Ölüm İzni Nedir? Ölüm İzni Kaç Gündür?

Ölüm izni, bir çalışanın yakın akrabalarının vefatı durumunda, işveren tarafından belirli bir süreyle ücretli izin verilmesidir. Bu izin, çalışanların vefat eden yakınlarının cenaze işlemlerini ve yas sürecini yönetebilmesi için sağlanmaktadır. Türk İş Kanunu’na göre ölüm izni, “mazeret izni” kapsamında değerlendirilmektedir.

Ölüm İzni Nedir?

Ölüm izni, çalışanların belirli bir dereceden olan yakınlarının vefat etmesi halinde belirli bir süre zarfında çalışmaması için verilen izindir.

Ölüm izni hem özel sektörde çalışanlara hem de kamuda çalışan devlet memurlarına verilen bir izindir. Kendilerine ölüm izni verilen çalışanlar bu ölüm izni süresi içerisinde çalışıyormuş gibi ücret ödenmeye devam edilir. Ölüm izni ücretli izin türlerinden bir tanesidir.

Eğer ölüm izni süresince kişiye ücretinin ödenmemesi halinde çalışan dava açarak yasal olan hakkını talep edebilir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca, işçilere yakınlarının ölümü durumunda 3 gün ücretli izin hakkı tanınmaktadır. Ölüm izni, aşağıdaki yakın akrabaların vefatı durumunda geçerlidir:

  • Anne veya baba
  • Kardeş
  • Çocuklar

Bu iznin süresi 3 günle sınırlıdır ve çalışanlar bu süre boyunca ücretlerinde herhangi bir kesinti yaşamadan izin kullanabilirler. Ayrıca, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre devlet memurları için de benzer düzenlemeler bulunmaktadır ve ölüm izni 7 güne kadar çıkabilmektedir.

Ölüm İzni Kaç Gündür?

Memurlar için ölüm izni süresi 657 sayılı DMK 104. madde uyarınca 7 gündür.

Özel sektör çalışanları için 4857 sayılı İş kanununa göre 3 gündür.

TSK personelinin ölüm izni 10 gündür.

Hangi Akrabalar Öldüğünde Ölüm İzni Verilir?

Hangi Akrabalar Öldüğünde Ölüm İzni Verilir? sorusu, İş Kanunu ve Devlet Memurları Kanunu kapsamında farklı düzenlemelere tabidir. Bu iki kanun, ölüm izninin kimler için verileceğini ve izin süresini belirler. Şimdi her iki kanunu ayrı ayrı inceleyelim:

İş Kanunu’na Göre Ölüm İzni

4857 sayılı İş Kanunu‘na göre, işçilere yakın akrabalarının vefatı durumunda 3 gün ücretli ölüm izni verilmektedir. Bu izin aşağıdaki yakın akrabaların ölümü durumunda geçerlidir:

  • Anne veya babanın ölümü,
  • Eşin ölümü,
  • Kardeşin ölümü,
  • Çocuğun ölümü.

Bu durumda işçi, vefat eden bu yakın akrabaları için ölüm izni kullanabilir ve 3 gün boyunca işten izinli sayılır. Bu süre boyunca çalışan, maaşında herhangi bir kesinti yaşamaz.

Ölüm İzni Hangi Akrabaları Kapsar?

İş Kanunu’na göre ölüm izni, işçinin eşi, çocuğu, annesi, babası veya kardeşi gibi yakın akrabalarının vefatı durumunda verilir. Bu hallerde işçiye 3 gün ücretli izin tanınır. İşverenler veya toplu iş sözleşmeleri ile bu süre artırılabilir.

Devlet Memurları Kanunu’na Göre Ölüm İzni

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre, devlet memurları da yakın akrabalarının ölümü halinde ölüm izni kullanma hakkına sahiptir. Devlet memurları için ölüm izni süresi 7 gün olarak belirlenmiştir. Bu iznin verileceği akrabalar ise şu şekildedir:

  • Kendisinin veya eşinin anne ya da babasının ölümü,
  • Eşin ölümü,
  • Kardeşin ölümü,
  • Çocuğun ölümü.

Memurlar, bu hallerde 7 gün süreyle ücretli ölüm izni alabilirler. Bu süre boyunca maaşlarında herhangi bir kesinti yapılmaz ve izin süresince memurun çalışmış gibi kabul edilmesi esastır.

İş Kanunu’na tabi işçiler için ölüm izni süresi 3 gün, Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlar için ise 7 gün olarak düzenlenmiştir. Ölüm izni, her iki kanun kapsamında da belirli akrabaların vefatı üzerine verilmekte ve bu sürelerde çalışanların hakları korunmaktadır.

2. Derece Akrabalar İçin Ölüm İzin Süresi Kaç Gündür?

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda hısımlık iki başlık altında düzenlenme alanı bulmuştur. Bunlardan birincisi, TMK m.17’de düzenlenen kan hısımlığıdır. Bu maddeye göre kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine bağlayan doğum sayısına göre belirlenir.

Kan hısımlığı üst soy-alt soy ve yan soy hısımlığı diye ikiye ayrılmaktadır. Eğer ki hısımlar ortak bir kökten geliyorsa yansoy hısımlığı, birbirinden gelmekte ise üstsoy-altsoy hısımlığı mevcuttur.

Buna göre bir kimsenin 2. Derece kan hısımları kardeşi, dedesi, büyükannesi ve torunudur.

Bu durumlara göre bakıldığında özel sektörde çalışan bir kişi sadece kardeşi için ölümü durumunda ölüm izni alabilir ve bunun süresi de 3 gündür.

Kamuda çalışan bir memur ise hem kendisinin hem de eşinin kardeşinin vefatı üzerine ölüm izni alabilir ve bunun süresi de 7 gündür.

Anne Karnındayken Çocuğu Vefat Eden Bir Kişi Ölüm İzni Alabilir mi?

Bu sorunun cevabı kişinin çalıştığı sektöre göre farklılık göstermektedir. Kişi eğer ki özel sektörde çalışıyorsa 4857 sayılı İş Kanunumuz gereğince, eşinin düşük yapması durumunda ücretsiz izin hakları saklı kalmak şartıyla ücretli ölüm izni verilemez.

Kişi kamu sektöründe çalışıyorsa 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre ücretsiz izin hakları saklı kalmak üzere, ücretli ölüm izni verilemez.

Ölüm İzni Belgesi Nedir?

Ölüm izni belgesi, bir çalışanın yakın akrabalarından birinin vefatı nedeniyle işyerinden geçici olarak ayrıldığını belirtmek amacıyla düzenlenen resmi bir belgedir. Bu belge, çalışan tarafından talep edilebilir ya da işverenin düzenlemesi gereken zorunlu bir evrak olarak da kabul edilebilir. İşveren, çalışanın ölüm izninde olduğu süreyi ve bu süreçte maaşının nasıl ödeneceğini bu belge aracılığıyla resmileştirir.

Ölüm izni belgesi, genellikle şirketin resmi antetli kâğıdı üzerinde hazırlanır ve aşağıdaki bilgileri içerir:

  1. Çalışanın Adı ve Soyadı: Belgenin, izni talep eden çalışanın kimliğini açıkça belirtmesi gerekir.
  2. Çalışanın Pozisyonu: Çalışanın iş yerindeki görevi ya da pozisyonu bu belgede yer almalıdır.
  3. Vefat Eden Yakınının Bilgileri ve Ölüm Belgesi: Gerekli görülmesi halinde, çalışanın yakınının ölüm nedenini ve kimlik bilgilerini içeren resmi bir ölüm belgesi de eklenebilir.
  4. Ölüm İzin Süresi: Çalışanın kanunen veya şirket politikalarına göre hak ettiği ölüm izni süresi (örneğin İş Kanunu’na göre 3 gün) belgede net bir şekilde belirtilmelidir.
  5. Yöneticilerin Adı ve Soyadı: Belgeyi onaylayan yöneticilerin isimleri ve varsa ünvanları yazılmalıdır.
  6. Yöneticilerin İmzası ve Mühür: Belgenin resmiyet kazanması için yöneticilerin imzası ve şirket mührü bulunmalıdır.
  7. Maaşın Ödenme Şekli: Çalışanın ölüm izni süresince maaşının nasıl ödeneceği, bu süreçte ücretli izinli sayılıp sayılmayacağı belgede belirtilmelidir.

Ölüm izni belgesi, hem işveren hem de çalışan için sürecin resmi ve şeffaf bir şekilde yürütülmesini sağlar. Çalışan, bu belgeyle işten izinli olduğunu ve izin süresi boyunca haklarının korunduğunu kanıtlayabilir. Aynı zamanda işverenin de belge üzerinde belirtilen koşullara uyma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Ölüm İznini Ne Zaman Kullanabilirim?

Ölüm izni, memur ya da işçi, Devlet Memurları Kanunu veya İş Kanunu gereğince belirtilen yakınlarının vefatı durumunda kullanılabilir. Bu izin hakkı, yalnızca kanunda belirtilen yakın akrabaların ölümünün ardından geçerli olur. Eş, anne, baba, kardeş veya çocuk gibi yakınların vefatı gerçekleşmeden önce ölüm izni kullanılması mümkün değildir. İzin, vefatın ardından belirlenen süreler içinde talep edilerek kullanılmalıdır.

Ölüm İzni Süresi Resmî Tatile veya Hafta Sonuna Denk Gelirse Uzar mı?

Hayır, ölüm izni süresi resmî tatil veya hafta sonuna denk gelse bile uzamaz. Bunun nedeni, ölüm izni için kanunda belirtilen sürelerin “iş günü” değil, gün hesabına göre düzenlenmiş olmasıdır. Yani, izin süresi takvim günleri üzerinden hesaplanır ve hafta sonu ya da tatil günlerine denk gelmesi bu süreyi etkilemez. Örneğin, 3 gün ölüm izni almış bir çalışan, bu süreyi hafta sonu veya tatil günleri içinde kullanıyorsa, izin süresi yine 3 gün olarak kabul edilir ve uzama olmaz.

Ölüm İzni Süresi Yıllık İzin Süresinden Düşürülür mü?

Yıllık ücretli izin işçinin bu doğrultuda ödenmesi gereken ücreti Anayasa tarafından güvence altına alınmış olan sosyal haklarımızdan biridir. Aynı işyerinde bir yıl boyunca çalışan işçiye yıllık izin hakkı verilmesi ile işçinin işyerinden uzakta vakit geçirmesi ve dinlenmesi amaçlanmaktadır.

Bu yıllık izin süresi ücretli izindir. İşçi izne çıkmadan önce paranın işveren tarafından peşin olarak ödenmesi gerekir. İşçi iş sözleşmesi devam ederken kullanmadığı yıllık ücretli izin süresinin karşılığı olarak ücret talep edemeyeceği gibi işverende yıllık izin ücretini kullanmadı diye işçisine ücret ödeyemez.

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi ölüm izni süresince işçiye veya memura verilen izin ücretli izindir. Yani işçinin veya memurun ücretinden düşmez. Bu nedenle ölüm izni süresi içerisindeki ücretin yıllık izin ücretinden düşmesi mümkün değildir.

Söz konusu iznin yıllık izin ücretinden düşürülmesi şeklindeki uygulamalar haksız ve yasaya aykırıdır. İşçinin kullandığı ölüm izin süresi eğer yıllık izinden düşürülürse işçi tarafından yıllık izin alacağı davasına tazminata konu edilebilir.

Ölüm İzni Hakkı Kullandırılmazsa Ne Olur?

Ölüm izni hakkı işçiye kanunen tanınan bir haktır. Ölüm izni hakkının işçiye kullandırılmaması halinde işçi haklı nedenle fesihle iş sözleşmesini feshedebilir. Bu durumda şartları varsa işçi diğer işçilik alacakları için dava açarak haklarını talep edebilir.

Bu durumlarda ispat kolaylığı açısından işçinin işverende ölüm iznini yazılı olarak talep etmesi veya işverenden bir alındı evrakı, tebliğ alması bunu da alamıyorsa noterden ihtarname çekmesi önerilir.

Ölüm izni, işçilerin ve memurların yakın akrabalarının vefatı durumunda kullanabilecekleri ücretli bir izindir. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre işçiler, eş, anne, baba, kardeş ve çocuklarının ölümü durumunda 3 gün ölüm izni kullanabilir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre ise bu süre 7 güne kadar uzamaktadır. Ölüm izniyle ilgili daha fazla bilgi almak için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilir veya detayları resmi Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden inceleyebilirsiniz.

EMSAL KARAR

İSTANBUL BAM, 32.HD., E.2017/3278 K.2020/401 T.5.3.2020

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;

davacının, davalı işyerinde 10/01/2011-19/04/2012 tarihleri arasında kaynakçı olarak çalıştığını, çalıştığı dönemde fazla mesai yaptığını, resmi tatillerde çalıştığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, 13/04/2012 tarihinde annesinin vefat etmesi üzerine 3 günlük izin aldığını;

izin dönüşü işyerine gittiğinde iş akdinin feshedildiğinin bildirildiğini, feshin haklı nedenlere dayanmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL kıdem, 100,00 TL ihbar tazminatı, 50,00 TL yıllık izin, 50,00 TL fazla çalışma ve 50,00 TL resmi tatil alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

davacının çalıştığı dönemde fazla mesai yapmadığını, resmi tatillerde çalışmadığını, 14 günlük ücretli izin hakkının olduğunu, yıllık ücretli izin hakkının ödenmek istendiğini, ancak davacının bu ödemeye yanaşmadığını, 13/04/2012 tarihinde annesinin vefat etmesi üzerine davacıya 3 günlük izin verildiğini, davacının izni bittikten sonra iş başı yapmadığını;

iş akdinin mazeretsiz olarak işe gelmediği için 19/04/2017 tarihinde haklı nedenlerle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR VE GEREKÇESİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; “.. .İş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin ispatı davalı iş verene aittir.

Davacı, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, davalı işverenin ise davacının iş akdinin 17-18 ve 19 Nisan 2012 tarihlerinde mazeretsiz olarak işe gelmediği için haklı nedenlerle feshedildiğini bildirdiği görülmüştür.

Dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları ve yapılan yargılama karşısında;

davacının iş akdinin davalı işveren tarafından feshedildiği, dinlenen tanık beyanlarına göre, davacının annesinin cuma günü vefat ettiği, davacının 3 günlük ölüm izni aldığı, işyeri sorumlusu K1 ‘in davacının pazartesi günü işbaşı yapmasını istediği, davacının pazartesi günü işe gelmediği, salı günü geldiğinde iş akdine son verildiği;

1 gün işe gelmemenin 4857 sayılı Yasa’da fesih nedeni olarak kabul edilmediği, davalı tarafın davacının devamsız olduğunu bildirdiği günlerin, fesih tarihinden sonraki sürece denk geldiği, iş akdinin, kıdem ve ihbar tazminatı gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin davalı işveren tarafından ispatlanamadığı, dolayısıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı kanaatine varılmıştır.

Davacı tanıklarının, davacının aylık ücretinin 1.200,00 TL olduğunu, maaşların asgari kısmının bankaya yatırıldığını, kalan kısmının da elden ödendiğini bildirmeleri, elden ödemeye ilişkin şerit halindeki kağıtta, davacının ücretinin 1.200,00 TL olduğunun, 135,00 TL elden ödeme yapıldığının belirtilmesi, TUİK kazanç bilgisi sorgulama raporu ve F1 O dası’nın müzekkere cevabı karşısında, davacının aylık ücretinin brüt 1.550,84 TL’ye tekabül ettiği kanaatine varılmıştır.

Dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarından;

davacının, davalı işyerinde haftada 2 saat fazla mesai yaptığı, pazar günlerine denk gelmeyen resmi tatil günlerinde çalıştığı, fazla mesai ile resmi tatillerde çalışılan günlerin ücretinin ödendiğinin davalı işveren tarafından ispatlanamadığı, dolayısıyla davacının fazla mesai ile resmi tatillerde çalıştığı günlerin ücretinin ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Dosya kapsamından davacının, kullanmadığı 14 gün yıllık izni olduğu, bunun kullandırıldığının davalı tarafça imzalı izin defteri veya eş değer bir belge ile kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bilirkişi K2 ‘dan rapor alınmıştır.

13/10/2016 tarihli bilirkişi raporuna itiraz üzerine, emsal ücret araştırması yapılmış ve bilirkişiden 24/04/2017 tarihli ek rapor alınmıştır.

Denetimi sonucu usulüne uygun düzenlendiği anlaşılan 24/04/2017 tarihli ek rapora ve ek raporun B alternatifindeki hesaplamalara itibar edilerek, ek bilirkişi raporu, dava ve ıslah dilekçeleri doğrultusunda, davacının kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ve resmi tatil alacağına ilişkin davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi mahkememizce uygun görülmüştür. .. ” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Mahkemece yazılan gerekçeli karar, taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir.

İstinaf Kanun Yoluna yasal süresinde davalı tarafça müracaat edilmiştir. Davalı vekili gerekçeli istinaf dilekçesinde özetle; -Davacının annesinin 13.04.2012 tarihinde cuma günü vefat ettiğini, 13 Nisan tarihinden itibaren 3 günlük yasal iznini kullandığını, izni bitmesine rağmen işe devam etmediğini, hakkında 17-18-19 Nisan 2012 tarihlerine ilişkin devamsızlık tutanakları tutulduğunu;

iş akdinin devamsızlık nedeni ile haklı nedenle feshedildiğini, tutanak mümzii tanık K1 ’ın da davacının yasal izni bittikten sonra işyerine gelmediğini beyan ettiğini, davacı tanıklarının bilgilerinin davacının kendilerine anlatması üzerine olduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, beyanla istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ve genel tatil alacaklarının tahsili talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK nın 355. maddesine göre: Bölge Adliye Mahkemesi, ileri sürülen istinaf sebepleriyle bağlı inceleme yapar, kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.

İş akdinin feshine ilişkin; Dava dilekçesinde davacının annesinin 13/04/2012 Cuma günü vefat ettiği, davacının cenaze sebebi ile iş yerinden izinli olarak ayrıldığı, 3. gün sonunda iş yerine geldiğinde personel müdürü ile yaptığı görüşme sonunda işten çıkartıldığının kendisine bildirildiği, bu tarihten sonraki tarihlere ilişkin 17/04/2012 tarihi ve sonrasına ait devamsızlık tutanağı tutularak davalı tarafça davacının iş akdinin devamsız nedeni ile sonlandırıldığı iddialarına yer verilmiştir.

Davalı tarafça davacının annesinin 13/04/2012 tarihinde vefatı üzerine davacının 3 gün izinli olarak kabul edildiği, davacı yasal izin süresi sonunda işe gelmediğinden telefon ile arandığı davacının mazeretsiz olarak işe gelmediği günler için devamsızlık tutanağı tutulduğu, davacının daha sonra iş yerinde arandığını öğrenmesi üzerine iş yerine gelerek artık çalışmayacağını belirttiği, davacının iş akdinin devamsızlık sebebi ile 19/04/2012 tarihinde haklı olarak feshedildiği savunmasına yer verilmiştir.

25/04/2012 tarihinde kuruma verilen işten ayrılış bildirgesinde davacının işten ayrılış tarihi 19/04/2012 tarihi işten ayrılış nedeni kod 29 olarak bildirilmiştir. Davacı hakkında 17-18-19/04/2012 tarihlerini kapsar devamsızlık tutanakları dosyaya sunulmuştur.

Taraflar arasında davacının annesinin 13/04/2012 Cuma günü vefat ettiğine ilişkin itilaf bulunmamaktadır. 4857 sayılı kanuna tabi olarak çalışan işçilerin ölüm izinlerine ilişkin düzenleme ilgili kanunun ek2 maddesi ile yapılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun ek2 maddesine göre işçilerin kanununda sayılan yakınlarının vefat etmesi halinde kullanabileceği ölüm izni süresi 3 günüdür.

Dosya kapsamına göre davacıya davalı işverenlikçe 3 gün mazeret izni verilmiş olup davacının izin süresi 16/04/2012 Pazartesi günü bitmiş olup bu tarih itibariyle davacının iş başı yapması gerekmektedir.

Davacı tanıkları davacının salı günü yani 17/04/2012 tarihinde işe geldiğini, kendilerine cenazeden dolayı işten kovulduğunu söylediğini beyan etmişlerdir. Davalı tanığı K1 davacının mazeret izni kullandıktan sonra 2 gün işe gelmediğini 3. gün geldiğini beyan etmiştir.

Dosya kapsamı deliller ve davacı tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde davacının mazeret izni bittikten sonra 16/04/2012 tarihinde işe gelmediği, 17/04/2012 tarihinde iş yerine geldiği ancak bu tarihte iş akdinin feshedildiği;

bu hali ile davacının devamsızlığının 1 gün olduğu, ancak 1 günlük devamsızlıkta davalının haklı fesih hakkı bulunmadığı İlk Derece Mahkemesi’nin davacının kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazandığı şeklindeki kabulünün yerinde olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

Ancak, 6100 sayılı HMK “ taleple bağlılık ilkesi ” başlıklı 26/1 maddesinde hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Az yukarıdaki tespitler ışığında davacının iş akdi 17/04/2012 tarihinde feshedilmiş olduğundan ve yine dava dilekçesinde de izin dönüşü iş yerine gittiğinde iş akdinin feshedildiğinin davacıya bildirildiği, 17/04/2012 tarihi ve sonrasına yönelik devamsızlık tutanağı tutulduğu iddialarına yer verilmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda fesih tarihi 19/04/2012 tarihi esas alınarak hesaplama yapıldığı, bu hali ile talebin aşıldığı anlaşıldığından Dairemizce yeniden hesaplama yapılmıştır.

Kıdem tazminatı; Davacının çalışma süresi 10/01/2011-17/04/2012 tarihleri arasında 436 gün olup, 1.550,84 TL/365*436 gün = 1.852,51 TL brüt olacaktır. Davacının hak kazanacağı ihbar tazminatı alacağı değişmeyecektir.

Sonuç olarak; Dairemiz’ce istinaf sebepleriyle bağlı olarak yapılan incelemede, davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesi’nce delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, ANCAK TALEP AŞIMI NEDENİ İLE HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

KARAR: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere; KARAR: Gerekçesi Yukarıda İzah Edildiği Üzere;

A- İstinaf başvurusu yönünden; Davalının sair istinaf başvurusunun reddine, kamu düzenine aykırılık nedeniyle SAKARYA 2. İŞ MAHKEMESİ’nin 21/06/2017 tarih, 2015/2041 Esas ve 2017/223 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355 ve 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;

-1.852,51 TL brüt kıdem tazminatının akdin feshedildiği 19/04/2012 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte, fazlaya ilişkin talebin reddine, -1.447,45 TL brüt ihbar tazminatının 100,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren;

bakiye 1.347,45 TL sinin ıslah tarihi olan 08/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, -50,00 TL brüt yıllık izin alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte;

-50,00 TL brüt fazla mesai ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte, -50 TL Brüt resmi tatili alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte, Davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 235,67 TL harçtan peşin alınan 80,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 154,89 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına;

3-Davacı tarafça ilk derece ve istinaf yargılaması aşamasında yapılan müzekkere-tebligat-bilirkişi masrafından oluşan 520,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 519,22 TL’si ile, peşin-başvuru-ıslah harçlarından oluşan 108,48 TL harç olmak üzere toplam 627,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine;

fazlaya ilişkin masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça ilk derece ve istinaf yargılaması aşamasında yapılan 113,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 0,28 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine;

fazlaya ilişkin masrafın davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 3.400,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine;

6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 8,50 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine;

7-Taraflarca yatırılan ve arta kalan delil ve gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara ayrı ayrı iadesine, II – 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunda kısmen haklılığı da dikkate alınarak, davalı tarafça yatırılan 60,00 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalıya iadesine;

2-İstinaf yargılamasına ilişkin giderler yukarıda hüküm fıkrasının I/3-4 maddelerinde değerlendirildiğinden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına;

3-İstinaf yargılamasında duruşma yapılmadığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nın ikinci kısmının ikinci bölümünün 17. bendi uyarınca taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-HMK 359. maddesinin 3.fıkrası gereği kararın tebliği ile 302.maddesinin 5.fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına;

Dair, dava konusunun miktarına göre; 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7/3. maddesi yollaması ile 6100 sayılı HMK 362/1-a maddesi uyarınca, temyiz yolu kapalı ve kesin olmak üzere 05/03/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Benzer Makaleler

Bir Yanıt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara
WhatsApp