İş Hukuku Bilirkişi Beyan Dilekçesi Örneği

İş hukuku, işveren ile işçi arasındaki ilişkiyi düzenleyen ve çalışma hayatında doğabilecek uyuşmazlıkları çözmeyi amaçlayan bir hukuk dalıdır. Bu alanda en sık karşılaşılan sorunlar arasında iş sözleşmelerinin feshi, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai alacakları ve iş kazalarından doğan tazminat davaları yer alır. Çalışanların haklarını koruma altına almak ve işverenlerin yasal yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak amacıyla iş hukuku, geniş bir yasal düzenlemeye sahiptir. Makalemizde, iş hukuku kapsamında sıkça karşılaşılan uyuşmazlıklar ve bu konularda iş mahkemelerinde izlenen süreçler ele alınacaktır.

Bilirkişi Kimdir?

Bilirkişi belirli bir konuda uzmanlaşmış kişilerdir. Bilirkişinin tanımı 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununda düzenlenmiştir. Bu kanunun 2. maddesine göre bilirkişi çözümü uzmanlık özel ya da teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşünü sözlü ya da yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisini ifade etmektedir.

Hâkimlik mesleğinin vermiş olduğu hukuki bilgiyle, genel bilgiyle veya tecrübeyle çözümlenebilmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.

Hukuk öğrenimi görmüş olan kişilerin bilirkişi olarak görevlendirilmesi için hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmesi gerekecektir.

İş hukuku alanında bilirkişiye başvurma bu alanda teknik ve uzmanlık gerektiren konularda bilirkişi raporu alınması demektir. İşe iade davalarında, iş kazalarında, iş sözleşmeleri gibi konular iş hukuku uyuşmazlığını oluşturmaktadır. Gerekli görüldüğü takdirde bu konular hakkında da bilirkişiye gidilir.

İş Mahkemeleri bilirkişi incelemesini İş Kanununa, Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve diğer kanun hükümlerine göre yerine getirir.

Bilirkişi taraflardan birinin istemi üzerine atanabileceği gibi gerekli görülmesi halinde mahkeme tarafından da görevlendirilebilir. 2016 yılında yürürlüğe giren Bilirkişi Kanunumuzun 7. maddesine göre her Bölge Adliye Mahkemesi’nin kurulu bulunduğu yerde bir bilirkişilik kurulu kurulur.

Bu kurulların bilirkişilik hizmetlerinin yasaya uygun olarak yerine getirilmesini sağlama, bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar vermek, bilirkişilerin denetimini yapmak gibi bir takım görevleri bulunmaktadır.

Bilirkişilerin Sahip Olması Gereken Nitelikleri Nelerdir?

Bilirkişiler dürüst, bağımsız, tarafsız, güvenilir ve yetkin olmalıdır. Bilirkişi yargılama yapılırken adil bir karar verilebilmesi için hâkime yardımcı konumundadır.

Hakimin vereceği kararı ,her ne kadar bilirkişi raporu hakimi bağlayıcı nitelikte olmasa da yine hakimi doğrudan etkilemektedir. Bilirkişinin vereceği raporun gerçeğe uygun, doğru bir rapor olması gerekir. Gerçeğe aykırı rapor veren bilirkişi TCK’nın 276.maddesi gereğince cezalandırılır.

Bilirkişilerin aynı zamanda bağımsız olabilmesi gerekir. Yani bilirkişi görüşünü belirtirken mahkemenin, yürütmenin veya idarenin herhangi bir emir ve talimat verememesi, tavsiye veya telkinde bulunamamasıdır. Bilirkişi taraflara eşit mesafe de olmalıdır.

Bilirkişi Nasıl Olunur?

Bilirkişi olmak isteyen kişinin kural olarak bilirkişilik siciline kaydolması gerekir. Bilirkişilik sicili ise Daire Başkanlığı tarafından bilirkişilere sicil numarası verilerek tutulan kayıttır. Bilirkişilik siciline kayıt için öncelikle Bilirkişilik Temel Eğitiminin alınması zorunludur.

Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından bilirkişi listeleri oluşturulur. Daha sonra ilan yapılır. Bu ilan Bilirkişilik Daire Başkanlığı ile Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin internet sitesinde yayınlanır. Bilirkişi olmak isteyen kişiler gerekli belgelerle bu ilanlara başvuru yapabilirler.

Bilirkişi Başvurusunda Neler İstenir?

Gerekli olan belgeler gerçek veya tüzel kişiler için ayrı ayrı BKYön. m.40’da düzenlenmiştir.

Gerçek kişiler için istenen belgeler şunlardır;

a)Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, yabancılar için pasaport veya yabancı kimlik numarası ve çalışma iznini gösteren belge.

b) Bölge kurulunun yetki çevresinde oturduğu ya da meslekî faaliyetini yürüttüğüne dair yazılı beyan.

c) Uzmanlık alanını gösteren diploma, meslekî yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi, ustalık belgesi veya benzeri belgelerin aslı veya onaylı sureti.

d) Mesleğini icra edebilmek için herhangi bir meslek kuruluşuna kayıtlı olmak zorunda olanlar için, meslek kuruluşuna üye olduğuna dair son altı ay içinde alınmış oda faaliyet belgesi veya oda kayıt belgesi.

e) Daire Başkanlığı tarafından daha fazla bir süre belirlenmemiş olmak kaydıyla, bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalıştığını gösterir belge.

f) Görev belgesi veya mesleki faaliyetten veya sanat icrasından geçici ya da sürekli olarak yasaklı olmadığına dair kayıtlı olduğu meslek kuruluşu veya çalıştığı kurum ya da kuruluştan alacağı belge.

g) Bilirkişilik temel eğitimini tamamladığına dair belge.

h)Banka hesap numarası.

Tüzel kişiler için gerekli olan belgeler;

a) Şirketler için ticaret sicil tasdiknamesi, diğer tüzel kişiler için halen faaliyetine devam ettiğini gösterir belge.

b) Tüzel kişi bünyesinde faaliyet gösteren gerçek kişi bilirkişileri ve uzmanlık alanlarını gösterir liste.

c) Banka hesap numarası.

d) MERSİS numarası.

e) Daire Başkanlığı tarafından gerekli görülen diğer belgeler.

Bilirkişi Raporu Nedir?

Bilirkişi raporu bir dava veya uyuşmazlıkla ilgili mahkemeye sunduğu tarafsız gözlem ve incelemelerini içeren bir rapordur. Bu rapor konusunda uzman olan kişi ya da kişilerin yargılamayla ilgili bilimsel, teknik veya mesleki konularda yaptıkları inceleme sonucunda ortaya çıkan görüşleri içerir.

Bilirkişi raporunu hazırlarken tanık dinleyebilir, belgeleri inceleyebilir veya diğer yöntemleri kullanabilir. Bilirkişi raporları sadece hukuki uyuşmazlıklar için değil bazı iş ve meslek alanlarında da bilirkişi raporu istenebilmektedir.

Bilirkişi Raporuna İtiraz Edilebilir mi?

Taraflar bilirkişi raporuna itiraz edebilirler. Bilirkişi raporunun taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde raporda eksik gördükleri kısım varsa bunların bilirkişiye tamamlatılmasını, açıklanılması gereken yerler varsa bu hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasının veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.

Bilirkişi Raporunun Bağlayıcılığı Nedir?

Bilirkişi raporu kesin bir delil değildir. Takdiri delildir. Dolayısıyla mahkemeyi veya hâkimi bağlayıcı değildir. Hâkim veya mahkeme bilirkişi raporunu değerlendirirken diğer delillerle birlikte serbestçe takdir eder.

Yargıtay’da bilirkişi raporunu bağlayıcı bir delil olarak görmemekte, delillerin değerlendirilmesi sürecinde bir yol olarak görmektedir.

iş Hukuku Bilirkişi Raporu Beyan Dilekçesi Hangi Mahkemeye Sunulur?

Bilirkişi beyan dilekçeleri İş Mahkemesi’ne sunulur. Dilekçe, davanın görüldüğü mahkemeye hitap edilerek başvuran kişinin iş hukuku alanındaki uzmanlığını ve bilirkişi olarak atanma isteğini içermelidir. Mahkeme dilekçeyi değerlendirir ve uygun bulursa kabul eder ve bilirkişiyi atar

EMSAL KARAR

YARGITAY 9.HD., E.2014/27378 K.2016/128 T.11.1.2016

DAAV KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ücret alacağı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

 YARGITAY KARARI 

A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin maaşların gecikmeleri olarak ödenmesi sebebiyle müvekkili tarafından haklı olarak fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile ücret alacağı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir

B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, kriz sebebiyle davacının maaşının geç ödendiğini ancak maaş alacağının kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılama sonunda, bilirkişi raporuna dayanılarak;

davacının maaşlarındaki ödemelerin düzensiz olması sebebiyle iş akdini feshetmesinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek kıdem tazminatı ve ücret alacağı ile %35 indirimli olarak fazla çalışma ücreti alacakları hüküm altına alınmıştır.

D) Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir.

E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacı işçinin fazla çalışma ücretinin kabulü uyuşmazlık konusudur. HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır.

Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.

Dosya içeriğine göre davacının çalıştığı işyeri havaalanı içinde olup, işyerine giriş-çıkışlar kayıt altına alınmış ve buna ilişkin puantaj kayıtları da dosyaya sunulmuştur. Hükme esas bilirkişi raporunda bu kayıtlara ve ayrıca tanık beyanlarına göre seçenekli fazla mesai ücreti ödemeler mahsup edildikten sonra tespit edilmiş;

mahkemece kayıtlar esas alındığı gerekçede belirtilmesine ve kayıtlara göre fazla mesai ücreti 1.712,00 TL belirlenmesine rağmen, hüküm fıkrasında tanık beyanlarına dayalı olarak tespit edilen 6.438,-97 TL fazla mesai ücretinden % 35 oranında indirim yapılarak fazla mesai ücreti kabul edilmiştir. Hüküm ile gerekçe arasında bu yön itibariyle çelişki yaratılması usule aykırıdır.

3- Davacıya yapılan ödemelerin işçilik alacaklarından mahsubu noktasında da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 03.08.2012 tarihli 1.831,59 USD’ ödemesinden bahsedilmemesi maaş (ücret) alacağı bakımından sonuca etkili değildir.

Bu miktar “maaş” adı altında yatırılmış ise de davacının istemi de 2012 yılı Ekim ayı maaş alacağı olmakla yatan bu miktarın tarih itibari ile Ekim ayı maaşı olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Ancak, bilirkişi raporunda, davacının hesabına çeşitli tarihlerde yatırılmış olan toplam 260,00 USD’nin açıklamasız olduğu gerekçesiyle hesaplamada hiç dikkate alınmaması hatalıdır.

Zira, 260,00 USD’rin 200 USD’si 13.04.2012 tarihinde, 60,00 USD’si ise 16.05.2013 tarihinde davacının banka hesabına yatırılmış olup, davacı 2012 yılı Ekim ayı üret alacağını talep ettiğine göre Ekim ayından önce yatırılmış olan 200,00 USD’nin fazla mesai alacağından, diğer 60 USD’nin ise 2012 yılı Ekim ayı maaş alacağından mahsubu gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.

F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 11.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer Makaleler

Bir Yanıt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara
WhatsApp