Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nedir Nasıl Kaldırılır?

Adli kontrol tedbiri CMK’nin 109 ve 115. Maddeleri arasında düzenlenen bir koruma tedbiridir. Adli kontrolün tanımına kanunumuzda yer verilmemiştir.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nedir Nasıl Kaldırılır?

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nedir Nasıl Kaldırılır? Tanımlayacak olursak adli kontrol, sanığın/şüphelinin saklanması, kaçması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların varlığı halinde ve kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması ya da sanık/şüphelinin davranışları delilleri yok etme;

değiştirme ya da gizleme şüphesinin bulunması veya tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunması ihtimalinin mevcut olduğu durumlarda yetkili mercii tarafından alınacak kararla, sanık/şüphelinin kanunda öngörülmüş olan bir ya da birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içeren tedbirlere denir.

Bu koşullar aynı zamanda tutuklamanın da şartlarıdır.

Adli kontrol tedbirleri tutuklamaya alternatif olarak düzenlenen tedbirlerdir. Tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliği karşısına çıkarılan kişiye sulh ceza hâkimi tutuklama kararı verebileceği gibi adli kontrol kararıyla da serbest bırakabilir.

Adli Kontrol Tedbirleri Nelerdir?

Adli kontrol tedbirleri CMK’nin 109/3. Fıkrasında düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre;

Hâkim tarafından belirlenecek olan yerlere, belirlenen süreler içerisinde düzenli olarak başvurmak,

Yurt dışına çıkış yasağı,

Şüpheli ya da sanığın eğitimine veya mesleki uğraşısına devam etmesine yönelik tedbirlere uymak,

Gerekli görülmesi halinde her türlü taşıt ya da bunlardan bazılarını kullanamamak ve sürücü belgesini kaleme makbuz karşılığında teslim etmek,

Bağımlılık yapan herhangi bir alışkanlığın tedavisi için gerekli olan tedbirlere uymak,

Silah taşıyamamak ya da bulunduramamak ve gerekiyorsa silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek,

Aile yükümlülüklerine uyacağına ve nafaka ödeyeceğine dair teminat vermek,

Kişinin konutunu terk etmemesi

Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek,

Hâkim tarafından belirlenen yer ya da bölgelere giriş yasağına uymak

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nedir?

Yurt dışına çıkış yasağı yukarıda saydığımız adli kontrol tedbirlerinden birini oluşturmaktadır. Adli kontrol tedbiri tutuklama kararına alternatif olarak getirilmiştir. Sanığın denetim süresi içerisinde kontrol edilebilmesini sağlayan bir koruma tedbiridir.

Sanık veya şüphelinin kuvvetli suç şüphesi altındayken delilleri karartma veya kaçma ihtimali söz konusuysa ve şüpheli ve sanık hakkında da tutuklama kararı verilmesi ölçüsüz olacaksa adli kontrol tedbirlerine başvurulması gerekli olur.

Yurt dışında ülkemizin egemenlik sınırları içinde uygulanan hukuk kuralları şüpheli veya sanığa karşı uygulanamayacağından şüphelin veya sanığın kendi ülkesi sınırları içerisinde cezası çekmesi gerekir. Bu yüzdendir ki hâkim tarafından tedbir olarak yurt dışına çıkış yasağı verilebilir. Yurt dışına çıkış yasağı kararı ihtiyati tedbir olarak uygulanır.

Yurt dışına çıkış yasağı tedbirini kişiye karşı uygulayabilmemiz için kişi hakkında suç soruşturması veya kovuşturması yapılıyor olması gereklidir. Bu tedbir hürriyeti kısıtlayıcı bir tedbirdir. Ceza yargılamasının dışında böyle bir tedbir uygulanamamaktadır.

Yurt dışına çıkış yasağını soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hâkimi tarafından verilir. Kovuşturma aşamasında ise ilgili mahkeme tarafından verilecektir. Böyle bir karar verildiğinde şüpheli veya sanığın yurt dışına çıkışı engellenmiş olur.

Hakkımda Yurt Dışına Çıkış Yasağı Olduğunu Nasıl Öğrenebilirim?

Havalimanında gümrük kapısında yurt dışına çıkış yasağını sorgulatarak öğrenebilirsiniz. Ya da emniyet müdürlüklerinden bilgi alınabilir. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın web sitesinden mükellefiyet durumuna istinaden arama yapıldığında yurt dışına çıkış yasağının var olup olmadığı sorgulanabilir.

Eğer ki ceza dosyası soruşturma aşamasındaysa ve dosya hakkında da gizlilik kararı alınmışsa bu takdirde yurt dışına çıkış yasağı öğrenilemez. Örgütlü suçlar ya da terör suçları bu kapsamda sayılır.

Yurt Dışına Çıkış Yasağını Kaldırma

Ceza Muhakemesi Kanunun adli kontrol hükümlerinin düzenlendiği 111. maddede adli kontrol kararına itiraz düzenlenmiştir. Dolayısıyla yurt dışına çıkış yasağına itiraz etmek mümkündür.

Bu hükme göre, sanığın ya da şüphelinin istemi üzerine, Cumhuriyet Savcısının da görüşü alınarak mahkeme ya da hâkim itiraz kararını değerlendirir. Yapılacak olan değerlendirme de CMK m. 110’a göre yapılacaktır.

110. maddede hâkim şüpheliye bir ya da birden çok yeni yükümlülük koyabilir ya da bu yükümlülükleri kısmen ya da tamamen değiştirilebileceği-kaldırılabileceği belirtilmiştir. Buna göre kişi itiraz ettiği zaman hâkim yurt dışı yasağını kaldırabileceği gibi daha basit bir tedbire de dönüştürebilir.

Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kararına İtiraz Başvurusunu Kimler, Nereye Yapabilir?

Soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma aşamasında ilgili mahkeme tarafından verilen yurt dışına çıkış yasağı kararına karşı şüpheli ya da sanık kendisi, yasal temsilcisi, eşi, müdafi, katılan ya da Cumhuriyet Savcısı itiraz edebilmektedir.

Kovuşturmanın her aşamasında Cumhuriyet Savcısı sanık lehine karara itiraz edebildiği görülmektedir.

Yurt dışına çıkış yasağı kararı veren sulh ceza hakimliği ya da mahkeme kararına karşı 7 gün içinde dilekçe yolu ile itiraz etmek mümkündür. CMK m.111 gereğince yurt dışı kararına karşı yapılacak olan itirazlar hâkim ya da mahkeme tarafından 5 gün içerisinde karara bağlanır.

Yurtdışına Çıkış Yasağının Süresi Ne kadar Olabilir?

Adli kontrolün süresi CMK m.110/A’ da düzenlenmiştir.

Asliye Ceza Mahkemesinin görevine giren işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre zorunlu hallerde ek bir yıl daha uzatılabilir.

Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok üç yıldır. Bu süre zorunlu hallerde üç yıl daha uzatılabilir. Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda ise bu süre dört yılı geçemez.

Yurt Dışı Yasağına Aykırı Hareket Edilmesi Halinde Ne Olur?

CMK’nin 112. maddesinde adli kontrol tedbirlerine uymama durumu düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen sanık ya da şüpheli hakkında, hükmedilecek olan hapis cezasının süresi ne olursa olsun tutuklamaya dönüşebilir.

Dolayısıyla verilen yurt dışı kararına aykırı hareket eden kişi hakkında mahkeme ya da hâkim tarafından tutuklama kararı verebilecektir.

Yurt Dışına Çıkış Yasağına İtiraz Zamanaşımı Süresi, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yurt dışına çıkış yasağı tedbiri kaldırılmadığı müddetçe yargılama sonuna kadar devam eder. Yargılamayı gerçekleştiren mahkemenin ya da sulh ceza hakimliği tarafından verilen yurt dışına çıkış yasağı kararına 7 gün içinde kararı veren merciye itiraz etmek mümkündür.

Yurt dışına çıkış yasağı tedbirine soruşturma ve kovuşturma her aşamasında itiraz edilebileceği gibi her aşamada da kaldırılabilir.

Yurt dışına çıkış yasağı kararını soruşturma aşamasında Sulh Ceza Hâkimi tarafından verilir. Bu yüzdendir ki itirazın kaldırılmasını da Sulh Ceza Hakiminden istenir. Kovuşturma aşamasında Asliye Ceza ya da Ağır Ceza Mahkemesinden hangisinde işlem yapılıyorsa dilekçe o ilgili mahkemeye sunulur.

EMSAL KARARLAR

YARGITAY 12.CD., E.2014/9940 K.2014/11157 T. 7.5.2014

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Dosya kapsamına göre; Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231/8-c maddesi uyarınca 3 ay süre ile yurt dışına çıkış yasağı getirilmiş ise de, Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 07/05/2009 tarihli ve 2009/22588 esas;

2009/22375 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, anılan Kanun’un 231/8-c maddesindeki “Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine” ilişkin düzenlemedeki “belirli yer” kavramının yurt dışına çıkış yasağını kapsamadığı;

bu yasağın 5271 sayılı Kanun’un 109/3-a maddesinde düzenlenen ve şüpheliler hakkında öngörülen “adli kontrol” sistemi içerisinde yer aldığı nazara alındığında, denetimli serbestlik tedbiri olarak yurt dışına çıkışın yasaklanmasına karar verilmesinde,

İsabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 06.03.2014 gün ve 94660652-105-34-1924-2014/4505/16933 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2014 gün ve 2014/98654 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8.maddesinin (c) bendinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi durumunda, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;

“Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebileceğinin hükme bağlandığı, Kanunda öngörülen “belli yerlere gitmekten yasaklanma” tedbirinin amacının; hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın suç işlemeye yönelmesinde, ya da zararlı alışkanlıklar edinmesinde etkili olabilecek yerlere gitmesini önlemek olduğu;

yurt dışına çıkma yasağının ise, CMK’nın 109/3-a maddesinde tutuklama yerine öngörülen bir adli kontrol tedbiri olduğu, somut olayda, CMK’nın 231/8-c maddesinde öngörülen “belli yerlere gitmekten yasaklama” tedbiri olarak “yurt dışına çıkma” yasağına hükmedilmesinin hükmün amacına aykırı olduğu anlaşılmakla, Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden;

İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.03.2007 tarihli ve 2006/389 Esas, 2007/157 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

YARGITAY 1.CD., E.2023/5005 K.2023/7173 T. 24.11.2923

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: “Hükümlü … hakkında yurt dışına çıkış yasağının Yenimahalle Ağır Ceza Mahkemesinin 1988/118 Esasına kayden görülen kamu davası kapsamında, anılan Mahkemenin 26.08.1988 tarihli yazısı ile 5682 sayılı Pasaport Kanun’u hükümleri uyarınca tatbik olunduğu;

söz konusu kamu davasının kovuşturma evresi sona erene kadar uygulamada bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda yurt dışına çıkış yasağına ilişkin bir düzenleme mevcut değil iken 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’u ile belirtilen yasağa dair düzenlemelerin getirildiği;

5682 sayılı Kanun uyarınca uygulanan yurt dışına çıkış yasağının nihayetinde bir koruma tedbiri olduğu ve usul hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, genel hukuk kaidesi gereği usul hükümleri bakımından kıyasın mümkün olduğu gözetilerek yapılan incelemede,

5271 sayılı Kanun’un;

Adli kontrol kararı ve hükmedecek merciler başlıklı 110 uncu maddesinde yer alan ”

(1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir.

(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir;

kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.

(3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.

(4) (Ek:8.7.2021-7331/16 md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir”,

Adli kontrol altında geçecek süre başlıklı 110/A maddesinde yer alan “(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir;

uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanun’u kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. (3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.”,

Adli kontrol kararının kaldırılması başlıklı 111 … maddesinde yer alan ”

(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.

(2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.” şeklindeki hükümler ile anılan Kanun’un 103’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ” Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re ‘sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.”,

Şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde,

Bir koruma tedbiri olan ve adli kontrol olarak uygulanan yurt dışına çıkış yasağının uygulamasının yukarıda belirtilen düzenlemeler kapsamında belli bir süre ile sınırlı olduğu,

Somut olayda, hükümlü hakkında kapatılan Yenimahalle Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.1989 tarihli kararı ile verilen cezanın, Yargıtay 1. Dairesinin 31.05.1989 tarihli ve 1989/1707 Esas, 1989/1692 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleştiğ;

yurt dışına çıkış yasağı ile ilgili 5271 sayılı Kanun’un 110/A maddesinde mevcut sürelerin dolduğundan uygulanma imkanının ortadan kaldığının kabulü gerektiği, diğer yandan anılan Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince soruşturma evresinde şüphelinin işlediği iddia olunan suç nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde adli kontrol kararının kendiliğinden sona ereceği hüküm altına alındığından;

usul hükümlerinde kıyasın mümkün olduğuna ilişkin genel hukuk kaidesinden hareketle, kovuşturmanın beraat, mahkumiyet, düşme vb. bir kararla sona ermesi halinde de adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona ereceğinin kabulünün zorunlu olması karşısında, somut dava dosyasına konu sanık hakkındaki kovuşturma aşamasının hükmün;

Yargıtay 1. Dairesinin 31.05.1989 tarihli ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleşmesi suretiyle sona erdiği ve böylece sanık hakkındaki yurtdışına çıkamama adli kontrol tedbirinin kendiliğinden nihayete erdiği, artık devamında hükmün infazına geçildiği de dikkate alındığında her hangi bir hukuki yararın bulunmadığı;

nitekim benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23.05.2016 tarihli ve 2016/3193 Esas, 2016/2613 Karar sayılı ilâmın da bu durumun vurgulandığı gözetilmeden, merciince yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları;

(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.

(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. Şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un 110/A maddesinde adli kontrol altında geçecek azami süreye ilişkin düzenleme;

ayrıca hükümlü hakkında verilen hükmün kesinleşmesi ve almış olduğu cezanın infazı sırasında 30.08.1996 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesine karar verilmiş olması dikkate alındığında, hükümlü hakkında yargılama sırasında verilen yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona erdiğinin ve devamında herhangi bir hukuki yararın bulunmadığının kabulü gerektiğinden;

hükümlünün talebinin kabulü yerine reddine dair verilen karara karşı yaptığı itirazın kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR 

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. … 10. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.02.2018 tarihli ve 2018/225 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2023 tarihinde karar verildi.

Hukuki destek almak, danışmanlık hizmetlerimiz hakkında bilgi edinmek veya sorularınızı iletmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Size en kısa sürede dönüş yapabilmemiz için iletişim sayfamızı ziyaret edin.

Ayrıca, ilgili yasal düzenlemeleri incelemek için Mevzuat.gov.tr adresinden resmi kaynaklara ulaşabilirsiniz.

Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara
WhatsApp