Change Araç Davası (ÇENÇ) Suçu ve Cezası

Change araç suçu, hurdaya ayrılmış ya da çalıntı araçların motor ve şasi numaralarının değiştirilen demektir. Iasal olmayan bir şekilde trafiğe çıkarılmasıyla işlenen bir dolandırıcılık suçudur. Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesi kapsamında değerlendirilir.

Change araç alım-satımı sırasında birçok kişi dolandırıcılık mağduru olabilir ve bu suç ciddi yaptırımlar gerektirir.

Change Araç (ÇENÇ) Nedir?

Change araç herhangi bir sebeple değiştirilmiş veya öncesinde çalınmış olan, bu işlem sonrasında genellikle şase numarası ve motor numarası üzerinde değişiklik yapılarak satışa sunulan araçlara uygulamada verilen isimdir.

Özetle hurdaya ayrılmış olan ya da ağır hasarlı araçların motor ve şasi numaralarının çalıntı ya da trafikten yasaklanmış olan araçların motor ve şasi numaraları ile değiştirilmesi suretiyle piyasaya sürülmesi ile oluşur. Bu yolla kötü niyetli kişiler haksız kazanç sağlamayı amaçlamaktadırlar.

Şase numarası trafiğe çıkan her araç için kullanılması zorunlu olan, aracın üretim fabrikasını, aracın motor tipini belirleyen kısacası aracın tanımlanmasını sağlayan benzersiz bir kimlik numarasıdır. Motor numarası ise aracın motor bloğunda bulunur ve yine aracın tanımlanmasını sağlayan benzersiz bir kimlik numarasıdır.

Change araç satın alan kişilerin sıklıkla karşılaşacağı husus araçlarının çalıntı olduğunun anlaşılması halinde araca el konulmasıdır. Bu durumda mağdur Cumhuriyet Başsavcılığı’na resmî belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamasıyla şikâyet yoluna başvurmalıdır. Resmî belgede sahtecilik suçunun meydana gelmesinin sebebi satıcının bu tür işlemle yalnızca alıcıyı değil noteri de aldatma amacı gütmesidir.

Change Araç Satışlarında Sorumluluk

Change araç satın almış olan kişi hukuki yollara başvurarak hakkını arayabilir. Change araç satışlarında; satıcının, noter ve araç muayene istasyonunun bununla beraber idarenin de sorumluluğuna gidilebilir.

Change araç satışlarından noterin de sorumlu tutulduğunu belirtmiştik Satıcı, aracın ayıplarını bilmese bile sorumlu olurken, noterin de özen yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekir. Zira bu husus noterlik kanunumuzda belirtilmiştir. 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162.maddesi gereğince noterler bir işin yapılmamasından veya hatalı ya da eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar.

Muayene istasyonları ise kendilerine getirilen araçların motor ve şase numarasını incelemekle yükümlüdür. Araç muayene istasyonunun, noterin, idarenin ve satıcının sorumluluğu müştereken ve müteselsilendir.

Change Araçlarda İdarenin Sorumluluğu

Change araç satışı sebebiyle idarenin de sorumluluğuna gidilebilmektedir. Bu nedenledir ki change araç satışı sebebiyle zarara uğrayan kişi idareye karşı tazminat davası açabilmektedir. İdarenin sorumluluğu için idarenin ya kusursuz sorumluluğuna ya da hizmet kusuru hallerine dayanılarak tazminat talep edebilmek mümkündür. Ancak hizmet kusuru nedeniyle idareye dava açılacaksa idarenin eylemi ve idarenin işlemi arasında bir nedensellik bağı olmalıdır.

Change araç davalarında idarenin sorumluluğunun kaynağı trafik tescil ve kayıtlarının tutulması ve değiştirilmesinin idari işlemle yapılması gerekliliğinden doğmaktadır. Çünkü motorlu araçların tescil ve kayıt işlemleri idare tarafından yapılmaktadır.

İdare tarafından yapılan kayıtların doğruluğuna güvenilerek hukuki işlemler yapılır ve bu nedenle de hatalı yapılan işlem nedeniyle idarenin sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu saydığımız nedenlerle idare aleyhine tazminat davası açılabilir. Açılacak olan tazminat davası tam yargı davası biçiminde açılır. Maddi tazminat şeklinde açabileceğimiz gibi manevi tazminat şeklinde de açılır. Manevi tazminat şeklinde açılabilmesi için kişinin aracına el konulmuş olması ve kişide bir mağduriyet yani manevi zararın oluşması gerekir.

Change Araç Satışlarında Eksperlerin Sorumluluğu Nedir?

İkinci el araç- alım satımı yaparken ekspertiz raporu alınmasında fayda vardır. Ekspertiz raporuna göre araçtaki var olan durumlar ortaya çıkmaktadır. Bazen ekspertiz raporu eksik veya hatalı olabiliyor. Bu da alıcıyı yanıltabilmektedir.

İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkındaki Yönetmelik Hükümlerinde belirtildiği üzere aracın noter devrinden önce şasi veya motor numaralarının orijinal olup olmadığının incelenmesine rağmen ekspertiz raporunun gerçek durumu yansıtmaması halinde bu durum eksperin tazminat sorumluluğunu doğurmaktadır.

Eksperin yaptığı ayıplı hizmet sebebiyle change araç satın alan kişi, bu durumu hemen ekspere bildirmesi gerekir.

Eksperin hukuki sorumluluğu ve cezai sorumluluğuna gidilebilmektedir. Bilerek gerçeğe aykırı rapor düzenleyen eksperin cezai sorumluluğu yoluna gidilebilmektedir.

Eksper hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılan suç duyurusu ile cezalandırılması yoluna gidilir. Eksperin hukuki sorumluluğunda da iki yıllık zamanaşımı süresine de dikkat edilmesi gerekmektedir.

Change Araç Nedeniyle Satıcıya Açılacak Olan Tazminat Davasının Süresi Nedir?

Satıcı tarafından daha uzun bir süre üstlenilmedikçe, change aracın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin davalarda, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile change aracın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ama satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır bir kusuru varsa iki yıllık zamanaşımı süresinden faydalanamayacaktır.

Change Araç Galeriden Alınmışsa Satıcının Hakları Nelerdir?

Aracın change olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

  • Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebilir.
  • Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteyebilir.
  • Eğer aşırı bir masraf gerektirmiyorsa, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteyebilir.
  • İmkân varsa, seçimlik haklarından biri olan satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesi isteyebilir. Satıcı da tüketicinin bu talebini yerine getirmekle yükümlüdür.

Malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi ile ücretsiz onarım haklarını üretici veya ithalatçıya karşı da kullanabilir. Burada satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Eğer bu hakların kullanılması satıcı için orantısız güç olacaksa bu takdirde tüketici sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir.

Eğer tüketici ayıp oranında bedelden indirim veya sözleşmeden dönme hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümünü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhal tüketiciye iade edilir.

Change Araç Mağdurları Ne Yapmalı Arabam Change Çıktı

Change araç mağdurları, hukuki haklarını koruyabilmek için belirli adımlar atmalıdır. Aracın change olduğunu öğrendiğinizde, yapılması gerekenler şu şekildedir:

  1. Aracın Durumunu Resmi Olarak Tespit Edin: Change olduğunu tespit etmek için, emniyet birimlerinden aracın şasi ve motor numaralarının doğruluğunu kontrol ettirin. Resmi tespit, mağduriyetinizi kanıtlamada önemli bir adımdır.
  2. Satıcıya Durumu Bildirin: Aracın change olduğunu öğrendiğinizde, bu durumu gizli ayıp kapsamında derhal satıcıya yazılı olarak bildirin. Bu, satıcının sorumluluğunu ortaya koyar.
  3. Tazminat Davası Açma: Aracın change olmasından kaynaklanan maddi ve manevi zararlar için tazminat davası açabilirsiniz. Bu, aracın değer kaybı gibi maddi zararlar ve yaşadığınız psikolojik etkiler için geçerlidir.
  4. Ceza Davası Açma: Change araç satışı, dolandırıcılık suçu kapsamına girer. Satıcıya karşı savcılığa suç duyurusu yaparak ceza davası başlatabilir, hapis ve para cezası talep edebilirsiniz.
  5. Noter İşlemlerine Dikkat: Satın alma sırasında noter işlemlerinde şasi ve motor numaralarının doğruluğunu kontrol edin. Yanlış bilgi verilmişse noter de sorumlu tutulabilir.
  6. Hukuki Destek Alın: Bu süreçte hak kaybı yaşamamak adına bir avukatla çalışmak, dava sürecinin başarılı bir şekilde ilerlemesi açısından önemlidir.

Bir Aracın Change (Çenç) Yapıldığını Nasıl Anlarım?

Bir aracın change (çenç) yapıldığını tespit etmek, teknik bilgi ve dikkat gerektiren bir süreçtir. Change araç, çalıntı ya da hurdaya çıkmış araçların motor veya şasi numaralarının başka bir araca geçirilmesi ile oluşan sahtecilik yöntemidir. İşte change aracı anlamanın bazı yolları:

  1. Şasi ve Motor Numaralarının Kontrolü:
  • Emniyet birimlerine başvurarak şasi ve motor numaralarının aracın ruhsatıyla uyumlu olup olmadığını kontrol ettirin.
  • Noter işlemlerinde ya da TÜVTÜRK muayenesinde bu numaralar doğrulanabilir. Ruhsattaki bilgilerle fiziksel şasi ve motor numaralarının eşleşmemesi, change olduğuna işaret eder.
  1. Yetkili Servis İncelemesi:
  • Aracı bir yetkili servise götürerek şasi ve motor numaralarını inceletin. Servisler bu konuda daha detaylı ve profesyonel kontrol sağlayabilir.
  1. Ekspertiz Raporu Almak:
  • Ekspertiz firmalarından aracın geçmişine dair detaylı bir rapor alın. Ekspertiz raporunda aracın hasar kaydı, değişen parçaları ve motor-şasi numaralarına ilişkin uyumsuzluklar tespit edilebilir.
  1. Trafik Cezası ve Hasar Kaydı Sorgulama:
  • e-Devlet ya da Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) üzerinden aracın plaka ve şasi numarasına göre hasar kaydı sorgulaması yapabilirsiniz. Daha önce çalıntı ya da hurda kaydı varsa bu bilgiler size yardımcı olacaktır.
  1. Araç Geçmişi Sorgulama:
  • e-Devlet üzerinden ya da bazı özel uygulamalardan aracın geçmişini sorgulamak, daha önce çalıntı, kaza, ya da change olup olmadığını ortaya çıkarabilir.
  1. Fiyat Karşılaştırması:
  • Aracın piyasa değerinden çok daha düşük bir fiyata satılması şüpheli olabilir. Change araçlar genellikle düşük fiyatlarla piyasaya sürülür.

Bu yöntemlerle bir aracın çenç (change) olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

Change Araç Cezası Nedir?

Change araç suçu, dolandırıcılık ve sahtecilik gibi ciddi suçları kapsamaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesi uyarınca, change araç suçu dolandırıcılık kapsamında değerlendirilir ve şu cezalara hükmedilir:

Temel Dolandırıcılık Cezası (TCK m.157):

  • 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası,
  • 5.000 güne kadar adli para cezası.

Nitelikli Dolandırıcılık Cezası (TCK m.158):

  • Eğer dolandırıcılık nitelikli olarak işlenmişse, ceza artırılır:
  • 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası,
  • 5.000 güne kadar adli para cezası.

Resmi Belgede Sahtecilik (TCK m.204):

  • Change araç suçunu işleyen kişiler aynı zamanda resmi belgede sahtecilik suçundan da cezalandırılabilir:
  • 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası.

Bu cezalar, change araç suçunun niteliğine göre değişir ve hem dolandırıcılık hem de sahtecilik suçlarıyla bağlantılı olarak ağırlaştırılabilir.

Aldığım/Sattığım Araba Change (Çenç) Çıktı, Ne Yapmalıyım?

Change araç satın aldıysanız veya sattıysanız, bu durumla karşılaştığınızda hızlı bir şekilde yasal adımlar atmanız önemlidir. İşte yapılması gerekenler:

  1. Satıcıyla İletişime Geçin:
    • Eğer change araç satın aldıysanız, bu durumu öğrendiğinizde derhal satıcıyla iletişime geçin. Gizli ayıp olarak kabul edilen bu durum karşısında, satıcıya yazılı bir bildirimde bulunarak aracın değişim veya iade edilmesini talep edebilirsiniz.
  2. Tazminat Davası Açma:
    • Change araç mağduru iseniz, satıcıya karşı tazminat davası açabilirsiniz. Tazminat davası hem maddi zararlar (aracın değer kaybı) hem de manevi zararlar (yaşanan psikolojik etkiler) için açılabilir. Dava açmadan önce gizli ayıp bildirimi yapmanız önemlidir.
  3. Ceza Duyurusunda Bulunma:
    • Change araç dolandırıcılığı, dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilir. Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesi uyarınca, satıcı hakkında suç duyurusunda bulunabilir ve ceza davası açılmasını sağlayabilirsiniz. Bu durumda satıcı hapis cezası ve para cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
  4. Noter İşlemleri ve Sorumluluk:
    • Araç alım-satımı sırasında noter işleminde şasi ve motor numaralarının kontrol edilip edilmediğine dikkat edin. Noterde yapılan hata veya eksiklikler nedeniyle noter de sorumluluk taşıyabilir. Bu durumda notere karşı da hukuki haklarınızı arayabilirsiniz.
  5. Aracın Tespiti:
    • Aracın change olduğunu öğrendiğinizde, emniyet birimlerine başvurarak durumu kayıt altına aldırmanız önemlidir. Ayrıca, yetkili servislere veya ekspertiz firmalarına aracın detaylı incelenmesini yaptırabilirsiniz.
  6. Hukuki Destek Alın:
    • Change araç mağduriyetleri karmaşık hukuki süreçler içerir. Bir avukat aracılığıyla dava sürecini yürütmek, hak kayıplarınızı önlemek açısından önemlidir. Avukat, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunma sürecinde size rehberlik edecektir.

Eğer change araç sattıysanız ve bu durumu bilmiyorsanız, hukuki sorumluluğunuzdan kaçınmak için durumu alıcıya bildirip anlaşmaya gitmeniz önerilir. Çünkü, bilmeden de olsa bu durum gizli ayıp kapsamında değerlendirilecektir ve hukuki yaptırımlarla karşılaşabilirsiniz.

Bu adımları izleyerek hem ceza davası hem de tazminat davası yoluyla haklarınızı arayabilirsiniz

EMSAL KARARLAR

YARGITAY 15. CD.,E.2014/22751 K.2017/9404 T. 17.4.2017

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Güveni kötüye kullanma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Dosya kapsamı ve kriminal ekspertiz raporuna göre, suça konu plakalı aracın gerçek plakalı araç olmadığı,

İstanbul’dan çalıntı başka bir araca plakalı aracın şase numarası change edilerek … plakası takılmak suretiyle ve plakalı aracın ruhsat belgeleri ile kullanıldığı anlaşıldığından, sahtecilik suçundan zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde gereğinin yapılması mümkün görülmüştür.

Sanığın katılana ait plaka sayılı otomobili tamir için İstanbul’a götürmek gayesiyle aldığı halde sonradan başka bir aracın şase numarasını işleyerek aracı “change” tabir edilen surette kotardığı,

Antalya Polis Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğü’nün raporuyla İstanbul’dan çalıntı başka bir araca plakalı aracın şase numarası change edilerek ….. plakası takılmak suretiyle ve plakalı aracın ruhsat belgeleri ile kullanıldığının belirlendiği, bu şekilde sanığın güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilen olayda;

sanığın plakalı aracı tamir amaçlı İstanbul’a götürüp, burada aracı change yaptırdığının sabit olmadığı, söz konusu aracın sanığın eşi …’un adına ihale sonucu satın alınıp, eşi adına aracın tescil edildiği sanık savunmaları, katılan anlatımları ve dosya kapsamından anlaşılmakla, atılı suçun sanık tarafından işlediğine dair savunmasının aksine, mahkumiyetine yeterli somut bir delil elde edilemediğinden, aynı gerekçeye dayalı mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir

. Yapılan yargılama sonunda sanığın atılı suçu işlediği sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanın herhangi bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 17/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 3.HD., E.2020/849 K.2020/2393 T. 16.3.2020

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ:

Davacı; kendisini araç maliki Remzi Obalı olarak tanıtan şahıs ile 10 PN 668 plaka sayılı aracın alım satımı hususunda anlaştıklarını, bahse konu şahsa araç satış bedeli olarak 17.500,00 TL ödemede bulunduğunu,

davalı …’nin 30/12/2010 tarihli ve 40949 yevmiye numaralı işlemi ile araç alım satımının gerçekleştirildiğini, aracı teslim alarak kullanmaya başladığını, trafik denetlemesi sırasında aracın çalıntı olduğunu öğrendiğini ve aracın emniyet tarafından bağlanarak elinden alındığını, sahte kimlik düzenlenmek suretiyle aracın kendisine satıldığını, bu hususta savcılık tarafından soruşturma başlatıldığını;

sahte nüfus cüzdanı ile işlem yapan davalı noterin kusurlu olduğunu, gerekli dikkat ve özeni göstermediğini,

kendisinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, araç satış bedeli olarak ödenen 17.500,00 TL’nin araç satış tarihi olan 30/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;

23/02/2016 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 3.217,50 TL artırarak 20.717,50 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı; satıcının ibraz ettiği nüfus cüzdanındaki bilgilerin, bilgisayar sistemi üzerinden nüfus kayıtları ile karşılaştırıldığını, ibraz edilen nüfus cüzdanının sahte olduğunun çıplak gözle fark edilemediğini, mor ışıkta yapılan güvenlik kontrolünde de şüpheli bir durumun olmadığının görüldüğünü, sahte kimliğin iğfal kabiliyetinin bulunduğunu, üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağının kesildiğini, kendisine kusur atfedilemeyeceğini savunarak; davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; satış sırasında kullanılan nüfus cüzdanı aslının temin edilemediği, fotokopi belge üzerinde de iğfal kabiliyeti yönünden bilirkişi incelemesi yapılamayacağı,

bu nedenle davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm,

Dairemizin 01.12.2014 tarihli ve 2014/7921 E. – 2014/15577 K. Sayılı ilamı ile, “…Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından meçhul şüpheli hakkında yürütülen soruşturma evrakının incelenerek anılan kişi hakkında kamu davası açılıp açılmadığı, satış sözleşmesinde kullanılan kimlik belgesinin ele geçip geçmediği,

o soruşturma ya da dava dosyasında belgenin aldatma yeteneği bulunup bulunmadığı konusunda inceleme yapılıp yapılmadığı konuları araştırılarak,

kullanılan belgenin aldatma yeteneğine sahip olup olmadığı konusunun aydınlatılması gerekir iken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamıştır…” gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde;

davaya konu … plaka sayılı aracın sahte nüfus cüzdanı kullanılarak davacıya satıldığı, satış sırasında kullanılan nüfus cüzdanı aslının ele geçirilemediği,

bu nedenle nüfus cüzdanı üzerinde iğfal kabiliyeti yönünden inceleme yapılamadığı, aracı davacıya satan kişiye ulaşılamaması nedeniyle kamu davasının da açılamadığı;

nüfus müdürlüğüne bağlı online sistemden belge sahibinin fotoğrafının noter ekranına düşmediği,

yine nüfus cüzdanını hazırlayan ve onaylayan nüfus memurlarının bilgilerinin de sistemden görülemediği, sahte belge ile sistemde bulunan bilgilerin birebir örtüştüğü, davalı noterin dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiği gerekçesiyle,

davanın reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

Dava; Noterlik Kanunu’nun 162.maddesine dayalı noterin kusursuz sorumluluğuna ilişkin tazminat davasıdır. Noterlik Kanunu’nun 1. maddesinde; noterliğin bir kamu hizmeti olduğu ve noterin, hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirdiği belirtilmiştir.

Görevi belge ve işlemlere resmiyet kazandırmak olan noterlerin, yaptıkları işlemler dolayısıyla meydana gelecek zararlardan ötürü sorumlu tutulması bir zorunluluktur.

Noterler, devlet adına bir takım kamusal yetkileri de kullanmak suretiyle; belgeleri ve beyanları resmîleştiren ve aksinin kanıtlanmasını güçleştiren hatta neredeyse imkânsız hâle getiren, hukukî sonuçlar doğuracak belgelerin düzenlenmesi yetkisiyle donatılmıştır.

Noterlik Kanunu’nun 82. ve İcra İflas Kanunu’nun 38. maddeleri gereğince;

noterlerin düzenlemiş oldukları belgelere ispat gücü ve icra edilebilirlik açısından, özel ve ayrıcalıklı bir konum verilmiştir. Bu kadar önemli bir işin yapılmasıyla yetkili kılınan noterlerin sorumluluklarının da düzenlemeye paralel olması gerekir. Noterlerin uzmanlığına inanan ve güvenen iş sahipleri, yapılan iş ve işlemlerin tam ve sağlıklı olduğu konusunda kuşku duymamalıdırlar. Bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar doğmuşsa noterin bundan sorumlu olması doğaldır.

Noterlerin yaptıkları hizmet dolayısıyla sorumlulukları, hâlen yürürlükte bulunan 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde hüküm altına alınmış olup; stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterlerin, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumlu oldukları, noterin, ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajyer veya noterlik personeline rücu edebileceği hükme bağlanmıştır.

Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde kusurdan söz edilmemiştir. Bu sebeple, noterlerin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Tüm kusursuz sorumluluk hallerinde olduğu gibi zarar gören davacı, davalı noterin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Zarar gören davacı, yalnızca, zararla eylem arasındaki uygun illiyet bağını kanıtlamak zorundadır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur.

Buna göre, noter, gerekli özeni gösterdiğini iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak, gerekli özeni göstermiş olsa bile, zararın doğmasına engel olamayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bu husus nedensellik bağının kesilmesidir. Bunun ispatı da davalı notere aittir.

Yargıtay uygulamasında da; noterlerin hukukî sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu genel bir ilke ve prensip olarak benimsenmiştir.

Noterin hukukî sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için ortada; noterin veya noter çalışanının bir eyleminin bulunması ve bu eylemden dolayı bir zararın doğması, bu zararla birlikte eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir.

Bu şartlardan birisinin gerçekleşmemesi hâlinde noterin hukukî sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir. Noterin bir kamu hizmeti ifa ettiği de dikkate alınarak sorumluluğun belirlenmesinde normal bir insanın göstereceği özenli davranış değil, aynı işi üstlenen noterlik mesleğinde çalışan bir kişinin göstermesi gereken objektif davranış esas alınacaktır.

Buradaki tazminat yükümlülüğü; sorumlu kişinin somut olaydaki bireysel davranışından ziyade, daha çok onun toplum ve ekonomi içindeki durumu ile kanunun ona yüklediği ihtimam ve özen görevine bağlanmaktadır.

Noterlerin yaptığı işlemler bakımından söz konusu işlemin gereği gibi yani, özen yükümlülüğüne uygun şekilde yerine getirmiş olsaydı, zarar oluşmayacaktı denilebiliyorsa noter sorumlu olacaktır.

Zira; noter işlemi yaparken gözle görülebilecek bir sahteliğe rağmen işlemi devam ettirmişse ve bu işlemden bir zarar doğmuşsa noter doğal olarak sorumlu olacaktır.

Noterin, ilgililerin hukukî menfaatlerini korumak için araştırma ve aydınlatma görevi vardır. Noterlik Kanunu’nun 72. maddesine göre noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerinin tamamını öğrenmekle yükümlüdür.

Noterin veya çalışanının her zaman belgenin sahte olup olmadığını anlaması ve tetkik etmesi yani grafolojik bir inceleme yapması beklenemez.

Ancak; belgenin veya kimliğin ilk bakışta sahte olup olmadığı veya kimlikte şekli anlamda var olması gereken bir bilginin olmaması yahut olmaması gereken bir ibarenin bulunması noter veya çalışan tarafından dikkat edilmesi gereken hususlardandır.

Bu gibi hâllerde noterin veya çalışanının gerekli özeni göstermesi beklenir. Aksine davranış özen yükümlülüğünün ihlâlidir.

Belgenin sahteliği hususundaki en önemli kıstas belgenin veya kimliğin aldatma yeteneğine (iğfal) sahip olup olmamasıdır. Zarar doğuran işlem veya eylemde aldatma (iğfal) kabiliyetine sahip bir kimlik veya belgesinin kullanılması hâlinde noterin sorumluluğunun doğmayacağının kabul edilmesi gerekir.

Ancak, detaylı bir incelemeyle ortaya çıkacak sahteliğin fark edilmesi noter veya çalışanından beklenemeyecek bir durumdur.

Nüfus cüzdanındaki seri ve T.C kimlik numarasının bulunmaması, numaranın on bir haneli olmaması, eksik veya fazla olması, doğum yerinin ilçe veya merkez ilçe olarak yazılmaması, soğuk damganın veya motorlu araç tescil belgesinde mühür bulunmaması, tescil belgesindeki bilgilerin kullanılan kimlik ile veya motor sicil numarası veya şasi numarasının birbirine uymaması gibi hâller “somut sorumluluk nedenleri” olup, noterlerin ve çalışanlarının yapmış oldukları işlemlerde, sorumluluk sebepleri, her somut olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Somut olayda; dava dışı üçüncü kişinin kimlik bilgileri kullanılarak sahte kimlik düzenlendiği, bahse konu sahte kimlik esas alınarak,

… tarafından 30/12/2010 tarihinde davaya konu araç satışının gerçekleştirildiği, araç satış sözleşmesinde satış bedelinin 17.500,00 TL olarak gösterildiği,

noter işlemi sırasında kullanılan sahte nüfus cüzdan suretinin aslı temin edilemediğinden,

sahte nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yapılamadığı anlaşılmaktadır.

Davalı noterin sorumluluğu, Noterlik Kanunu’nun 162. maddesine dayalı kusursuz sorumluluk olup, oluşan zarar ile davalı noter işlemi arasında uygun illiyet bağının kurulduğunun kabulü gerekir.

Davalı noterin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde nedensellik bağının kesildiğini ispat külfeti ise, davalı notere düşmektedir.

Hal böyle olunca, mahkemece;

aslı temin edilemeyen, bu nedenle iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı tespit edilemeyen sahte nüfus cüzdanına istinaden,

söz konusu araç satış işleminin yapıldığı, davalı noterin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, illiyet bağının kesildiğinin davalı noter tarafından ispat edilemediği,

bozma sonrası ıslahın söz konusu olamayacağı dikkate alınarak, davanın 17.500,00 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken;

eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA,

peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara
WhatsApp