Asker Ve Polis Hukuku

Askeri Ceza Kanunda Yapılan Değişiklikler

askeri-ceza-kanunda-yapilan-degisiklikler

Askeri Ceza Kanunda Yapılan Değişiklikler

1930 yılında yürürlüğe giren Askeri Ceza Kanunu, askerliğin önemli bir kamu hizmeti olmasından kaynaklı daima güncel tutulmaya çalışılmıştır. Askeri suçlara ve suçların cezalarına dair önemli düzenlemeler içeren bu kanununda değişiklik yapma yetkisi TBMM’dedir. Bu çerçevede 26.05.2021 tarihinde 100 milletvekilinin imzası ile Askeri Ceza Kanunu için bazı değişikliler meclise sunulmuş ve 24.06.2021 tarihinde TBMM Genel kurulunda kabul edilerek yasalaşmıştır. Bu yazımızda bu kanun değişikliği ve sonuçlarını sizler için değerlendirdik.

Askeri Suç ve Sırf Askeri Suç Ayrımı

Ceza kanunlarında fail bakımından genel suçlar ve özgü suçlar olmak üzere iki tip suç vardır. Genel suçlar herkes tarafından işlenebilirken özgü suçlar yalnızca kanunda öngörülen kişiler tarafından işlenebilir. Ancak özgü suçlarda belirtilmeyen kişilerin bu suçları işleyemeyeceği iddia edilemez. Zira madde metninde belirtilenler dışında kalan kişilerin işlediği bu fiiller başka bir suça vücut verir. Kanunların bu tarz düzenleme yapma sebepleri bazı eylemlerin bazı kişiler tarafından işlenmesi durumunda daha fazla zarar meydana geleceğini öngörmesi, bu kişilerden dolayı mesleklerine duyulan güvenin zayıflaması ve insanların güveninin kötüye kullanılmasıdır.

Askeri ceza hukukunda da farklı isimde olmakla birlikte belirtilen türlerde cezalar bulunmaktadır. Bunlar askeri suç ve sırf askeri suçtur. Askeri suçlar herkes tarafından işlenebilirken, sırf askeri suçlar sadece asker kişiler tarafından işlenebilir. Buna karşın 7329 sayılı değişiklikten önce kanunumuzda hangi suçun askeri suç hangi suçun sırf askeri suç olduğuna dair hüküm bulunmamakta, bu konuda daha çok hakime duruma göre takdir yetkisi verilmekteydi. Kanunda hakime tanına takdir yetkisi birçok uyuşmazlığa yol açmıştır. Yapılan değişiklik sonucunda, kanunda sırf askeri suçlar sayılmış ve fail hakkındaki uyuşmazlıklara son verilmiştir. Yeni düzenlemede firar, yurt dışına firar, sözleşerek firar, amir veya üstü tehdit, emre itaatsizlik, üste hakaret gibi suçlar sırf askeri suç olarak gösterilmiştir.

Amir-Maiyet veya Üst-Ast İlişkisinin Suça Etkisi

7329 sayılı kanunla değişiklik yapılmadan önce Askeri Ceza Kanununda ast-üst ilişkisinin dikkate alınmayacağını öngören bir hüküm bulunmamaktaydı. Asker kişilerin aralarında yakın akrabalık ilişkisi olsa dahi ast-üst ilişkisi dikkate alınmaktaydı. Bunun yanı sıra aralarında yakın akrabalık ilişkisi olan asker kişilerin birbirine karşı işlediği TCK kapsamındaki suçlarda da Askeri Ceza Kanununu hükümleri uygulanmaktaydı. 5207 sayılı TCK’da bazı suçlar bakımında yakın akrabalık suçun ağırlaştırıcı nitelikli hali iken bazı durumlarda hafifletici sebeptir.

Bu çerçeveden bakıldığında aralarında yakın akrabalık bulunan asker kişiler hakkında da AsCK’da bir düzenleme yapılması son derece anlamlı olmuştur. Yapılan değişiklikte açıkça belirtilmemekle birlikte madde metninde geçen “ amir-maiyet ve üst-ast ilişkisi dikkate alınmaz.”  ifadelerinde anlaşılabileceği üzere bu tür suçlar Askeri Ceza Kanunu kapsamından çıkarılmıştır. Bu suçlara Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Madde metnine göre bu kapsamda değerlendirilecek akrabalık ilişkileri asker kişilerden nişanlılar, evlilik bağı kalmasa bile eşler, kan veya kayın hısımlığı, üstsoy veya altsoy ile üçüncü derece dâhil hısımlar veya evlâtlık bağıdır. Suçların bu kapsamda değerlendirilebilmesi için suçun askerlik hizmet ve görevleri dışı hallerde işlenmesi gerekmektedir. Erbaş ve erler açısından daha esnek bir düzenleme getirilmiş ve yalnızca fiilin askerlik görev ve hizmetleri nedeniyle işlenmesi durumunda ast-üst, maiyet-amir ilişkilerinin dikkate alınacağını hükme bağlanmıştır.

Örnek vermek gerekirse aralarında üst-ast ilişkisi bulunan ikisi de askeri personel olan kardeşlerin, miras davası yüzünden, birbirlerini yaralamaları üste fiilen taarruz veya asta müessir fiil olarak değerlendirilmeyecektir. İki kardeş arasında olan bu uyuşmazlık Türk Ceza Kanununa göre incelenecektir.

Yakalama ve Tutuklamaya Dair Düzenlemeler

Askeri Ceza Kanunu’nda yakalama ve tutuklamaya dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu konuya dair düzenlemeler Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu’nda bulunmaktadır. Kanun değişikliği aracılığıyla bu düzenlemeler genişletilerek Askeri Ceza Kanununa eklenmiştir.

Yeni düzenleme uyarınca; asker kişi suçüstü halinde ve suçüstü fiilinden kaynaklı kaçma ihtimali veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması durumunda herkes tarafından yakalanabilir. Bu hükümle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa paralel bir düzenleme getirilerek genel yetki tanınmıştır. Asker kişilerin işledikleri suçlar genelde birlik içinde işlenmiş gibi düşünülse de birlik dışında da işlenebileceği göz önüne alınarak halka genel bir yetki verilmiştir. Bu hususa örnek olarak asker kişinin yurt dışına firarına tanık olan havalimanı görevlisinin asker kişiyi yakalaması gösterilebilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bu durumlarda yakalama yapan kişilerin eylemleri TCK md.109 kapsamında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaz. Yine kişinin yakalama için kullandığı kuvvet TCK kapsamında düzenlenen cebir ve kasten yaralama suçlarını oluşturmaz. Ancak suç oluşmaması için yalnızca yakalama alma amacıyla hareket edilmeli ve ölçüler aşılmamalıdır.

Ayrıca kanun teklifinde, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde (asker kişinin suçüstü yakalanması, asker kişinin suçüstü bir fiilden dolayı kaçması), cumhuriyet savcısına derhal başvurma olanağı bulunmadığı takdirde; amiri, üstü, askeri karakol, nöbetçi, devriye, askeri inzibat ve kolluk görevlisi asker kişiyi yakalama yetkisine sahip olacağı düzenlenmiştir.

Yakalanan asker kişiler hakkında derhal cumhuriyet savcısına haber verilmeli ve cumhuriyet savcısı tarafından serbest bırakılmaz ise adli kolluk kuvveti, en yakın askeri inzibat karakolu veya askeri makama teslim edilmesi gerekmektedir.

Asker kişinin işlediği fillerin TCK kapsamında düzenlenen “Koruma, Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün İhlali”, “Çocuk Düşürtme, Düşürme veya Kısırlaştırma”, “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” ve “Hürriyete Karşı Suçlar” başlıkları altında tanımlanan suçları veya Terörle Mücadele Kanunu kapsamında düzenlenen suçları oluşturması halinde kişi cumhuriyet savcısının emri ile adli kolluğa teslim edilir. Madde metninden anlaşıldığı üzere burada dikkat çekilmesi gereken husus yeni düzenlemede belirtilen suçlar dışında kalan bir suç sebebiyle yakalama söz konusu olduğunda cumhuriyet savcısının asker kişiyi teslim edeceği makamlar bakımından bir takdir yetkisi bulunmasına karşın bu suçlar sebebiyle bir yakalama olması durumunda kişi yalnızca adli kolluğa teslim edilir.

Asker kişi hakkında gözaltı ve tutuklama işlemlerinin uygulanması halinde derhal kıt’a komutanına veya askeri kurum amirine haber verilmelidir.

Soruşturma İzni ve İzin Vermeye Yetkili Merciler

Kanunun bir diğer önemli düzenlemesi soruşturma izini vermeye yetkili makamlardır. Kanuna göre asker kişiler hakkında soruşturma yapılması izne tabidir. Ancak ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçüstü hallerinde genel hükümler uygulanır. Diğer bir deyişle izne tabi değildir.

Soruşturma izni, asgari tugay komutanı veya eşiti askeri kurum amiri olmak üzere, asker kişinin görev yaptığı birlik komutanı veya askeri kurum amiri, bu kişilerin yokluklarında ise vekilleri tarafından bizzat verilir. Soruşturma izni, soruşturma izni verme yetkisi bulunan kurum amiri tarafından teşkilatında bulunan hukuk sınıfından olan ya da  926 sayılı TSK Personel Kanununun geçici 45/1-b maddesi uyarınca atanmış olan hukuk hizmetleri başkanı veya birim amirine devredilebilir.

Kanun uyarınca Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Milli Savunma Üniversitesi hariç, Milli Savunma Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı ve ilgili kurum ve kuruluşlarda görev yapan asker kişiler hakkında soruşturma izni, Milli Savunma Bakanı tarafından verilecektir. Bakan, General ve amiraller hariç olmak üzere subay ve astsubaylar hakkında soruşturma izni verme yetkisini devredebilir. Kanunda Milli Savunma Bakanının yetkisini devredebileceği kişiler merkezde Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü veya yardımcısı, taşrada ve bağlı kurum ve kuruluşlarda ise asgari alay eşiti kurum amirleridir. General ve amiraller hakkındaki soruşturma izni ise görev yeri göz önünde bulundurularak ilgisine göre Genelkurmay Başkanının veya ilgili Kuvvet Komutanının teklifi üzerine ya da resen Milli Savunma Bakanı tarafından verilecektir.

Geçici görevle başka bir birlik bünyesinde bulunan personel hakkında soruşturma izni geçici görevle bulunduğu birlikteki soruşturma izni vermeye yetkili komutan veya amir tarafından verilir.Ayrıca askeri birlik ya da kurum dışı görevlendirilen askeri personel hakkında soruşturma izni görev devam ettiği müddetçe Milli Savunma Bakanı tarafından verilir.

Yabancı askerlerin askeri suçlar sebebiyle geçirecekleri ceza soruşturmaları için Milli Savunma Bakanı izin verir. Bakan bu yetkisini herhangi bir kişiye devredemez. Askeri Ceza Kanunda Yapılan Değişiklikler

İzin vermeye yetkili makam, ihbar ya da şikayetin işleme konulması durumunda bir ön inceleme başlatır. Bu inceleme merci tarafından bizzat yapılabileceği gibi inceleme konusu olan askeri personelin üstü konumunda bir askeri personel ya da inceleme konusu üç askeri personelden oluşan bir heyet görevlendirebilir. Heyetteki askeri personellerin çoğunluğunun inceleme konusu askeri personelin eşit konumu veya daha üst konumda olması ve heyet başkanının her halükarda üst konum olması gerekmektedir. Yetkili makam soruşturma izni kararını, suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren ön inceleme süreci dâhil en geç 30 gün içerisinde vermek zorundadır. Bu süre zorunlu hallerde bir defaya mahsus olmak üzere 15 gün uzatılabilir. Yetkili merci kararını verdikten sonra kararını, Cumhuriyet Başsavcılığına, ilgili askeri personele ve varsa şikayetçiye bildirir. Karara karşı 10 gün içerisinde itiraz edilebilir.

Sırf askerî suçlara ilişkin verilen soruşturma iznine itiraz edilmesi, soruşturma işlemlerini engellemez, soruşturma devam eder. İtiraz, soruşturma izni general ve amiraller için verilmişse Danıştay Birinci Dairesine, diğer asker kişiler için verilmişse yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesine yapılır. İtirazlar, öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır. Verilen kararlar kesindir.

General ve amiraller hakkındaki soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcı vekili tarafından yapılır. Hâkim kararı gerektiren işlemlere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talepleri ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara yapılan itirazlar hakkında, soruşturma konusu suçların en ağırına bakmakla görevli Yargıtay ceza dairesini numara itibarıyla izleyen ceza dairesi başkanı tarafından karar verilir. Suçun son numaralı ceza dairesinin görevine girmesi hâlinde talebi ve itirazı inceleme yetkisi Birinci Ceza Dairesi Başkanına aittir.

Soruşturma ve Kovuşturmaya Dair Düzenlemeler

Diğer hususlarda olduğu gibi soruşturma ve kovuşturma konusunda da Askeri Ceza Kanununda bir düzenleme bulunmamaktaydı. Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanununda düzenlenen bu hususlar birkaç değişikliğe uğrayarak Askeri Ceza Kanununa eklenmiştir.

Kanun uyarınca subay ve astsubay olan asker kişilerin şüpheli sıfatı ile ifadesi Cumhuriyet Savcısı tarafından alınacaktır. Askeri amirler cumhuriyet savcısının olaya müdahil oluncaya kadar geçen sürede delillerin güvenliğini sağlaması gerekmektedir.

Ülke sınırları dışında gerçekleşen suçlarla ilgili Cumhuriyet Savcısı, Milli Savunma Bakanlığınca görevlendirilen hukuk sınıfı subaylardan adli kolluğun görevlerini icra etmesini isteyebilir.

Kanun değişikliği ile gelen bir diğer önemli değişiklik ise, sırf askeri suçlarda tutuklama yasağının uygulanamayacağına ilişkindir. Sırf askeri suçlar bakımından kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı ve askeri disiplinin bu suç sebebiyle ağır zarar görmesi(ağır ihlal edilmesi) sebebiyle cumhuriyet savıcısı kişinin tutuklanmasını talep edebilecektir.

Askeri birlik komutanları ve askeri kurum amirlerin, ifadesi alınacak askerleri sorgularının yapılması için hazır bulundurması gerekmektedir. Asker kişiler hakkında askeri suç sebebiyle yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya gerek olmadığına dair(takipsizlik) karar verilmesi halinde savcılık kararın bir örneğini, kamu davası açılması talebiyle iddianame düzenlenmesi ve iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde mahkeme iddianamenin bir örneğini soruşturma izni veren komutanlığa veya askeri kurum amirliğine gönderir.

Soruşturma ve kovuşturmaya dair Askeri Ceza Kanununda hüküm bulunmaması halinde 5271 sayılı Ceza Muhakeme Kanunu hükümleri uygulanır.

Yüce Divanda Yargılanacak Asker Kişilerin Soruşturma Usulü

Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanlarının işlediği askeri suçların soruşturulması cumhurbaşkanının iznine tabidir. Fakat ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hallerine genel hükümler uygulanır.

Cumhurbaşkanı, ihbar ya da şikayetin işleme konulması durumunda bir ön inceleme başlatır. Cumhurbaşkanı soruşturma izni kararını, suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren ön inceleme süreci dâhil en geç 30 gün içerisinde vermek zorundadır. Bu süre zorunlu hallerde bir defaya mahsus olmak üzere 15 gün uzatılabilir. Yetkili merci kararını verdikten sonra kararını, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, ilgili askeri personele ve varsa şikayetçiye bildirir. Karara karşı 10 gün içerisinde Danıştay 1.Dairesine itiraz edilebilir. İtiraz öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde kesin olmak üzere karara bağlanır. Soruşturma Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılır. Hâkim kararı gerektiren işlemlere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talepleri ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara yapılan itirazlar hakkında, soruşturma konusu suçların en ağırına bakmakla görevli Yargıtay ceza dairesini numara itibarıyla izleyen ceza dairesi başkanı tarafından karar verilir. Suçun son numaralı ceza dairesinin görevine girmesi hâlinde talebi ve itirazı inceleme yetkisi Birinci Ceza Dairesi Başkanına aittir.

İddianame düzenlenmesi durumunda kovuşturma Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi tarafından yapılır. Askeri Ceza Kanunda Yapılan Değişiklikler

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Daha önce Askeri Ceza Kanununda düzenlenmemiş hususlardan bir tanesi de hükmün açıklanmasının geri bırakılması(HAGB) kurumudur. Daha önceden Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununda yer alan bu husus askeri mahkemelerin lağvedilmesiyle boşta kalmıştır. Yeni düzenlemeyle 353 sayılı mülga Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununda bulunan düzenleme aynen Askeri Ceza Kanununa aktarılmıştır. Askeri Ceza Kanunda Yapılan Değişiklikler

Askeri Cezada Görevli ve Yetkili Mahkemeler

Askeri suçlara ilişkin soruşturmalar, suçun işlendiği ilin adıyla anılan başsavcılıkça ya da HSK’nın belirlediği ilçe ilçe Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülür.  Bu savcılıklarsa askeri suçlar savcılığı kurulur. İl ve belirlenen HSK’nın belirlediği ilçe savcısı suçun işlendiği yer savcısından kısmen ya da tamamen soruşturma yapmasını isteyebilir.

Askeri suçlara ilişkin dava ve işler, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan asliye ve ağır ceza mahkemelerinde ya da askeri birlik ve personel yoğunluğunun gerektirmesi hâlinde Adalet Bakanlığının önerisi üzerine HSK’nın belirlediği ilçelerde kurulu bulunan asliye veya ağır ceza mahkemelerinde görülür. Bu suçlara ilişkin davalar acele işlerden sayılır ve adli tatilde görülmeye devam edilir.

Asker kişiler tarafından yurt dışında işlenen suçlar bakımından yargılama yetkisi Ankara Mahkemelerinindir. Askeri Ceza Kanunda Yapılan Değişiklikler

Sonuç

Yeni kanun düzenlemesi genel olarak usul düzenlemelerini içermektedir. Askeri Yargının görevine son verilmesinin ardından bu konularda boşluklar oluşmuş ve bu boşluklar birçok uyuşmazlığın konusu olmuştu. Yeni düzenlemeyle bu boşluklar doldurmaya çalışılmış, bunun yanı sıra yeni düzenlemede daha önce Askeri Ceza Kanununda hiç düzenlenmeyen sırf askeri suçun hangi suçlar olduğu, ast-üst ilişkisinin hangi durumlarda dikkate alınmayacağı gibi hususlar da düzenlenmiştir.

Yeni kanunun bu düzenlemeleri içermiş olması hukukun işleyişi için yararlı olacaktır. Ancak 1930 tarihinde yürürlüğe giren bu kanunun lafzı bünyesinde hala eski kelimeleri barındırmakta ve kanunun anlaşıla bilirliğini son derece kötü etkilemektedir. Ayrıca güncel doktrin çalışmalarına bakıldığında kanunun gelişmeler kapsamında daha da iyileştirilebileceği kanısındayız. Tüm bu sebeple kanunun değişiklik yoluyla kısmen değil, tamamen değiştirilmesi yoluyla yeniden yapılmasının daha uygun olacağını düşünmekteyiz. Askeri Ceza Kanunda Yapılan Değişiklikler