İmar Planında Yaygın Hukuka Aykırılık Nedenleri Nelerdir?

İmar Planında Yaygın Hukuka Aykırılık Nedenleri Nelerdir?

İmar planında yaygın hukuka aykırılık nedenleri planlama aşaması; gerekli araştırmalarda bulunulması, problemlerin ortaya çıkarılması, bilgi ve veri toplamayla ilgili analiz süreci; bilgilerin birleştirilmesi ve sonuçların değerlendirilmesiyle ilgili birleşim aşaması ve plan kararlarının oluşumu aşamalarından meydana gelir İmar Planında Yaygın Hukuka Aykırılık Nedenleri.

Bu aşamada meydana gelebilmesi muhtemel olan hukuka aykırılık nedenleri incelenecektir.

A. Planların Yetkisiz Kamu İdaresince Yapılmış Olması

Planlara yönelik açılan davalarda yetki bakımından inceleme, davanın konusu olan imar planının yetkili olan kamu idaresi tarafından ve aynı kamu idaresinin yetkili organları tarafından yapılıp yapılmadığını kapsar. Şayet söz konusu işlem yetkisiz kamu idaresi veya kamu idaresi organı tarafından yapılmışsa bu plan iptal edilmeye tabiidir.

B. Planların Kamu İdaresinin Yetkisiz Birimlerince Onaylanması

İmar planları, söz konusu kamu idaresinin mevzuatlar ile yetki verdiği organlarca kabul edilmiş olmalıdır. Eğer bu şarta uyulmazsa planların iptali söz konusu olacaktır.

C. İmar Planında Yaygın Hukuka Aykırılık Nedenleri Planın Yetkisiz Kişilerce Hazırlanması

Bu planların yeterlik sertifikasına sahip olan çalışanlarca yaptırılması önem taşımaktadır. Bu kurala uyulmaması söz konusu işlemi şekil açısından sakatlayacaktır.

D. Planlama Alanının Mevzuata Aykırı Biçimde Belirlenmesi

Planlamanın ilk süreçlerinden birisi, planlama bölgesinin belirlenmesidir. Olağan şartlarda planlama bölgesi belirlenirken söz konusu idarenin takdir hakkı vardır. Fakat Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği bazı planlar bakımından planlama bölgesinin seçilmesiyle alakalı önem verilmesi gereken şartlar koymuştur. Bu kurallara aykırı belirleme, planın iptaline sebep olabilir.

E. Planların Gerekli Verilerin Tam Olarak Toplanmadan Hazırlanması

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği madde 21 uyarınca imar planı oluşturulurken iki çeşit verinin temin edilmesi zorunludur. Bu veriler 1)genel olarak planlama alanının yapı ile alakalı veriler 2) plan bölgesine yönelik ihtiyaç duyulacak sağlık, eğitim, kültürel ve sosyal tesis vb. hizmet çeşitlerine ilişkin veriler. Burada şu hususa dikkat edilmelidir ki gereken verilerin toplanmamış olması, bir başına iptal davası konusu olamaz fakat imar planlarının iptaliyle ilgili önemli bir sebep oluşturacaktır.

F. Hâlihazır Haritası Bulunmayan veya Güncelliği Olmayan Alanlarda Plan Yapılması

Uygulama imar planı ve nazım imar planlarının tanımlarından bu planların yapılabilmesi için hali hazır haritanın yapılmış olmasının gerekli olduğu anlaşılır. Yani demek oluyor ki hali hazır haritası yapılmamış olan bölgelerde nazım ve uygulama imar planının yapılması, söz konusu tanım sebebiyle mümkün değildir.

G. Gerekli İzinlerin Alınmamış Olması

Olağan durumlarda plan yapmakla yükümlü idarenin, bir taşınmazı herhangi bir imar planı içeriğine alabilmek için taşınmaz sahibi olan bireyin izninin alınması gerekliliği yoktur. Fakat bazı istisnai durumlarda ilgili kamu idaresinden onay alınması gerekmektedir.(tarım arazileri, meralar vb.) İmar Planında Yaygın Hukuka Aykırılık Nedenleri

H. Bilimsellik İlkesine Aykırılık: Analiz ve Sentez Yapılmadan Plan Hazırlanması

İmar planları yapılırken bilimsel olgular göz önünde tutulmalıdır. Söz konusu yönetmeliğe göre kentsel risk analizi, nüfus analizi, yapı ve doku analizi vb. veriler zorunluluk teşkil eder.

I. Eşik Analizi Yapılmaması

Söz konusu yönetmeliğin 22. Maddesi uyarınca planlar hazırlanırken eşik analizinin yapılması zorunlu hale getirilmiştir. Bu analiz plan kararlarının meydana gelmesinde temel plan altılığı olarak kullanılacaktır. İmar Planında Yaygın Hukuka Aykırılık Nedenleri

İ. Planların Şehircilik İlkelerine Uygun Olarak Hazırlanmaması

İmar planlarının hazırlanması sürecinde, şehir gereksinimlerini karşılayacak büyüklükteki sosyal ve teknik altyapı bölgeleri dikkate alınmak zorundadır.

J. Plan Revizyon ve Değişikliklerinde Şehircilik İlkelerine Uygun Davranılmaması

Plan yapılan bölgenin şuan ki halinin, imkânlarının ve gelecekteki gelişiminin gerçeğe en yakın biçimde saptanabilmesi amacıyla coğrafi bilgiler, beldenin kullanılışı gibi konulardaki incelemelerle birlikte o yöre için en ideal şartları sağlayan planın hazırlanması gerekmektedir.

K. Planların Planlama Temellerine Uygun Olmaması

Planlar yapılırken, nazım imar planı oluşturulmadan uygulama imar planı oluşturulamayacağı gibi bazı planlama temelleri söz konusudur. Bu temellere uyulması imar hukuku açısından zorunluluk teşkil eder.

L. Kamu Yararı Hedefi Dışında Plan ve Plan Değişikliği Yapmak

Amaç ögesi, idari işlem ile ulaşılması planlanan gayeleri konu alır. Hiçbir idari işlem yoktur ki içerisinde kamu yararı hedefi olmadığından söz edilsin. Kamu faydası hedefi bulundurmayan bir plan veya plan değişikliği hukuka aykırılık teşkil eder.

M. Bölgeleme ve Yapılaşma Kriterlerinin Belirlenmemiş Olması veya Mevzuata Uygun Şekilde Belirlenmemesi

Bölgeleme imar planı kapsamındaki bazı kullanım alanlarının 1)Kullanım amaçları 2)Yapı yoğunlukları 3) Yapı yükseklikleri dikkate alınarak belli sınıflandırmalara tabii tutulmasıdır. Söz konusu maddeler imar planı kararları ve plan notları vasıtasıyla tespit edilmektedir. İmar Planında Yaygın Hukuka Aykırılık Nedenleri

N. Planların Mevzuata Uygun Şekilde (Pafta, Lejant, Açıklama Raporu, Plan Hükümleri) Oluşturulmamış Olması

Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği md. 7 uyarınca planlar, pafta gösterim, plan notları, ve plan raporuyla beraber bir bütünlük teşkil etmektedir. Bu yüzden saydığım hususların hepsi bir imar planında bulunmalıdır.

O. Planların Kabul Edilmesindeki Hatalar

Daha önce saymış olduğumuz imar planlarıyla ilgili yeniden gözden geçirme, ekleme ve değişiklikler idarenin karar makamlarının kabul etmesi ile yürürlüğe girer. Planlar; plan notları, plan raporları ve ekleri ile beraber kabul edilir. 

Kabul metninde açıkça yer almasa bile plan raporu ve diğer eklerin plan paftalarıyla beraber onaylandığı kabul edilir. Bu onayda yapılabilecek olan hatalar, söz konusu işlemi hukuki açıdan kötü şekle getirecektir.

3194 sayılı imar kanunu, Türkiye’de imar ve şehircilikle ilgili düzenlemeleri kapsayan bir kanundur. Bu kanun, yerleşim yerlerindeki yapılaşma ve kullanım alanlarının planlanması, denetlenmesi, yönetilmesi ve korunması gibi birçok konuyu düzenlemektedir. Kanun, belediyeler ve il özel idareleri gibi yerel yönetimlerin görev ve sorumluluklarını belirlemektedir.

3194 sayılı imar kanunu, Türkiye’deki yerleşim yerlerinin planlı bir şekilde geliştirilmesini ve çevre düzenlemesini hedeflemektedir. Kanun, imar planlarının hazırlanması, onaylanması, uygulanması ve denetlenmesi süreçlerini ayrıntılı bir şekilde düzenlemektedir. Ayrıca, kanun, yapıların güvenliği, çevre koruması, kamu yararı ve planlama ilkeleri gibi konuları da kapsamaktadır.

3194 sayılı imar kanunu, aynı zamanda planlı alanlar, kırsal alanlar, özel mülkiyet alanları, yapı kullanma izinleri, ruhsatlar, yapı denetimi, imar uygulama esasları, cezai hükümler ve diğer konuları da düzenlemektedir. Bu kanunun amacı, planlı ve sürdürülebilir bir kentleşme politikası oluşturmak ve bu politikayı uygulamak için gerekli kuralları belirlemektir.

Emsal Yargı Kararları

Danıştay 6. İdari Dava Dairesi, E. 1998/291, K. 1999/198, T. 13.01.1999

İstemin Özeti : Adana 2. İdare Mahkemesinin 26.9.1997 günlü, E: 1996/91 K:1997/1178 sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu öne sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbiri bulunmadığından usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

Tetkik Hakimi Ömer Köroğlu’nun Düşüncesi : Taşkın Sular Kanunu uyarınca taşkın saha olarak belirlenen alanda ıslah imar planı ve parselasyon yapılması, bu bölgedeki yapılarında 2981 sayılı Yasadan yararlanması mümkün olmadığından aksi yöndeki idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Savcı Efser Koçakoğlu’nun Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince tetkik hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Duruşma yapılmasına gerek görülmedi.

Dava mülkiyeti DSİ Genel Müdürlüğü’ne ait, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alana ilişkin ıslah imar planının 2981 sayılı Yasa uyarınca yapılan parselasyonun ve ipotek bedeli tesis edilmesi yolundaki 5.1.1995 günlü, 11 sayılı belediye meclisi kararının iptali istemiyle açılmış; idare mahkemesince, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporla dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden,

mevcut yapılaşmanın sağlıklı bir hale getirilmesi için ıslah imar planının yapıldığı, dere boyunda yer alan taşınmazdan düzenleme ortaklık payı alındıktan sonra geriye kalan 629 m²ye karşılık değişik yapı adalarından yer verildiği bu parsellerin üzerinde yapılaşma mevcut olduğundan anılan taşınmazların bedele dönüştürüldüğü, öte yandan, bu alanın taşkın sahası olarak belirlenmiş olması nedeniyle bu şerit içinde bulunan yapıların kaldırılması gerektiği,

buna göre ıslah imar planının şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararına ve mevcut yapılaşmaya; parselasyon işleminde ve ipotek bedeli tesis edilmesine ilişkin işlemde de imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; bu karar davacı idare tarafından teniyiz edilmiştir.

Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun’un 2. maddesinin (a) fıkrasında taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirme Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sayılmıştır.

Taşkın Sulara ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu’nun 1. maddesinde; yüksek seviye gösteren umumi ve hususi kapalı veya akarsuların tasmasıyla su altında kalan veya su baskınlarına uğrayabilecek olan sahaların sınırlarının Nafia Vekaletinin teklifi üzerine icra vekilleri heyetinin kararıyla tespit ve ilan edileceği;

3. maddesinde ise birinci madde hükümleri dairesinde tespit ve ilan edilmiş olan sınırlar içinde tesisat veya tadilat yapmanın, fidan veya ağaç dikmenin yasak olduğu, izin alınmaksızın yapılan ve suyun alınmasına veya su seviyesinin yükselmesine tesiri bulunan tesisat, inşaat veya tadilatın, dikilen fidan veya ağaçların mahalli su idleri müdürünün, yoksa nafia müdürünün teklifi üzerine valinin kararıyla yıktırılacağı veya kaldırılacağı hükmü yer almıştır.

İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı imar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun’un,

Bu Kanun hükümlerinden yararlanamayacak olan yapılara ilişkin 14. maddesinin

(a) fıkrasında, her ölçekte imar planında başka amaçla tahsis edilmiş alanlardaki yapıların;

(e) fıkrasında, içme ve kullanma suyu temin edilen ve edilecek olan baraj göl gölet gibi satıhda bulunan su kaynaklarının mutlak ve kısa mesafeli koruma alanı ve içme ve kullanma suyu temin edilen yeraltı ve su kaynakları etrafında bırakılan koruma alanı içerisindeki yapıların;

(ı) fıkrasında, kıyı tanımına giren yerlerde gerçek kişilere veya hukuk tüzel kişilerine ait yapıların 2981 sayılı Yasa hükümlerinden yararlanamayacağı belirtilmiş bulunmaktadır.

2981 sayılı Yasanın Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinin 24. bendinde ıslah imar planı; düzensiz ve sağlıksız biçimde oluşmuş yapı topluluklarının veya yerleşme alanlarının, sınırları belli edilmek suretiyle, mevcut durumu da dikkate alınarak dengeli, düzenli ve sağlıklı hale getirilmesi amacıyla, halihazır haritalar üzerinde yapılan ve yapılanma şartlarını da belirleyen imar planı olarak tanımlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden. … Deresi’nin yatak mihverinden itibaren sağlı -sollu 50’şer metre olmak üzere 100 metre genişliğinde bir alanın Bakanlar Kurulu’nca hazırlanan 6.9.1955 tarihli kararnameyle Taşkın Sular Kanunu kapsamına alınarak, su altında kalan veya su taşkınlarına uğrayabilecek saha olarak belirlendiği, bu karar ve proje uyarınca da dere ıslahı için uyuşmazlık konusu taşınmazın DSİ Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığı ve tapuda tescilinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı gibi, özel bir konumda olan uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alanda ıslah imar planı ve bu plan uyarınca parselasyon yapılması olanaklı olmadığı gibi Taşkın Sular Kanunu hükümlerine göre taşkın saha içinde yer almaları nedeniyle kaldırılmaları ve yıktırılmaları gereken yapılarında 2981 sayılı Yasadan yararlanması mümkün bulunmadığından aksi yöndeki idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Adana 2. İdare Mahkemesinin 26.9.1997 günlü, E:1996/91, K:1997/1178 sayılı kararının bozulmasına dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 13.1.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İmar planında yaygın hukuka aykırılık nedenleri, genellikle planlama aşamasında eksik veya yanlış bilgilere dayalı kararlar alınması veya hukukun üstünlüğüne aykırı müdahaleler sonucu ortaya çıkar. Bu nedenler arasında, planlama sürecinde ilgili tarafların yeterince dikkate alınmaması, çıkar çatışmaları, planlama sürecindeki usulsüzlükler, yanlış yönlendirme veya yanıltıcı bilgiler, idarenin keyfi veya hukuk dışı müdahaleleri yer almaktadır.

Diğer İçerikleri İncele: 

Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara
WhatsApp