Çocuk Düşürtme Suçu ve Cezası

Çocuk Düşürtme Suçu ve Cezası

Çocuk düşürme suçu, hamile kadının izni olmadan veya izniyle ama yasal olmayan şekilde gebeliğin sonlandırılmasıdır. Bu suç Türk Ceza Kanunu’na göre cezalandırılır. Peki, çocuk düşürtme suçu nedir ve cezaları nelerdir?

Bu makalede, çocuk düşürtme suçunun yasal tanımı, hangi durumların bu suçu oluşturduğu ve hukuki yaptırımlar hakkında detaylı bilgiler sunacağız.

Ayrıca, çocuk düşürtme suçunda suçun unsurları, kadının rızasının etkisi ve yasal olarak izin verilen durumlar gibi önemli konulara da değineceğiz.

Çocuk düşürtme suçu ve ilgili yasal düzenlemeler hakkında en güncel ve kapsamlı bilgileri arayanlar için hazırladığımız bu yazı, hukuki süreçler ve haklar konusunda rehber niteliği taşımaktadır.

Türk Ceza Kanunu’na göre çocuk düşürtme suçları, rızasız çocuk düşürtme ve rızaya dayalı çocuk düşürtme olarak iki şekilde düzenlenmiştir.

Rızasız çocuk düşürtme suçu TCK.’nun 99. maddesinin (1). fıkrasında düzenlenmiştir.

Rızaya dayalı çocuk düşürtme suçu ise TCK.’nun 99. maddesinin (2).fıkrasında düzenlenmiştir.

Çocuk düşürtme, hangi yöntemle olursa olsun çocuğu taşıyan kadın dışında farklı bir kişi tarafından gerçekleştirilen, gebelik sırasında yani doğumdan önce gebeliği sona erdirme amacıyla cenine yönelik her türlü müdahaledir.

Çocuk Düşürtme Suçunun Şartları Nelerdir?

-Gebe kadının rızası olmadan çocuğunu düşürtmek,

T-ıbbı zorunluluk bulunmadığı takdirde, rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürtmek,

-Kadının çocuğunu düşürtme fiili sebebiyle kadının beden veya ruh sağlığı bakımından zarara uğratılması ile madde 99’ da belirtilen suçun değişik şekillerde işlenmesi mümkündür.

Çocuk Düşürtme Suçunun Konusu Nedir?

Her ne kadar kanun lafzında çocuk kavramı geçse de esasen burada söz konusu olan, cenin yani döllenmeden doğuma kadar geçen süre içinde ana rahminde bulunan varlıktır.

Çocuk düşürtme suçu, kasten işlenebilen bir suçtur ve olası kastla da işlenebilir. Bu yüzden hekimin taksirli eylemleri sonucunda çocuğun henüz insan niteliği almadan yaşamının sonlanması halinde, çocuk düşürtme suçu söz konusu olmayacaktır.

Ancak çocuk düşürtme suçuna vücut vermese bile hekimin taksirli eylemi sonucunda çocuğun düşmesi veya çocuğun erken doğması söz konusu olduğu taktirde hekim taksirle yaralama neticesinde çocuğun düşmesinden sorumlu olacaktır.

Çocuk Düşürtme Suçuyla Korunan Hukuksal Yarar nedir?

Bu suçla korunan hukuksal yarar, kadına ve cenine ait yararlar olmak üzere birden fazladır.

Hem kadının; yaşama hakkı, biyolojik anne olabilme hakkı, anne olup olmamayı seçebilme hakkı, beden dokunulmazlığı hakkı, beden ve ruh sağlığı hakkı, hem de kadının rahmindeki canlı ceninin varlığını sürdürerek gelişimini tamamlayabilip doğabilme hakkı, diğer deyişle ceninin gelecekteki yaşama hakkına kavuşabilmesi hakkı, kısaca doğma hakkı, kadına ve rahimdeki cenine ait birbirinden farklı hukuksal yararlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Rızasız çocuk düşürtme suçu açısından korunan hukuksal yarar öncelikle gebe kadının gebelik sürecini tamamlayıp, biyolojik anne olabilme, diğer deyişle çocuğunu doğurma hakkıdır; ceninin doğabilme hakkı kadının doğurma hakkının yanında ikincil derecededir.

Rıza ile çocuk düşürtme suçunda korunan hukuksal yarar ise, rahimdeki ceninin, hamileliğin onuncu haftasından sonra doğan bir hak olarak, varlığını sürdürüp, gelişimini tamamlayıp doğabilme hakkı, yani ceninin gelecekteki yaşama hakkına kavuşabilmesi hakkı olarak görünmektedir.

Hem gebe kadına ilişkin hem de cenine ilişkin tıbbi zorunluluğun bulunmuyor olması, suçun bir maddi unsuru olarak yer almıştır. Tıbbi zorunluluk, ancak tıp biliminin verilerine göre belirlenebilir.

Çocuk Düşürtme Suçunun Faili Kimdir?

Fail anne dışında herkes olabilir.

Çocuk Düşürtme Suçunun Mağduru Kimdir?

Rızasız çocuk düşürtme suçunda suçun konusu cenin olduğundan, suçun mağduru gebe kadındır. Yalnızca gerçek kişiler suç mağduru olabilmekle beraber, bu suçta mağdurun gerçek kişi olmanın yanında kadın ve gebe olması da gerekmektedir.

TMK anlamında cenin, henüz kişiliğe sahip olmamakla beraber, ancak tam ve sağlam doğum ile ana rahmine düştüğü andan itibaren hak sahibi olabilecektir.

Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, ancak tam ve sağlam doğumla kişilik kazanabilen ceninin, suçun mağduru olması da hukuken mümkün değildir.

Rızasız çocuk düşürtme suçunun temel şeklinin faili; rahim tahliyesine yetkisi bulunan hekimdir. Gebe kadının rızası bulunmadan, kadının çocuğunu düşürten yetkili hekim, bu madde kapsamında cezalandırılacaktır.

Rahim tahliyesinin yetkili olmayan kişiler tarafından gerçekleştirilmesi halinde, cezanın yarı oranında arttırılır bu suçun cezasının arttırılmasını gerektiren nitelikli halidir.

TCK’nın 43. maddesine göre; bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suç sayılır. Bu takdirde; çocuk düşürtme suçunun yetkili ve yetkisiz hekim tarafından işlenmesi, aynı suçu oluşturur.

Fiili gerçekleştiren hekim yetkili değilse, her ne kadar kendi alanında uzman olsa da, rahim tahliyesine yetkili olmadığından,

TCK madde 99/5 gereği nitelikli halin uygulanması söz konusu olacaktır. ocuk

Düşürtme Suçunun Fiil Unsuru Nedir?

Çocuk düşürtme suçu, kanunda özel olarak belirtilmediğinden, bu neticeye yol açabilecek her türlü fiille gerçekleştirilebilir. Yani serbest hareketli bir suçtur. Gebe kadının tekmelenmesi, yüksekten itilmesi, yumruklanması, ilaç içirtilmesi gibi yöntemlerle bu suç işlenebilir

Yargıtay kararlarında çocuk düşürtme suçunda önemli olan; ceninin varlığını ya da kadının hamileliğini sona erdirmek olduğu düşünülerek, bu neticeyi meydana getirecek her türlü hareketle suçun işlenebileceği kabul edilmekte ve ceninin düşmesi neticesine yol açabilecek her türlü hareket çocuk düşürtme suçu kapsamında cezalandırılmaktadır.

Ancak tabi ki gerçekleştirilen fiilin, çocuk düşürtme neticesine yol açabilecek nitelikte olup olmadığının kesin olarak tespiti gerekmektedir.

Çocuk Düşürtme Suçunun Neticesi Nedir?

Çocuk düşürtme suçunun oluşabilmesi için, fiil tek başına yeterli olmamakla beraber, suç ceninin yaşamına son verilmesiyle tamamlanmaktadır.

Yani bu suçun oluşması için fiilden başka, ceninin ölümü neticesi de aranmaktadır. Suçun oluşması için ceninin ana rahminden ayrılması neticesinin gerçekleşmesi gerekmeyecektir.

Ceninin kadının rahminde olduğu süreçte işlenen fiil neticesinde, rahmin içinde veya dışında ölmesinin, suçun oluşumunda hiçbir etkisi yoktur.

Ceninin anne karnında ölmesi ile anne karnında iken gerçekleştirilen fiil sonucunda, canlı doğduktan sonra ölmesi arasında da herhangi bir fark yoktur önemli olan ceninin çocuk düşürtme fiilinin sonucunda yaşamına son verilmesidir.

Bu nedenle, ceninin ana rahmindeyken gerçekleştirilen fiil neticesinde düşmesi halinde de, ana rahminde gerçekleştirilen fiile bağlı olarak doğduktan sonra ölmesi durumunda da, çocuk düşürtme suçu oluşur.

Çocuk Düşürtme Suçuna Teşebbüs Mümkün Müdür?

Suç, teşebbüse elverişlidir. Cenin, ana rahminden yaşama kabiliyetine sahip olmadan çıkartılmış olmasına rağmen ölmemişse çocuk düşürtme suçu teşebbüs derecesinde kalmış olur.

Bu suça icraya, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya başlandığını gösteren hareketlerin tamamlanamaması ya da sonucun alınamaması olaylarında da suç, teşebbüs derecesinde kalmış olur.

Buna karşılık, çocuk düşürtmeye icraya doğrudan doğruya başlamayı göstermeyen, ilaç satın alma, doktorla anlaşma, randevu alma, hastaneye yatma, doktorun muayenehanesinde bekleme salonunda bulunma veya doktorla konuşma gibi hareketler ancak hazırlık hareketleri olarak nitelendirilebilirler; dolayısıyla cezalandırılamazlar.

Buna karşın gebe kadının hastanede ameliyat masasına yatırılması, müdahaleyi yapacakların ortamda ameliyat için gerekli aletleri çıkartıp hazırlamaları icra hareketi başlangıcıdır.

Çocuk Düşürtme Suçunun Hukuka Aykırılık Unsuru Nedir?

Türk Hukuku’nda isteğe bağlı olarak onuncu haftasını dolduruncaya kadar gebeliğin sona erdirilmesi hukuka uygun bir eylemdir.

Rızasız çocuk düşürtme suçunda ise yukarıda da belirtildiği gibi gebeliğin kaç haftalık olduğunun önemi yoktur; önemli olan tıbbi zorunluluk yoksa gebe kadının rızasının bulunmamasıdır.

Bu nedenle gebe kadının rızasının bulunmaması bir hukuka uygunluk nedeni değil, bu suçun maddi unsurudur.

Failinin rahim tahliyesine yetkisi bulunmayan bir kişi olması suçta cezayı artıran nitelikli haldir.

On haftayı doldurmamış gebeliklerde rızanın yokluğunda gebe kadının yaşama hakkı açısından tıbbi zorunluluk nedeniyle rahmin tahliyesi durumunda fiil hukuka aykırı olmaz.

On haftayı geçmeyen gebeliklerde yapılacak rahim tahliyesinde;

a- gebe kadın reşitse kendisinden,

b- küçükse, kendisinin rızası alınmakla birlikte velisinden,

c- vesayet altında bulunup da reşit ya da mümeyyiz değilse reşit olmayan kişinin kendisinden ve vasisinden ve ayrıca sulh yargıcından izin alınması zorunludur.

d- Kadın evli ise eşinden izin alması gerekmektedir.

Rızanın geçerli olabilmesi için; tıbbi müdahalenin niteliği, kapsamı, önemi, yarar ve sakıncaları ile sonuçları hakkında açıklamalarda bulunularak, kişinin tıbbi müdahale hakkında karar verebilecek duruma getirilmesi gereklidir.

Hekimlerin görevleri arasında yer alan aydınlatma yükümlülüğü yeterince ve doğru şekilde yerine getirilmediği sürece, verilen rıza da geçerli ve hukuka uygun bir rıza olmayacaktır.

Çocuk Düşürtme Suçunda Zorunluluk Hali

Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’un 5. maddesine göre, gebelik süresi, on haftadan fazla ise rahim ancak gebelik annenin hayatını tehdit ettiği takdirde tahliye edilir.

Çocuk Düşürtme Suçunun Nitelikli Halleri Nelerdir?

Çocuk düşürtme suçunun cezayı azaltan nitelikli halleri bulunmamaktadır. Cezayı arttıran nitelikli haller ise; rızası bulunmadan çocuğu düşürtülen kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğraması veya kadının ölümüne neden olmasıdır.

Bir diğer nitelikli hali ise gebelik süresi 10 haftayı geçen kadının çocuğunu tıbbi bir zorunluluk olmadan düşürtme eyleminin düşürtülen kadının beden veya ruh sağlığı bakımından bir zarara uğramasına veya ölümüne neden olmasıdır.

Çocuk Düşürtme Suçunda Kusurluluğu Etkileyen Haller Nelerdir?

Rızasız çocuk düşürtme suçu kusurluluğu etkileyen haller bakımından bir özellik göstermemektedir.

Bu kapsamda TCK’da kusurluluğu etkileyen haller olarak düzenlenen zorunluluk hali, cebir ve tehdit dolayısıyla irade yeteneğinin etkilenmesi, haksız tahrik, haksızlık yanılgısı gibi durumların, somut olayda şartlarınıngerçekleşmesi halinde, faile ceza verilmeyecek yahut cezasında indirime gidilecektir.

Örneğin; gebe kadının eşinin uygulamış olduğu ağır ve karşı konulamaz nitelikteki tehdit ve zorlama sonucu, cenini kürtaj yolu ile düşürten doktorun, başka türlü davranabilme şansı bulunmadığından dolayı, kusurunun bulunmadığı kanaatine varılır.

Çocuk Düşürtme Suçuna İştirak Mümkün mü?

Çocuk düşürtme suçunun faili; rahim tahliyesine yetkili veya yetkisiz hekimdir. Dolayısıyla bu suç özgü suçlar arasında yer aldığından, suça iştirak eden diğer kişilerin müşterek fail olması mümkün değildir. Bu kişiler TCK madde 40/2 gereği, yardım eden veya azmettiren sıfatıyla işlenen suçtan sorumlu olacaklardır.

Hekim dışındaki kişiler, çocuk düşürtme suçunun işlenişine katılırlarsa o takdirde hekim, TCK madde 99 anlamında çocuk düşürtme suçunun faili, diğer kişi ise bu suçun yardım eden yahut azmettiren sıfatıyla iştirak edenleri olacaktır.

Çocuk Düşürtme Suçunda İçtima

Bir kadına karşı, tek bir suç işleme kararı çerçevesinde, çocuk düşürtme suçu birden fazla işlenirse, zincirleme suç hükümleri uygulanabilecektir.

Örneğin;

Gebe kadına karşı gerçekleştirilen ilk fiil neticesinde cenin düşmememiş ve suç teşebbüs aşamasında kalmışsa fail, aynı kadına karşı tekrar bu suçu işlemiş ve cenin bu ikinci fiil neticesinde düşmüşse, teşebbüs aşamasında kalan ilk suç ile tamamlanan ikincisuç arasında zincirleme suçun varlığı kabul edilerek, failin cezasında arttırıma gidilecekti

Gebe kadın rahminde birden fazla cenin taşıması halinde ise, fail gene tek çocuk düşürtme suçunu işlemiş olur.

Çünkü bu suçta mağdur gebe kadın, eylem de gebeliği sona erdirme eylemidir

Çocuk Düşürtme Suçunun Yaptırımı Nedir?

TCK madde 99/1’e göre; rızası olmaksızın bir kadının çocuğunu düşürten kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri; çocuk düşürtme fiili, kadının beden veya ruh sağlığında bir zarara yol açarsa, o takdirde fail altı yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılıacak, kadının ölümüne sebep olursa da, on beş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

Çocuk Düşürtme Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bu suçun temel şeklini işleyenler, asliye ceza mahkemesinde yargılanacaktır. Suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış şekli ile nitelikli şeklinin işlenmesi halinde ise, ağır ceza mahkemeleri görevlidir.

Yetkili mahkeme ise; CMK’nın 12. maddesi gereği, suçun işlendiği yer mahkemesi yani, çocuk düşürme fiilinin gerçekleştirildiği yer mahkemesidir.

Yetkili mahkeme; CMK’nın 13. maddesi gereği, suçun işlendiği yer mahkemesi belli değil ise, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesidir. Şüpheli veya sanığın

Türkiye’de yerleşim yeri yoksa, Türkiye’de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Mahkemenin bu suretle de belirlenme olanağı yoksa, maddenin üçüncü fıkrası gereği, ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkili olur.

Çocuk Düşürme Suçu Nedir?

Gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi halidir.

Çocuk Düşürme Suçuyla Korunan Hukuki Değer Nedir?

Ceninin gelecekteki yaşama hakkıdır. Gebeliğin on haftadan az olması durumunda ise, gebe kadının kendisi gebeliğini sona erdirebilecektir.

Kanun koyucu bu şekilde gebe kadına, onuncu haftaya kadar anne olup olmama hususunda tercih yapma hakkı tanımıştır. Yasa koyucu tarafından kendisine tanınan süre geçtikten sonra yapılan çocuk düşürtme eylemleri, bu madde kapsamında suç sayılmıştır.

Çocuk Düşürme Suçunun Faili Kim Olabilir?

Bu suç ancak gebe kadının kendisi tarafından işlenebilir dolayısıyla özgü suçtur. Gebe kadın dışında kalan kişiler bu suçun işlenişine ancak azmettiren veya yardım eden olarak katılabilirler.

Onuncu haftayı dolduran ceninin, gebe kadın dışında rızası olsun olmasın, yetkili yahut yetkisiz hekim tarafından düşürtülmesi hali ise, bu madde kapsamında değil, somut duruma göre çocuk düşürtme suçu kapsamında değerlendirilecektir.

Çocuk Düşürme Suçunun Konusu

Çocuk düşürme suçunun konusunu; çocuğun düşürtülmesine yönelik fiil yahut fiillerin üzerinde gerçekleştirildiği cenin oluşturmaktadır

Çocuk Düşürme Suçunun Fiili

Gebe kadının rahmindeki canlı ceninin ölmesi neticesine neden olacak her türlü hareket, bu kapsamda suç oluşturur. Kanun koyucu özel bazı hareketlerin yapılmasını aramadığından, çocuk düşürme suçu serbest hareketli bir suçtur

Çocuk Düşürme Suçunun Neticesi

Gebe kadının gerçekleştirdiği fiil neticesinde mutlaka ceninin düşürülmesi arandığından, bu suç neticeli bir suçtur.

Çocuk Düşürme Suçunda Tipikliğin Manevi Unsuru

Madde metninde “…isteyerek düşürme“ ifadesi yer aldığından bu suç ancak doğrudan kastla işlenebilir. Gebe kadının çocuğunu düşürdüğüne dair kesin ve inandırıcı deliller olmalıdır.

Çocuk Düşürme Suçunun Hukuka Aykırılık Unsuru

Mahiyeti gereği çocuk düşürme suçunu hukuka uygun hale getiren bir sebep yer almamaktadır.

Çocuk Düşürme Suçunun Nitelikli Halleri

Kanunda çocuk düşürme suçu için nitelikli hal öngörülmemiştir. Gebe kadınn kendi vücudu üzerinde gerçekleştirdiği fiiller neticesinde, yine kendisi zarar görmüş olacağı için, cezasında arttırıma gidilmesini gerektirir bir durum da bulunmamaktadır.

Çocuk Düşürme Suçunda Kusurluluğu Etkileyen Haller

Kusurluluğu etkileyen haller açısından çocuk düşürme suçu, diğer suçlardan farklıdır.

Bu kapsamda, zorunluluk hali, cebir ve tehdidin etkisi altında olma, irade dışı alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma gibi kusurluluğu kaldıran yahut etkileyen şartlar oluşmuşsa, faile hiç ceza verilmeyeceği gibi, cezasında indirime gidilebilir.

Çocuk Düşürme Suçunun Yaptırımı

TCK madde 200; gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi halinde, bir yıla kadar hapis veya adli para cezası alacağını hüküm altına almıştır.

Çocuk Düşürme Suçu Dava ve Ceza Zamanaşımı

TCK madde 66 uyarınca, bu suç için dava zamanaşımı; 8 yıldır. Dolayısıyla suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl geçmesiyle, kamu davası düşecektir.

TCK’nın, 67. maddesinde yer alan durumların gerçekleşmesi halinde, dava zamanaşımı kesilecektir.

TCK madde 68 gereği, kesin hükümden itibaren on yıl geçmekle, bu suça ilişkin ceza infaz edilemeyecektir. TCK’nın 71. maddesinde öngörülen şartların oluşması halinde, ceza zamanaşımı kesilecektir

Çocuk Düşürme Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme?

Çocuk düşürme suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Emsal Yargı Kararları

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2010/14557 K. 2011/2772 T. 05.04.2011

Dosya kapsamına göre, her ne kadarşüpheli tarafından yapılan kürtaj işleminde 5237 sayılı TCK’nun 99. maddesinin koşulları oluşmamışsa da,

Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 25/11/2011 tarihli ve 10166 sayılı raporunda da belirtildiği üzere Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon

Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzüğün 13/d. maddesi uyarınca kürtaj işlemi için evli kadının eşinden izin belgesi alınması gerektiği cihetle, söz konusu izin belgesi olmadan kürtaj işlemi yapan şüphelinin görevinin gereklerine aykırı davranıp davranmadığının tespit edilmesi ve sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilerek itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle…” Y.5.CD. T: 10.3.2015, E: 2014/11481, K:2015/8083

1 Y.5.CD. E: 2014/11481, K: 2015/8043 “…Rahim Tahliyesi ve Sterilizasyon Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Denetlenmesine İlişkin Tüzüğün 13/d. maddesi uyarınca kürtaj işlemi için evli kadının eşinden izin belgesi alınması gerekmekte ise de, eşin rızası alınmadan yapılan işlemde ceza hukuku sorumluluğunu gerektiren bir durumun olmamasına …”

“Oluş ve dosya içeriğinden, şüpheli hakkında çocuk düşürme suçundan kamu davasını açmayı

gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediğinden kovuşturma

yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla beraber, müşteki ile evli olan şüphelinin 17.7.2009 tarihinde 28 haftalık hamile olduğu,

müşteki ile tartışması üzerine evi terk eden şüphelinin sağlık kontrollerine gitmemesi üzerine hamilelik takibini yapan Bağlar Aile Sağlık Merkezi ebesi ile yaptığı telefon görüşmesinde 19.9.2009 tarihinde evde düşük yaptığını söylediği, müştekinin C. Savcılığına yaptığı şikayet üzerine

Isparta Devlet Hastanesinde düşük yaptığı ve çocuğu aldırdıkları şeklinde çelişkili beyanlarda bulunması üzerine yapılan araştırmada ilgili hastaneye herhangi bir müracaatının bulunmadığı anlaşılmakla bu büyüklükte bir gebeliğin düşükle sonlanıp sonlanamayacağı,

Erken doğum halinde bebeğin canlı veya ölü olup olmadığı ve delillerin takdir ve münakaşasının mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek itirazın kabulü ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılarak kamu davasının açılmasına karar verilmesi gerekirken red kararı verilmesi, Yasaya aykırı,

Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay C.Başsavcılığının ihbarname içeriği bu nedenle yerinde görüldüğünden;

Akşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 20.5.2010 gün ve 2010/490 değişik iş sayılı kararının (BOZULMASINA),

müteakkip işlemlerin mahallinde yapılmasına, evrakın Yüksek Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine…”

Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara
WhatsApp