Makale Başlıkları
Mirasta Geçiş, Mirasbırakanın sağlığında sahip olduğu malvarlığına ölümünden sonra tereke denir. Tereke kural olarak kişinin ölümüyle birlikte açılmaktadır. Ancak bu kuralın istisnası gaiplik ve ölüm karineleridir.
Kişinin gaipliğine veya ölmüş sayılmasına mahkeme tarafından karar verildiği takdirde karardan itibaren kişinin terekesi açılacak ve miras mirasçılara intikal edecektir.
Mirasta Geçiş
Mirasta Geçiş, Kişiler, terekelerinin mirasçılar tarafından ne şekilde paylaşılacağını ölümlerinden önce belirli sınırlar içerisinde vasiyetname ve miras sözleşmesi ile belirleyebilmektedirler.
Herhangi bir belirleme olmaması halinde ise belirleme, Türk Medeni Kanunu’nda yer alan miras hukuku hükümlerine göre veya mirasçıların kendi aralarında yapacakları miras paylaşma sözleşmesi ile yapılır.
Türk hukukunda miras paylaşımında zümre sistemi benimsenmiştir.
Yasal mirasçılar kimlerdir?
Türk Medeni Kanunun’da yer alan miras hükümlerinde kimlerin yasal mirasçı olduğu belirtilmiştir. Kanuna göre yasal mirasçılar; kişinin altsoyu, anne, baba, büyük anne, büyük baba, sağ kalan eş, evlatlık ve devlettir.
Atanmış mirasçı kimdir?
Kişinin ölmeden önce kendi iradesiyle bir vasiyetname ya da miras sözleşmesi düzenleyerek malvarlığının tamamının veya bir kısmını bıraktığı üçüncü kişiye atanmış mirasçı denir.
Vasiyet alacaklısı kimdir?
Miras bırakanın terekesinden karşılıksız kazandırma yapmak istediği kişidir. Vasiyet alacaklısının mirasçı sıfatı bulunmamaktadır.
Sadece kendisine miras bırakan tarafından kazandırılmak istenen mala yönelik talep hakkı vardır. Miras bırakanın ölümüyle vasiyet edilen mal vasiyet alacaklısına doğrudan intikal etmez. Vasiyet alacaklısı mirasçılardan malın kendisine verilmesini talep etmelidir.
Kan hısımlarının mirasçılığı nasıl belirlenir?
Kan hısımlarının belirlenmesinde Türk hukukunda zümre sistemi benimsenmiştir. Zümre, zümre başı ve ondan gelen altsoyların tümünün birlikte belirlendiği hısımlık topluluğudur. Zümre sisteminde soylar dikkate alınır. Zümreler miras bırakandan başlayarak belirlenir ve zümre başı zümreye dahildir.
Zümre sistemi soy esasına dayanır dolayısıyla bir zümre içerisindeki kimselerden yeni soylar meydana gelebilmektedir. Zümre başındaki kimsenin kendi altsoyu ile meydana getirdiği topluluğa alt zümre veya kök denir. Zümreler mirasbırakan esas alınarak belirlenir. Türk hukukunda üç mirasçı zümresi bulunur.
Birinci zümre mirasbırakanın altsoyudur. Yani miras bırakanın çocukları, torunları birinci zümreyi oluşturur.
Evlatlık, evlat edinenin alt soyu gibi kabul edilir dolayısıyla da evlatlık da birinci zümre mirasçısıdır. İkinci zümreyi mirasbırakanın anne babası ve onların altsoyu oluşturmaktadır.
Üçüncü zümreyi mirasbırakanın büyük anne, büyük baba ve onların altsoyundan oluşmaktadır. Eş her zümreyle birlikte mirasçıdır. Miras hukukunda miras bırakana en yakın zümre mirasbırakana ilk sırada mirasçı olmaktadır.
Zümreler arası öncelik ilkesi gereği;
-Birinci zümre mirasçıları mirasçı olurlar.
-Birinci zümrede mirasçı bulunmuyor ise ikinci zümre mirasçıları mirasçı olur.
-İkinci zümrede de mirasçı yoksa, üçüncü zümre mirasçı olur.
-Üçüncü zümrede de mirasçı bulunmaması halinde mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf ile mirasçı atamaması, eş de olmaması halinde miras devlete geçmektedir.
Ayrıca zümre içerisinde ön sırada bulunan mirasçı, bir alt mirasçının mirasçılığını engellemektedir. Örneğin miras bırakanın çocuklarının tümünün hayatta bulunması halinde mirasbırakanın torunları mirasçı olamayacaklardır.
Miras bırakanın ölümünde çocukları ve eşinin sağ olması durumunda miras paylaşımı nasıl yapılır?
Mirasbırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesi ile ölüme bağlı tasarrufta bulunmamış olması halinde, birinci zümre mirasçıları ve eş bulunuyor ise kaç çocuk olursa olsun eşin alacağı pay her zaman ¼ olur.
Geri kalan ¾ miras payı ise çocuklar arasında eşit olarak paylaştırılmaktadır.
Kalan ¾ pay çocuk sayısına bölünerek her bir çocuğun pay sahibi olacağı miktar bulunur.
Örnek verecek olursak ;
Mirasbırakanın ölümünde geride sadece altsoyunun bulunması halinde;
Tek çocuğunun bulunması halinde mirasın tamamını çocuk alır.
İki çocuğunun bulunması halinde her bir çocuğa düşecek miras payı ½, ½ olur.
Üç çocuğunun bulunması halinde her bir çocuğa düşecek miras payı 1/3, 1/3 olur.
Dört çocuğunun bulunması halinde ise her bir çocuğa düşecek miras payı ¼, ¼ , ¼ , ¼ olmaktadır.
Mirasbırakanın ölümünde geride altsoyu ve eşi kalması durumunda;
Eş ve bir çocuğunun bulunması halinde eş ¼ pay alır çocuk ise ¾ pay alır.
Eş ve iki çocuğunun kalması halinde eş ¼ pay alacak, kalan ¾ payı ise iki çocuk arasında paylaşacaktır. ¾ paydan her bir çocuğa ne kadar pay düşeceğinin hesaplanabilmesi için kalan pay olan ¾ çocuk sayısına bölünecektir .Yani her bir çocuk 3/4×1/2=3/8 pay alacaktır.
Mirasbırakanın ölümünde geride bir eşi ve üç çocuğu kalması halinde ise eş yine ¼ pay alacak, üç çocuk ise kalan ¾ payı paylaşacaktır . Yani her bir çocuk 3/4×1/3=3/12 pay alacaktır.
Mirasbırakanın ölümünde geride sadece anne ve babası kalmış ise;
Anne mirasın ½ sini alacak baba da mirasın ½ ‘sini alacaktır.
Mirasbırakanın ölümünde geride eşi ve anne, babası kalmış ise;
Bu durumda eşe ½ pay verilmektedir. Geri kalan pay miktarı olan ½ ise anne ve baba arasında eşit paylaştırılmaktadır. Yani bu durumda anne ¼ baba da ¼ pay almaktadır.
Mirasbırakanın ölümünde geride büyük anne ve büyük babalarının kalması durumunda;
Bu durumda mirası eşit paylaşırlar. Anne tarafından büyük anne ¼ , büyük baba ¼ , baba tarafından büyük anne ¼ , büyük baba da ¼ pay alır.
Mirasbırakanın ölümünde geride büyük anne ve büyük babaları ile birlikte eşinin kalması durumunda;
Eş ¾ pay alacak geri kalan ¼ payı ise büyük anneler ve büyük babalar eşit olarak paylaşacaktır. Yani bu durumda her birinin alacağı pay 1/16, 1/16, 1/16 ,1/16 olacaktır.
Mirasbırakanın ölümünde geride kardeşleri ve eşinin kalması durumunda;
Eşi ve bir kardeşi kalmış ise eş ½ kardeş de ½ pay alır.
Eşi ve iki kardeşi kalmış ise eş yine ½ pay alacak, iki kardeş ise kalan ½ payı aralarında eşit olarak paylaşacaktır. Yani her bir kardeş 1/4 pay alacaktır.
Eş ve üç kardeşi kalmış ise eş yine ½ pay alacak kalan ½ payı ise üç kardeş aralarında paylaşacaklardır. Yani her bir kardeşe 1/6 pay düşecektir.
Paylaşma türleri nelerdir?
1) Mirasbırakanın Paylaştırması: Mirasbırakan terekedeki tüm mallarını mirasçıları arasında paylaştırma hak ve yetkisine sahiptir.
Mirasçılar kendi aralarında miras bırakanın bu paylaştırma şeklinin uygulamayacağına dair anlaşmaları halinde irade serbestisi ilkesi gereğince mirasçıların anlaşmasına öncelik tanınır.
Yine mirasçılar, mirasbırakanın paylaştırmasından farklı şekilde anlaşamamaları halinde mahkeme kararıyla paylaşma konusunda anlaşabilirler
2) Mirasçıların paylaşması: Mirasçıların kendi aralarında paylar konusunda anlaşıp, fiilen paylaşmaları halinde veya kendi aralarında yapacakları sözleşmeyle mirası paylaşabileceklerdir.
3) Mahkeme kararıyla paylaşma: Mirasçılardan her biri sulh hukuk mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açarak mirasın paylaşılmasını isteyebilmektedir. Ancak ortaklığın giderilmesi davasında arabuluculuğa başvuru zorunlu olması nedeniyle öncelikle arabuluculuğa başvuru yoluna gidilmesi gerekir.
Arabuluculuğa başvurulmadan sulh hukuk mahkemesinde dava açılamaz. Açılması halinde dava reddedilir.
Sözleşme ile paylaşma nasıl yapılır?
Paylaşma sözleşmesi yazılı şekil şartına tabiidir.Mirasın mirasçılar arasında yazılı bir sözleşme ile paylaşılması ile mirasçıların miras paylarının oluşur ve bu paylar üzerindeki tereke mallarının mirasçıların kişisel mal varlığına geçirilmesini sağlanır.
Paylaşma sözleşmesi mirasçıları paylaşma borcu altına sokan borçlandırıcı bir hukuki işlemdir.
Paylaşma sözleşmesi tüm mirasçıların katılımı ile geçerli olmakta ve oybirliği gerekmektedir. Paylaşma sözleşmesi ile kendisine devredilmesi gereken mal veya hakkın devrini talep etme konusunda mirasçılar alacak hakkı elde ederler.
Mirasçıların sözleşme gereğince tasarruf işlemini yerine getirmemeleri halinde paylaşma sözleşmesinden doğan borcun yerine getirilmesi için dava açılabilmektedir.
Emsal Kararlar
‘’ Dava; mirasçılık belgesi verilmesi isteğine ilişkindir. Davacı, murisinin 18.10.2014 tarihinde ölümü nedeniyle mirasçılığını gösterir veraset ilamının kendisine verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile mirasın 8 pay kabul edilerek 2 payın murisin eşine, 3’er payın ise çocuklarına verilmesine, murisin eşinin mirası ret ilamının terekenin paylaşımında dikkate alınmasına karar verilmiştir.
Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Talep, mirası ret hususu gözetilerek mirasçılık belgesi verilmesine ilişkindir. Mirasçılık belgesi verilmesi hususu TMK’nın 598. maddesinde düzenlenmiştir.
Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan, adına düzenlenmiş bulunan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur. Bu belge; muris ile mirasçıları arasındaki irs (soy) ilişkisini göstermesi yanında, mirasın (terekenin) mirasçılara intikalini de sağlayıcı bir işleve sahiptir.
Tüm bu nedenlerle; mirası reddeden (TMK.m.605/1) mirasçı veya mirasçılar varsa, düzenlenecek mirasçılık belgesinde, mirasçılık sıfatına sahip olan kişi veya kişiler ile miras paylarının gösterilmesi ve mirası ret durumuna işaret edilmekle yetinilmemesi;
mirası ret nedeniyle, mirasçılık sıfatını kaybedenlerin ve bunların payının akıbetinin de (kime kalacağının) gösterilmesi gerekir. TMK’nun 611/1. maddesinde düzenlenen “ Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer…” hükmü uyarınca mirası reddedenlerin miras paylarının diğer mirasçılara intikal şekli kararda gösterilmelidir.
Mahkemece, talep, nüfus kayıtları ve mirasçıların mirası ret kararı değerlendirilerek, mirası reddeden mirasçıların paylarının kime kalacağı hususunun açıkça gösterilmek suretiyle mirasçılık belgesinin düzenlenmesi gerekir.
Bu bakımdan; verilen mirasçılık belgesinde yasal mirasçılar ile bunların miras paylarının gösterilmesi yerinde ise de; “mirası reddin hukuki sonuçlarının” düzenlenen mirasçılık belgesine yansıyacak şekilde gösterilmemiş olması hatalı olmuştur. Somut olayda; muris …’ın 06.02.2015 tarihinde öldüğü ve geriye mirasçı olarak eşi … ve çocukları … ile …’ın kaldığı, dosya içinde yer alan nüfus kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Ancak mirasçılardan …’ın murise ait mirası reddettiği, … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/915 Esas ve 2014/1079 Karar sayılı ilamından anlaşıldığına göre yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı gibi mirası usulüne uygun olarak reddetmesi nedeniyle bu mirasçının payının;
TMK’nun 611/1. maddesi gereği kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine intikal ettirilmesi gerektiği, ret durumu yokmuş gibi yasal mirasçılar ve miras payları gösterildikten ve mirası reddeden mirasçıya işaret edildikten sonra;
eş olarak yasal mirasçı olan …’ın mirası reddetmesi nedeniyle muris …’ın yasal mirasçısı sıfatını kaybetmiş olduğundan, miras payının altsoyuna intikal etmiş olduğu, böylece muris …’ın mirası 2 pay kabul edilerek 1’er payının müşterek çocukları … ve …’a ait olduğu belirtilerek kararın oluşturulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 03.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.’’ Yargıtay 14. HD., E. 2015/3235 K. 2016/1334 T. 3.2.2016
‘’ Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR Davacılar vekili, dava konusu 307 ada 9 parselde kayıtlı bulunan bağımsız bölümün 1/2 hissesinin vekil edeninin muris annesi …’e, 1/2 hissesinin de tarafların müşterek murisi olan …’e ait olduğunu;
taraflar arasında yapılan kısmi paylaşım sözleşmesi ile davaya konu taşınmazın tam hissesinin mülkiyetinin müvekkiline bırakıldığını, paylaşım sözleşmesinin dava konusu taşınmaz dışındaki hükümlerinin taraflarca yerine getirilmesine karşın, davalıların dava konusu taşınmazın 1/4 hissesinin yani;
vekil edenine muris annesinden, onun vefat tarihinde sağ olan muris babasına intikal eden hissenin müvekkiline tapudan devri için gerekli işlemlere yanaşmadıklarını, taraflar arasında yapılan kısmi paylaşım sözleşmesinin TMK’nin 676/3. maddesi gereğince geçerli olup TMK’nin 676/1. maddesi gereğince bağlayıcı olduğunu açıklayarak;
davanın kabulü ile vekil edeninin muris annesi …’in ölümü neticesinde, onun ölüm tarihinde sağ olan ve tarafların ortak murisi olan müvekkilinin babası …’e intikal eden, sonrasında …’in ölümü ile de ondan davalı eşi … ve Davalı kızı … …’e intikal eden ve halen muris adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın tapusunun 1/4 oranındaki pay bakımından iptali ile bu payın tapuda vekil edeni adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili ise davaya cevabında, dava konusu taşınmazda davalılar tarafından davacıya pay devri yapılamamasının, davacının kendi kusurundan kaynaklı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, açılan davanın davalılar adına kayıtlı herhangi bir hisse olmadığından husumet nedeni ile reddine karar verilmesi üzerine;
hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. TMK’nin 676. maddesinde düzenlenen paylaşma sözleşmesine göre;
“Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapılacak paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar paylaşma sözleşmesi ile mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edilebilir.
Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.” Somut olayda, tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, taraflar arasında, murisleri olan …’den kendilerine intikal eden bir kısım taşınmaz ve nakdi nitelikte malvarlığının paylaşımı konusunda;
“kısmi (murise ait 6 adet gayrimenkul ve murisin hesabından muhtelif bankalardan çekilen paralarla ilgili) miras paylaşım sözleşmesi” başlığını taşıyan ve 04.02.2013 tarihli olan adi yazılı şekilde miras paylaşım sözleşmesi akdedildiği, anılan belgede;
sözleşmenin koşulları yan başlığını taşıyan 3. maddenin a bendinde davalıların dava konusu taşınmazda mirasçı olarak kendilerine intikal eden hisseleri davacıya tapudan devir ve tescil suretiyle temlik etmeyi taahhüt ettikleri anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan ve davacının muris annesi …’e ait, Bakırköy 34. Noterliğinden alınmış 8255 yevmiye numaralı ve 25.03.2014 tarihli mirasçılık belgesine göre, murisin 09.06.2000 tarihinde vefat ettiği, davacı ve davalıların mirasçısı olduğu, başkaca mirasçısının bulunmadığı;
yine dosyada bulunan ve davacının muris babası …’e ait İstanbul 36. Noterliğinden alınmış 7991 yevmiye numaralı ve 12.12.2012 tarihli mirasçılık belgesine göre …’in, eski eşi …’in ölüm tarihi olan 09.06.2000’den sonraki tarihte ve 03.12.2012 tarihinde öldüğü ve geriye davacı ile davalıları mirasçı olarak bıraktığı, başkaca mirasçısının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Tapu kaydına göre, dava konusu 307 ada 9 parsel taşınmazın zemin kat 3 numaralı mesken niteliğindeki bağımsız bölümünde paylı mülkiyetin bulunduğu, 1/2 orandaki payın tarafların murisi … adına olup edinme sebebi ile tarihinin satış – 07.09.1994 olduğu, diğer 1/2 payın ise davacı … adına olup edinme sebebi ve tarihinin Mirasın Taksimi – 21.11.2013 olduğu görülmektedir.
Dava, miras taksim sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil talepli olduğuna, dava konu taşınmazın tapu kaydına göre, taşınmazın 1/2 hissesinin maliki olan (tarafların murisi) …’in ölü olduğuna ve yine tarafların diğer murisi olup;
…’in vefat tarihinden sonra ölen eşi …’e, mirasçısı olarak intikal eden taşınmazdaki miras payının (… tüm mirasçılarını teşkil eden davanın taraflarının tamamının katılımı ile) adi yazılı şekilde yapılan ve …’in terekesindeki bir kısım malvarlığının paylaşımına yönelik olan miras paylaşım sözleşmesine konu edildiğine göre, davacı tarafın davasını … ve … mirasçıları olan davalılara yönelterek açmasında bir usulsüzlük yoktur.
Durum böyleyken, davanın esasına girilerek esas hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde red kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA;
HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi’’ Yargıtay 8. HD., E. 2016/4926 K. 2019/10504 T. 25.11.2019
‘’ Dava, mirasın paylaştırılması istemine ilişkindir. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce;
tereke eşyaları ve parası ile ortaklık sözleşmesi gereğince davacıya verilmesi gereken hissenin verilmesi talep edildiğinden, HMK’nın 2. maddesi gereğince asliye hukuk mahkemesinin görevi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir Asliye Hukuk Mahkemesi ise;
alacağın temelinin terekenin paylaşımına yönelik olduğu, bu tür uyuşmazlıların HMK’nın 4/1-b ve 382/c-b maddelerine göre, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.
4721 sayılı TMK’nın 634. maddesinde “resmi tasfiye, sulh mahkemesince veya atayacağı bir tasfiye memuru tarafından yapılır “hükmü, aynı Kanunun 640/2. maddesinde ise “Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, ortak murisin vefat etmesi nedeniyle murise ait malların davalılar tarafından kullanıldığı ve davacının miras payından mahrum bırakıldığı iddiasıyla mirasın paylaştırılması talep edilmiş olup, uyuşmazlığın tenkis talebini içermediği, terekenin tespiti ve resmi tasfiyesi istemine ilişkin olduğu anlaşıldığından, davanın sulh hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle;
6100 sayılı HMK’nın 21. ve 22. maddeleri gereğince Afyonkarahisar 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 10.04.2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.’’ Yargıtay 20. HD., E. 2015/1223 K. 2015/2901 T. 10.4.2015
‘’ -Mirasçı olabilmek için, miras bırakanın ölümünde mirasçılığa ehil olarak sağ olmak gerekir. ( Miras açıldıktan sonra ölen mirasçının hakkı kendi mirasçılarına intikal eder.
( TKM. md. 522) / (4721 s. MK. m. 580) Hangisinin önce veya sonra öldüğü belirlenmeksizin ölenler bir anda ölmüş sayılırlar. ( TKM. md. 28/2) / (4721 s. MK. m. 29) Ancak ölen altsoyun ana ve baba ile aynı anda ölmesi, varsa ana babanın alt soylarının mirasçılığını etkilemeyecektir. (Y.2.H.D 17.3.1992 tarih 1395 Esas – – 3146 Karar ) Altsoyu olmayan miras bırakanın mirasçısı ana ve babasıdır.
Müteveffadan evvel vefat etmiş olan baba ve ana her tabakada halefiyet yoluyla mirasçıları olan füruları tarafından temsil olunurlar.Bir tarafta hiçbir mirasçı bulunmadığı takdirde bütün miras, diğer tarafın mirasçılarına intikal eder. ( TKM. md. 440/1-2 ) / (4721 S. TMK. m. 496) Miras bırakan Buğra, altsoyu olmaksızın kendi anne ve babasıyla aynı anda bekar öldüğünden;
anne ve babasının altsoyu yani kardeşleri mirasçı olur. Kardeşleri Ayşegül ve Uğur varken dayısı Coşkun ve teyzelerine miras geçmez.Davacı Coşkun’un mirasçı olabilmesi için;
miras bırakan Buğra’nın ölümünde, annesi Gönül’ün sağ bulunması gerekir.
Buğra ve annesinin aynı anda öldükleri kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olduğundan davanın reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabule karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi.’’ Yargıtay 2. HD., E. 2003/3992 K. 2003/5368 T. 14.4.2003
Hukuki destek almak, danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi edinmek veya sorularınızı iletmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size en kısa sürede dönüş yapabilmemiz için iletişim sayfamızı ziyaret edin.
Ayrıca, ilgili yasal düzenlemeleri incelemek için Mevzuat.gov.tr adresinden resmi kaynaklara ulaşabilirsiniz.



