Tefecilik Suçu ve Cezası Nedir?

Tefecilik suçu TCK’nın 241. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre ‘‘Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Uygulamada Tefecilik Suçu Nelerdir?

Tefecilik suçu kanuna aykırı şekilde ödünç para verme işlemi olsa da uygulamada tefecilik suçu satış vaadi sözleşmesi, senet, çek, ipotek, hacizli satış;

mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış gibi birtakım işlemlerin hukuka uygun olarak düzenlenerek ödünç para verme işlemine hukuki olarak bir güvenilirlik sağlama amacıyla kullanıldığı gözlemlenmektedir.

Türkiye’de işlenen tefecilik suçu bakımından 3 yöntem vardır;

1-) Klasik Tefecilik

2-) Senet Kırma Yoluyla Tefecilik

3-) Pos Tefeciliği

Senet Kırma Yoluyla Tefecilik: TCK’nın 241. maddesinin gerekçesinde senet kırma yoluyla tefeciliğin işlenebileceğinden bahsedilmektedir. Bu tefecilik yöntemi acil paraya ihtiyaç duyan bir kişinin elinde eğer bir çek varsa düzenleme tarihinden önce çeki ya da bir bono varsa vadesinden önce bonoyu üçüncü bir kişiye ciro eder ve kıymetli evrakın üzerinde yazan değerden daha düşük bir değerle bedel alır. Bu halde senet kırma yoluyla tefecilik suçu işlenmiş olur.

Pos Tefeciliği: Kredi kartı aracılığıyla işlenen tefecilik suçu da denilmektedir. Kişinin daha önce aldığı bir borcu vadesinde geri ödeyemediği takdirde tefeciye giderek borcun miktarı kadar bir nakit para alır. Tefeci de ödünç alan kişinin kredi kartından kişiye verdiği para miktarının üzerine faiz koyarak çeker. Bu çekimde sanki bir mal ya da hizmet satışı gerçekleştirilmiş gibi görünüm sağlar.

Pos tefeciliği suçu herkes tarafından kolayca işlenebilecek nitelikte bir suçtur. Bu nedenle günümüzde tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Aynı zamanda vergi kaybına da neden olmaktadır.

Korunan Hukuki Değer Nedir?

Tefecilik suçu birden çok hukuki değeri koruyan bir suç tipidir. Kanunun Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Hukuka aykırı birtakım davranışlarla ekonominin doğal dinamiklerinin ve bunların başında da özellikle serbest rekabet mekanizmasının işleyişini engellemek istemektedir. Böylece bir yandan kamu kaynaklarını korurken diğer yandan da tecrübesizlik, bilinçsizlik gibi nedenlerle tefeciden ağır koşullarda borç alarak ekonomik olarak ağır bir külfete giren kişilerin malvarlığı değerlerini de korumak istemektedir.

Konu Nedir?

Tefecilik suçunun konusu paradır. Suç konusu olan paranın Türk parası veya yabancı para olması arasında herhangi bir fark yoktur. Aynı zamanda bu paranın tedavül kabiliyetinde olması gerekir.

Fail Kimdir?

Kanun metnine baktığımızda faille ilgili özel bir düzenlemeye gidilmemiştir. Bu nedenle bu suçun faili herkes olabilir. Özgü bir suç değildir. Kazanç elde etmek amacıyla ödünç para veren kişi bu suçun failidir.

Tefecilik suçu ödünç para alan ve ödünç para veren olarak iki kişinin varlığını gerekli kılmaktadır. Bu niteliği itibariyle çok failli bir suçtur. İvaz karşılığında ödünç para alan kişi de bu suçun faili olmakla birlikte maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere ödünç para veren kişi cezalandırılırken izlenen suç siyaseti gereği ödünç para alan kişi cezalandırılmamaktadır.

Bu suçun tüzel kişiler tarafından işlenmesi halinde onlara ceza verilemeyeceği için yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiye, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanır.

Mağdur Kimdir?

Tefecilik suçunun mağduru konusunda gerek doktrinde gerekse uygulamada farklı görüşler vardır.

Doktrindeki bir görüşe göre tefecilik suçunun mağdurunun, toplumu oluşturan ve istikrarlı makro ekonomide yararı bulunan herkesin olabileceği belirtilmiştir.

Diğer görüşe göre ise konunun mağdur ve suçtan zarar gören kavramlarına verilebilecek anlamla çözümlenebileceğinden bahsetmektedir. Buna göre mağdur yüksek faiz karşılığında ödünç para almak zorunda olan kimsedir. Suçtan zarar gören ise uğradığı vergi kaybı sebebiyle Devlettir ve dolaylı olarak da toplumdur.

Yargıtay da vermiş olduğu bir kararda suçun mağdurunu toplumu oluşturan herkes olduğunu, tefeciden borç para alan kişilerinde mağdur değil suçtan zarar gören olduğunu ifade etmektedir.

Tefecilik Suçuna Teşebbüs Mümkün müdür?

Tefecilik suçu bir sırf hareket suçudur. Tefecilik suçu paranın verildiği anda tamamlanmaktadır yani bu anda suç oluşur, ayrıca amaçlanan kazancın elde edilmesi de aranmamaktadır. Ve tipiklikte bir neticeden bahsedilmemiştir.

Bu nedenlerle kural olarak tefecilik suçu teşebbüse elverişli değildir. Buna rağmen eğer fiil kısımlara bölünebiliyorsa teşebbüsten bahsedilebilir.

Tefecilik Suçunu Nasıl İspat Ederim?

Ceza yargılamasında delil serbestisi ilkesi vardır. Dolayısıyla hukuka uygun olmak şartıyla elde edilen her türlü delili ispat aracı olarak kullanabiliriz.

Yargıtay kararlarında ifade edilmektedir ki günümüzdeki ekonomik koşullarda fazla miktarda paraların aralarında herhangi bir şekilde akrabalık, iş ilişkisi bulunmayan kişilere karşılıksız olarak verilmesini hayatın olağan akışına aykırı kabul etmiştir.

Sanıkların evlerinde ve işyerlerinde yapılan aramalar neticesinde çok sayıda senedin ortaya çıkması halinde delil olarak mahkemede ileri sürülebilecektir.

Yine bu ele geçen belgelerde isimleri yazan senet borçlularının da tanık olarak dinlenmesi mümkündür.

Aynı zamanda vergi dairesine başvurarak sanıkların vergi inceleme raporlarında gösterilen ödünç para verdikleri kişiler de tespit edilerek bu mağdurların tanık olarak dinlenmesi de mümkündür.

Tefecilik Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

 Tefecilik suçunda yetkili mahkeme CMK m. 12 gereğince suçun işlendiği yerdir. Buna göre ödünç paranın verildiği yer yetkili olacaktır.

Görevli mahkeme ise 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 11.maddesi gereği asliye ceza mahkemesi görevlidir.

Tefecilik Suçunu Ne Zamana Kadar Şikâyet Edebilirim?

Tefecilik suçu için kanunda özel olarak bir soruşturma veya kovuşturma şartı aranmamıştır. Bu nedenle tefecilik suçu şikâyete veya izne tabi değildir. Resen kovuşturulabilen bir suçtur. Yani ortada bir şikâyet olmasa bile savcılık tarafından fark edildiği takdirde soruşturma ve kovuşturma işlemlerine başlanır.

Tefecilik Suçunda Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Tefecilik suçunda olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Uzamış zamanaşımı süresi ise 12 yıldır. Zamanaşımı süresi ödünç para verme tarihinden itibaren başlayacaktır. Eğer birden fazla ödünç para verme fiili varsa bu takdirde zamanaşımı süresi son ödünç para verme fiilinin gerçekleştiği tarihten işlemeye başlayacaktır.

Tefecilik Suçunda Uzlaşma

Tefecilik suçu uzlaşma kapsamında değildir.

EMSAL KARARLAR

YARGITAY 9. CD., E. 2020/647 K.2020/1915 T. 11.11.2020

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

1-İddianame içeriğinde yer alan; mağdur …’ın borç para aldığı şüphelinin, kendisinden geriye ödeyemediği her ay karşılığında faiz istemeye başladığını ve kendisini bu konuda zorladığını;

bu parayı zorla olsa alacağını, kendisini öldürüp kan gölüne çevireceğini söyleyerek hukuk sisteminde korunan bir alacağı olmadığı halde kendisini tehdit ettiği iddiası karşısında, iddianamede tehdit olarak nitelenen eylemin sübutu halinde yağmaya teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmayacağını;

delillerin topluca takdir yetkisinin 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12. maddesi uyarınca eylemleri nitelendirme ve kanıtları değerlendirme görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu;

delillerin birlikte takdir edilmesi bakımından tefecilik suçundan açılan davanın da birlikte görülmesinde zorunluluk bulunduğu cihetle, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-Kabule göre de; a) TCK’nın 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması ve suç tarihinin, kazanç elde etmek amacıyla ödünç paranın verildiği tarih;

zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği gün olduğu, suç tarihinin zamanaşımı hükümlerinin uygulanma koşullarının belirlenmesi açısından önemli olduğu nazara alınarak;

müştekilerin hazırlık beyanları ile yargılama aşamasındaki beyanları incelendiğinde kazanç elde etmek amacıyla ödünç paranın verildiği tarihe ilişkin herhangi bir bilginin yer almadığı ve suç tarihinin belirlenebilir nitelikte olmadığından suç tarihinin tespiti açısından sanığın ve müştekilerin yeniden beyanlarına başvurularak;

tefeciliğe konu paranın hangi tarihlerde alındığı, miktarı ve faiz kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı hususları kendilerine ayrıntılı olarak sorularak tespit edilmesi, alacaklı olduğu icra takip dosyalarının tespitiyle varsa takip borçlularının tanık sıfatıyla dinlenilmesi ve borcun kaynağının sorulması;

vergi mükellefi olduğunun belirlenmesi halinde ve gerektiğinde hakkında vergi inceleme raporu düzenlettirilmesi, sanık hakkında tefecilik yapıp yapmadığı hususunda kolluk araştırılması yaptırılmasından sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

b) Sanığın katılan …’e karşı işlemiş olduğu iddia edilen TCK 106/1-2.cümle’de düzenlenen basit tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında kaldığı halde uzlaştırma hükümlerinin uygulanmadığı ayrıca yine sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1-1.cümlede düzenlenen tehdit suçunun 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik;

5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK’nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun da uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2. maddesi de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması;

Kanuna aykırı, sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 11/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

YARGITAY 5.CD., E.2013/11500 K.2015/7673 T. 26.2.2015

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Çek kırdırma suretiyle tefecilik suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması talep edilen sanığın;

atılı suçlamaları kabul etmeyerek işyerinde yapılan aramada ele geçen çeklerin sattığı mallar karşılığında aldığı müşteri çekleri olduğunu ileri sürdüğü, ele geçen çeklerin hamillerinden B.. E.. ile A.. Ö..’in aşamalarda aynı yönde anlatımda bulundukları ancak sanık tarafından ibraz edilen fatura içeriğinde tanık B.. E..’e satılan madde PVC levha olarak gösterildiği halde tanığın;

sanıktan koli bandı aldığını beyan ettiği ayrıca tanık A.. Ö..’in sanıktan satın aldığını söylediği sac levhanın sanığın ticari faaliyet alanı ile ilgisiz olduğu nazara alınarak; sanığın, işyerinde yapılan aramada ele geçen diğer çeklerin yetkili hamillerinin araştırılıp dinlenmeleri, tefecilik yapıp yapmadığı hususunda kolluk araştırması yapılması ve vergi inceleme raporu alınması;

bundan sonra hasıl olacak sonuca göre hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün;

5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 5.CD., E.2014/3252 K.2016/6425 T.16.6.2016

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Sanığa yüklenen tehdit suçundan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin davaya katılması mümkün olmayıp, hükmü temyiz etme yetkisi de bulunmadığından, Hazine vekilinin bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin;

5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin tefecilik suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: TCK’nın 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu;

ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması ve aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında yüksek sayılabilecek miktarda paranın karşılıksız verilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması, bu bağlamda katılanın sanıktan 15.000 TL borç alıp karşılığında 30.000 TL bedelli senet verdiğini iddia etmesi;

sanığın da 29/09/2011 tarihli mahkeme huzurunda verdiği beyanında 4.000 TL ve 5.000 TL olmak üzere iki kez borç para verdiğini karşılığında da senet aldığını savunması ve bu senetlerin Avukat Ali Anıl’da olduğunu ifade etmesi karşısında, adı geçen avukatın tanık olarak beyanına başvurularak suça konu senetlerin aslının istenmesi ile maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından;

sanığın faiz karşılığı borç para verip vermediğinin kesin olarak belirlenebilmesi amacıyla kolluk marifetiyle araştırma yaptırılması, alacaklı olduğu icra takip dosyalarının tespitiyle varsa takip borçlularının tanık sıfatıyla dinlenilmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraat hükmü kurulması;

Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara
WhatsApp