Makale Başlıkları
Cevap Süresi Ne Kadardır?
Cevap süresi HMK m.317/2’de düzenlenmiştir. Bu hükme göre dava dilekçesinin davalıya tebliğden itibaren iki haftadır.
Süre Uzatım Dilekçesi Nedir?
Süre Uzatım Dilekçesi Nedir? Hukukumuzda özellikle özel hukuk uyuşmazlıklarında dilekçelerin verilmesi için kanunda süreler öngörülmüştür. Tarafların herhangi bir hak kaybı yaşamaması için bu sürelere uyması gerekir.
Ama bazı hallerde kanunda öngörülen sürelere eklenmek üzere ek süreler talep edilebilir. Mahkemeler tarafından karşılanacak bu isteğe de süre uzatım talebi denir.
Cevap dilekçesi verme süresi HMK’nin 127. Ve 317/2. Maddelerinde düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre;
Cevap dilekçesi verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edilmesinden itibaren iki haftadır.
Ma durum ve şartlara göre eğer ki cevap dilekçesinin bu süre içerisinde hazırlanması çok zor ya da imkansızsa;
davalı iki haftalık cevap verme süresi içerisinde mahkemeye başvurarak cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak üzere ve bir defa mahsus olmak aynı zamanda da bir geçmemek şartıyla ek bir süre verilebilir.
Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar derhal taraflara tebliğ edilir.
Ek süre işin niteliği, olayın özellikleri dikkate alınarak verilir. Mahkeme bir aydan daha kısa bir ek sürede verebilir. Sonradan yapılan müracaat üzerine yeni bir ek süre daha veremez. Yani kalan süre sonradan bir aya tamamlanamaz.
Bu durum yazılı yargılama halinde geçerlidir. Basit yargılamaya ilişkin davalarda süre uzatım talebi istendiğinde iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir.
Süre uzatım talebinin kabulü için, bu talebin mutlaka iki haftalık cevap süresi içinde yapılması gerekir. Aksi halde davalının davaya cevap verme hakkı kaybedilecektir. Bu sebepledir ki sürelerin takip edilmesi için bir avukattan yardım almanızı tavsiye ederiz.
Süre Uzatım Dilekçesini Ne Zamana Kadar Verebiliriz?
Süre uzatım dilekçesini, dava dilekçesinin davalıya tebliğden itibaren iki haftalık cevap dilekçesi verme süresi içinde verilmesi gerekir. Aksi halde bu iki haftalık süre geçtikten sonra davalı tarafından süre uzatım talebinde bulunulamayacaktır.
Süre Uzatım Talebini kaç Defa İsteyebiliriz?
HMK m.317/2’de belirtildiği üzere iki haftalık cevap verme süresi içerisinde davalıya bir defaya mahsus olmak üzere ek süre verilmektedir.
Süre Uzatım Talebini Hangi Durumlarda Talep Edebiliriz?
Süre uzatımı madde metninde de ifade edildiği üzere cevap dilekçesinin iki haftalık süre içerisinde hazırlanmasının çok zor ya da imkânsız olduğu durumlarda davalı tarafından talep edilir. Bu durum madde gerekçesinde şu şekilde ifade edilmiştir.
Cevap dilekçesinin hazırlanabilmesi için, kapsamlı bir çalışmanın gerektiği, mesela, önemli ölçüde defter, hesap, bilanço ya da depo kontrolünün yapılmasının kaçınılmaz olduğu vb. durumlarda, işin niteliği ve olayın özellikleri dikkate alınarak bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek şartıyla ek bir süre verilecektir.
Bu koşulların varlığı her olay bakımından hâkim tarafından değerlendirilip takdir edilecektir.
Uygulamada daha çok cevap süresi yaklaşmış ve vekaleti sonradan almış bir avukat talep edebileceği gibi dava dilekçesinde yer alan iddialara cevap verilmesi araştırma yapılmasını gerektirecek şekilde çok kapsamlıysa ve cevap süresi içerisinde cevap verilebilmesi hayatın olağan akışında mümkün olamaması hallerinde süre uzatım talebinde bulunulduğu görülmektedir.
Süre Uzatım İlk İtirazları Kapsar mı?
HMK m.117’de düzenlenmiştir. Buna göre ilk itirazların tamamının cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi gerekiyor. Aksi halde dinlenmez. Dolayısıyla mahkeme tarafından cevap süresinin uzatılmasına karar verilmesi halinde de ilk itirazlarımızı sunabiliriz.
Süre Uzatım Süresi İçerisinde Karşı Dava Açılabilir mi?
Karşı dava HMK’nin 132 ve 133. Maddelerinde düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre karşı davanın açılabilmesi için;
Asıl davanın açılmış olması ve halen de görülmekte olmalıdır. Asıl davada ileri sürülen talep ile karşı davada ileri sürülecek talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması gerekir ya da en azından bu davalar arasında bir bağlantının mevcut olması şarttır.
Karşı davayı cevap dilekçesiyle birlikte açabileceğimiz gibi esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe verilmek suretiyle de açabiliriz. Süresinde sonra karşı dava açılmışsa, mahkeme bu davaların ayrılmasına karar verir.
Cevap süresinin uzatılması halinde bu süre içinde de karşı dava açılabilmesi mümkündür.
Süre Uzatım Talebine Cevap
Cevap süresinin uzatılmış sayılabilmesi için, mahkemenin yapılan bu süre uzatım talebini olumlu bir şekilde karara bağlamış olması gerekir. Eğer ki mahkeme süre uzatım talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermemişse süre uzatılmış sayılmayacaktır.
Süre Uzatım Talebinin Reddi
HMK’de süre uzatım talebini düzenleyen madde metni uyarınca, iki haftalık cevap süresi içerisinde süre uzatım talebinde bulunan davalı tarafa, ek süre verilip verilmeyeceği hâkimin takdirine bırakılmıştır.
Mahkeme tarafından süre uzatım dilekçesinde ileri sürülen hususlar ve somut olayın koşulları değerlendirildiğinde mahkeme tarafından süre uzatılmasının gerekli olduğuna kanaat getirilmez ise mahkeme tarafından bu talep reddedilir.
İki haftalık cevap süresi içinde davalı tarafından cevap dilekçesi verilmez ise HMK m.128 gereğince davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu vakıaların tümünü inkâr etmiş sayılır.
Bu durumda, davalı dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunma hakkını kaybeder ve ilk ilk itirazlarını da ileri süremez.
Örnek Süre Uzatım Dilekçesi
T.C.
… MAHKEMESİ
SAYIN HAKİMLİĞİ’NE
DOSYA NO : 2023/123456 E.
DAVALI : …
VEKİLİ : AV. Ferhat GEBEŞ( Adres Antettedir.)
DAVACI : …
KONU : Süre uzatma talebimiz hakkındadır.
AÇIKLAMALAR :
Sayın Mahkemenizin 2024/123456 Esas numarası ile müvekkil aleyhine açılan dava dosyasının dava dilekçesi ve tensip zaptı müvekkilce tarafımıza ulaştırılmıştır.
Mahkemeniz huzurunda görülmekte olan dosyanın kapsamlı oluşu nedeni ile davaya cevap vermek ve delillerimizi sunmak için hazırlanma süremiz de göz önünde bulundurularak müvekkilin hak kaybına uğramaması adına HMK madde 116 gereğince ilk itirazlarımızı, yetki itirazımızı ve zamanaşımı itirazımızı ileri sürmek ve cevaplarımız ekinde sunulacağı üzere;
Tanık, Yemin, Bilirkişi, Keşif, Emsal Kararlar ve karşı tarafın sunacağı delillere karşı sunulması mümkün ve sair diğer tüm delillere dayanacağımızı da ileri sürmek suretiyle; 6100 Sayılı HMK madde 127 gereğince davaya cevap süremizin uzatılmasını talep etmekteyiz.
Bu nedenlerle müvekkilden temin edilecek belgelerin de kapsamlı oluşu ve dosyanın şehir dışında oluşu gözetilerek müvekkilin hak kaybına uğramaması adına 6100 Sayılı HMK madde 127 gereğince davaya cevap süremizin ve ayrıca tensip tutanağı ile tarafımıza verilen diğer sürelerin uzatılmasını ve tarafımıza BİR AY EK SÜRE verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.
DAVALI VEKİLİ
Av. Ferhat GEBEŞ
EMSAL KARARLAR
YARGITAY 23.HD., E.2015/332 K.2015/7522 T.23.11.2015
DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Davacı vekili, davalı kooperatifin müvekkilini üyelikten ihraç ettiğini, daha sonra müdahalenin men-i ve tapu iptal davası açtığını ve yargılama sonucunda müvekkilinin aleyhine kabul kararı verildiğini;
ancak müvekkilinin kendisine kaba inşaat olarak teslim edilen taşınmaza masraf yaptığını ileri sürerek, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca müvekkilinin ödemiş olduğu satış bedelini ve tüm tadilat giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17/5. maddesi uyarınca davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve davalı kooperatiften alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının zamanaşımını ileri sürdüğü dilekçesinin yerinde olmadığı;
tapu iptali ve tescil ile men-i müdahaleye ilişkin verilen kararın kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl içinde zamanaşımı süresi dolmadan dava açıldığı;
davacının kooperatife yaptığı ödemelerin toplam reel değeri ile iş yerine ödediği bedelin dava tarihindeki toplam bedelin 43.472,54 TL olduğu gerekçesi ile taleple bağlı kalınarak 30.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesi, davalı tarafa 06.03.2012 tarihinde ve HMK’nın 122. maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süre içerisinde cevap hakkı tanınacağına dair meşruhatı ihtiva eder şekilde tebliğ edildiği, davalı tarafın 19.03.2012 tarihinde ve süresinde gerekçeleri de belirtilmek sureti ile HMK’nın 127. maddesi gereğince 1 aylık ek süre talep ettiği, hakim tarafından dilekçe üzerine 2 hafta uzatılmasına dair ibarenin yazıldığı;
ancak ek sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağının belirtilmediği, çıkartılan tebligatta ise “19.03.2012 havale tarihli süre uzatım dilekçesinin kabulü ile tarafınıza cevap verme süresinin bitiminden itibaren 2 hafta süre verilerek süreniz uzatılmıştır.”
ibaresinin yazılı olduğu ve 04.04.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
HMK’nın 127. maddesinin çıkarılış amacına göre, bu hususun karşı tarafa tebliğ tarihinden itibaren başlayacağının kabulü gerekir.
Mahkemece bu husus gözardı edilerek cevap dilekçesinin süre geçtiğinden bahisle yok sayılması doğru olmadığı gibi, zamanaşımı ile ilgili talebin de cevap dilekçesi süresinde verilmediğinden bahisle dikkate alınmaması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY 2. HD., E.2016/13834 K.2017/14823 T. 19.12.2017
DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle, duruşma için belirlenen 19.12.2017 günü duruşmalı temyiz eden davalı … ile vekilleri gelmedi.
Karşı taraf davacı … vekili Av. …geldi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasıdır.
Davacı kadının dava dilekçesinin diğer tarafa tebliği üzerine davalı erkek tarafından süresinde cevap dilekçesi sunulmak üzere süre uzatım talebinde bulunulmuş; mahkemece süre uzatım talebini içeren dilekçenin alındığına dair ön büro çıktısı üzerine atılan paraf ile süre uzatım talebinin kabulüne karar verilmiş ancak bu karar davalı erkeğe tebliğ edilmeden, yargılama aşamaları tamamlanarak karar verilmiştir.
Dava devam ederken, tahkikat aşamasında, davalı taraf 14.09.2015 havale tarihli beyan dilekçesi sunmuş, bu beyan dilekçesine davacı tarafça cevap verilmiştir, davalı tarafça dosyaya ibraz olunan bu beyan dilekçesinin erkek tarafından davaya sunulmuş cevap dilekçesi olduğunun kabulü zorunlu hale gelmiştir.
Zira, davalının süre uzatım talebi hakkında davalı tarafa usulünce tebliğ olunmuş bir süre uzatım kararı olmadığından, davalının davaya cevap verme süresinin başlamayacağı bu nedenle yargılama sırasında hangi tarihte olursa olsun sonradan sunulan cevap dilekçesinin de süresinde olduğu kabul edilmelidir.
Öyleyse, erkeğin işbu cevap dilekçesi mahiyetindeki dilekçesine karşı kadının verdiği dilekçenin cevaba cevap dilekçesi olarak kabulü ile davalı tarafa tebliğ de zorunlu hale gelmiştir.
Şu hale göre, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının usulünce tamamlandığından bahsedilemeyeceğinden, yapılan ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama duruşmaları da usule aykırı hale gelmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 136. maddesinde davacının, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesi; davalının da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesi verebileceği;
137. maddesinde, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılacağı, ön İnceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği ve tahkikat için duruşma günü verilemeyeceği hükme bağlanmıştır, ön inceleme duruşmasına davet ve ön inceleme duruşmalarının usulü ve yapılacak işlemler ise Hukuk Muhakemeleri Kanununun 139. ve 140. maddelerinde düzenlenmiştir.
Mahkemece yasanın bu amir hükümlerine riayet edilmeksizin, usulüne uygun şekilde dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşaması tamamlanıp yine usulüne uygun şekilde ön inceleme yapılmadan tahkikata geçilerek işin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. O halde mahkemece yapılacak iş;
davacının erkeğin sunduğu 14.09.2015 havale tarihli cevap dilekçesine karşı sunduğu cevaba cevap dilekçesini davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğinin sağlanması, erkek yönünden ikinci cevap süresi beklenerek, dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasının tamamlanmasından sonra ön inceleme duruşması için gün tayin edilerek, gerçekleşecek sonucu dairesinde işlem yapmaktan ibarettir.
Açıklanan yönde işlem yapılmak üzere, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı tarafın sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 19.12.2017 (Salı)
Hukuki destek almak, danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi edinmek veya sorularınızı iletmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size en kısa sürede dönüş yapabilmemiz için iletişim sayfamızı ziyaret edin.
Ayrıca, ilgili yasal düzenlemeleri incelemek için Mevzuat.gov.tr adresinden resmi kaynaklara ulaşabilirsiniz.



