Cinsel istismar nedir?

Cinsel istismar nedir?, istismar, gücü veya otoriteyi elinde bulunduranın, kendisine göre zayıf konumda olana psikolojik, fiziksel, cinsel anlamlarda baskı kurarak kötü muamelede bulunmasıdır.

Cinsel istismar, çocuğa karşı gerçekleştirilen cinsel nitelikli davranışlardır ve bu suç, TCK’nın 103.maddesinde ‘cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar’ başlığı altında düzenlenmiştir.

Bu suç tipinde mağdur çocuktur ve fail, kendi cinsel hazzı için mağdur olan çocuğu kötüye kullanmaktadır. Suçun oluşumu bakımından gerçekleştirilen davranış dokunma, penetrasyon ve sömürü şeklinde olabileceği gibi temas olmadan da gerçekleşebilir.

Çocuk kavramı ise kanunumuzda ’18 yaşını doldurmamış birey’ olarak tanımlanmıştır.

15 yaşından küçük çocuğun cinsel istismarı cezası  

TCK’nın 103. maddesinde yaş bakımından bir ayrım yapılmıştır. Buna göre, 15 yaşını tamamlamamış olan çocuklar ile 15 yaşını tamamlamış olmakla beraber fiilin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek düzeyde olmayan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü davranış cinsel istismar sayılarak bu maddenin kapsamına girecekken;

15 yaşını tamamlamış fakat 18 yaşını tamamlamamış olan çocuklara karşı cebir, tehdit ve hile gibi iradeyi etkileyecek yollarla gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış bu maddenin kapsamına girecektir.

Yani 15-18 yaş aralığındaki bir çocuğa karşı gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabilmesi için iradeyi etkileyen sebeplerin varlığı gerekirken 15 yaşını tamamlamamış veya tamamlasa dahi gerçekleştirilen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını anlayabilecek düzeyde olmayan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlücinsel davranış cinsel istismar olarak değerlebirilecektir.

Cinsel istismar suçunun hukuki yaptırımları

Cinsel istismar suçunun yaptırımı da TCK’da ikili bir ayrım yapılarak düzenlenmiştir.

Bir çocuğa karşı cinsel davranışlar gerçekleştiren kişi 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırken söz konusu davranışlar sarkıntılık düzeyinde kalmışsa çocuğa karşı bu davranışları gerçekleştiren kişi 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacaktır.

Mağdur çocuk 12 yaşını tamamlamamışsa ve istismar söz konusuysa verilecek ceza 10 yıldan az olamazken eğer söz konusu davranışlar sarkıntılık düzeyinde kalmışsa verilecek ceza 5 yıldan az olamayacaktır.

Cinsel istismar suçu vücuda sair cisim veya organ sokularak gerçekleştirilmişse verilecek ceza 16 yıldan az olamaz. Bu halde eğer mağdur 12 yaşını tamamlamamışsa verilecek ceza 18 yıldan az olamayacaktır.

TCK’nın 103. maddesinin devamında ise daha fazla cezayı gerektiren nitelikli haller düzenlenmiştir. Buna göre; suç birden fazla kişi tarafından birlikte, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanılarak, üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba;

üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmişse verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

Ayrıca bu suç 15 yaşını tamamlamamış veya tamamlamakla birlikte fiilin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek düzeyde olmayan çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanılarak işlenirse ya da 15-18 yaş aralığında olan bir çocuğa karşı silah kullanarak gerçekleştirilirse verilecek ceza yine yarı oranında artırılacaktır.

Cinsel istismar suçunu işleyebilmek amacıyla cebir veya şiddete başvurulmuş ve bu sebeple kasten yaralama suçunun ağır neticelerine sebep olunmuşsa, cinsel istismar suçuna ek olarak ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulama alanı bulacaktır.

Cinsel istismar sonucu eğer mağdur bitkisel hayata girmiş veya ölmüşse ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunacaktır.

Cinsel istismar suçunun cezasının uygulama süreçleri

TCK’nın 61. maddesine göre hakim, somut olayda suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığını;

failin kast ve taksire dayalı kusurunun ağırlığını, failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirleyecektir.

Bu aşamada belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulandıktan sonra sonuç ceza belirlenecektir.

Ayrıca söz konusu maddenin7. fıkrasında sonuç cezanın 30 yıldan fazla olamayacağı da öngörülmüştür. Yani sonuç ceza 30 yılın üzerinde ise bu süreye indirilmesi gerekecektir.

Cinsel istismar suçu (suçun sarkıntılık düzeyinde kaldığı hallerde failin de çocuk olduğu durum hariç) şikayete tabi olmadığından re’sen kovuşturulacaktır. Yetkili mahkeme suçun işlendiği yerdir. Fakat cinsel istismar suçu kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuyla birlikte işlenmişse, söz konusu suç kesintisiz suçlardan olduğu için kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesi yetkili olacaktır.

Cinsel istismar suçunda görevli mahkeme, sarkıntılık düzeyinde kalan basit cinsel istismar söz konusuysa Asliye Ceza Mahkemesi, diğer hallerde ise Ağır Ceza Mahkemnesidir.

Cinsel istismarın fiziksel belirtileri ve erken teşhis yöntemleri

Cinsel istismara maruz kalan çocuklar, ebeveynlerinin tepkisinden, istismarcı failin kendisinden veya tehditlerinden korktuğu ve utandığı için bu konuyu etrafındakilere anlatmaktan çekinebilir. Dolayısıyla ebeveynler için bu durumu fark edebilmek, eğer ki çocuğun yaşı gerçekleştirilen fiili anlayamayacak düzeyde küçükse, oldukça zorlaşabilir.

Cinsel istismarın bazı belirtileri:

Açıklanamayan darbe izleri ve yaralar

Uyku düzeninde bozulmalar

Cinsel organlarıyla fazla uğraşma

Vücudu saklamak amacıyla fazla bol kıyafetler giyilmesi

Kendini ifade edememe hali

Yürürken veya otururken zorlanma

Kendini aşırı temizleme isteği

Müstehcen dil kullanımı

Depresif ruh hali

Aşırı sinirlilik

Cinsel istismara uğrayan çocuğun psikolojisi ve destek yöntemleri

Cinsel istismar, çocuğun vücut dokunulmazlığının büyük bir ihlali olması sebebiyle çocukta ağır travmalar oluşturur.

Çocuk, yaşadığının cinsel istismar olduğunu fark edemeyecek kadar küçük de olsa ilerleyen yaşlarında yaşayacağı farkındalık da ona büyük travmalar yaşatacaktır.

Cinsel istismara maruz kalan çocukla konuşurken onun kullandığı kelimelerle ve onun dilinden konuşmak gerekir. Aynı zamanda tepkilerinize çok dikkat etmek, olayı anlatırken çocuğu desteklemek de büyük önem taşır.

Ayrıca çocukla konuşurken gerektiğinde temastan kaçınmalı, çocuğun güvende olmadığı bir ortamda hissetmesine sebep olunmamalıdır. Bunlara ek olarak mutlaka tedavi amacıyla gereken psikolojik destek için bir uzmandan yardım alınmalıdır.

Cinsel istismarda kamu davası nasıl düşer?

Ceza muhakemesinde, soruşturma sonucunda suçun işlendiğine dair yeterli şüphe oluşursa savcı iddianame düzenleyerek kamu davasını açar. TCK’da da kamu davasının düşeceği haller sayılmıştır. Buna göre kamu davası; dava zamanaşımı, genel af, sanığın ölümü, şikayetten vazgeçme, ön ödeme ve uzlaşma hallerinde düşecektir.

Cinsel istismar suçu uzlaşmaya tabi suçlardan olmamakla birlikte şikayete tabi suçlardan da değildir ve resen kovuşturulur. Bununla beraber, suç sarkıntılık düzeyinde kalmışsa şikayete tabidir. Dolayısıyla sarkıntılık sınırını aşan cinsel istismarda şikayetten vazgeçilmesiyle kamu davası düşmeyecektir.

10. Cinsel İstismarın Uzun Dönem Etkileri: Psikolojik ve Sosyal Çözümler

Cinsel istismar suçu, mağdur çocuklarda çok büyük yıkım ve travma oluşturduğundan uzun süreli etkiler bırakabilmektedir. Çocuk, seneler geçtikten sonra erişkin yaşlarına geldiğinde dahi, istismarın çocukluğunda ortaya çıkmayan etkileri gün yüzüne çıkabilmektedir.

Bu durumun mağdurlarda uzun süreli etkileri; depresyon ve anksiyete gibi psikolojik rahatsızlıklar, öfke nöbetleri, düşmanca tavırlar gibi davranış bozuklukları olabilir.

Özellikle düşük benlik saygısı da çok sık görülmektedir. Ayrıca ilerleyen yaşlarda cinsellikten korkma ve uzaklaşma gibi etkileri de ortaya çıkmaktadır.

İstismar sonrasında mağdur çocuğa derhal tıbbi ve psikolojik destek sağlanmalı ve çocuğun sosyal hayatına ve eğitimine normal seyrinde devam edebilmesi, özgüveninin geliştirilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır.

11. Çocuğun Çocuğa Cinsel İstismarı

TCK’ya göre fiili işleyen çocuk, fiili işlediği sırada 12 yaşını tamamlamamışsa bu çocukların ceza sorumluluğu olmadığından kovuşturma yapılamayacaktır.

Ancak bu çocuklara, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilecektir. Ayrıca eğer fail, fiili işlediği sırada 12 yaşını tamamlamış fakat 15 yaşını tamamlamamışsa, burada, gerçekleştirdiği fiilin anlam ve sonuçlarını anlayabilip anlayamadığına, hareketlerini yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediğine göre, cezalandırma bakımından ikili bir ayrım yapılmaktadır.

Buna göre fail çocuk 12-15 yaş aralığında ve  gerçekleştirdiği fiilin anlam ve sonuçlarının farkında olup hareketlerini buna göre yönlendirebiliyorsa cezası kanunda öngörülen oranlarda indirilecektir. Aksi halde kovuşturma yapılamayacak, fakat çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilebilecektir.

TCK’da çocuğun çocuğa cinsel istismarına ilişkin ‘’..sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır’’ hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre suçun faili de mağduru da çocuksa ve fiil sarkıntılık düzeyinde kalmışsa, mağdurun veli ya da vasisinin şikayeti olmadıkça soruşturma ve kovuşturma yapılamayacaktır.

Çocuğun çocuğa cinsel istismarına ilişkin bazı Yargıtay kararları:

‘5237 sayılı TCK.nın 103. maddesinde düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunun failinin cinsiyet farkı gözetilmeksizin herkes olabileceği, 15 yaşından küçüklerin birbirleriyle cinsel ilişkiye girmesi ve cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda vücuda organ sokan failin eyleminin TCK.nın 103/2. maddesinde yer alan suçu oluştururken vücuduna organ sokulan failin eyleminin TCK.nın 103/1. maddesinde yer alan suçu oluşturacağı cihetle;

suç tarihinde 14 yaş 11 ay 25 günlük olan katılan mağdur Edanur ile 14 yaş 10 ay 19 günlük olan suça sürüklenen çocuk Oğuzhan’ın karşılıklı istekleriyle cinsel ilişkiye girdikleri böylece her ikisinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işledikleri iddiasıyla görülen davada;

mahkemece “suçun işlenmesinde kimin etkin yani kimin fail veya mağdur olduğunun anlaşılamadığı” gerekçesiyle taraflar hakkında beraat kararları verildiği, bu kararın yalnızca katılan mağdur Edanur vekilince temyiz edildiği gözetilerek yapılan incelemede;

katılan mağdurun aşamalardaki beyanı, suça sürüklenen çocuğun ikrara yönelik savunmaları ve tüm dosya içeriğine göre;

suça sürüklenen çocuk Oğuzhan’ın 15 yaşını bitirmemiş katılan mağdura yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sabit olduğu halde, bu suçtan mahkûmiyeti yerine yerinde olmayan gerekçeyle beraatine hükmolunması, bozma nedenidir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/7112 E. , 2014/5614 K.).’

Sanık Ö. hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde (..), onbeş yaşından küçük olan sanığın işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması , isabetsizdir.’’ ( Yargıtay 14.Ceza Dairesi 2014/11133 E., 2015/3205 K.)

Sanık O. hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelenmesinde; sanığın 2011 yılı Ağustos ayında mağdureyi boş bir inşaata götürüp cinsel ilişkiye girmek, bundan 2-3 hafta sonra aynı yerde cinsel organını mağdurenin ağzına sokmak şeklinde gerçekleşen eylemleri ile ilgili olarak O.

hakkında Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli çocuk psikiyatri uzmanı tarafından düzenlenen 10.2.2014 tarihli raporda ‘ (…) çocuğun davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince geliştiğine, fiili işlediği zaman şuurunun ve harekatının serbestisini tamamen kaldıracak surette akıl hastalığına duçar olup olmadığına, veya fiili işlediği zaman şuurunun veya harekatının serbestisini önemli derecede azaltacak surette akıl maluliyete müptela olup olmadığına şuan karar verilemeyeceğinin (…)’ bildirilmesi karşısında;

O.’ın suç tarihinde cezai sorumluluğunun bulunup bulunmadığını, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı ve fiile ilişkin davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp sonucuna göre çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, isabetsizdir’’ ( Yargıtay 14.Ceza Dairesi 2014/11133 E., 2015/3205 K.)

12. Basit Cinsel İstismarda Af: Genel Af – Özel Af

TCK’nın 65. maddesinin 1. fıkrasında genel af düzenlenmiştir.Buna göre, genel af halinde kamu davası düşecek ve hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkacaktır. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise özel af düzenlenmiştir. Buna göre özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya hapis cezasının süresi kısaltılabilir ya da adli para cezasına çevrilebilir.

Fakat cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları, affa rağmen etkisini devam ettirir. Özetle, genel af halinde bir suç tüm neticeleriyle birlikte ortadan kalkarken, özel afta bütün sonuçlar ortadan kalkmaz. Özel af ile yalnızca hapis cezası ortadan kaldırılabilir ya da süresi kısaltılabilir. Ayrıca özel af, belli bir şahsa ya da bir topluluğa özgü olarak çıkarılabilir.

Genel af çıkarma yetkisi sadece yasama organı olan TBMM’ye, özel af çıkarma yetkisi de TBMM’ye ve Cumhurbaşkanına aittir. Anayasaya göre Cumhurbaşkanı, sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek veya kaldırmak üzere özel af çıkarma yetkisine sahiptir.

Yine Anayasaya göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tam sayısının 3/5 (beşte üç) çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilanına karar verebilir.

13. Nitelikli Cinsel İstismarda Beraat: Öne Çıkan Hukuki Örnekler

CMK’nın 223. maddesinde beraat sebepleri sayılmıştır. Buna göre:

(2) Beraat kararı;

a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,

b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,

c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,

d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,

e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,

Hallerinde verilir.

Yargıtay’ın nitelikli cinsel istismarda beraate ilişkin öne çıkan bazı kararları:

‘Mağdurelerin öğretmeni olan sanık …’yla ilgili olaylardan yaklaşık dört yıl sonra …’ın ifadesi ile başlayan soruşturmada, mağdurelerin hiç bir aşamada sanığın kendilerine yönelik eylemlerinden bahsetmemeleri;İ

tanıkla…’un mağdurelerin isimlerini vererek “bu öğrencileri öğretmenimiz dizine oturtarak soruları çözdürürdü” şeklindeki beyanlarının sanığın bu eylemleri cinsel amaçla gerçekleştirdiği hususunda şüphe oluşturması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında mevcut şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan (beş kez) beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi,

Sanıkla…’in savunmaları ve tüm dosya içeriğine göre adları geçen sanıkların üzerlerine atılı kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan cezalandırılmalarına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi..’

‘Mağdur hakkında Adli Tıp Kurumu 6.İhtisas Kurulunca düzenlenen 29.08.2011 tarihli raporda “ ifadelerine ana hatları ile ve diğer delillerle desteklendiği takdirde itibar edilebileceği” yönünde görüş belirtilmesi, suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlemediği yönündeki savunmaları,

mağdur tarafından olayın meydana geldiği bildirilen okulun üst katına ilişkin 31.05.2010 tarihli tespit tutanağı, mağdurun okulda olduğu zamanlarda gösterdiği davranışlara dair tanık öğretmenler …ile….’in beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında;

mağdurun genital muayenelerinde tespit edilen bulguların suça sürüklenen çocuğun eylemi ile oluşup oluşmadığı hususunun şüphede kaldığı ve mevcut şüphenin suça sürüklenen çocuk lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması..’

‘Mağdurenin aşamalardaki ifadeleri, olayın intikal şekli ve zamanı, savunma, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, mağdureyle cebir;

tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle cinsel ilişkiye girdiği ve üzerine atılı yağma suçlarını işlediği hususunda mağdurenin soyut ve hayatın olağan akışına aykırı beyanları dışında cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı;

mevcut haliyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu gözetilerek bu suçtan mahkumiyeti ile yağma suçundan (iki kez) beraatine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle mahkumiyet hükümleri kurulması..’

14. Cinsel İstismarda Delil Yetersizliği ve Yargıtay Kararlarının Analizi:

Ceza muhakemesinde delil serbestisi ilkesi ve vicdani kanaat sistemi geçerlidir. Buna göre iddianın kanıtlanmasına etki edecek her tür şey delil olarak değerlendirilecek ve her türlü delil hakim tarafından serbestçe değerlendirilebilecektir.

Cinsel suçlarda ispat meselesi diğer suçlara kıyasla oldukça zordur. Gerek mağdurun şikayette gecikmesi, gerek suçun çoğunlukla tanığa elverişsiz, karanlık, ıssız ortamlarda işlenmesi gibi sebeplerden dolayı olayı delillendirmek zorlaşmaktadır. Dolayısıyla bu tür davlarda maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi amacıyla her bir delil titizlikle incelenmelidir.

Cinsel suçlardaki ispat zorluğu sebebiyle Yargıtay, kararlarında bazı kıstaslar belirlemiştir: Mağdurun şikayette geç kalıp kalmadığı, faille mağdurun suçtan önceki iletişimi, mağdurun beyanlarındaki çelişkiler, beyanların hayatın olağan akışına uygun olup olmaması, mağdur ile fail arasında bir husumetin var olup olmadığı.

Cinsel suçlarda deliller bakımından diğer suçlardan farklı olarak mağdurun beyanı üstün tutulur. Mağdurun beyanı diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Yani diğer delillerle çelişen, ya da aksi ispatlanan mağdur beyanları üstün tutulmayacaktır.

Örnek Yargıtay kararları:

(Y14CD-K.2014/7982).:Olaydan önce tanımadığı sanığa kendi onur ve namusunu ilgilendiren bir konuda iftira atması için geçerli sebep bulunmayan mağdurenin, özünde değişmeyen samimi anlatımları, teşhis tutanağı, tanık … ve müşteki … aşamalarda değişmeyen;

tanık … olayın sıcaklığı ile alınan samimi beyanları ve tüm dosya kapsamı karşısında; sanığın olay günü okuldan çıkıp yürümekte olan mağdurenin karşısına çıkarak bacaklarını okşamak şeklinde gerçekleşen eylemi nedeniyle TCK.nın 103/1. maddesi (cinsel istismar suçu) gereğince cezalandırılması gerekirken oluşa uygun olmayan gerekçeyle beraatine karar verilmesi, bozma nedenidir

(Y14CD-K.2012/9346).:Lise öğrencisi olan mağdurenin kendi onur ve namusunu ilgilendiren bir konuda, kendisinden 42 yaş daha büyük olan sanığa iftira atmasını gerektirir;

sanık ile aralarında önceye dayalı herhangi bir husumetlerinin bulunmadığı gibi, mağdure ve annesinin aşamalardaki tutarlı ve samimi görülen anlatımlarına, tanık Havva’nın beyanları ve dosya içeriğine göre; okula gidip gelmek için sanığın evinin önünden geçen mağdureye;

bu geçişleri sırasında yaklaşık bir yıl boyunca evin camının iç kısmından pijamasını indirip cinsel organını gösterme biçiminde gerçekleşen eylemlerinin zincirleme şekilde cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden soyut ve kanuni olmayan gerekçelerle beraatine karar verilmesi, bozma nedenidir

(Yargıtay 8. Ceza Dairesi – 2019/14536 K.).:Suça sürüklenen çocuk müdafiin mağdura yönelik nitelikli cinsel saldırı eyleminde bulunulduğuna yönelik tanık beyanı olmadığına, alınan rapora göre mağdurun beyanlarına itibar edilemeyeceği belirtilmesine rağmen;

mağdurun beyanı esas alınarak mahkumiyet hükmü kurulmasının dosya kapsamına uymadığına, mağdurda fiili livata izine rastlanmadığına, suça sürüklenen çocuk aleyhine delil bulunmadığına dair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi uyarınca TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİNE (Yargıtay 8. Ceza Dairesi – 2019/14536 K.).

(YARGITAY 14.Ceza Dairesi-Karar: 2012/4772).:

Kendi onur ve namusunu ilgilendiren bir konuda iftira atması için geçerli sebep bulunmayan mağdurenin aşamalarda değişmeyen tutarlı ve samimi anlatımlarına göre mağdurenin üvey babası olan sanığın yalnız kaldıkları zamanlarda mağdureye cinsel içerikli sözler söylediği sabit olduğu halde, cinsel taciz suçundan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

Cinsel istismar ve bu konuda yasal süreçlerle ilgili detaylı bilgi almak veya hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Uzman ekibimiz, sorularınızı yanıtlamaktan memnuniyet duyar.

İletişim için tıklayın

Ayrıca, devletin konu ile ilgili sunduğu bilgilere erişmek için Adalet Bakanlığı Resmi Sitesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara
WhatsApp