Makale Başlıkları
İlaç Denetimi Nasıl Yapılır? Piyasadan Çekilmesi ve Reklam Yasağı Nedir?
İlacın Denetimi
İlaç Denetimi Piyasadan Çekilmesi ve Reklam Yasağı İlaçların bütün kötü etkilerini önlemek çoğu zaman imkânsıza yakın olmakla birlikte ilaçlarla ilgili yapılan araştırmaların amacı insanların ilaçlardan dolayı oluşabilecek tehlikeli riskleri önlemeye yöneliktir.
Bakanlık bir ilaç için ruhsat verdiğinde bu ilaç hali hazırda birkaç kişi üzerinde denenmiş ve sonuçları görülmüş şekilde olmaktadır. Ancak bu ilacın üretimi ve ticarete çıkması ile bu sayı çok daha fazla olacaktır ve bu birkaç kişi üzerinde deneme ilacın etkileri bakımından yetersiz kalacaktır.
Bu nedenle üretici firma ile bakanlık ilacın ticaret ile yayılması ile birlikte kişiler üzerindeki etkilerini ve güvenli olup olmadığını kontrol etmeye devam ederler.
Türk Hukuku’nda konu temel hatları ile İlaçların Güvenliği Hakkındaki Yönetmelikte düzenlenmiştir. Bu yönetmelik hükümlerine göre ilacın ruhsat sahibine bazı yükümlülükler getirilmiş; ayrıca ruhsat başvurusu sırasında farmakovilijans ile ilgili gereklilikler de öngörülmüştür.
Anılan yönetmeliğe göre periyodik risk ve yarar değerlendirme tablosu düzenlenmesi zorunludur ve aynı zamanda risk yönetim planı oluşturulması gereklidir. Bununla birlikte Beşeri Tıbbi Ürünlerin Ruhsatlandırılması Yönetmeliği’ne göre de bir ruhsat verildikten sonra ürüne ilişkin tüm değişiklikler, ilgili kılavuz hükümlerine göre ruhsat sahibi tarafından Bakanlığa sunulacağı düzenlenmiştir.
Aynı şekilde Beşeri Tıbbi Ürünlerin İmalathaneleri Hakkındaki Yönetmelik hükmüne göre, imalatçı ilaçlar hakkında iç denetim işlemi yapması gerekir. İmalatçı bu iç denetim işlemlerini yaparken bu iç denetim işlemlerinin ve buna dayalı düzeltmelerin kayıtlarını tutar.
Bu konu hakkında Sağlık Bakanlığı’nın çıkarmış bulunduğu Beşeri Tıbbi Ürün Ruhsatı Sahipleri için Farmakovilijans Kılavuzu da göz önünde bulundurulmalıdır. Aynı şekilde İlaçların Güvenliği Hakkındaki Yönetmeliğin 32.maddesinde de ilaçların denetimine ilişkin hükümler mevcuttur.İlaç Denetimi Piyasadan Çekilmesi ve Reklam Yasağı
İlaçların Geri Çekilmesi ve Toplatılması
İlaçların geri çekilmesi ve toplatılması temel hatlarıyla Sağlık Bakanlığı Farmasötik ve Tıbbi Müstahzar, Madde, Malzeme, Terkipler ile Bitkisel Prepatların Geri Çekilmesi ve Toplatılması Hakkındaki Yönetmelik’te düzenlenmiştir.
Bu yönetmeliğin birinci maddesine göre bu yönetmeliğin amacı; insanların, hastaların güvenliği ve sağlığı açısından tehlike oluşturabilecek nitelikteki ilaçların piyasadan kısa ve etkin bir sürede geri çekilmesi ve toplatılmasında uyulacak kural, yetki ve sorumlulukları düzenlemektedir.
Yönetmelik hükümlerine göre, geri çekme ile ilgili üretici ve ithalatçı firmalar şu işlemleri yapması gerekmektedir:
- Dağıtım Kayıları, her seri ve her müşterinin tanınmasını ve gerektiğinde ürünün çabuk ve etkili şekilde geri çekilmesine sağlayacak şekilde düzenlenmiş olması gerekir. Bu kayıtları ürünün raf ömrünün dolmasından itibaren 1 yıl daha saklanması gerekmektedir.
- Herhangi bir durumda çabuk ve etkili bir şekilde geri çekmeye imkân verecek şekilde bir toplatma planının hazırlanması gerekir. Bu planda sorumluluklar, geri toplamada izlenilecek yol, duyuru yapılacak ve bilgi verilecek yerleri ve dönen ilaçların kanıt ve muhafazasını tutan kayıtlar bulunmalıdır.
- Geri çekme bilgisinin hızlı ve etkili bir şekilde ulaştırabilecek bir sistem kurulması gerekir.
- Mesai gün ve saatleri fark etmeksizin hayati önem arz eden durumlardan üretici firma derhal Bakanlığa haber vermelidir.
- Geri çekme planında yapılan eklemeler ve değişikliklerin hepsi Bakanlığa bildirilmelidir. İlaç Denetimi Piyasadan Çekilmesi ve Reklam Yasağı
Geri çekme nedenleri arasında iyi imalat uygulamaları eksiklikleri, ürünün kalitesi, eksiklikleri ve etiketlemeye ilişkin hatalar esaslı unsurları teşkil eder. Yönetmeliğin 8.maddesinde geri çekmeye ilişkin nedenler belirtilmiştir. Bunların başlıcaları:
- Ambalajlama Hataları
- Muhteva Hataları
- Etiketleme ve Baskılama Hataları
- Etkiye Bağlı Hatalar
- Diğer Hatalar
Geri çekme işlemi üretici firma tarafından yapılabileceği gibi, Bakanlık tarafından da yapılabilmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki Bakanlık tarafından yapılan geri çekme işlemine toplatma denilmektedir. İlaç Denetimi Piyasadan Çekilmesi ve Reklam Yasağı
İlaç Denetimi Piyasadan Çekilmesi ve Reklam Yasağı
Türk Hukuku’nda ilaçların reklamı ile alakalı özel hükümler mevcuttur. Bir yandan, üretici ürününü ticari kaygı ile tanıtarak fazla satış yapma isteği yanında diğer yanda hasta olan kişinin doğru bilgilerle donatılabilmesi böylelikle anayasal olarak da güvence altına alınmış hayat ve vücut bütünlüğü tehlikeye girmemelidir.
Ancak ilaç reklamı herhangi bir tüketim ürününün reklamından farklı olmalıdır. Zira, ilaç reklamının tamamen serbest bir şekilde yapılması hasta-doktor ilişkisini de olumsuz etkileyecek mesela hastanın hastalığı için doktora zorla bir ilaç ismi yazmasını isteyebilecektir.
Hukukumuzda, ilaçlara yönelik reklam yapma yasaklanmıştır. Buna göre, reçetesiz satılabilen ilaçlar açısından ilan verilmek suretiyle tanıtımına; tarifname ve gazetelerle sınırlı olmak kaydıyla belirli şekil şartlarına bağlı olarak olanak sağlanmış iken; reçetesiz satışı yapılamayan ilaçlara tıbbi dergiler haricinde reklamına izin verilmemiştir.
Reçetesiz ilaçların reklamının serbest olarak yapılmasına ilişkin yönetmelik değişikliği Danıştay tarafından iptal edilmiştir. Bu karar İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından da onaylanmıştır. İlaç Denetimi Piyasadan Çekilmesi ve Reklam Yasağı
Yine aynı şekilde her ne kadar ilaç olarak ruhsat almamış olsa bile sporcu gıdaları, bitkisel ilaçlar gibi ilaç niteliğindeki maddelerin de reklamı yapılamaz. Bu maddelerin sporcu gıdası veya bitkisel ilaç adıyla dahi olsa reklamının yapılması mümkün değildir.
Emsal Yargı Kararları
İlacın Denetimi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2009/15410 K. 2010/7258 T. 27.05.2010
Davacı, eczanesinde yapılan tespitte 1.738-TL değerinde küpürleri kesilmiş ilaçlar bulunması nedeniyle davalı kurum tarafından 01.07.2007 tarihli protokolün 6.3.10 maddesi uyarınca sözleşmenin 6 ay süreyle feshedildiğini ve 8.693,60-TL para cezası uygulandığını, ilaçların ayrı ayrı poşetlerde muhafaza edilmesi, satışa sunulmaması, her bir poşetin üstünde hasta adının yazılı olması, bir kısım ilacın sahiplerine teslim edilmesi nedeniyle fesih işleminin haksız olduğunu ileri sürerek fesih işleminin ve para cezasının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, denetimden sonra 46 adet ilacın hastalara teslim edildiğini, 60 adet ilacın ise reçete karşılığının bulunmadığını ve kime ait olduğunun ispatlanamadığını, fesih işleminin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıya ait eczanede yapılan denetimde düzenlenen tutanakla küpürü kesilmiş 60 adet ve hasta veya yakınına teslim edilmeyen 46 adet ilaç bulunduğu taraflar arasında ihtilafsızdır. Davalı idare, reçete karşılığı bulunmayan ve kime ait olduğu ispatlanamayan küpürü kesik 60 adet ilaç bedeli 852,31-TL ile hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen 46 adet ilaç bedeli 886,41-TL olmak üzere toplam 1.738,72-TL’nin beş katı tutarında cezai şart uygulanmasına, ayrıca 6 ay süreyle sözleşmenin feshine karar vermiştir.
01.07.2007 tarihli protokolün 6.3.10 maddesine göre, “Eczanede yapılan incelemeler sonucunda reçete karşılığı bulunmayan ve kime ait olduğu ispatlanamayan en fazla 10 adet veya 10 adetten az olmamakla birlikte bedeli en fazla 500-YTL olan, ilaç küpürünün veya küpürü kesilmiş ilaçların bulunması durumunda, yazılı uyarı yapılır.
Belirtilen adet veya bedelin üstünde küpür veya küpürü kesilmiş ilaç tespit edilmesi halinde küpür bedelinin/küpürü kesilmiş ilaç bedelinin 5 katı tutarında cezai şart uygulanır ve sözleşme feshedilerek altı ay süreyle sözleşme yapılmaz”.
Yine, protokolün 6.3.13 maddesinde, “Hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait fiyat küpürlerinin yer aldığı reçetelerin kuruma fatura edildiğinin tespiti halinde küpür bedelinin 5 katı tutarında cezai şart uygulanarak eczane yazılı olarak uyarılır….”hükmü mevcuttur.20.07.2009 tarihli bilirkişi heyeti raporunda,
tespiti yapılan 46 adet ilacın denetimden sonra hastalara teslim edildiği, 60 adet ilacın ise reçete karşılığının bulunmadığı ve kime ait olduğunun ispatlanamadığı, sözleşmenin altı ay süreyle kurum tarafından feshine ilişkin işlemin sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil etmediği belirtilmiştir.
Mahkemece, iş bu bilirkişi raporu esas alınmasına rağmen davanın kabulüne, bir başka ifade ile fesih işleminin haksız olduğuna karar verilmiştir.
Oysa ki, davacının eczanesinde yapılan denetim sonucunda ele geçirilen küpürü kesilmiş 60 adet ilacın reçete karşılığının bulunmadığı ve kime ait olduğunun ispatlanamadığı tüm dosya kapsamı ile sabittir.
Bu durumda, davacı eczacının, sözleşmenin 6.3.10 ve 6.3.13 maddesinde düzenlenen hükümlere açıkça muhalefet etmiş olması karşısında, davalı tarafından uygulanan ceza ve sözleşmenin 6 ay süre ile feshi kararı, dava konusu olaya ve sözleşme hükümlerine uygun olup, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 27.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlaç Reklam Yasağı
Danıştay 10. İdari Dava Dairesi, E. 1996/5268 K. 1997/2462 T. 17.6.1997
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği düşünüldü:
2577 sayılı Yasanın 17/3 maddesine göre duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi:
Dava: 27.4.1996 gün ve 22623 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Beşeri ve İspençiyari ve Tıbbi Muhtahzarların Tıbbi Tanıtım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin” in istemin özeti kısmında özetlenen iddialar ileri sürülerek iptali istemiyle açılmıştır.
1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahazalar Kanunun 13. maddesinde: Müstahzarları öğme yolunda ve bunlara malik olmadıkları şifa hassaları atıf veya mevcut şifa tesirlerini büyütmek suretiyle sabit veya müteharik sinema filmleri, ışıklı ve ışıksız ilan, radyo ve herhangi bir vasıta ile reklam yapılması memnudur.
Şu kadar ki, tarifname ve gazetelerde ‘..hastalıklarında kullanılması faydalıdır, şeklindeki ilanlara müsaade olunabilir. Ancak, reçetesiz satılmasına müsaade edilmeyen müstahzarların tıbbi mecmualardan başka yerlerde reklamları yapılamaz. Reklam numunelerinin önceden sıhhat ve içtimai muavamet vekaletince tasvip edilmeleri lazımdır.
Bir müstahzarın ilmi vasıfları hakkında hazırlanmış olan filmler sıhhat ve içtimai muavenat vekaletinin müsaadesiyle ve tayin edeceği yerlerde gösterilebilir.” hükmü yer almıştır.
Bu düzenleme ile reçetesiz satışı yapılmayan ilaçların tıbbi dergiler haricinde reklamına izin verilmemiştir. Reçetesiz satılabilen ilaçlar açısından ise reklama; tarifname ve gazetelerle sınırlı, belirli şekil şartlarına bağlı olarak olanak sağlanmıştır.
Yasanın getirdiği düzenleme ile amaçlanan, ilacın ulaşacağı kitleyi mesleki gruplarla sınırlı tutmaktır. Ayrıca, yasanın gerekçesinde, ilaçların ilmi vasıfları konusunda tanıtımına izin verildiği, reçetesiz satılabilen kozmetik ürünlerinin reklamına olanak sağlandığı, bunun da belirli ilke ve kurallara bağlandığı görülmektedir.
7.9.1990 tarih ve 20628 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Beşeri, İspençiyari Tıbbi Müstahazarların Tıbbı Tanıtım Yönetmeliğinde reçeteli ve reçetesiz ayrımı yapılmadan ilaçların tanıtımı hekim, diş hekimi ve eczacılar ile sınırlanmış, toplum ve çocuklara yönelik olarak yasaklanmıştır. Anılan yönetmeliğin 12. maddesinde, yasaya paralel olarak ilaç ilam tıbbi dergiler ile sınırlanmıştır.
Dava konusu yönetmelik ile, 7.9.1990 gün ve 20628 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Beşeri ve İspençiyari Tıbbi Müstahzarların Tıbbi Tanıtım Yönetmeliği değiştirilmektedir.
Getirilen bu değişiklikler ile; reçetesiz olarak satılmasına izin verilen beşeri ispençiyari ve tıbbi müstahzarların tıbbi tanıtımı yalnız hekim ve eczacılarla sınırlı tutulmamakta; topluma ve çocuklara tanıtımına olanak sağlanmakta, gazete ve meslek gruplarına yönelik dergiler dışında yayın organlarının ilan ve reklamına yer verilmektedir.
Getirilen ek maddeler ile, yapılacak bu reklamların şekil ve esasları ile uygulanacak prosedür düzenlenmektedir. Dolayısıyla bu düzenlemeler, reçeteli ilaçlar yanında reçetesiz ilaçların tanıtımını belirli kurallara bağlamakta, genel olarak ilgili meslek grupları dışında, toplum önünde reklamını yasaklayan yasadaki düzenlemeyle çelişmektedir.
Davalı idare tarafından, değişikliğe gerekçe olarak 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Yasanın 22. maddesi gösterilmektedir. Ancak, anılan yasa hükmü özel nitelikte olarak reklam konusunu düzenlemekte olup; bu düzenleme ilaçla ilgili özel düzenlemeler olmadığı ölçüde uygulanacak nitelikte bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; 27.4.1996 gün ve 22623 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Beşeri ve İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarların Tıbbi Tanıtım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği”nin iptaline 17.6.1997 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay İdari Dava Daireler Kurulu, E. 1997/423 K. 1999/140 T. 29.01.1999
İstemin Özeti:: 27.4.1996 günlü, 22623 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Beşeri İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarların Tıbbı Tanıtım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istemiyle Türk Eczacılar Birliği tarafından açılan dava sonucunda,
Danıştay Onuncu Dairesince verilen ve anılan yönetmeliğin iptaline ilişkin bulunan 17.6.1997 günlü, E:1996/5268, K:1997/2462 sayılı kararı davalı idare,
3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınlan Hakkında Kanunun 22. maddesinde reçete ile satışına izin verilen ilaç ve tedavilerin reklamının yapılamayacağını diğer ilaç ve tedavilerin reklamlarının ise dürüst, gerçeği yansıtan ve doğrulanması mümkün unsurlardan oluşan ve ferdin zarardan korunması gereklerine uygun olacağının hüküm altına alındığım, gerek 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbı Müstahzarlar Kanununun ve gerekse 3984 sayılı yasanın müşterek maksadının reçetesiz satılmasına müsaade edilen müstahzarların münhasıran tarifname ve gazetelerde reklamına izin verilmesi olduğunu ileri sürerek temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti: 3984 sayılı Yasanın 22. maddesinin özel nitelikte olan reklam konusunu düzenlemekte olduğunu, bu düzenlemenin ilaçla ilgili özel düzenlemeler olmadığı ölçüde uygulanacak nitelikte bulunduğunu belirterek, temyiz isteminin reddi ile daire kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi Tuncay Dündar’ın Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Tülin Özdemir’ in Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1’inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü:
27.4.1996 günlü, 22623 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Beşeri İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarların Tıbbi Tanıtım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptali istemiyle açılan dava sonucunda Danıştay Onuncu Dairesince verilen, anılan yönetmeliğin iptaline dair 17.6.1997 günlü, E:1996/5268, K:1997/2462 sayılı kararı davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.
Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, Danıştay Onuncu Dairesince, 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununun 13. maddesinde
“Müstahzarları övme yolunda ve bunlara malik olmadıkları şifa hassaları atıf veya mevcut şifa tesirlerini büyütmek suretiyle sabit veya müteharrik sinema filmleri, ışıklı ve ışıksız ilan, radyo ve herhangi bir vasıta ile reklam yapılması memnudur. Şu kadar ki, tarifname ve gazetelerde “… hastalıklarında kullanılması faydalıdır” şeklindeki ilanlara müsaade olunabilir.
Ancak reçetesiz satılmasına müsaade edilmeyen müstahzarların tıbbi mecmualardan başka yerlerde reklamları yapılamaz. Reklam numunelerinin önceden Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaletince tasvip edilmeleri lazımdır.
Bir müstahzarın ilmi vasıfları hakkında hazırlanmış olan filmler sıhhat ve içtimai muavenet vekaletinin müsaadesiyle ve tayin edeceği yerlerde gösterilebilir” hükmünün yer aldığı;
bu düzenleme ile reçetesiz satışı yapılmayan ilaçların tıbbi dergiler haricinde reklamına izin verilmediği ve bundan amaçlananın ilacın ulaşacağı kitleyi mesleki gruplarla sınırlı tutmak olduğu, yasanın gerekçesinde de ilaçların ilmi vasıfları konusunda tanıtımına izin verildiği, reçetesiz satılabilen kozmetik ürünlerinin reklamına olanak sağlandığı, bunun da belirli ilke ve kurallara bağlandığının görüldüğü,
7.9.1990 gün ve 20628 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Beşeri, İspençiyari Tıbbı Müstahzarların Tıbbi Tanıtım Yönetmeliğinin 12. maddesinde, yasaya paralel olarak ilaç ilanının tıbbi dergilerle sınırlandığı, dava konusu değişiklikle yönetmelikte reçetesiz olarak satılmasına izin verilen beşeri,
ispençiyari ve tıbbi müstahzarların tıbbi tanıtımının yalnız hekim ve eczacılarla sınırlı tutulmadığı, topluma ve çocuklara tanıtımına olanak sağlandığı, yapılacak reklamların şekil ve esasları ile uygulanacak prosedürün düzenlendiği,
bu durumun genel olarak ilgili meslek grupları dışında, toplum önünde reklamını yasaklayan yasadaki düzenleme ile çeliştiği, değişikliğe neden olarak 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Yasanın 22. maddesinin gösterildiği ancak anılan hükmün özel nitelikte olarak reklam konusunu ele aldığı ancak bu düzenlemenin ilaçla ilgili özel düzenlemeler olmadığı ölçüde uygulanacak nitelikte” olduğu gerekçesiyle 27.4.1996 gün ve 22623 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Beşeri İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarların Tıbbi Tanıtım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından,
davalı idarenin temyiz isteminin reddine, Danıştay Onuncu Dairesinin 17.6.1997 günlü, E:1996/5268, K:1997/2462 sayılı kararının onanmasına, 29.1.1999 günü oyçokluğu ile karar verildi.
Faydalı Linkler:
- Petrol İstasyonu Denetimi Ve Mühürlemesi Nasıl Yapılır?
- İlaç Hukuku
- Hekimin İlaçla Tedavide Tazminat Sorumluluğu Var Mıdır?
- SGK Tarafından Karşılanmayan Kanser İlaçları
- SGK İlaç Bedeli İade Davası
“Sağlık hizmetleri, insan hayatını koruyucu ve geliştirici tedaviler sunar. Ancak, bilimsel olarak kanıtlanmamış bilgilere dayalı teşhis ve tedaviler yanıltıcı ve zararlı olabilir. Sağlık hizmeti sunanlar, mesleklerini uygularken doğru ve güvenilir bilgi sağlamalıdır.”
“Eczacılık, sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak, eczacılık faaliyetleri, tıbbi ürünlerin tedavi edici etkilerinin doğru bir şekilde anlaşılması ve sağlanması açısından büyük önem taşır. Sağlık Bakanlığı, ecza depolarını denetleyerek ilaç tedarikinin doğruluğunu ve güvenilirliğini sağlar.”
“Özel sağlık kuruluşları, insanların sağlık sorunlarını teşhis ve tedavi ederken, doğru ve güvenilir bilgi sağlamalıdır. Hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini belirleyerek, sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğini arttırabilirler.”
“Bilimsel olarak kanıtlanmamış teşhis ve tedaviler, insanların sağlıklarını riske atabilir. Bu nedenle, sağlık hizmeti sunanlar mesleklerini uygularken reklam yapamazlar. Sağlık hizmetleri, sağlığı koruyucu ve geliştirici tedaviler sunarak, insanların sağlık sorunlarını çözmelerine yardımcı olur.”
“Sağlık Bakanlığı, ecza depolarında bulunan kritik ilaçların stok durumunu tespit eder ve ecza depolarının sağlık hizmetlerinin gereksinimlerine uygun bir şekilde ilaç tedarikini sağlamasını sağlar. Fiziki stok durumunun doğru belirlenmesi, ilaç tedarikinin etkin bir şekilde yönetilmesine yardımcı olur.”
“Özel sağlık kuruluşları, ayakta teşhis ve tedavi edici sağlık hizmetine yönelik bilgilerin doğruluğunu ve güvenilirliğini sağlamalıdır. Bu tür hizmetlerin doğru bir şekilde sunulması, insanların sağlık sorunlarını çözmelerine yardımcı olur ve sağlık hizmetlerinin daha erişilebilir olmasını sağlar.”
“Sağlık hizmetleri, insanların sağlıklarını korumak ve iyileştirmek için bilimsel kanıtların doğru bir şekilde kullanılmasını gerektirir. Bu nedenle, sağlık hizmeti sunanlar, teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları dahil olmak üzere, bilimsel olarak kanıtlanmamış yöntemler kullanmaktan kaçınmalıdır.”
“Hasta güvenliği, sağlık hizmetlerinin en önemli önceliklerinden biridir. Sağlık hizmeti sunanlar, tıbbi uygulamalar ve ilaç tedarikinde doğruluk ve güvenilirlik sağlamak için gerekli önlemleri almalıdır.”
“Sağlık hizmetleri, insanların yaşamlarını önemli ölçüde etkileyebilen bir alandır. Bu nedenle, sağlık hizmeti sunanların, teşhis ve tedavileri yaparken, hastaların bilgilerini ve mahremiyetlerini korumak için gerekli önlemleri almaları önemlidir.”
“Tıbbi uygulamaların doğru bir şekilde yapılması, insanların sağlıklarını korumak ve iyileştirmek için hayati önem taşır. Sağlık hizmeti sunanlar, teşhis ve tedavileri yaparken, bilimsel kanıtların doğru bir şekilde kullanılmasını sağlamalıdır.”



