Suçu İkrar Etme Nedir?

Suçu İkrar Etme Nedir? Suçu ikrar etme, bir kişinin işlediği suçu kabul etmesi anlamına gelir. Ceza hukukunda sanığın suçunu itiraf etmesi, delil olarak değerlendirilebilir ancak tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir. Hukuki süreçte, ikrarın baskı veya tehdit altında yapılmamış olması gerekir. Ayrıca, ikrarın mahkeme huzurunda veya kolluk kuvvetleri önünde alınması, usule uygun şekilde kaydedilmesi önemlidir. Suçu kabul etmenin ceza indirimi veya hukuki sonuçları olup olmadığı, olayın niteliğine ve yasal düzenlemelere bağlıdır.

SUÇU İKRAR ETME NEDİR?

Ceza Hukukunda Sanığın İkrarı Nedir?, Ceza hukukunda sanığın ikrarı savcının ve hâkimin suçları değerlendirirken hüküm vermesinde dikkate alınan bir durumdur. Ama sanığın ikrarı tek başına bir mahkûmiyet sebebi değildir. Diğer delillerle birlikte dikkate alınmaktadır.

Sanığın ikrarı kendisine yöneltilmiş olan bütün suçlamaları kabul etmesine denmektedir. Sanığın ikrarı yargılama sürecinde önemli bir yere sahiptir.

Ceza Yargılamasında İkrar Delilinin Hükme Esas Alınması İçin Gerekenler Nelerdir?

Ceza yargılamasında sanığın üzerine atılmış olan suçu işlediğini kabul etmesi suçun doğrudan sanık tarafından kabul edilmesi sonucunu doğurmayacaktır.

Bu husus başka delillerle beraber incelenip bu netice sonucunda hükme esas alınıp alınmayacağına karar verilecektir.

İçtihatlar gereğince ikrarın delil olarak hükme alınabilmesi için gerekenler aşağıda sayılmaktadır. Buna göre;

İkrarın sanığın özgür iradesine dayalı olup olmadığının incelenmesi gerekir.

Yapılan ikrarın hangi aşamada gerçekleştiği de önem arz etmektedir.

İkrarda bulunan sanığın beyanının ciddiyeti,

Sanık tarafından yapılan bu ikrarın başkaca emare ve delillerle desteklenip desteklenmediği,

İkrarda bulunan sanığın ikrarın sonuçlarını bilip bilmediği,

Yapılan ikrar hayatın olağan akışına uygun düşüp düşmediği gibi hususlar mahkeme tarafından dikkate alınır.

İkrar soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimliğinde, avukat huzurunda kollukta ve savcılıkta yapılabilir. Kovuşturma aşamasında ise yargılamanın yapıldığı mahkemede hâkim önünde yapılabilir.

CMK m. 148/4 gereğince kollukta sanığın ikrarını içeren ifade müdafii hazır bulunmaksızın alınmışsa, kolluk tarafından alınan ifade müdafii hazır bulunmaksızın alınmışsa, hâkim ya da mahkeme huzurunda şüpheli ya da sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

İkrar Bir Delil midir?

Ceza yargılamasında şüphelinin ya da sanığın suçu işlediğini ikrarı tek başına o suçun ispatı için yeterli değildir. Bazen yapılan ikrarlar maddi gerçeğin ortaya çıkmasını önlemekte ya da başka birisini korumak adıyla yapılabilir.

Bu sebepledir ki ikrarın başkaca delillerle desteklenmesi gerekir. Desteklenmemesi durumunda mahkûmiyete hükmedilmez.

Ceza muhakemesinde ikrarın bölünmezliği kuralı yoktur. Sanık ikrarının bir bölümünü kabul edebileceği gibi bir bölümünü de reddedebilir. Sanık ikrarından dönebilir bu durum olanaklıdır. Bu gibi durumlarda hâkim inkârı mı yoksa ikrarı mı üstün tuttuğunu açıklayarak sorunu çözmesi gerekir.

İkrar mahkeme ya da hâkim önünde ya da duruşma da yapılmış olsa bile hâkim vicdani kanaatine göre bu delili serbestçe değerlendirecektir.

Kolluk kuvvetleri tarafından alınan ifade eğer müdafii huzurunda alınmışsa ve kişiye karşı ikrar elde edilirken kötü bir muamelede de bulunulmamışsa bu ikrar kanıt olarak kabul edilebilir.

Soyut İkrar nedir?

Şüpheli ya da sanığın ikrarının başkaca delil ve emarelerle desteklenmemesi halinde soyut ikrar söz konusu olmaktadır. Soyut ikrar başkaca delil olmadığı için tek delil olarak hâkimi bağlamayacaktır ve hâkim sanık ya da şüpheli ikrar etmemiş gibi davranarak ikrarı yok sayacaktır.

Yapılan ikrar hâkim önünde dahi yapılsa başkaca delil ve emarelerle desteklenmesi gerekir. Dosyada mevcut olan delillerle de örtüşmelidir.

Soruşturma ya da kovuşturmanın herhangi bir aşamasında suçu işlediğini ikrar eden şüpheli ya da sanık yapmış olduğu ikrardan dönerek önceki beyanını reddetmesi halinde soyut ikrarı esas alınarak mahkûmiyete karar verilemez.

Tevilli İkrar( Kaçamaklı İkrar) Nedir?

Tevilli ikrarda sanık suçu işlediğini kabul etmekle birlikte bunu meşru savunma veya kışkırtma gibi cezayı azaltan veya ortadan kaldıran şartlar içerisinde işlediğini söylemesi veya dolaylı yoldan suçu işlediğini kabul etmesidir.

Tevilli ikrar uygulamada iki şekilde karşımıza çıkmaktadır.

1-)Şüpheli ya da sanık tarafından işlendiği iddia edilen fiilin yalnızca bir bölümünün işlendiğinin sanık ya da şüpheli tarafından kabul edilmesi suretiyle eylemin tamamına ilişkin dolaylı olarak ikrarda bulunulmuş sayılması tevilli yani kaçamaklı ikrar olacaktır.

2-) Şüpheli ya da sanığın eylemin kendisi tarafından işlendiğini kabul etmesine rağmen eylemin gerçekleşme sebebi, şekli ya da sorumluluk konusunda başka bir açıklama yapması da tevilli ikrar olarak kabul edilecektir.

Hukuk Muhakemesinde İkrar

HMK’ de ikrar madde 188’ de düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre tarafların ya da vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez denilmektedir.

İkrar sözlü ya da yazılı olarak yapılabilir. Duruşma esnasında sözlü olarak yapılacak ikrarın tutanağa geçirilerek ikrar edene okunup imzalatılması gerekir.. Mahkemeye verilecek dilekçeyle yazılı olarak da ikrar gerçekleşebilmektedir.

İkrar Beyanında Bulunabilecek Kişiler Kimlerdir?

HMK m.188/1’e göre davanın tarafları ya da vekilleri ikrar beyanında bulunabilir. Taraf kavramı içerisine davacı, davalı, asli ve feri müdahil girmektedir. Davanın tarafı olmayan üçüncü kişilerin beyanı ikrar teşkil etmez.

Mahkeme İçi İkrar / Mahkeme Dışı İkrar

Mahkeme içi ikrar HMK ‘ de düzenlenmiştir. Ama mahkeme dışı ikrar HMK’ de düzenlenmemiştir.

Mahkeme dışı ikrarın delil olarak kullanılabilmesi için bu ikrarında delillerle ispat edilmesi gerekir.

Mahkeme içi ikrar; hâkimin huzurunda yapılan ikrardır. Bu ikrarın kapsamına duruşma sırasında, keşif sırasında ve tarafların isticvap olunması halinde yapılan ikrarlar da bu kapsama girmektedir.

Mahkeme dışı ikrar başka emare ve delillerle desteklendiğinde ve ikrarın varlığı da ispat edildiğinde hâkim için bir takdiri delil niteliğine dönüşür.

Mahkeme dışı ikrar; tarafların veya tarafların yetkili temsilcilerinin mahkemeye yönelik olmayan ve üçüncü kişiler, karşı taraf ya da merciiler önünde yapmış oldukları ikrardır. Mahkeme dışı ikrar da sözlü ya da yazılı olarak yapılabilir.

Medeni Usul Yargılamasında İkrarın Bağlayıcılığı Nedir?

Medeni usul yargılamasında ikrar bağlayıcıdır. Mahkeme önünde edilen ikrar vakıayı çekişmeli olmaktan çıkarır.

HMK m. 188/2’ye ikrar sadece maddi bir hatadan kaynaklanması halinde geri alınabilir bu madde hükmü ikrarın bağlayıcı olduğunu ortaya koymaktadır. Karşı tarafta ikrara konu vakıayı ispat etmek zorunda da değildir.

Bir davada resen araştırma ilkesi uygulanıyorsa ve aynı zamanda mahkemenin ikrar ile bağlı olmadığı açıkça düzenlenen hallerde ikrar mahkeme içi ikrar olsa dahi hâkimi bağlamayacaktır.

Bununla beraber davada taraflarca getirilme ilkesi uygulanıyorsa mahkeme içi ikrar hâkimi bağlar. Bu sebepledir ki hâkim ikrar edilen vakıanın ispat edilmesini de isteyemez.

HMK m.187/2 hükmü gereğince herkesçe bilinen vakıalar çekişmeli sayılmaz yani ispatına gerek yoktur. Böyle bir durumda kişinin ikrarı herkesçe bilinen vakıayla çelişiyorsa hâkim ikrar ile bağlı değildir.

EMSAL KARARLAR

YARGITAY 6.CD., E.2015/1932 K.2018/1069 T.13.02.2018

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Ceza Muhakemesinin asıl amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Buna ulaştıracak araçlar ise delillerdir.

Deliller: Şahsi açıklamalar, tanık beyanları, sanık ve tanıklardan başka kişilerin açıklamaları, özel yazılı açıklamalar, görüntü ve/veya ses kayıt eden açıklama ve belirtiler şeklinde ayrıma tabi tutulabilir.

Bütün isnat araçları delildir. Soyut olarak deliller eşdeğerdedir.

Her olayda lehe ve aleyhe deliller vardır. Deliller; gerçekçi, akılcı, olayı yansıtan ve kanıtlamaya yararlı, hukuka uygun elde edildiklerinde değerlidirler.

Bu nitelikteki deliller serbestçe değerlendirildikten sonra, vicdani kanı oluşturacaktır. Vicdani kanı oluşturulurken, toplanan kanıtlardan herhangi birine itibar etme zorunluluğu yoktur.

Sanık ikrarı da bir delildir.

İkrar; aleyhe hukuksal sonuç doğuran bir olayı doğrulayan sanığın kabullenmesidir.

İkrar, tek başına kesin kanıt kabul edilemez. Çünkü bir kimsenin çeşitli nedenlerle ikrarda bulunması olanaklıdır. Yargıç önünde yapılan ikrarın dahi bağlayıcı olabilmesi için başka yan kanıtlarla doğrulanması gerekir. İkrarını geri alan sanığın önceki soyut ikrarına dayanılarak hiçbir zaman mahkumiyet kararı verilemez.

İkrar olunan olay yargıç önünde yapılıp, geri alınmayıp yan delillerle desteklendiğinde değerlidir. Başka bir ifade ile kanıtla doğrulanan ikrar değerlidir. Soyut ikrar tek başına yeterli olamaz.

Genelde yağma olaylarında tanık yoktur. Bu nedenle mağdurun beyanı ve teşhisi önemlidir. Birebir olayın muhattabı olan mağdurun serbest iradeye yaslı beyanı tutarlı süre gelen niteliğinde ise önde ve üstün niteliktedir.

İkrarda dahil hiçbir kanıt tek başına yargıcı bağlamaz.

İlk derece mahkemesinin tek ve asli görevi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Bunun için sanığın lehine ve aleyhine tüm kanıtları dava sonuçlanıncaya kadar toplar, tek tek ve/veya bir bütün halinde değerlendirip birbirini tamamlayan parçaları ele alıp, mantıksal bir yol izleyerek vicdani kanaate (hükme konu)sonuca ulaşır.

Varsayıma dayalı ve/veya kuşku duyularak hüküm kurulamaz. Geçerliliği tartışılır ve/veya kanıtlanmamış beyanlar varsa, ortada karanlık kalmış bir nokta olduğu söylenebilir.

Kanıtlar mutlaka sanığın suç işlediğini kesin olarak kanıtlayan bir noktaya ulaşmalıdır. Ulaşamıyorsa bu durum sanık aleyhine yorumlanmamalıdır.

Ceza yargılamasının en büyük ilkesi olan ”in dubia pro red” kuşkudan sanık yararlanır kuralına göre değerlendirme yapılacaktır.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelirsek;

Yakınan …’nın, 05.12.2007 tarihinde kollukça alınan ifadesinde ve 21.04.2008 günlü oturumda aynı yöndeki beyanlarında özetle; “…yüzünü göremediği bir kişinin;

ensesine eli ile vurup omuzunda asılı bulunan çantasını alarak kaçtığını, yakın bir yerde bekleyen beyaz renkli Ford marka bir arabaya bindikten sonra aracın hızla olay yerinden uzaklaştığını” belirttiği;

Sanık …’ın, 25.01.2008 ve 19.06.2008 günlü oturumlarda, “suç tarih ve saatinde ayakkabı imalatı yapan işyerinde çalıştığını, işyerinde kalfa olarak çalışan …, patronu olan Mustafa ve oğlu …’in buna tanık olduklarını;

sanık …. bir yıl önce yanında çalışmış olması nedeniyle tanıdığını, ancak kendisiyle kavga ettiğini,…. de çocukluk arkadaşı olduğunu;

onun da kendisi gibi ayakkabı imalatı yapan başka bir işyerinde çalıştığını,sanık …. kolluk ifadesini kabul etmediğini” beyanla, atılı suçu işlemediği yönünde savunma yaptığı;

16.09.2008 gün ve 2008/2 Esas, 2008/334 Karar sayılı karar ile hakkında kurulan mahkumiyet hükmü onanarak kesinleşen diğer sanık Ali Beyazkuş’un, 12.12.2007 tarihinde gerçekleşen başka bir olay nedeniyle yakalanması üzerine aynı gün kolluk tarafından alınan ifadesinde özetle;

“önceden hırsızlık yaptıklarını bildiği, sanık … ve hakkındaki dava dosyası ayrılan sanık İlyas Zünber ile birlikte hırsızlık yapmak üzere anlaştıklarını, bu amaçla beyaz renkli 2008 model Ford Fiesta marka bir otomobil kiraladığını, 05.12.2007 tarihinde kullanımındaki anılan araçla bulundukları yerden sanık … ve İlyas Zünber’i aldığını;

sanık İlyas’ın ön yolcu koltuğuna, sanık …’nin ise arka koltuğa oturduğunu, bu şekilde saat, 10:30 sularında Turgut Özal Bulvarı civarında sanık …’ın, bir bayanın elindeki telefonu hırsızladığını;

akşam saatlerinde ise yaşlı bir bayanı görüp, arabayı park ettiğini, …. araçtan inip bayanın çantasını gözleri önünde alıp kendilerine doğru koşmaya başladığını, o biner binmez hızlı bir şekilde aracı hareket ettirerek olay yerinden uzaklaştıklarını, bir süre sonra yine başka bir bayan görerek aracı park ettiğini;

sanık … ve…. birlikte araçtan inip anılan bayan şahsı takip etmeye başladıklarını, bir süre sonra ellerinde bir çanta olduğu halde koşarak geldiklerini… (ikinci olayda)….aldığı mağdur …’ya ait çanta içerisinden çıkan kredi kartı ile sanık …’ın para çekmek istediğini ancak kartın ATM cihazında kaldığını ”beyan ettiği;

Mağdur …’ya ait Garanti Bankası kredi kartının, kolluk tarafından sanık …. göstermiş olduğu ATM cihazında bulunarak mağdura teslim edildiği,

Sanık Ali Beyazkuş’un yargılama sırasında, önceki ifadesinden dönerek, 12.12.2007 tarihinde emniyette alınan ifadesini kabul etmediğini beyanla, atılı suçlamayı kabul etmediğini belirttiği;

Tanık….’in, 10.07.2008 günlü oturumda, “sanık …’ın, tam tarihini hatırlayamamakla birlikte, Kurban bayramından önce kendilerine ait ayakkabı imalathanesinde usta yanında sayacı olarak işe başladığını, iş durumuna bağlı olarak;

mesai saatlerinin genelde 07:00 sularında başlayıp, 22:00/23:00 sularında bittiğini, iş olmadığı takdirde saat 19:00 itibariyle işyerinin kapandığını, sanığın işten ayrıldığı tarihe ilişkin bilgisinin olmadığını, işletmelerinde bu hususa dair herhangi bir kayıt bulunmadığını” beyan ettiği;

Aynı oturumda, tanık …’ın ise; ….. ayakkabı imalathanesinde deri kesim işinde çalıştığını, 2007 yılının Kasım ayında burada işe başladığını ve 2008 yılı Şubat ayına kadar çalıştığını;

işe başladığı tarihte …’ın da çalışmakta olduğunu, sanıkla işe giriş çıkış saatlerinin aynı olmadığını, 05.12.2007 tarihini tam olarak hatırlamadığını…”beyan ettiği olayda;

Hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşen sanık Ali Beyazkuş’un, soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla (avukat hazır bulundurulmadan) kolluk tarafından alınan;

hakim önünde yapılan sorgu sırasında “şahit sıfatıyla ifadesinin alınmış olduğunu” ileri sürerek geri aldığı 12.12.2007 günlü ifadesi, bu haliyle kendisi yönünden bir ”ikrar” niteliğinde ele alınabilirse de, sanık … yönünden hukuken ancak bir “ifade” niteliğindedir ve anılan sanık yönünden bağlayıcı olamayacaktır.

Bu nedenle, sanık Ali Beyazkuş’un 12.12.2007 günlü ifadesinin, yan delille doğrulanmayan soyut suç atma niteliğinde bulunduğunun kabulü ile, sanık … aleyhine yorumlanamayacağı dikkate alındığında;

Sanığın, yüklenen suçu işlemediği yönündeki savunmasının aksine, mağdur …’ya karşı yağma suçunun gerçek failinin sanık olduğu yönünde kuşkudan uzak kesin;

inandırıcı delil elde edilemediği gözetilmeden, kesin bir kanaat vermekten uzak varsayıma dayalı olarak, yerinde ve yeterl iolmayan gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve savunmanı ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 13/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 4.CD., E.2017/1795 K.2020/15190

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

 Ancak;

1-Sanık hakkında mala zarar verme ve silahla tehdit suçlarından verilen beraat hükümleri yönünden;

a)Katılan ve tanığın sanığın aracın ön tarafına tekme attığına dair beyanları, soruşturma aşamasında düzenlenen katılanın aracında sağ ön kapıda ayak izi ve çizik-göçük olduğunu belirtir görgü tespit tutanağı karşısında;

sanığın sopa ile vurduğuna ilişkin iddia olmadığı halde sanığın mahkumiyeti yerine yetersiz ve dosya içeriğine uymayan gerekçeyle mala zarar verme suçundan beraat kararı verilmesi,

b)Katılan ve tanığın aşamalarda değişmeyen tutarlı beyanları, sanığın kuaför dükkanına girerek eline ustura aldığına dair tevilli ikrarı ve tanık… ‘in sanığın usturayı alıp gittiğine ilişkin beyanı karşısında;

sanık hakkında katılanın ifadesi dışında delil olmadığı şeklinde yetersiz ve dosya içeriğine uymayan gerekçeyle silahla tehdit suçundan beraat kararı verilmesi,

2-1.Nolu bozmaya uyulmaması halinde ise;

Sanık hakkında basit yaralama ve hakaret suçlarından verilen mahkumiyet hükümleri yönünden;

17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiştir.

Ancak bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’ya eklenen geçici 5. maddenin (d) bendi ile; “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” hükmü getirilmiştir.

Konuyu somut norm denetimi yoluyla inceleyen Anayasa Mahkemesi (25.06.2020, 2020/16, 2020/33; R.G. 19.08.2020, Sayı:31218), sözü geçen geçici 5/d maddesindeki hükmün,

“kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan, “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı görerek iptaline karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi kararında, hükme bağlanmış dosyalarla ilgili iptale karar verilmemiş ise de, 5271 sayılı Kanun’un 2/1-(f) maddesince hükme bağlanmış dosyalarla ilgili olarak kovuşturma evresinin kesinleşmeye kadar devam etmesi ve aynı Yasanın 251/3. maddesi gereği mahkumiyet hükmü verildiği takdirde sonuç cezadan dörtte bir indirim öngörülmesi;

bu durumunda temyiz incelemesi devam eden dosyalar bakımından lehe düzenleme getirmesi karşısında,

Anayasa Mahkemesinin iptal kararında; sanık lehine getirilen, yeni düzenlemenin, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi gereğince, 5271 sayılı sayılı CMK’ya eklenen geçici 5. maddesiyle “kovuşturma evresine geçilmiş” dosyalar bakımından uygulanması gerektiğine işaret edildiğinden, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden;

Anayasa’nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve 5271 sayılı CMK’nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,

Bozmayı gerektirdiğinden, sanık … ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnameye kısmen uygun olarak;

HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 04/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hukuki destek almak, danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi edinmek veya sorularınızı iletmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size en kısa sürede dönüş yapabilmemiz için iletişim sayfamızı ziyaret edin.

Ayrıca, ilgili yasal düzenlemeleri incelemek için Mevzuat.gov.tr adresinden resmi kaynaklara ulaşabilirsiniz.

Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara
WhatsApp