- +90 (312) 911 1168
- info@mdmhukuk.com
Faaliyet Alanları
Aile hukuku; evlilik birliğinin kurulmasından sona ermesine kadar eşler arasındaki ilişkileri, ana-baba ile çocuk arasındaki hukuki bağı ve bunlara bağlı mali sonuçları düzenleyen hukuk dalıdır. Ülkemizde aile hukukunun temel kaynağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’dur; kanunun ikinci kitabı aile hukukuna ayrılmıştır. Evlilik, boşanma, velayet, nafaka, mal rejimi, evlat edinme ve aile içi şiddete karşı korunma bu alanın başlıca konularıdır.
MDM Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, Ankara merkezli olarak aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Aile hukuku uyuşmazlıkları taraflar bakımından yalnızca hukuki değil, duygusal ve ekonomik sonuçlar da doğurduğundan, her dosya kendi koşulları içinde ve gizlilik ilkesine uygun biçimde ele alınır.
Bu sayfada aile hukukunun temel başlıkları, hak düşürücü süreler ve dava süreci genel çerçevede açıklanmıştır. Sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlıkta değerlendirme, olaya ilişkin belgeler incelendikten sonra yapılabilir.
Büromuz, aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda ve danışmanlık süreçlerinde aşağıdaki başlıklarda hizmet vermektedir.
01
Çekişmeli boşanma davalarının açılması, savunulması ve takibi; kusur, tazminat ve nafaka taleplerinin yönetilmesi.
02
Boşanma protokolünün hazırlanması ve tarafların anlaşmalı boşanma duruşmasına hazırlanması.
03
Velayetin belirlenmesi ve değiştirilmesi davaları ile çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin işlemler.
04
Yoksulluk, iştirak ve tedbir nafakası taleplerinin ileri sürülmesi; nafakanın artırılması, azaltılması ve tahsili.
05
Mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı ve değer artış payı taleplerine ilişkin dava ve müzakere süreçleri.
06
6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir kararlarının alınmasına ilişkin başvurular.
07
Evlat edinme şartlarının değerlendirilmesi, başvuru dosyasının hazırlanması ve dava sürecinin takibi.
08
Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi ile yabancılık unsuru taşıyan aile uyuşmazlıkları.
Aile hukuku uyuşmazlıklarında uygulanacak kurallar tek bir kanunda toplanmamıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ana kaynak olmakla birlikte, şiddete karşı korunma, yargılama usulü, arabuluculuk ve yabancılık unsuru taşıyan ilişkiler ayrı kanunlarla düzenlenmiştir.
| Mevzuat | Düzenlediği Başlıca Konular |
|---|---|
| 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu | Evlenme, evlilik birliğinin hükümleri, boşanma, mal rejimleri, velayet, nafaka, evlat edinme, soybağı |
| 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun | Koruyucu ve önleyici tedbirler, sığınma ve danışmanlık hizmetleri |
| 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun | Aile mahkemelerinin görevi, yargılama usulü ve uzman desteği |
| 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun | Yabancılık unsuru taşıyan evlilik ve boşanma, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi |
| 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu | Aile hukukundan doğan ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği uyuşmazlıklarda arabuluculuk |
| 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (m. 344) | Nafaka borcunun tahsili ve tazyik hapsi |
| 1980 tarihli Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi | Uluslararası çocuk kaçırma hâllerinde çocuğun iadesi |
Aile hukukunun temelini oluşturan evlilik, iki kişinin hukuken birleşmesidir. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik, resmî nikah memuru önünde yapılan törenle kurulur; dinî nikah tek başına hukuki sonuç doğurmaz. Evlenmenin geçerli olabilmesi için tarafların özgür iradeleriyle karar vermeleri, evlenme ehliyetine sahip olmaları ve aralarında evlenme engellerinin bulunmaması gerekir.
Evlilik birliği devam ederken de aile hukuku hükümlerine dayanan talepler ortaya çıkabilir. Eşlerden birinin aile konutuna ilişkin tasarruflarını sınırlamak için tapu kaydına şerh konulması, ev içi giderlere katılma yükümlülüğü ve evlilik birliğinin korunması amacıyla hâkimden istenebilecek tedbirler bu kapsamdadır.
Evliliğin mahkeme kararıyla sona ermesi anlamına gelen boşanma, Türk Medeni Kanunu’nda belirtilen sebeplere dayanılarak gerçekleşir. Boşanma davası aile mahkemesinde açılır; yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce eşlerin son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Boşanma sebepleri özel ve genel boşanma sebepleri olarak ikiye ayrılır.
| Boşanma Sebebi | Dayanak | Açıklama |
|---|---|---|
| Zina | TMK m. 161 | Eşlerden birinin zina etmesi hâlinde diğer eş boşanma davası açabilir |
| Hayata kast, pek kötü ve onur kırıcı davranış | TMK m. 162 | Eşin hayatına kastetmesi veya ona karşı pek kötü ya da onur kırıcı davranışta bulunması |
| Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme | TMK m. 163 | Eşin bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi nedeniyle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi |
| Terk | TMK m. 164 | Eşin, ortak hayata dönme ihtarına rağmen haklı bir sebep olmadan evi terk etmesi |
| Akıl hastalığı | TMK m. 165 | Eşin akıl hastalığı sebebiyle ortak hayatın çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın iyileşmesinin mümkün olmadığının raporla belgelenmesi |
| Evlilik birliğinin temelinden sarsılması | TMK m. 166 | Ortak hayatın sürdürülmesinin beklenemeyeceği derecede geçimsizlik |
| Anlaşmalı boşanma | TMK m. 166/3 | Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi |
Zina, hayata kast ve pek kötü ya da onur kırıcı davranış sebeplerine dayalı boşanma davaları, sebebin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde fiilin üzerinden beş yıl geçmeden açılmalıdır; bu süreler hak düşürücüdür. Terk sebebine dayalı boşanmada, terkin en az altı ay sürmesi ve hâkimin verdiği ihtara rağmen eşin evine dönmemesi gerekir. Boşanma sebeplerinin ispatı, dava sonucunu belirleyen en önemli unsurlardan biridir.
Anlaşmalı boşanmada eşler, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu konusunda bir protokol düzenler. Hâkim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbest olduğuna kanaat getirir ve protokolün çocukların yararına aykırı olup olmadığını denetler. Ayrıntılı bilgi için anlaşmalı boşanma nasıl olur, anlaşmalı boşanma protokolü ve anlaşmalı boşanmada hâkimin soruları yazılarımıza bakılabilir. Eşler arasında anlaşma sağlanamıyorsa çekişmeli boşanma davası yürütülür; bu davada kusur, tazminat, nafaka, velayet ve mal rejimi gibi tüm sonuçlar mahkemece karara bağlanır. Boşanmanın kabul edilmediği hâllere ilişkin hangi hâllerde boşanma olmaz ve bir yıl dolmadan boşanmak mümkün mü yazıları da incelenebilir. Boşanma hukukunun ayrıntılı çerçevesi için boşanma hukuku sayfamıza başvurulabilir.
Boşanma kararıyla birlikte hâkim; velayeti, çocukla kişisel ilişkiyi, iştirak nafakasını, yoksulluk nafakasını ve tarafların talebi hâlinde maddi ve manevi tazminatı düzenler. Boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan veya mevcut ya da beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu eşten tazminat isteyebilir.
Velayet, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve mallarının yönetimi gibi konularda ana ve babaya tanınan hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Evlilik devam ettiği sürece velayet ana ve baba tarafından birlikte kullanılır. Boşanma hâlinde ise hâkim, çocuğun menfaatini esas alarak velayeti eşlerden birine verir; velayeti almayan eş, çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahip olur.
Velayete ilişkin her kararda esas alınan ölçüt, çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de de yer alır. Hâkim velayet konusunda karar verirken çocuğun yaşını ve gelişim ihtiyaçlarını, ana ve babanın yaşam koşullarını, çocukla kurdukları bağı, çocuğun eğitim ve sağlık durumunu ve yaşı uygun olduğunda çocuğun kendi görüşünü değerlendirir. Gerekli görüldüğünde uzman görüşü alınır ve sosyal inceleme raporu istenir.
Velayetin değiştirilmesi: Velayete ilişkin karar kesinleştikten sonra da, koşullarda önemli bir değişiklik olması hâlinde velayetin değiştirilmesi istenebilir. Bu konuda anlaşmalı velayet değişikliği, velayet davasında yetkili mahkeme ve aldatma hâlinde çocuğun velayeti yazılarımız incelenebilir.
Nafaka, aile hukukunda bir kişinin geçimini sağlamak amacıyla düzenli olarak ödenen paradır. Boşanma davası sırasında ve sonrasında farklı nafaka türleri gündeme gelir. Nafaka türleri ve genel esaslar için nafaka türleri nedir, süresiz nafaka nedir ve yeni nafaka düzenlemesi yazılarına bakılabilir.
| Nafaka Türü | Kim İster? | Başlıca Özellikleri |
|---|---|---|
| Tedbir nafakası | Boşanma veya ayrılık davası süresince eşlerden biri ve çocuk | Dava süresince hâkim tarafından re’sen veya talep üzerine hükmedilir; dava sonuçlanınca kalkar |
| Yoksulluk nafakası | Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve daha ağır kusurlu bulunmayan eş | Diğer eşin mali gücü oranında hükmedilir; yeniden evlenme, yoksulluğun kalkması veya ölümle sona erer |
| İştirak nafakası | Velayeti alan eş veya çocuk | Çocuğun bakım, eğitim ve giderlerine, velayeti almayan ana veya babanın mali gücü oranında katılması |
Yoksulluk nafakası, boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan ve boşanmada daha ağır kusurlu bulunmayan eşin talebi üzerine, diğer eşin mali gücü ölçüsünde hükmedilir. Nafaka alacaklısı eşin yeniden evlenmesi, fiilen evliymiş gibi yaşaması veya yoksulluğunun ortadan kalkması hâlinde nafaka kaldırılabilir. Nafakanın miktarı, tarafların gelir düzeyi ve yaşam koşullarındaki değişimlere göre artırılabilir veya azaltılabilir; bu konuda nafaka artırım davası yazımız incelenebilir.
İştirak nafakası, çocuğun bakımı ve eğitimi için ödenen nafakadır. Nafakanın miktarı belirlenirken çocuğun ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilir. Çocuk ergin olana kadar ödenmesi esastır; ergin olduktan sonra da eğitimi devam eden çocuk için, ana ve babanın mali gücü elverişli olduğu ölçüde bakım yükümlülüğü sürebilir. Ayrıntılar için iştirak nafakası nedir yazımıza bakılabilir; nafakasız boşanma hâlleri ise nafakasız boşanma sebepleri başlığı altında ele alınmıştır.
Nafaka borcunun tahsili: İlamla hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir. Uygulamaya ilişkin bilgi için nafaka ödememe cezası ve şikâyet yazımıza bakılabilir.
Mal rejimi, eşlerin evlilik süresince edindikleri mallar ile evlilik öncesindeki malvarlıkları arasındaki hukuki ilişkiyi belirleyen kurallar bütünüdür. Eşler arasında bir mal rejimi sözleşmesi yapılmamışsa yasal mal rejimi uygulanır. Boşanma hâlinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer ve tasfiye bu tarihe göre yapılır.
1 Ocak 2002 tarihinden itibaren evlenenler için yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu rejimde eşlerin evlilik süresince çalışmalarının karşılığı olarak edindikleri mallar edinilmiş mal, evlilik öncesinden gelen mallar ile miras ve bağış yoluyla elde edilen mallar kişisel mal sayılır. Rejimin sona ermesinde her eş, diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Bir eşin edinilmiş malı, diğer eşin kişisel malının edinilmesine veya değerinin artmasına katkı sağlamışsa, ayrıca değer artış payı talep edilebilir. Bu konudaki uygulamalara ilişkin boşanmada şirket hisselerinin paylaşımı yazısı da incelenebilir.
Eşler evlilik öncesinde veya sonrasında noter huzurunda yapacakları bir sözleşmeyle yasal rejim yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimini seçebilir. Mal ayrılığı rejiminde eşlerin malvarlıkları tamamen ayrıdır; paylaşmalı mal ayrılığında ise sözleşmede belirlenen malvarlığı değerleri, rejimin sona ermesinde eşler arasında paylaştırılır. Mal ortaklığı rejiminde eşlerin malları ortak mal ve kişisel mal olarak ayrılır. Mal rejimi sözleşmesinin yazılı ve noter onaylı olması şarttır. Aile konutuna ilişkin korumalar ise seçilen mal rejiminden bağımsız olarak uygulanır.
Aile içi şiddet; fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddet biçimlerinde ortaya çıkabilen, kişinin can ve beden bütünlüğünü tehdit eden bir durumdur. Şiddete uğrayan veya şiddet tehdidi altında bulunan kişilerin korunmasına ilişkin usul ve esaslar, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile düzenlenmiştir. Kanun; kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını koruma altına alır.
Kanun kapsamında şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişi hakkında alınabilecek başlıca tedbirler şunlardır:
Koruyucu tedbir kararı, ilgili kişinin başvurusu üzerine aile mahkemesi tarafından verilir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülki amir ve kolluk amirleri de kanunda belirtilen tedbirleri alabilir. Şiddete maruz kalan kişiler, kolluk birimlerine, Cumhuriyet başsavcılığına, aile mahkemesine ve Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerine (ŞÖNİM) başvurabilir. Acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi ve 183 Sosyal Destek Hattı kullanılabilir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın resmî internet sitesinde ilgili hizmetler hakkında bilgi yer almaktadır.
Şiddet içeren olaylarda arabuluculuk veya uzlaşma yoluna gidilmesi uygun değildir. Bu tür olaylarda öncelik, kişinin güvenliğinin sağlanması ve koruyucu tedbirlerin alınmasıdır.
Evlat edinme, evlat edinen ile evlat edinilen arasında hukuken ana-baba ve çocuk ilişkisi kuran bir işlemdir. Evlat edinme mahkeme kararıyla gerçekleşir ve karar kesinleştiği andan itibaren hüküm doğurur. Başvuru, evlat edinenin yerleşim yerindeki aile mahkemesine yapılır. Mahkeme, süreç boyunca uzman raporlarını ve sosyal inceleme sonuçlarını değerlendirir.
Evlat edinme kararı kesinleştiğinde evlat edinilen, evlat edinenin altsoyu hükmüne geçer; soyadı ve mirasçılık gibi hukuki sonuçlar bu ilişkiye göre belirlenir. Evlat edinilenin evlat edinenin soyadını alması ve nüfus kayıtlarının buna göre düzenlenmesi gerekir; nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme süreçleri için evlat edinmede nüfus kaydının düzeltilmesi yazısına bakılabilir. Ayrıntılı bilgi için evlat edinme nedir, nasıl edinilir başlıklı yazımız incelenebilir.
Eşlerden birinin veya her ikisinin yabancı olduğu ya da evliliğin yabancı ülkede kurulduğu durumlarda, hangi ülkenin hukukunun uygulanacağı ve hangi mahkemenin yetkili olduğu 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir. Yabancı mahkemelerce verilen boşanma kararlarının Türkiye’de hüküm doğurabilmesi için tanıma veya tenfiz kararı alınması gerekir. Bu başvuru, aile mahkemesinde açılan tanıma ve tenfiz davası yoluyla yapılır. Kararın kesinleşmiş olması, Türk kamu düzenine aykırı bulunmaması ve karşı tarafın usulüne uygun çağrılmış olması gibi şartlar mahkemece incelenir.
Bir çocuğun, velayet hakkına aykırı biçimde bir ülkeden başka bir ülkeye götürülmesi veya orada alıkonulması hâlinde, çocuğun iadesi için 1980 tarihli Lahey Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Sözleşme hükümleri uygulanır. Türkiye bu sözleşmeye taraftır. Başvuru, Adalet Bakanlığı’nın merkezî otorite sıfatıyla yürüttüğü süreç aracılığıyla yapılabilir; haksız götürme veya alıkoymadan itibaren bir yıl içinde yapılan başvurularda çocuğun derhâl iadesi esastır. Süreç hakkında Adalet Bakanlığı kaynaklarından bilgi alınabilir.
Aile arabuluculuğu, tarafsız bir üçüncü kişinin katılımıyla eşlerin veya aile bireylerinin kendi aralarında çözüm üretmelerini amaçlayan gönüllü bir yöntemdir. Arabuluculuk yoluna, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildikleri uyuşmazlıklarda başvurulabilir. Boşanmanın kendisi ve velayet gibi irade serbestisine tabi olmayan konularda arabuluculuk yapılamaz; ancak nafaka, tazminat ve mal rejimi tasfiyesi gibi mali sonuçlar bakımından arabuluculuk kullanılabilir. Arabuluculuk sürecinde varılan anlaşmalar, hukuki koşulların sağlanması hâlinde mahkemece onaylanabilir.
Aile mahkemesinde görülen davalarda hâkim, tarafları sulh yoluyla anlaşmaya teşvik edebilir. Aile mahkemelerinde görevli uzmanlar (psikolog, sosyal çalışan, çocuk gelişimi uzmanı) çocukların durumu ve tarafların ilişkilerine dair rapor hazırlayarak hâkime yardımcı olur. Anlaşmalı boşanmada taraflar, mali sonuçlar ve çocukların durumu hakkında hazırladıkları protokolle boşanmanın sonuçlarını kendi aralarında belirler ve yargılama sürecini kısaltabilir.
Aile hukuku davalarında hak kaybı yaşanmaması için başvuru sürelerinin ve dava şartlarının doğru tespit edilmesi gerekir. Uyuşmazlık genel olarak aşağıdaki adımlarla ilerler:
| Konu | Süre veya Şart | Açıklama |
|---|---|---|
| Zina, hayata kast, pek kötü davranış sebebiyle boşanma | 6 ay (her hâlde 5 yıl) | Sebebin öğrenilmesinden itibaren 6 ay; fiilin üzerinden en fazla 5 yıl |
| Terk sebebiyle boşanma | En az 6 ay | Terkin en az 6 ay sürmesi ve ihtara rağmen ortak konuta dönülmemesi |
| Anlaşmalı boşanma | En az 1 yıl | Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması |
| Mal rejiminin sona ermesi | Dava tarihi | Boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla mal rejimi sona erer |
| İştirak nafakası | Çocuk ergin olana kadar | Eğitimi devam eden ergin çocuk için bakım yükümlülüğü sürebilir |
| Evlat edinme (bakım süresi) | En az 1 yıl | Evlat edinilen küçüğün evlat edinenle en az bir yıl birlikte yaşamış olması |
| Uluslararası çocuk kaçırma | 1 yıl | Haksız götürmeden itibaren bir yıl içinde yapılan başvuruda çocuğun derhâl iadesi esastır |
Aile hukuku; evlenme, evlilik birliğinin hükümleri, boşanma, velayet, nafaka, mal rejimleri, soybağı ve evlat edinme gibi aile ilişkilerini düzenleyen hukuk dalıdır. Temel kaynağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’dur; aile içi şiddete karşı korunma ise 6284 sayılı Kanun ile düzenlenir.
Boşanma davası aile mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce eşlerin son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya asliye hukuk mahkemesi bakar.
Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Eşler birlikte başvurmalı veya bir eşin açtığı davayı diğeri kabul etmelidir. Hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbest olduğuna kanaat getirmeli ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin protokolü onaylamalıdır.
Zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı özel boşanma sebepleridir. Bunların yanında evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir. Sebebin ispatı davayı açan tarafa aittir.
Velayet, çocuğun üstün yararı esas alınarak hâkim tarafından belirlenir. Çocuğun yaşı, ihtiyaçları, ana ve babanın yaşam koşulları ve çocukla kurdukları bağ değerlendirilir. Velayeti almayan ana veya baba, çocukla kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir.
Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve boşanmada daha ağır kusurlu bulunmayan eşin talebi üzerine, diğer eşin mali gücü oranında hükmedilen nafakadır. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, fiilen evliymiş gibi yaşaması veya yoksulluğunun ortadan kalkması hâlinde nafaka kaldırılabilir.
İştirak nafakası, çocuk ergin olana kadar ödenir. Ergin olduktan sonra eğitimi devam eden çocuk için, ana ve babanın mali gücü elverişli olduğu ölçüde bakım yükümlülüğü sürebilir. Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ve yükümlünün mali gücüne göre belirlenir.
Evet. Tarafların gelir düzeyi, çocuğun ihtiyaçları veya yaşam koşullarındaki değişiklikler nafakanın artırılmasını ya da azaltılmasını gerektirebilir. Bunun için nafakanın artırılması veya azaltılması davası açılır; mahkeme, güncel ekonomik durumu inceleyerek karar verir.
İlamla hükmedilen nafakayı ödemeyen borçlu hakkında, alacaklı icra takibi başlatabilir. Ayrıca alacaklının şikâyeti üzerine İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir.
Eşler arasında farklı bir mal rejimi sözleşmesi yoksa edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Bu rejimde her eş, diğer eşin evlilik süresince edindiği malların artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Rejim, boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona erer.
Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş maddi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan eş ise manevi tazminat talep edebilir. Tazminat talebinde kusur durumu belirleyicidir.
Şiddete uğrayan veya şiddet tehdidi altında bulunan kişi, kolluğa, Cumhuriyet başsavcılığına, aile mahkemesine veya ŞÖNİM’e başvurabilir. Koruyucu ve önleyici tedbirler aile mahkemesi tarafından, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise mülki amir ve kolluk amirleri tarafından alınabilir.
Evlat edinenin otuz yaşını doldurmuş olması, evlat edinilenden en az on sekiz yaş büyük olması ve evlat edinilen küçükse en az bir yıl birlikte bakılıp yetiştirilmiş olması gerekir. Evlat edinmenin çocuğun yararına olduğu mahkemece tespit edilmelidir. Evli çiftler birlikte evlat edinir.
Yabancı mahkemenin boşanma kararının Türkiye’de hüküm doğurması için aile mahkemesinde tanıma veya tenfiz davası açılması gerekir. Mahkeme, kararın kesinleşmiş olmasını, kamu düzenine aykırı bulunmamasını ve karşı tarafın usulüne uygun çağrılmış olmasını inceler.
Evet. Eşler, evlenmeden önce veya sonra noter huzurunda düzenleyecekleri sözleşmeyle yasal rejim yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimini seçebilir. Sözleşmenin yazılı ve noter onaylı olması şarttır.
Bize Ulaşın
Boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı veya koruma tedbirleriyle ilgili belgeleriniz için büromuzla iletişime geçebilirsiniz. Aile hukukunda hak düşürücü süreler bulunduğundan, başvurunun gecikmeden yapılması önemlidir.
Bu sayfada yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya tavsiye niteliği taşımaz. Mevzuat ve yargı içtihatları değişebileceğinden, somut bir uyuşmazlıkta güncel mevzuata ve ilgili belgelere göre değerlendirme yapılmalıdır. Son güncelleme: Eylül 2026.