Makale Başlıkları
Derneklerin Kendiliğinden Sona Erdiğinin Tespiti Dilekçesi, Dernekler kuruluş amaçlarına uygun olarak faaliyetlerini sürdürmekle yükümlüdür.
Ancak bazı durumlarda, derneklerin faaliyetlerini sürdürememesi ya da tüzüklerinde belirtilen koşulların gerçekleşmesi nedeniyle kendiliğinden sona ermeleri söz konusu olabilir.
Türk Medeni Kanunu ve Dernekler Kanunu’na göre, bir derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti için hukuki bir süreç gereklidir. Bu tespit, derneğin tüzel kişiliğinin sona erdiğini resmileştirir ve derneğin malvarlığının tasfiye sürecine geçilmesini sağlar.
Dernek Nedir?
Dernekler Türk Medeni Kanunu’nda, Dernekler Kanununda ve yönetmelikler ile birlikte uluslararası antlaşmalar çerçevesinde düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunumuzun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre gerçek ya da tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma amacı dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarına dernek denir. Dernekler Kanunu’nda da derneğin tanımı yapılmıştır.
Ama Türk Medeni Kanunundan farklı olarak Dernekler Kanunu’nda ‘‘kanunlarda yasaklanmamış’’ amaç ibaresi de yer almaktadır.
Anayasa m.33, DK m.3, TMK m.57’ de de belirtildiği üzere herkes önceden izin almaksızın dernek kurabilmektedir. Bunun için dernekler dernek tüzüğünü, kuruluş bildirimini ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki en büyük mülki amirine verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar. En büyük mülki amir ilçelerde kaymakam, illerde ise validir.
Derneğin Kurucuları Kimlerden Oluşur?
TMK m.56/1 ve DK m. 2/a ‘da ifade edildiği üzere dernek kurucu sayısı azami olarak gerçek veya tüzel en az yedi kişi ile kurulabileceği düzenlenmiştir. Bununla beraber kurucular hakkında dernek kurma yasağının da olamaması gerekir.
Derneğin kurulabilmesi için dernek kurucuların fiil ehliyetine sahip olmaları gerekir.
Bu husus da TMK m.57/2 ‘de belirtilmiştir. Tam ehliyetliler dernek kurucusu olabilirler. Sınırlı ehliyetlilerde dernek kurucusu olabilmektedirler.
Zira kendilerine yasal danışman atanmış olan sınırlı ehliyetliler TMK m.429’da yasal temsilcinin görüşünün alınmasını gerektiren işlemler arasında dernek kurma işlemi yer almamıştır. Sınırlı ehliyetsizler ise dernek kuramazlar.
Yabancıların ülkemizde dernek kurma hakkı da TMK m. 93’te düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre Türkiye’de yerleşme hakkına sahip olan yabancı gerçek kişiler dernek kurabilir ya da kurulmuş olan derneklere üye olabilir.
Tüzel kişiler için fiil ehliyeti ise kuruluş belgelerine ve kanuna göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanırlar. Derneğin zorunlu organları, genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kuruludur. Bu zorunlu organların dışında başka organlar da oluşturulabilir.
Dernek Kuruluş İşlemleri İçin Hangi Belgeler Gerekiyor?
- Dernek Tüzüğü (kurucular tarafından her sayfası imzalanmış),
- (Her derneğin bir tüzüğü vardır. Bu dernek tüzüğünde derneğin adı, gelir kaynakları, organları, amacı, üyelik koşulları, geçici yönetim kurulunun ve örgütün gösterilmesi zorunludur. Dernek tüzüğünde yer alan hükümler kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz. Dernek tüzüğünde düzenlemeyen konular hakkında kanun hükümleri uygulanır,
- Dernek kurucuları tüzel kişilerden oluşuyorsa, tüzel kişinin kuruluş belgesi, yerleşim yeri ve bunların unvanları,
- Tüzel kişilerin organları tarafından yetkilendirilen gerçek kişilerin belirtilmesi halinde bu konuda alınmış olan kararın örneği,
- Derneğin kurucularında dernek, vakıf ya da yabancı dernek dışında kar amacı gütmeyen başka kuruluşlar da varsa, bunlar için İçişleri Bakanlığınca izin verilmeli ve bu iznin verildiğine ilişkin dernek kurucuları tarafından imzalanmış beyan,
- Derneğin kurucuları arasında yabancı vatandaşlı kişiler varsa, bu kişilerin Türkiye’de yerleşme hakkına sahip olduklarını gösteren belgenin örnekleri de eklenmesi gerekir.
Dernekler yukarıda saydığımız belgelerle kuruluş bildirimini derneğin kurulacağı yerdeki en büyük mülki idare amirliğine verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar.
Derneklerin Sona Erme Sebepleri Nelerdir?
Dernekler üç şekilde sona erebilir;
- Derneğin kendiliğinden sona ermesi,
- Derneklerin genel kurul kararıyla sona ermesi,
- Derneğin mahkeme kararıyla sona ermesi,
Derneğin Kendiliğinden Sona Ermesi
Derneğin kendiliğinden sona erme halleri TMK m. 87’de düzenlenmiştir. Bu hükme göre dernek aşağıda belirteceğimiz hususlarda kendiliğinden sona erer;
-Derneğin amacı gerçekleşmesi ya da gerçekleşmesinin olanaksız hale gelmesi,
-Derneğin süresinin sona ermesi,
-Zorunlu organların oluşturulmamış olması,
-İlk genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış olması,
-Borç ödemeden acze düşmüş olması,
-Yönetim kurulunun oluşturulması tüzük gereğince olanaksız hale gelmesi,
-Olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamaması, hallerinde her ilgili kişi derneğin sona erdiğinin tespitini sulh hâkiminde isteyebilir.
Derneğin Genel Kurul Kararıyla Sona Ermesi
Türk Medeni Kanunumuzun 88. Maddesine göre genel kurul derneğin feshine karar verebilir. Bu kararın verilebilmesi için toplantı yeter sayısı genel kurula katılan dernek üyelerinin en az üçte ikisidir. İlk toplantıda toplantı yeter sayısı sağlanamamışsa ikinci toplantı yapılır.
İkinci toplantıda kişi sayısının bir önemi yoktur. Gerek birinci toplantı gerekse ikinci toplantı da karar yeter sayısının toplantıdaki üye sayısının üçte ikisidir.
Genel kurul, toplantıya katılma hakkı bulunan üyelerin salt çoğunluğuyla, derneğin feshi ve tüzük değişikliklerinde ise üçte ikisinin katılımıyla toplanır.
İlk toplantıda çoğunluk sağlanamadıysa ikinci toplantıda herhangi bir çoğunluk aranmaz. Ama bu durumda da toplantıya katılan üye sayısı denetim ve yönetim kurulları üye tam sayısının iki katından az olamaz.
Eğer genel kurul tarafından derneğin kapatılmasına karar verilirse bu kararın 5 gün içerisinde yönetim kurulu tarafından en büyük mülki amire yazı ile bildirilmesi gerekir. V e böylece dernek kütükten silinir.
Derneğin Mahkeme Kararıyla Sona Ermesi
Derneklerin mahkeme kararıyla sona erdirilmesi TMK m.89’da düzenlenmiştir. Derneğin mahkeme kararıyla sona erdirilmesinde görevli mahkememiz asliye hukuk mahkemesidir.
Derneğin amacı ahlaka ya da kanuna aykırı hale gelirse; bir ilgilinin ya da Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine mahkeme, derneğin feshine karar verir.
Mahkeme dava görülürken gerekli bütün önlemleri alır.
TMK m.60/2’ ye göre eğer derneğin kuruluş bildirimi eksik ya da hukuka aykırıysa bu eksikliğin veya hukuka aykırılığın giderilmesi için derneğe 30 günlük süre verilir. Bu eksiklikler 30 gün içerisinde giderilmemişse en büyük mülki amirin talebi üzerine Cumhuriyet Savcısı tarafından kapatma davası açılır.
Derneğin Sona Ermesinin Sonuçları
Derneğin sona ermesinin 2 önemli sonucu vardır. Derneklere ait malvarlığının tasfiyesi ve tasfiyede ortaya çıkan fazlalığın tasfiyesidir.
Derneklere Ait Malvarlığının Tasfiyesi
Derneğe ait malvarlığının tasfiyesi dernek tüzüğündeki hükümlere göre yapılır. Eğer tüzükte bu konuyla ilgili bir hüküm yoksa genel kurul tarafından karar verilir. Genel kurulda karar vermemişse kanun hükümlerine göre tasfiye gerçekleşir.
Derneğe ait olan malvarlığının tasfiyesi hükmü TMK m.53’de düzenlenmiştir. Bu hükme göre kuruluş belgesinde ve kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, terekenin resmi tasfiyesine ilişkin hükümlere göre yapılır. Öncelikle derneğe ait olan malların değerleri belirlenir, sonra varsa derneğin borçları ödenir. Kalan kısım ise tahsis edilir.
Tasfiyede Ortaya Çıkan Fazlalığın Tasfiyesi
Dernekler Kanunumuzun 15. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre kendiliğinden sona erdiği tespit edilen ya da genel kurul kararı ile feshedilen derneğin mal, hak, paraların tasfiyesi, tüzüğünde gösterilen hükümlere göre yapılır.
Tasfiyenin be şekilde yapılacağı tüzükte genel kurula bırakılacağı belirtilmişse genel kurul toplanamamışsa, genel kurul tarafından bir karara alınmamışsa ya da dernek mahkeme kararıyla feshedilmişse, derneğin tüm mal, hak ve paraları mahkeme kararıyla derneğin amacına en yakın ve kapatıldığı tarihte en fazla üyeye sahip olan derneğe devredilir.
Genel kurul kararıyla feshedilen ya da kendiliğinden sona erdiği tespit edilen derneklerin tasfiye ve devir işlemleri tamamlandıktan sonra dernekler kütüğünden silinir.
Derneğin feshi için hakkında soruşturma ya da dava açılmış olan dernek fesih ve dernek mallarının devrine dair bir karar aldığı takdirde, soruşturma işlemi ya da dava sonuçlanıncaya kadar devir işlemi yapılamaz.
Derneğin Kendiliğinden Sona Erdiğinin Tespiti Dilekçesi Örneği
………….SULH HUKUK MAHKEMESİNE
DAVACI:
VEKİLİ: Av. Ferhat GEBEŞ
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVA: Derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti talebidir.
OLAYLAR: 1- Davacı müvekkil ………… derneğinin …… no’lu üyesidir.
2- Davacının da üyesi bulunduğu dernek Medeni Yasa’nın 87. maddesinde sayılan sebeplerden olan ……………………… sebebiyle aynı madde gereğince kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
Bu durumun yasal olarak da tespiti için işbu talepte bulunmak zorunlu olmuştur.
HUKUKİ SEBEPLER:
DELİLLER: Dernek tüzüğü ve sair tüm belge ve deliller.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz edilen sebep ve gösterilen delillere göre davanın kabulü ile ………………. derneğinin, Medeni Yasa hükümlerine göre kendiliğinden sona erdiğinin tespit edilmiş olduğuna karar verilmesini dilerim.
Arz ederim. Saygılarımla,
Davacı Vekili
Av. Ferhat GEBEŞ
(İMZA)
EMSAL KARARLAR
YARGITAY 5.HD. E. 2021/6482 K.2021/10378 T.27.09. 2021
DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Dava, derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir. Oltu Sulh Hukuk Mahkemesince, derneğin merkezinin bulunduğu yerden başkaca bir şubesinin bulunduğu yer ile ilgili olarak görülen davada yetkili mahkemenin derneğin merkezinin bulunduğu yer olduğu;
derneklere atıf yapan 2820 sayılı yasanın 121. Maddesi ve TMK’nun 87/5 uyarınca derneğe ilişkin hükümlerin siyasi partiler hakkında uygulanacağı, Doğruyol Partisi Narman İlçe Teşkilatının kendiliğinden sona erdiğine dair yapılan yargılamada kesin yetki kuralının olduğu ve her siyasi partinin merkezinin Siyasi Partiler Kanununun 31. Maddesi uyarınca Ankara olmasının yasal bir düzenleme olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesince ise, HMK’nun 14/1maddesi ve Siyasi Partiler Kanununun 31. maddesinde belirtilen “ilçe teşkilatının kurulduğu ilçe”;
5253 sayılı Dernekler Kanununun 2. maddesinde belirtilen “derneğin yerleşim yerinin bulunduğu ilçe” tabirlerine göre olağan kongrelerin tüzüklerinde belirtilen sürede yapılmaması nedeniyle ilgili teşkilatın kendiliğinden dağılmış sayılacağına ilişkin davalarda yetkili mahkemenin siyasi parti ilçe teşkilatının bulunduğu ilçe mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
4721 sayılı TMK’nın 60. maddesinde, “Kuruluş bildirimi ve belgelerin doğruluğu ile dernek tüzüğü, en büyük mülkî amir tarafından altmış gün içinde dosya üzerinden incelenir.
Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve kurucuların hukukî durumlarında kanuna aykırılık veya noksanlık tespit edildiği takdirde bunların giderilmesi veya tamamlanması derhâl kuruculardan istenir. Bu istemin tebliğinden başlayarak otuz gün içinde belirtilen noksanlık tamamlanmaz ve kanuna aykırılık giderilmezse;
en büyük mülkî amir, yetkili asliye hukuk mahkemesinde derneğin feshi konusunda dava açması için durumu Cumhuriyet Savcılığına bildirir. Cumhuriyet Savcısı mahkemeden derneğin faaliyetinin durdurulmasına karar verilmesini de isteyebilir.” hükmü; aynı kanunun 87. maddesinde ise “Dernekler, aşağıdaki hâllerde kendiliğinden sona erer:
1. Amacın gerçekleşmesi, gerçekleşmesinin olanaksız hâle gelmesi veya sürenin sona ermesi,
2. İlk genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış ve zorunlu organların oluşturulmamış olması,
3. Borç ödemede acze düşmüş olması,
4. Tüzük gereğince yönetim kurulunun oluşturulmasının olanaksız hâle gelmesi,
5. Olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamaması,
hallerinde her ilgili, sulh hâkiminden, derneğin kendiliğinden sonra erdiğinin tespitini isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; Siyasi Partiler Kanununun 31. maddesine göre “Siyasi partilerin merkez teşkilatı Ankara il merkezinde; il ve ilçe teşkilatları, ilgili il ve ilçe merkezlerinde; belde teşkilatları, il ve ilçe merkezleri hariç olmak üzere, belediye teşkilatı olan yerlerde; yan kuruluşları ve yurtdışı temsilcilikleri ise tüzüklerinde belirtilen yerlerde bulunur.”
hükmü karşısında derneklere atıf yapan 2820 sayılı Kanunun 121. maddesi ve TMK’nın 87/5 uyarınca derneğe ilişkin hükümler siyasi partiler hakkında uygulanacak olup Doğruyol Partisi Narman İlçe Teşkilatının kendiliğinden sona erdiğinin tespitine karar verilmesi talep edilmektedir. Bu halde uyuşmazlığın Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 27/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY 18.HD., E.2015/17877 K.2015/16618 T. 17.11.2015
DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ:
Dava, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan davalı derneğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 87/5.maddesi gereğince olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamamış olması sebebiyle, kendiliğinden dağıldığının tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece, davalı derneğin kendiliğinden sonra erdiğinin tespitine karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 87.maddesine göre; Dernekler,
1. Amacın gerçekleşmesi, gerçekleşmesinin olanaksız hale gelmesi veya sürenin sona ermesi,
2. İlk genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış ve zorunlu organların oluşturulmamış olması,
3. Borç ödemede acze düşmüş olması,
4. Tüzük gereğince yönetim kurulunun oluşturulmasının olanaksız hale gelmesi,
5. Olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamaması halinde kendiliğinden sona erer; her ilgili, sulh hakiminden, derneğin kendiliğinden sonra erdiğinin tespitini isteyebilir.
Davacı sıfatı, kural olarak dava konusu hakkın sahibine aittir. Ancak özel kanun hükümleri ile bazı hallerde dava konusu hakkın sahibi olmayan üçüncü kişiye de dava açma hak ve yetkisi tanınmıştır. Bu haller istisnai niteliktedir ve ancak özel bir kanun hükmüne dayanabilir. Bu hallerden birisi de kamu yararı düşüncesi ile Cumhuriyet Savcılarına bazı hukuk davalarını açma hak ve yetkisinin tanınmış olmasıdır.
Cumhuriyet Savcılarının görev ve yetkileri ile açabilecekleri özel hukuk davaları da dahil tüm davalar kanunda gösterilmiştir. Dolayısıyla, Cumhuriyet Savcıları dava açma hak ve yetkisini kanundan alır ve ancak kanunla verilmiş bu hak ve yetkiyi kullanarak dava açabilirler.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar dikkate alındığında Cumhuriyet Savcısının özel hukuk alanında dava açma hak ve yetkisinin sınırlı olduğu, bu yetkinin sınırının yine yetkiyi veren kanun ile düzenlendiği anlaşılmaktadır. Kanununun açıkça yetki vermediği bir konuda
Cumhuriyet Savcısının dava name ile dava açarak derneğin feshini istemesi durumunda, Cumhuriyet Savcısının kaynağını Anayasa’dan ve kanunlardan almayan bir devlet yetkisini kullanmış olacağı, diğer bir anlatımla bu şekilde dava açmakta yetkisiz olduğu da her türlü duraksamadan uzaktır.
Hal böyle olunca, davacı Cumhuriyet Savcılığının dava açma hakkı bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HMK’nin 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Derneklerin kendiliğinden sona ermesi ve hukuki tespiti hakkında detaylı bilgi için Adalet Bakanlığı’nın resmi sayfasını ziyaret edebilir veya iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.



