Makale Başlıkları
SÖZLEŞMELİ ZORUNLU AVUKAT BULUNDURMA 2026 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda anonim şirketler için yerine getirilmesi zorunlu olan düzenlemeler yer almakla birlikte 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda yer alan anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu önemli bir husus olarak karşımıza çıkmaktadır.
SÖZLEŞMELİ ZORUNLU AVUKAT BULUNDURMA 2026
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulan anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu, 1136 sayılı Kanunumuzdan kaynaklanmaktadır. Bu hususa göre esas sermayesi 1.250.000 TL ya da üzeri olan anonim şirketlerde sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu getirilmiştir.
Avukat ve anonim şirket arasında düzenlenecek olan sözleşme Türkiye Barolar Birliği Yönetmeliği’nde bulunan avukatlık sözleşmesidir.
Anonim şirket, tek ortakla kurulabilen bir şirkettir. Ortaklarının şirketin borçlarından dolayı şahsi malvarlıklarıyla sorumlu olmamaları sebebiyle ticari hayatta sıkça karşımıza çıkmaktadır. Kanun koyucu anonim şirketler için çeşitli yükümlülükler getirmiştir. Bu yükümlülüklerden bir tanesi de avukat bulundurma zorunluluğudur.
Anonim Şirket Nasıl Kurulur?
Anonim şirket 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre, sermayesi belirli paylara bölünmüş, borçlarından dolayı sadece malvarlığı ile sorumlu olan şirkettir. Anonim şirket ortakları, şirket borçlarından sınırlı olarak sorumludur.
Bir anonim şirket kurabilmek için ilk önce gerekli olan husus şirket ana sözleşmesinin hazırlanmasıdır.
Türk Ticaret Kanunu’nun 339. maddesinde şirket ana sözleşmesinin içeriği düzenlenmiştir.
Buna göre şirket ana sözleşmesi ortak veya ortaklar tarafından hazırlanan, içerisinde kurucuların adı, şirket pay sahipleri ve payların dağılım oranları, sermayenin miktarı ve nasıl ödeneceği, şirketin kuruluş amacı ve faaliyet alanı, şirket merkez ve şubelerinin adresleri, şirket genel kurul toplantılarının nasıl yapılacağı bilgilerini içeren bir sözleşmedir.
Yapılan sözleşme ortak veya ortaklar tarafından noter huzurunda yapılır.
Anonim şirket kurabilmek için taahhüt edilen sermayenin en az %25’inin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na bağlı bir bankada, kurulmakta olan şirket adına açılacak özel hesaba ve sadece şirketin kullanabileceği şekilde yatırılması gerekir.
Sermayenin kalan kısmı ise şirketin tescilinden itibaren 24 ay içerisinde ödenmelidir. 1 Ocak 2024’ten itibaren geçerli olmak üzere anonim şirketler için 50 bin lira olarak öngörülen esas sermaye miktarı 250 bin liraya yükseltilmiştir.
Anonim şirket kurabilmek için gerekli olan son aşama şirketin ticaret siciline tescil edilmesi ve ticaret sicili gazetesinde ilan edilmesidir. Kurucuların şirket esas sözleşmesini noter huzurunda ya da ticaret sicili müdürü veya yardımcısı huzurunda imzalamaları gerekir.
Sözleşmenin tamamı imzalandıktan sonra şirketin kuruluşunu izleyen otuz gün içerisinde şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil edilmeli ve tescil Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan olunmalıdır.
Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu
Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmektedir.
Bu madde hükmüne göre Türk Ticaret Kanunu’nun 272’nci maddesinde ileri sürülen esas sermaye miktarının beş katı ya da daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz ya da daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır hükmüne yer verilmiştir.
Limited şirketlerin esas sermayesi 1.250.000 TL veya üzeri olsa dahi avukat bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun aradığı şart, anonim şirketinin sermayesine ilişkindir, dolayısıyla avukat bulundurma zorunluluğu için esas sermayenin ödenmiş olup olmadığının bu yükümlülüğe bir etkisi bulunmamaktadır.
Yani tescil edilmiş olan sermaye 1.250.000 TL ve üzeri ama ödenmiş sermaye 1.250.000 TL’nin altında kalsa bile anonim şirketin avukat bulundurma zorunluluğu doğmuş kabul edilecektir. Bu zorunluluk ise şirketin ticaret siciline tescil edilip tüzel kişilik kazanmasıyla birlikte doğmuş olacaktır.
Anonim Şirket ile Yapılacak Olan Avukatlık Sözleşmesinde Bulunması Gereken Hususlar Nelerdir?
Anonim şirket ile yapılacak olan avukatlık sözleşmesinde bulunması gereken hususlar Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinde ‘‘Sürekli Avukatlık Hizmetlerinde Uygulanacak Esaslar’’ başlıklı 73.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;
İş sahibinin adı, soyadı, vergi/T.C. kimlik numarası, mesleki veya ticari unvanı, adresi,
Avukatın/ avukatlık ortaklığının/ avukatlık bürosunun adı, soyadı, unvanı, vergi/ T.C. kimlik numarası,
İşin tanımı,
Avukatlık ücreti ve ücretin nasıl ödeneceği,
Sözleşme hükümlerinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi değişikliklerine göre uyarlanacağı,
Sözleşmenin süresi,
Sona erme şartları,
İşin harç ve giderlerinin iş sahibine ait olduğu, bunların peşin olarak veya avukatın ilk talebinde derhal ödenmesi gerektiği, sözleşmede yazılı adresin avukatın bu konudaki taleplerini ileteceği adres olduğu, bu adrese yapılan tebligatların iş sahibine yapılmış sayılacağı ibaresi.
Yukarıda belirttiğimiz unsurlar, avukat ve anonim şirket arasında yapılacak olan avukatlık sözleşmesi için zorunlu olan unsurlardır. Her yılın sonunda sözleşme kapsamında düzenlenen serbest meslek makbuzlarının avukat tarafından kayıtlı olduğu baro başkanlığına sunulması gerekmektedir.
Avukatlık Yönetmeliği’nin 73/A maddesine göre avukatlık sözleşmesinin yazılı olarak yapılması bir geçerlilik şartıdır. Yapılacak olan avukatlık sözleşmesinin yazılı yapılmaması halinde sözleşme geçersiz sayılacaktır.
Anonim şirketlerde çalıştırılması zorunlu olan avukat şirket bünyesinde çalışan avukat değil, serbest olarak çalışan avukattır. Çünkü şirket bünyesinde çalışan avukatla imzalanan sözleşme iş sözleşmesi kapsamındadır hal böyle olunca geçerli bir avukatlık sözleşmesi söz konusu olmayacaktır.
Anonim Şirket İle Avukatlık Sözleşmesi Yapmak Zorunlu mudur?
Kuruluşta daha az esas sermaye miktarı olmakla birlikte daha sonra esas sermayenin 1.250.000 TL ve üzerine arttırılması durumunda anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu şirket genel kurulunun ilgili sermaye artırımı kararının ticaret siciline tescili ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildikten sonra doğacaktır.
Bu zorunluluk kapsamında ilgili anonim şirketin kendilerine Baro Başkanlıkları tarafından tebliğ edilen yazıların tebliğden itibaren 10 gün içerisinde;
eğer sözleşmeli avukat bulunduruyorlarsa mevcut yıla ait güncel Avukatlık Sözleşmesiyle olan ücret ödemelerinin gösteren serbest meslek makbuzu ödeme belgesi örneklerini ilgili Baro Başkanlığı’na sunmaları gerekecektir.
Anonim Şirket’in Avukat Bulundurma Zorunluluğuna Aykırı Davranmasının Cezası Nedir?
Anonim şirketler de zorunlu avukatlık bulundurma durumuna aykırılık halinde ceza Avukatlık Kanunu Yönetmeliği’nin 73/C maddesinde düzenlenmiştir.
Bu madde hükmüne göre 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 35’inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranan tüzel kişiler, merkezlerinin bulunduğu yer barosu tarafından takip edilerek haklarında suç duyurusunda bulunulur.
Baro başkanı bu konuda yapmış olduğu çalışmaların sonuçlarını bu sözleşmeye taraf olan avukatları da içeren bir rapor ile her yılın sonunda Türkiye Barolar Birliğine bildirir.
Anonim şirketler avukat bulundurma zorunluluğuna aykırı davranırlarsa 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin üçüncü fıkrasına göre aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için;
sanayi sektöründe çalışan on altı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgari ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idari para cezası verilir.
2026 yılı için 22.104,67x 2= 44,209,34 TL’dir.
İdari Para Cezasına İtiraz Edilebilir mi?
Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğunu yerine getirmeyenlere uygulanan idari para cezasına karşı tebliğden itibaren 7 gün içerisinde yetkili sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir.
Kesinleşen idari para cezası, Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanuna göre tahsil edilmektedir. Ve bu tahsil edilen paralar Hazineye gelir olarak kaydedilir.
Anonim Şirket Zorunlu Avukat Ücreti
32316 sayılı Resmi Gazete’de 21.09.2023 tarihinde yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile bu tarihten itibaren anonim şirketlerde uygulanmak üzere asgari aylık ücret tutarı 15.800 TL olarak belirlenmiştir. Bu ücret her yıl tarifeye göre güncellenmektedir.
Tarifede yazılı olan bedel asgari niteliktedir ve şirketin çalışan sayısı, cirosu, sermayesine göre ve tarafların anlaşmasına göre belirlenebilmektedir.
EMSAL KARARLAR
YARGITAY 19.CD., E.2019/23946 K.2019/8881 T. 23.5.2019
DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Dosya kapsamına göre,
1- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Yalnız avukatların yapabileceği işler” başlıklı 35/3. maddesinde yer alan “Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir.
Ancak, Türk Ticaret Kanununun 272 nci maddesinde ön görülen esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadır.
Bu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan on altı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir.”
şeklindeki hüküm nazara alındığında, dosya kapsamına göre, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan şirket tarafından bahse konu düzenlemeler uyarınca sözleşmeli avukat bulundurulmadığından bahisle söz konusu idarî yaptırım kararı uygulanmış ise de;
adı geçen firmanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiş olduğu 20/03/2017 tarihli cevabî yazı ekinde Avukatlar … ve …’a dava vb. hukuk işlerinin takibi için verilen 30/01/2009 ve 26/01/2012 tarihli vekâletname suretlerinin ibraz edildiğinin anlaşılması karşısında, söz konusu vekâletnamelerin düzenlendikten sonra şirket tarafından avukatlara serbest meslek makbuzuyla ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılıp;
serbest meslek makbuzu var ise makbuzlarda belirtilen şekilde avukatlara ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda şirket muhasebe kayıtlarının incelenmesi suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Kabul ve uygulamaya göre de, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesinde yer alan “(1) Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idarî para cezasına karar verilemez. (2) (Değişik: 6/12/2006-5560/33 md.) Soruşturma zamanaşımı süresi;
a) Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş,
b) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört,
c) Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıldır…….” şeklindeki hüküm nazara alındığında, somut dosya kapsamına göre kabahatli firma hakkında 23.03.2009 ile 04.10.2016 tarihleri arasına ilişkin sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğuna uymadığından bahisle idari yaptırım kararı uygulandığı, anılan idari para cezasının kabahatli şirketin sözleşmeli avukat tayin etmediği her ay için belirlenmesi gerektiği ve uygulanan idari para cezalarının miktarları da dikkate alındığında;
kabahatli hakkındaki 2009, 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarının tamamı ile 2014 yılı Şubat ayına kadar olan idari para cezalarının 5326 sayılı Kanun’un 20/2-c maddesi gereğince soruşturma zaman aşımına uğradığı, 2014 yılı Şubat ayından sonraki zaman dilimine ilişkin idari para cezalarının ise zaman aşımına uğramadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden,
Merciince itirazın bu yönlerden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, gereği görüşülüp düşünüldü;
Muteriz şirket tarafından belirtilen vekâletnamelerin düzenlendikten sonra şirket tarafından avukatlara serbest meslek makbuzuyla ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılıp, serbest meslek makbuzu var ise makbuzlarda belirtilen şekilde avukatlara ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda şirket muhasebe kayıtlarının incelenmesi suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gibi 5326 sayılı Kanunun 20 maddesinin ”
(1) Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idarî para cezasına karar verilemez.
(2) (Değişik: 6/12/2006-5560/33 md.) Soruşturma zamanaşımı süresi; a) Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, b) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört, c) Ellibin Türk Lirasından az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç, yıldır.
(Ek cümle: 13/2/2011-6111/22 md.) Ancak, 89 uncu maddesi hariç olmak üzere 1111 sayılı Askerlik Kanunu, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 2972 sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun;
3376 sayılı Anayasa Değişikliklerinin Halkoyuna Sunulması Hakkında Kanun, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda belirtilen ve idari para cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihi takip eden takvim yılının son günü bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmediği takdirde idari yaptırım kararı verilemez, verilmiş olanlar düşer.
(3) Nispî idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıldır. (4) Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar.(5) Kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde suça ilişkin dava zamanaşımı hükümleri uygulanır. ”
yönündeki düzenleme ile idari para cezasına konu eylem birlikte değerlendirildiğinde, anılan eylem nedeniyle düzenlenebilecek idari para cezalarının en fazla 5 yıl soruşturma zamanaşımına tabi olacağının da dikkate alınması gerektiği anlaşılmakla;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/05/2017 tarihli ve 2017/2168 değişik iş sayılı kararının CMK’nin 309/4-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, 23/05/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
DANIŞTAY 8.DAİRE BAŞKANLIĞI E.2018/6699 K.2021/7148
DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35/3. maddesinde yer alan sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğüne aykırı davranış sebebiyle davacı şirket hakkında uygulanan idari yaptırım kararından kaynaklanan kamu alacağının cebren tahsili amacıyla düzenlenen … tarihli, … numaralı, 179.088,00 TL bedelli ödeme emrinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, sermayesi 250.000,00 TL’nin üzerinde bulunan anonim şirketler için avukat bulundurma zorunluluğunun getirildiği, bu zorunluluğun limited şirketler için öngörülmediği, davacı şirketin 15.11.2001 tarihinde limited şirket olarak kurulduğu;
İzmir 4. Noterliği’nin … tarih ve … yevmiye nolu nevi değişikliği işlemi ile anonim şirkete dönüştüğü, bu değişikliğin 10.10.2013 tarih ve 8423 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği dikkate alındığında, şirketin nevi değiştirmeden önce limited şirket iken sermaye artırımı yapmak suretiyle esas sermayesinin 250.000,00 TL’nin üzerine çıktığı 31.12.2009 tarihinden 10.10.2013 tarihine kadar geçen dönem için avukat bulundurma zorunluluğunun olmadığı sonucuna varıldığı;
öte yandan dava konusu ödeme emrine karşı açılan bu davada davacı şirketin iddialarının 6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde düzenlenen “böyle bir borcu olmadığı” kapsamında değerlendirildiğinde, ödeme emrinin avukat bulundurma zorunluluğu olmayan;
31.12.2009 tarihinden 10.03.2013 tarihine kadar olan döneme isabet eden 74.206,50 TL’lik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline; bu miktarı aşan 104.881,50 TL’lik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesinin davanın reddine yönelik kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmına karşı davalı idarece yapılan istinaf başvurusu yönünden ise; ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasının vadesi geldiği halde ödenmediği;
idari yaptırım kararına yapılan itirazın … Sulh Ceza Hakimliği’nin … D.İş sayılı kararı ile süre yönünden reddine, bu karara yapılan itirazın da … Sulh Ceza Hakimliğinin … D.İş sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve dolayısıyla kamu alacağının kesinleştiği;
davacı iddialarının 6183 sayılı Kanunun 58. maddesi uyarınca “böyle bir borcu olmadığı” veya “kısmen ödediği” veya “zamanaşımına uğradığı” kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, kesinleşen kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin 74.206,50 TL’lik kısmında da 6183 sayılı Yasa hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme Kararının iptale ilişkin kısmının kaldırılmasına ve bu kısım yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdari yaptırım kararının esası incelenmeden Sulh Ceza Hakimliğince süre yönünden reddine karar verilmiş ise de, daha sonradan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine karşı 6183 sayılı Kanunun 58. maddesi uyarınca böyle bir borcun bulunmadığı sebebine dayalı olarak dava açılabileceği, nevi değişikliği öncesi döneme ait verilen idari para cezalarına yönelik iddiaların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği;
öte yandan şirketin 2015 yılında almış olduğu ceza sebebiyle 07.04.2016 tarihli genel kurulda alınan karar gereği tasfiye sürecine girdiği, bu durumun 08.07.2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği;
tasfiye sürecine giren bir şirketin ticari faaliyetlerine son vereceği açık olduğundan bu statüde bulunan bir şirketin sözleşmeli avukat bulundurma yükümlülüğünden de bahsedilemeyeceğinden tasfiye sürecinden sonraki dönem için idari para cezası verilemeyeceği;
diğer taraftan yerel mahkeme kararında ödeme emrinin iptal edilen dönemine ilişkin olarak şirketin nevi değişikliğine ilişkin ilanın yapıldığı tarih 10.10.2013 olmasına karşın mahkeme kararında 10.03.2013 şeklinde yazılarak hatalı hesaplama yapıldığından, belirtilen maddi hatanın da giderilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan Nedenlerle,
1.Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Hukuki destek almak, danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi edinmek veya sorularınızı iletmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size en kısa sürede dönüş yapabilmemiz için iletişim sayfamızı ziyaret edin.
Ayrıca, ilgili yasal düzenlemeleri incelemek için Mevzuat.gov.tr adresinden resmi kaynaklara ulaşabilirsiniz.



