Ceza Hukuku

Ceza Hukukunda Olağanüstü Kanun Yolları Nelerdir?

ceza-hukukunda-olaganustu-kanun-yollari-nelerdir

İTİRAZ

CMK’ nın 308. Maddesi: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na, Yargıtay Ceza Dairelerinden birinin kararına karşı, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde karara itiraz edebilme yetkisini vermiştir.

Otuz günlük sürenin süre tutum dilekçesi ile uzatılması olanaksızdır.  Bu konuda İçtihadı Birleştirme Kararı vardır.

Bu otuz günlük süre daire kararı veya daire ilamının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na verildiği tarihten itibaren başlar. Ayrıca süre konusunda bir tereddüt oluşursa zimmet defterlerindeki kayıtlar esas alınacaktır.

Süre ile ilgili en önemli husus ise şudur: SANIK LEHİNE İTİRAZ YETKİSİNİN KULLANIMI İÇİN BİR SÜRE SINIRI BULUNMAMAKTADIR.

Yargıtay Ceza Dairesi’nin temyiz incelemesi sonucu verdiği tüm kararlara (ret, onama, düzelterek onama, bozma) karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından itiraz yoluna gidilebilmesi mümkündür.

2016 yılında İstinaf Mahkemelerinin açılması ile birlikte kanunda 308. Maddede değişiklik yapılıp olağanüstü kanun yolu olan itiraz yetkisi Bölge Adliye Cumhuriyet Başsavcısı’na da tanınmıştır. Ancak bu yetki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na tanınan yetkiden farklı olarak sadece Bölge Adliye Mahkemesi dairelerinin kesin olan kararlarına karşı tanınmıştır.

İtiraz kanun yolu hem kanunun 267. maddesi hem de 308. maddesinde düzenlenmiştir.

Ancak bu iki itiraz birbirinden farklıdır. CMK 267. Madde olağan kanun yolu olarak itirazdır. Madde 308 isse olağanüstü kanun yolu olarak itirazdır.

En önemli farkı olağanüstü kanun yolu olan madde 308 deki itirazın sadece ve sadece Yargıtay’ın vermiş olduğu temyiz kararları veya kanun yararına bozma incelemesi sonucu verdiği kararlara karşı gidilebilen bir yol olmasıdır.

Başsavcılık daire kararında kanun maddesi, mahkeme adı, isimlerin yanlış yazılması vb. yazım yanlışları bulursa itiraz yoluna gitmeyecek, maddi hatanın düzeltilmesi talebinde bulunacaktır. İtiraz esasa ve usule ilişkin hukuka aykırılıklar için gidilebilecek bir yoldur.

Yargıtay sehven bazı sanık ve suçlar hakkında temyiz incelemesi yapmamış olabilir bu durumda itiraz kanun yoluna gidilemeyecektir. Temyiz incelemesi sonucu dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesi temyiz etmesi için dosyayı tekrar Yargıtay’a gönderecektir.

Daireler itirazın bir kısmını kabul etmekle birlikte bir kısmını kabul etmemişse dosyayı bu konuda karar vermesi için Ceza Genel Kurulu’na gönderir. Genel Kurul itiraz edilip edilmediğine bakmaksızın bütün hukuka aykırılıkları denetler. Ceza Genel Kurulu tarafından verilmiş kararlara karşı ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz kanun yoluna gidebilmesi mümkün değildir.

Sanığın lehine olabileceği gibi aleyhine de itiraz yoluna gidilmektedir. Eğer aleyhe itiraz yoluna gidilecekse 30 günlük süre dikkate alınacaktır. Eğer itiraz başvurusu sanık lehine ise süre sınırı yoktur.

Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daire kararına itiraz yetkisini resen kullanabileceği gibi, istem üzerine de kullanabilir.

Ayrıca Yargıtay İçtihatlarına göre:

  • Tutukluğun devamına veya salıverilme isteminin reddine ilişkin kararlar CMK madde 267’deki olağan itiraz kanun yoluna tabidir. Bu kararlar için madde 308 olağanüstü kanun yoluna gidilemez.
  • Sanık aleyhine olan itirazda 30 gün süre sınırı bulunmakta ve bu sürenin hesabı yapılırken, adli tatil sürelerinde sürenin işlemediği kabul edilmektedir.
  • Sanık lehine itiraz söz konusu ise süre sınırı yoktur. Ancak bu süre sınırının sanık lehine olan itirazlarda kaldırılması 5271 sayılı kanun düzenlemeleri ile yapıldığı için bu kanun yürürlüğe girmeden önce kesinleşmiş kararlar için sanık lehine itirazda da 30 günlük süre aranacaktır.

KANUN YARARINA BOZMA

CMK 309. Maddede istinaf ve temyiz görmeden kesinleşen mahkeme kararlarına karşı olağanüstü kanun yolu olarak kanun yararına bozma düzenlenmiştir. Bu kesinleşme istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurulmadığı için de olabilir mahkemece verilen kararın kesin olması sebebiyle de olabilir. İkisi de kanun yararına bozma yoluna götürülebilir  ve kanunda herhangi bir süre şartı aranmamıştır.

Adalet Bakanlığı ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş olan bir kararın önemli hukuka aykırılıklar barındırdığını fark etmişse bu durumu yasal nedenleri ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı olarak bildirecektir. Bu yazılı istem ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı ilgili daireye sevk edecektir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemini reddetmesi mümkün değildir. Kanuna göre bu istemi “aynen yazarak” ilgili daireye aktarmakla yükümlüdür.

Bu hukuka aykırılıklar maddi hukuka aykırılıklar veya esasa tesir eden usuli hükümlere aykırılıklar da olabilir.

Adalet Bakanlığının söz konusu kesinleşen ilk derece mahkemesi kararındaki hukuka aykırılığı farklı şekillerde tespit edebilir. Bu tespit Adalet Müfettişleri aracılığı ile yerel mahkemelerin, savcılıkların istemi ile veya suçtan zarar gören, mağdur, sanık veya vekillerinin başvurusu ile öğrenilmiş olması mümkündür. Adalet Bakanlığı’nın tüm bu durumlarda ulusal hukuk birliğini de düşünerek önemli hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını inceleme ve inceleme sonucuna göre kanun yararına bozma yoluna gitme takdir yetkisi bulunmaktadır.

Bu yetki istinaen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılarına da tanınmıştır. Şöyle ki eğer Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı hükümlüye daha hafif bir ceza verilmesi veya hükümlünün cezasının kaldırılması gerektiğini düşünüyorsa resen Kanun yararına bozma yoluna gitme hakkı vardır.

Her ne kadar istinaf ve temiz görmeyen ilk derece mahkemesinde kesinleşen kararlar için mümkün olabilecek bir yol ise de istinaf başvurusu yapılmış fakat taraf sıfatı olmadığı, süre, miktar yönünden istinaf başvurusu reddedilmişse istinafta esas incelemesi yapılmamış olduğu için bu durumda da kanun yararına bozma yoluna gidilebilecektir.

Ayrıca yine olağan itiraz incelemesi sonucunda kesinleşen kararlara karşı da kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.

Bozma kararı ile birlikte bozma nedenine göre 4 farklı biçimde karar verilmektedir.

  1. Bozma kararı CMK 223. maddede belirtilen esasa ilişkin olmayan nedenlerden dolayı verilmişse dosya kararı veren mahkemeye gönderilir ve bu mahkeme gerekli araştırma sonucu yeniden karar verir. Aleyhe değiştirme yasağı sadece hükümler için geçerli olduğundan burada aleyhe karar verilebilir.
  2. Bozma kararının gerekçesi mahkûmiyet hükmünün usuli nedenler ve savunmayı kısıtlayan ve kaldıran nedenlerle verilmesinden dolayı ise dosya kararı veren mahkemeye tekrar gönderilir. Mahkeme yeniden yargılama yapar ve bu sefer bozma kararındaki usuli işlemlere dikkat etmesi gerekir. Yeni kurulacak hükümle verilecek ceza öncekinden ağır olamaz.
  3. Bozma kararı esasa ilişkin fakat mahkûmiyet dışı kararlara ilişkin ise örneğin: davanın reddi, düşme, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbiri bu durumda bozma kararı aleyhe sonuç doğurmaz ve yeniden yargılama da yapılmaz. Eğer kanun yararına konu edilen hüküm beraat, düşme vb. kararlar ise kararlar hatalı olsa ve kişi suçlu vesaire olsa bile, yeniden yargılama yapılmayacak, aleyhe sonuç doğurmayacaktır.
  4. Bozma kararı eğer hükümlünün daha hafif bir ceza alması gerektiği için verilmişse daire daha hafif olan cezaya, eğer hükümlünün cezasının kaldırılması gerektiği için verilmişse bu sefer daire hükümlünün cezasının kaldırılmasına karar verir. Yerel mahkeme yerine geçerek hüküm tesis eder.

Kanun yararına bozmaya karar verilmişse mahkemelerin buna direnme yetkileri yoktur. Direnmiş olurlarsa da Ceza Genel Kurulu reddedecektir.

Kanun yararına bozma ancak başvuru nedenleri ile yapılabilir. Daire başvuru nedenleri dışına çıkamaz. Eğer başvuru nedenlerinden başka hukuka aykırılık varsa yeni bir başvuru yapılması sağlanabilir.

Dairenin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olağanüstü kanun yolu olan itiraz kanun yoluna gidebilir. Bu durumda karar Ceza Genel Kurulu tarafından incelenir.

İnfaz aşamasında düzeltilebilecek hukuka aykırılıklar için ve ara kararlar için bu yola başvurulamaz. Yerel mahkemece açık bir hukuka aykırılık yapılmış olması durumu hariç, delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde hata olduğu sebebiyle de bu yola başvurulamaz. Eksik kovuşturma dayılı hüküm verilmesi durumunda da bu yola başvurulamayacak, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi gerekecektir.

Ayrıca Yargıtay İçtihatlarına göre:

  • Haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı mahkemenin takdir yetkisinde olduğu için kanun yararına bozmaya konu edilemez.
  • Eğer yerel mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını hiç değerlendirmemişse bu durumda kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
  • 18 yaşını doldurmamış sanıklara müdafii atanmaksızın mahkûmiyete karar verilmesi durumunda kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
  • Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkili ise kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
  • Hakkında kamu davası açılmayan fail hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması durumunda bu hukuka aykırılık davanın esasını çözmeyen yönüne ait olduğundan kanun yararına bozma kararı ile yeniden yargılama yapılması gerekmektedir.(5271 S.K. 309/4b)
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesine ilişkin hukuka aykırılığın giderilmesi için başka bir yol öngörülmediği için kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
  • İlk derece mahkemesi tarafından kısa süreli hapis cezası ve ertelenmesine karar verilmiş ise özel daire tarafından ise hapis cezası adli para cezasına çevrilirse kazanılmış hak ilkesine göre adli para cezasının da ertelenmesi mümkün değildir.

YARGILAMANIN YENİLEMESİ

Kesinleşmiş mahkeme hükümlerinin kesin hükmü koyan mahkeme tarafından yeniden yargılamayla ele alınması ve yeni bir hüküm kurulmasıdır. Dilekçe ile kesin hükmü veren mahkemeye başvuru yapılır ve yenileme talebinin kabule şayan olup olmadığına bu mahkeme duruşmasız olarak karar verir. Yargılamanın yenilenmesi kararı ile birlikte duruşma açılmasına karar verilir.

Bir ceza mahkemesi tarafından hatalı olarak verildiği düşünülen kararlarda yanılgıyı ortadan kaldırmak için yargılamanın yenilenmesi kabul edilmiştir. Sanığın lehine veya aleyhine olarak bu yola başvurulabilir.

Yargılamanın yenilenmesi isteği reddedildiğinde yeni bir neden ortaya çıkarsa tekrar bu yola başvurulabilir.

Kanunda hükümlü lehine gidilebilecek nedenler sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar dışında bir nedenle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.

  1. Sanığın cezalandırılmasına etki etmiş veya cezasının artmasına sebep olmuş belgelerin sahteliği ortaya çıkmışsa,
  2. Tanık veya bilirkişinin kasten veya ihmalle hükme etki edecek şekilde yalan beyan ve gerçeğe uymayan görüş bildirmiş bulunmaları durumunda,
  3. Görülen bir davada hükme katılan yargıçların ceza kovuşturmasını ve hükümlülüğü gerektirecek şekilde görevini yerine getirmede kusurlu olduğu durumlarda,
  4. Hükümlülük kararı bir hukuk mahkemesi hükmüne dayanıyorsa ve bu hukuk mahkemesi hükmü başka bir hüküm ile bozulmuşsa,
  5. Yeni olay veya kanıtların ortaya çıkması ve bu kanıtların sanığın beraat veya daha az ceza almasını gerektiren hükümlerin uygulanmasını gerektiriyor olması
  6. Verilmiş mahkumiyet kararının AİHM’nin kesinleşmiş hükmüyle İnsan Haklarını Ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme ve eki protokollerini ihlal ettiğine karar verilmiş olması veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon ile düşme kararı verilmesi durumlarında yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilir. Ancak bu durumda AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre bulunmaktadır.

 

Yargılamanın yenilenmesinde CMK MADDE 317 kanun yollarına başvuru genel hükümleri uygulanır. Kimlerin bu yola başvurabileceği hususunda ise kanun yoluna başvurabilecek olanların yargılamanın yenilenmesine de başvurulabileceği kabul edilir.

Sanık müdafi katılan vekili yargılamanın yenilenmesine müvekkillerinin arzusuna uygun olmak şartıyla başvurabilirler. Eş ve yasal temsilcinin de başvuru hakkı vardır. Ayrıca hükmün infazı durumunda ve hükümlünün ölmüş olması durumunda ailesi tarafından başvuru yapılabilir, hatta ailesinden kişilerin bulunmaması durumunda Adalet Bakanı da başvuru yapabilir.

Kanunda yargılamanın yenilemesi yoluna başvurulduğunda hükmün infazının durmayacağı ifade edilmiştir. Ancak bazı durumlarda hâkim takdirine bağlı olarak durdurulmasına ve geri bırakılmasına karar verilebilir.

Özellikle yargılamanın yenilenmesi isteğinin ciddi delillere dayanması veya AİHM’in ihlal kararına dayanması durumunda infazın bekletilmesi veya durdurulmasına karar vermek sonrasında yasal sorumlulukların doğmaması için yerinde olacaktır.

Yargılamanın yenilenmesi haline artık önceki yargılamada görevli hakim görev alamayacaktır.

Kanuna göre aynı maddenin farklı fıkralarına dayalı olarak cezanın değiştirilmesi için yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.

Yargılamanın yenilenmesi yolu en son olarak kullanılabilecek yoldur. Hatanın başka türlü giderilmesi mümkünse bu yola başvurulamaz. Örneğin kanun yararına bozma ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı yoluna gidilebilecek bir durum varsa yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez.

Yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuran ayrıca bir başkasının suçunu gündeme getirmiyorsa istediği delille özgürce yenileme nedenlerini sunabilir. Ancak yenileme nedeni olarak bir başkasının suçunu gündeme getiriyorsa o suça ilişkin kesinleşmiş mahkûmiyet ilamı getirmek zorundadır.

Fakat kanunda bu durumun da istisnası olarak ceza soruşturmasına başlanamamış veya sürdürülememişse (delil yokluğu hariç) örneğin ölüm zamanaşımı, genel af gibi sebeplerle soruşturma yapılamamışsa kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün delil olarak sunulması beklenemeyeceği için başka bir gündeme getirilse bile kanun yoluna başvurabilecektir.

Beraat eden sanık aleyhine yenileme isteğini ise cumhuriyet savcısı ve katılanlar yapabilirler.

Kanunun 322. Maddesinde belirtilen istisnalar dışında yenilenen yargılama duruşmalı yapılır. Duruşma kuralları genel yargılamadaki ile aynıdır. Önceki hükmü veren yargıç katılmadan aynı mahkeme kurularak yargılama yapılır.

Mahkeme dava sonucu yenileme gerekçelerinin yerinde olmaması sebebiyle yenileme isteminin reddine karar verebilir veya eski hükmün hukuka aykırı olması sebebiyle iptali ile yeni hüküm kurabilir.

Yenileme sanık lehine istenmişse daha ağır cezaya hükmedilemez.

Sanık aleyhine yenileme talebi olmuş ise sanığın beraat kararı kaldırılıp ceza verilebileceği gibi aynı kanun maddesine girmemek koşuluyla cezasının artırılması da mümkündür.

Duruşma sonucu verilen bu kararlara karşı istinaf ve temyiz kanun yollarına gidilebilir.

Yargılamanın yenilenmesi sonucu sanık hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiğinde cezanın infaz edilen kısmı için kişinin maddi-manevi zararları doğacaktır. Bu zararların tazmini için Kanun gereği tazminat isteminde bulunulabilir.