/2013 tarihinde K1 isimli şahıstan satın aldığını, 8 ay sonra aracı davacıya sattığını, iyiniyetli olduğunu, kendisinin de aracı bu şekilde alıp kullandığını, herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, davacının davaya konu aracı 32.000,00 TL bedelle ikinci el olarak davalıdan satın aldığı, aracı üçüncü şahsa satmak istediği sırada yapılan kontrollerde aracın kilometresinde farklılık olduğunun anlaşıldığı, davalının durumdan haberdar edildiği, ihtardan sonuç alınamaması üzerine iş bu davanın açıldığı, davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, bilirkişi incelemesi sonucunda aracın gizli ayıplı olup, 3.820,90 TL değer kaybı bulunduğunun tespit edildiği;

ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 günlük süre geçtikten sonra 06/03/2015 tarihinde temerrüdün gerçekleştiği, davalının savcılıkta alınan beyanında, “aracı aldığı bedelden 2.000,00 TL düşük bedelle davalıya sattığını” belirtmesi ve Sulakyurt Noterliği’nin 01/04/2013 tarihli satış sözleşmesinde aracın bedelinin 36.500,00 TL olarak gösterillmesi dikkate alındığında, davalının;

“aracı 25.000,00 TL bedelle davacıya sattığı” şeklinde iddiasına itibar edilmediği, bilirkişi raporunda aracın ayıplı objektif değerinin 29.500,00 TL olarak tespit edilmesi nedeniyle, aracın 32.000,00 TL’ye satıldığının kabulü gerektiği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, 3.820,90 TL’nin dava tarihi olan 29/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı;

aracın satış bedelinin, noter satış sözleşmesinde 25.000,00 TL olarak belirtilmesine rağmen mahkemece söz konusu bu bedele itibar edilmediğini, bilirkişi raporunda da bu değer üzerinden hesaplama yapılıp değer kaybının oluşmadığı yönünde mütalaa bildirildiğini, mahkemenin ise 32.000,00 TL bedel üzerinden değerlendirme yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Türk Borçlar Kanunu’nun 219 ve devamı maddelerinde düzenlenen, satış sözleşmesinde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanmaktadır.

Adı geçen Kanun’un 219. maddesinde, “Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.

Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.

Aynı Kanun’un 227. maddesi gereğince alıcı, ayıbı ihbar etmek suretiyle satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere, satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarına sahiptir.

Somut olayda, tüm dosya kapsamı ve denetime açık bilirkişi raporu gereğince, davacıya satılan aracının, satış akdi esnasında kilometresi düşürülmüş olup, aracın gizli ayıplı olduğunun anlaşılmasına, bu durumda davalı satıcının, gizli ayıplı araç satışı ve ayıba karşı tekaffül borcu nedeniyle, davacı alıcıya karşı, ayıpların varlığını bilmese dahi sorumlu olmasına;

davacı alıcının, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim (satılandaki değer kaybını) istemekte haklı bulunmasına, öte yandan davalı satıcının Cumhuriyet Savcılığında alınan beyanı ve diğer mevcut delillere göre mahkemece, dava konusu aracın davacıya 32.000,00 TL bedelle satıldığının kabul edilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-Davalının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1/b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Aşağıda dökümü yapılan bakiye istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran davalı üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf kararının yerel mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 06/04/2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.’’

Ankara BAM, 4. HD., E. 2017/466 K. 2017/381 T. 6.4.2017

Kilometresi düşürülmüş araç davaları hakkında daha fazla bilgi almak için Adalet Bakanlığı’nın resmi sayfasını ziyaret edebilir veya iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara
WhatsApp