Makale Başlıkları
Basit yargılama usulü, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 251. maddesi ile düzenlenmiş olup, belli suçlar için yargılama sürecini hızlandırmayı hedefleyen bir usuldür. Bu usul, genellikle hafif suçlar için uygulanır ve klasik yargılama sürecine kıyasla daha hızlı ve az masraflı bir yöntemdir. Özellikle 2 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren suçlar bu kapsama girer.
Basit yargılama usulü, ceza hukukunda yargılama sürecini hızlandırmak ve iş yükünü hafifletmek amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntem, özellikle daha az cezai yaptırım gerektiren suçlar için tercih edilir ve 2 yıl veya daha az hapis cezası veya adli para cezası gerektiren suçlarda uygulanır. İşte basit yargılama usulü ile ilgili bilmeniz gereken temel noktalar:
Basit Yargılama Usulünün Özellikleri:
- Hızlı Yargılama: Bu usulde, duruşma yapılmaksızın yazılı belgeler üzerinden karar verilir.
- Daha Az İş Yükü: Mahkemelerin iş yükünü hafifletir, böylece daha ağır davalara odaklanmaları sağlanır.
- Sanık Hakları: Sanık, basit yargılama usulüne itiraz edebilir ve duruşma talep edebilir.
Basit Yargılama Usulünü Uygulanamayacağı Durumlar Nelerdir?
Basit Yargılama Usulü, Sağır ve dilsiz ve akıl hastalığı, yaş küçüklüğü, soruşturma ve kovuşturmanın izne bağlı durumlarda uygulanmaz. Bu usulün uygulama alanına giren suç ile girmeyen suçun birlikte işlenmesi durumunda basit yargılama usulü uygulanmaz. Bağlantılı suçlardan biri basit yargılama usulüne tabi değilse bu usul uygulanmaz.
Basit Yargılama Usulünün Tanımı
Basit yargılama usulü, duruşma yapılmaksızın, tarafların yazılı beyan ve savunmaları alınarak yürütülen bir yargılama yöntemidir. Mahkeme, dava ile ilgili kararını delil toplama ve yazılı belgeler üzerinden verir. Bu süreçte mahkeme, tarafları bilgilendirerek yazılı savunmalarını ister.
Duruşma Yapılmaksızın Karar Verilmesi
Basit yargılama usulü, klasik yargılama usulünden farklı olarak, duruşma yapılmaksızın karar verilmesine olanak tanır. Mahkeme, gerekli gördüğü durumlarda ilgili kurum ve kuruluşlardan belge talebinde bulunarak yargılamayı yürütür. Mahkûmiyet veya beraat kararı da bu şekilde duruşma yapılmadan verilebilir.
Mahkûmiyet Kararında İndirim Uygulaması
Basit yargılama usulünde, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, sonuç cezadan 1/4 oranında indirim yapılması zorunludur. Ancak bu indirim, yalnızca sonuç ceza üzerinden yapılır, temel ceza üzerinden değil. Bu indirim, sanığın cezasını hafifletmek amacıyla basit yargılama usulünün getirdiği bir avantajdır.
Basit Yargılamanın Sonlandırılması ve Olağan Yargılama Usulüne Geçiş
Eğer mahkeme, basit yargılama usulünün yetersiz olduğunu veya çözümün duruşmasız sağlanamayacağını düşünürse, basit yargılama usulüne son vererek olağan yargılama usulüne geçebilir. Bu durumda, duruşma yapılır ve klasik yargılama kuralları geçerli olur.
Uygulama Alanı ve Suç Türleri
Basit yargılama usulü, genellikle Asliye Ceza Mahkemesi tarafından uygulanır. Adli para cezası veya üst sınırı 2 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlar bu usul kapsamında değerlendirilebilir. Suç isnadına yönelik yapılan bu yargılamalarda taraflar, yazılı savunmalarını sunar ve savcının görüşü alınmadan mahkemece hüküm verilir.
Beyan ve Savunmaların Alınması
Mahkeme, iddianamenin taraflara tebliğ edilmesinden itibaren, taraflara 15 gün içinde beyan ve savunmalarını yazılı olarak sunma süresi verir. Bu süre zarfında taraflar beyanlarını sunmazsa, duruşma yapılmaksızın karar verilebilir. Taraflar, bu süreçte gerekli belgeleri de ilgili makamlardan talep edebilir.
Hükmün Açıklanması ve İtiraz
Mahkeme, beyan ve savunmaların toplanmasının ardından duruşma yapmadan karar verebilir. Mahkûmiyet kararı durumunda, sonuç ceza üzerinden 1/4 indirim yapılır. Ancak itiraz yolu her zaman açıktır. Verilen karara itiraz edilmesi halinde, hükmü veren mahkemede duruşma yapılarak genel hükümlere göre yargılama devam eder.
Yargı Kararları
Yargıtay Kararı – 3. CD., E. 2020/11902 K. 2020/16180 T. 11.11.2020
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Müştekinin olay nedeniyle yaralanması sonucu Merzifon Devlet Hastahanesince düzenlenen 22.07.2015 tarihli raporda, sağ el 5.parmakta fraktür hattı izlendiğinin belirtildiği, ancak mevcut rapora göre bu durumun kırık teşkil edip etmediği, kırık mevcut ise hayat fonksiyonlarına etki derecesi sorulup sonucuna göre sanık hakkında TCK’nin 87/3.maddesi uyarınca, Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ile ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve TCK’nin 3. maddesine göre cezada orantılılık ilkesine uygun olarak sanık hakkında uygulama yapılması gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz raporun hükme esas alınması,
2) Kabule göre ise;
Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının
“dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla;
17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre,
“Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme,
7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.”
şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya
aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de,
CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde
“Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik
5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 11.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay Kararı – 1. CD., E. 2021/9975 K. 2021/11609 T. 1.7.2021
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz talebinin REDDİNE,
2) Sanık …’nın yargılama konusu eylemi, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan
“Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin ise de, aynı dosyada temyize konu sanık … hakkında Eskil Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 2014/51 numaralı iddianame ile
TCK’nin 86/1, 86/3-e ve TCK’nin 116/4 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açıldığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin
“Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmü karşısında, sanık … hakkında basit yargılama usulü uygulanamayacağından;
Dairemizin 26.05.2021 tarih ve 2021/7478 Esas – 2021/9000 Karar sayılı sanık … yönünden verilen Onama kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE; itiraz ile ilgili bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMEK, üzere Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Faydalı Linkler:



