Asker Ve Polis Hukuku

Amir veya Üste Hakaret Suçu Nedir?

amir-veya-uste-hakaret-sucu-nedir

Amir veya Üste Hakaret Suçu Nedir? (AsCK m.85)

1) Genel Bilgiler

Askeri Ceza Kanunu 85. maddesi amir veya üste hakaret suçunu konu edinmektedir. Kanun maddesi 3 fıkradan oluşmakta ve ilk fıkrada hakaret suçunun basit hali yer almaktadır. 85. maddenin ilk fıkrasının son bölümü ve ikinci, üçüncü fıkralarda suçun nitelikli hallerinden bahsetmektedir.

2) Korunan Hukuki Menfaat

Amire veya üste hakaret suçu milli savunma hizmeti konusundaki önemli bir konu olan itaat ve düzen kavramlarına zarar vermektedir. Milli savunma hizmeti, kamu menfaatine yapılan hizmetlerdendir. Bu sebepten ötürü ihlal edilen menfaat kamu menfaatidir. Ayrıca hakaret suçu gerçek kişilere karşı işlenen bir suç olduğu için hakaret suçunun yöneltildiği kişilerin şeref ve haysiyeti de zedelenmektedir.

3) Suçun Unsurları

Amire veya üste hakaret suçunun basit hali hakaret etmektir. Türk Ceza Kanunda hakaret fiili, “bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırı” olarak tanımlanmaktadır. Askeri Ceza Kanununun 85. maddesinde ise hareket fiilinin Amire veya üste yapılmasını düzenlemektedir. Yani 85. Maddedeki suçun oluşması için hem hakaret suçu işlenmeli hem de bu suç amire veya üste karşı işlenmelidir. Ayrıca Türk ceza kanununda düzenlenen gıyabında hakaret suçu Askeri Ceza kanununda düzenlenmediği için Türk Ceza kanundaki hükümler uygulanmaktadır.

Hakaret suçu tehlike suçlarındandır. Hakaret suçunun cezalandırılabilmesi için haksız fiil sonuçlandıktan sonra bir zarar ortaya çıkmasına gerek yoktur. Amire veya Üste hakaret edilmesiyle birlikte suç tamamlanmış sayılır.

Amire veya üste hakaret suçunun faili askeri personel olmalı ve bir amir veya üstün komutasında hizmet vermelidir.

4) Suçun Nitelikli Unsuru

Amir veya üste hakaret suçunun hizmet esnasında veya hizmete ilişkin işlenmesi ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmiştir. Hizmet hali kavramından anlaşılması gereken kanun, nizam veya amir tarafından belirlenen vazifenin icrasıdır. Hizmet halinin ağırlaştırıcı neden olmasının sebebi, kişinin vazifeyi kesintisiz bir şekilde devam ettirmesi gerekliliğidir. Taraflardan birinin hizmet halinde olması yeterlidir. Failin hizmet halinde olma zorunluluğu yoktur. Bu nitelikli halin sonucunda ceza 6 ay ila 3 yıl arasında hükmedilir.

Hakaret suçu bir maddei mahsusa tayini ile oluşmuşsa, bu durum ceza açısından ağırlaştırıcı neden sayılır. Maddei mahsusanın tayini anlam olarak bir kişiye bir olayı ya da olguyu isnat etmek açıklanabilir. Örnek vermek gerekirse A kişisi B kişisine “sen C ‘yi dolandırdın” şeklinde bir cümle kurmasıdır. Hakaret suçunu, maddei mahsusa tayini ile vukua gelmişse yaptırımı 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasıdır.

Amire veya üste hakaret suçu umama açık bir şekilde yazı, resim ya da yayın araçlarıyla işlenmesi sonucu ceza arttırılacaktır. Hakaret içeren yazı, resim ve yayın araçların failin hâkimiyetinden çıkarak kamuya bilinir nitelikte olması ve bu içeriğin başka bir kişinin bilgisine ulaşması gerekmektedir.

Askeri Ceza Kanunun 85. maddesinin 3. fıkrasında Hakaret suçunun resmi makamlara verilen evrak aracılığıyla yapılması da yer almaktadır. Bu hususta karıştırılmaması gereken şey kişinin hak arama özgürlüğünün ihlal edilmemesi gerektiğidir. Asker kişi eğer ki amiri veya üstü hakkında şahit olduğu ya da mağduru olduğu bir konu hakkında şikâyet amaçlı bir suç isnadında bulunuyorsa, bu fiil hakaret suçu kapsamına girmemektedir. Fakat asker kişi hak arama hürriyetinin dışında hakaret amacıyla evrakı hazırlamışsa ve bu evrakın üzerinde işlem yapılmışsa suçun nitelikli hali oluşmuş demektir.

5) Suçun Özel Görünüş Şekilleri

Hakaret suçu bir hareket suçudur. Yüze karşı işlenen hakaret suçu fiilin icrai hareketin başlaması sonucu suç oluşmaktadır. Amir bir zararın oluşmasına gerek yoktur. Bu sebepten ötürü Amir veya Üste hakaret suçu yüze karşı işlenmesi bakımından teşebbüs aşamasında kalamaz. Fakat hakaret suçu bir aracı (posta, telgraf, faks vb.) yoluyla işlenmişse ve bu aracı bir şekilde hedefine ulaşamamışsa, suçun teşebbüs aşamasında kaldığından söz edilebilir.

Suçun içtiması bakımında iki husus göz önüne alınmalıdır. Bunların ilki Hakaret suçunun bir kişiye karşı birden fazla kez aralıklarla işlenmesi, diğeri ise tek bir fiille birden fazla kişiye karşı işlenmesidir. Bir kişiye karşı aralıklı olarak birden fazla kez hakaret suçunun işlenmesi Türk Ceza kanunun 43. maddesi kapsamına girmektedir. Bu kapsamda hakaret suçunun birden fazla kez oluşması durumda tek bir fiile ceza verilmektedir ve bu suçun cezasının ¼ ünden ¾ üne kadar arttırılmış şekilde uygulanır. Tek bir fiille birden fazla kişiye hakaret fiilinin işlenmesi durumunda da TCK 43. maddesi uygulamaya girmektedir.  Amir veya Üste Hakaret Suçu

6) Yaptırım

Askeri Ceza kanunda Amire veya üste hakaret suçunun basit şekilde işlenmesinin yaptırımı 6 ay ile 3 yıl arasında hapis cezasıdır. 85. Maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen hakaret suçunun bir olayın isnat edilmesi sonucu işlenmesinin yaptırımı 6 ay ile 5 seneye kadar hapis cezasıdır. 85. maddenin 3. Fıkrasında düzenlenen hakaret suçunun yazı, resim veya yayın araçlarıyla işlenmesi ya da resmi makamların işlemine sunulan evraklar aracılığıyla işlenmesinin yaptırımı 1 seneden 5 seneye kadar hapis cezasıdır.

7) Amire veya Üste Hakaret Suçuna İlişkin Örnek Kararlar

Askeri Yargıtay 1. Dairesi E. 2013/1219 K. 2013/1191 T. 31.10.2013

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığının 16.06.2011 tarihli, 2011/267-139 E.K. sayılı iddianamesi (Dz.68-69) ile Gülhane Askeri Tıp Akademisine 1994 yılında giren askeri tabiplerin üye olduğu gata94@groups.yahoo.com isimli elektronik posta grubuna B.A’nın elektronik posta adresinden 22.02.2009 Pazar günü saat 01.04’de

“Selam dostlar. Askeri Hekim maaşlarının artacağı falan yok!!! (direkt olarak TC.maliye Bakanlığı Başmüfettişinden öğrenilmiş bir bilgidir. Meclis komisyonundan da teyit edilmiştir.) Ş.T. denilen ibnenin de ..mına koyim, size bişi olmasın…” şeklinde elektronik posta gönderdiği ve sanığın elektronik posta adresinden ise 22.02.2009 günü saat 08.22’de “Baba bizde buradan sana saygılar gönderiyoruz. Ayrıca komutanımız hakkındaki (SARLAN) fikirlerine candan katılıyoruz…” şeklinde e-posta gönderildiği, müşteki Tbp.Tuğg. Ş.T.’ye bir ihbar mektubu ekinde bu e-postanın çıktısının gönderildiği, müştekinin şikayetçi olduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesinde B.A. ve sanık tarafından elektronik posta grubuna gönderilen e-postaların tespitinin yapıldığı, sanığın, B.A.’nın TSK Sağlık Hizmetleri Komutanı Tbp.Tuğg. Ş.T. hakkındaki hakaret içeren sözlerine, candan katıldığını belirtmesi nedeni ile üstü konumundaki TSK Sağlık Hizmetleri Komutanı Tbp.Tuğg. Ş.T.’ye karşı üste hakaret suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açıldığı, (…)

(…) Üste hakaret suçunun niteliği (TCK’da hakaret suçuna ve özellikle kamu görevlisine hakarete ilişkin düzenlemeler bulunmasına rağmen, ASCK’da amire ve üste hakaret suçunu özel olarak düzenlemiş olması), koruduğu hukuki değerler göz önünde bulundurulduğunda, sanığın, B.A.’nın “Ş.Tarlan denilen ibnenin de mına koyim, size bişi olmasın..” şeklindeki küfürlü sözlerine candan katıldığını üyeleri askeri şahışlardan oluşan gata94@groups.yahoo.com elektronik posta grubuna gönderdiği elektronik posta yoluyla beyan etmesinin/belirtmesinin, üstü konumundaki TSK Sağlık Hizmetleri Komutanı Tbp.Tuğg. Ş.T.’nin şeref ve haysiyetine saldırı niteliğinde olduğu gibi, aynı zamanda ordunun vazgeçilmez değerlerinden olan askeri itaate, terbiyeye ve disiplinin korunmasına da tecavüz niteliğinde olduğu, üste hakaret suçuna vücut verebileceği sonucuna varılmıştır.

Askeri Yargıtay 1. Dairesi E. 2006/67 K. 2006/66 T. 25.01.2006

Askeri mahkemece; sanığın 29.8.2003 tarihinde nöbetleri yazanın Bnb. Alpay olduğunu bilmesine rağmen, “nöbetleri yazanın da, değiştirenin de, nöbetin de a… koyayım” demek suretiyle, üste hakaret etmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’ nın 85/1’inci maddesinin birinci cümlesi ve TCK‘nın 59/2’nci maddesi uyarınca iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanunun 4’üncü maddesi uyarınca cezasının beher günü 11.557.000 TL üzerinden paraya çevrilerek neticeten 866.775.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Bu hüküm, komutan tarafından; sırf askeri suç olan üste hakaret suçundan verilen hapis cezasının paraya çevrilmesinin hukuka aykırı olduğu, sanık müdafii tarafından; hakaret içeren sözlerin binbaşıya hitaben söylenmediği ve sarf edilen sözlerin tehevvüren söylendiği belirtilerek, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, mahkemenin kabulünün dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı ve savunmanın aksinin ortaya konulamadığı ileri sürülerek, bozulması gerektiği belirtilerek yasal süresi içinde temyiz edilmiştir. Aleyhe görüş içeren tebliğnamenin sanığa ve sanık müdafiine tebliği üzerine, sanık müdafii tarafından; sanığın suç işleme kastı ile hareket etmediği, işlenen suçun sırf askerî suç niteliğinde olmadığı, ayrıca 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunun 47/1-A maddesinde değişiklik yapan 4551 sayılı Kanunun 12’nci maddesi ile paraya çevrilemeyecek ve ertelenemeyecek suçların tek tek sayıldığı, dolayısıyla özel kanun olan ASCK’da hüküm varken, genel nitelikteki 647 sayılı Kanuna göre uygulama yapılamayacağı belirtilerek, sanık tarafından; sarf ettiği sözlerle Bnb. Alpay’ı hedef almadığı belirtilerek ek temyiz dilekçesi verilmiştir. (…)

(…)Bu suretle, sanığın sarf ettiği sözlerle, hem rütbe olduğu Atğm. Ö.D.’yi hedef aldığında kuşku bulunmamakla birlikte, sanığın nöbetleri yazan Binbaşı A.Ö.’yü de hedef aldığı görülmektedir. Sanığın işlediği üste hakaret suçunun, yerleşik Askeri Yargıtay kararlarında kabul edildiği gibi, hizmete İlişkin işlem niteliğinde olan nöbet yazma hizmetinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. İşlenen suçun, üste hakaret suçunun nitelikli hâli olan hizmete ilişkin işleme dayalı üste hakaret suçu olarak (ASCK‘ nın 85/1 ‘inci maddesinin ikinci cümlesi) vasıflandırılması gerekirken, sanığın basit nitelikteki üste hakaret suçunu işlediğinin kabulüyle, ASCK’ nın 85/1’inci maddesinin birinci cümlesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi, hükmün suç vasfındaki yanılgı nedeniyle bozulmasını gerektirmiştir.

Öte yandan, sırf askeri suç niteliği taşıyan atılı suçtan verilen cezanın, hüküm tarihinde yürürlükte olan 647 sayılı Kanunun 4/son ve hâlen yürürlükte bulunan ASCK’ nın Ek-8’inci maddeleri karşısında herhangi bir seçenek yaptırıma çevrilmesinin yasal olarak mümkün bulunmadığı dikkate alındığında; askeri mahkemece atılı suçtan verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesi de yasaya aykırılık oluşturmaktadır.