Havacılık Hukuku

Türk Hukukunda Havayolu İle İlgili Başlıca Tazminat Davaları ve Yargıtay Kararları

turk-hukukunda-havayolu-ile-ilgili-baslica-tazminat-davalari-ve-yargitay-kararlari

Türk Hukukunda Havayolu İle İlgili Başlıca Tazminat Davaları ve Yargıtay Kararları

Genel Tanım

Türk Hukukunda Havayolu İle İlgili Başlıca Tazminat Davaları ve Yargıtay Kararları; Türk hukukunda hava araçları vasıtasıyla hava yolu taşıyıcılığı yapabilmek için öncelikle Türk Sivil Havacılık Kanunu kapsamında hava aracı sayılmak ve bu hava aracını TC. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı nezdinde kurulan sicile tescil ettirmek gerekmektedir. Türk Sivil Havacılık Kanunu hava aracını “havalanabilen ve havada seyredebilme kabiliyetine haiz olan her türlü araç” olarak tanımlamıştır. Örnek vermek gerekirse; helikopter, uzay araçları, uçaklar, uçan balonlar hava aracı sayılmakta iken asansör veya teleferik hava aracı sayılmazlar. Türk hava sahasında (Türkiye’nin egemenliği altındaki ülke ile Türk karasuları üzerinde yer alan saha) sadece Türk devlet hava araçları ile Türk uçak siciline kayıtlı Türk sivil hava araçları uçuş yapabilmektedir (Türkiye’nin taraf olduğu anlaşmalar uyarınca hava sahamızda uçuş izni olan başka devlet sicillerine kayıtlı hava araçları da vardır). Bu bakımdan bir hava aracının Türkiye sınırları içerisinde yolcu veya yük taşıyıcılığı yapabilmesi için mutlaka sicile kayıtlı olması gerekir.

İç Hat Taşıma Sözleşmesi

Yolcular ile taşıyıcı arasında bir kişiyi bir yerden başka yere hava aracı ile taşıma anlaşması yapılır ve bu sözleşme de beraberine taşıyıcının sorumluluğunu getirir. Yolcu ile taşıyıcı arasında yapılan taşıma işi anlaşmasının yazılı olmasına gerek yoktur, yazılı olması ispat kolaylığı sağlayacaktır. Bu bakımdan yolcunun varmak istediği yere hava yolu taşıması ile gitmek için ücret ödemesi, hava yolu şirketinin de bilet kesmesi durumunda anlaşma sağlanmıştır.

Bu sözleşme 2 taraflı borç yükleyen bir eser sözleşmesi niteliğindedir. Yolcu taşıma sözleşmesi TSHK madde 107’de şu şekle düzenlenmiştir; “Yolcu taşıma sözleşmesinde, taşıyıcı, yolcuya aşağıdaki kayıtları içeren ve uluslararası standartlara uygun olan bir bilet vermekle yükümlüdür; taşıyıcı ad, soyadı, yolcu ad, soyadı, biletin düzenlendiği gün ve yer, taşıma ücreti, kalkış ve varış yerleri, taşımanın bu kanunda gösterilen sorumluluğun sınırlandırılmasına ilişkin hükümlere bağlı olduğu. Taşıyıcı, yolcuyu biletsiz veya yukarda yazılı kayıtları içeren bir bilet vermeden kabul etmiş ise, taşıma sözleşmesinin varlığı veya geçerliliği etkilenmez, ancak taşıyıcı bu Kanunun sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan hükümlerinden yararlanamaz.” Şeklindedir. Yük taşıma sözleşmesinin nasıl olduğu ise TSHK madde 110’da düzenlenmiştir.

Taşıyıcının Sorumluluğu

Hava yolu taşımasında taşıma halindeyken kazaların, yaralanmaların meydana gelmesi oldukça muhtelemeldir ve bu sebeple Türk Sivil Havacılık Kanunu taşıyıcı için sorumluluk halleri öngörmüştür. TSHK madde 120 yolcunun bedensel zararları ve ölümü halindeki sorumluluğu düzenlemiştir.

TSHK madde 120; Yolcunun ölümü veya herhangi bir cismani zarara uğraması halinde, bu zarara sebebiyet veren kaza hava aracında veya iniş veya biniş sırasında meydana geldiği takdirde, taşıyıcı sorumludur.” Şeklindedir. Madde 121’de ise yük ve bagajların kaybı ve zarara uğraması halinde sorumluluk hali düzenlenmiştir. Sorumluluk hallerinde sınırların nasıl olacağı Montreal Sözleşmesi’ndeki (Uluslararası Sivil Hava Taşımacılığı Konvansiyonu, Türkiye 1999 tarihinde taraf olmuş ve iç hukukta yürürlüğe koyulmuştur) sınırlara göre belirlenir ve taraflar arlarında sorumluluğu artıran ayrıca bir sözleşme yapabilir. Ama sınırı düşüremezler. Tüm sorumluluk hallerinde de eğer taşıyıcı zararın doğması için gerekli olan bütün önlemleri aldığını veya alsaydı bile zararın yine de oluşacağını ispatlarsa sorululuktan kurtulabilecektir. Taşıyıcı ile yardımcılarının kasti veya ihmali davranışları sonucu zararın ortaya çıktığı ispat edilirse eğer sınırsız sorumluluk hali ortaya çıkacaktır.

Tazminat Davaları ve Örnek Yargıtay Kararları

Hava yolu taşımalarla ilgili uygulamada en çok taşıyıcıya karşı maddi ve manevi tazminat davaları açıldığı görülmüştür. Bu davalara örnek teşkil etmesi açısından emsal Yargıtay kararları paylaşmak yerinde olacaktır.

  1. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/930 Esas 2017/1456 Karar 13.03.2017 Tarihli kararı aşağıdadır;

turk-hukukunda-havayolu-ile-ilgili-baslica-tazminat-davalari-ve-yargitay-kararlari-1

Kararda da görüldüğü üzere yolcu, taşıyıcının fazla bilet satışı yani “overbooking” yapması sonucu uçağa alınmamış ve 2.790 Türk lirası maddi, 20.000 Türk lirası tutarlı manevi tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi Türk Ticaret Kanunu madde 914’te yer alan  “bilet parasının üç katının tazminat olarak hükmedilmesi gerektiği” hükmünü uygulayarak davacının talebini kabul etmiştir. Yargıtay ise Türk Ticaret Kanunu’nun değil konuyu daha özel ve detaylı düzenleyen Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun sorumluluğa ilişkin 106. maddesinin uygulanmasının uygun düşeceğini belirtmiş ve kararı davalı lehine bozmuştur. Türk Hukukunda Havayolu İle İlgili Başlıca Tazminat Davaları ve Yargıtay Kararları

Yargıtay güncel başka bir kararında ise yolcu bagajından kaynaklanan sorumluluğu ele almıştır. TC. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/14600 Esas 2017/281 Karar 16.01.2017 Tarihli kararı aşağıdadır;

turk-hukukunda-havayolu-ile-ilgili-baslica-tazminat-davalari-ve-yargitay-kararlari-2

Şeklinde karar vermiştir. Kararı inceleyecek olursak eğer, davacının “bagajının uçuş sonrası kaybolduğunu, bulunması için 1 gün havaalanında kalması gerektiği ve kendisinin şeker hastalığının olduğu, ilaçlarının bagajında olması sebebiyle de ancak 1 hafta sonra ilaç kullanabildiği” gerekçesiyle 1,318 Türk lirası maddi, 3,000 Türk lirası tutarlı manevi tazminat davası açmıştır.  Davalı taraf ise “tüketici mahkemesinin değil ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, bagaj kayıplarında manevi tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddini istemiştir.”. İlk derece mahkemesi davalı lehine hüküm kurmuştur.

Yargıtay ise hükmü onamıştır bunun sebebi ise davacının işi gereği seyahat ettiği bu sebeple de mesleki amaçlarla yapılan seyahati sebebiyle de mezkur olayın tüketici mahkemesi görevine girmediği, ticaret mahkemesi görev alanına girdiği görülmüştür. Aynı zamanda belirtmek gerekir ki bagaj kayıpları durumunda manevi tazminata hükmedilmeme sebebi bagajdaki hemen her şeyin maddi bir bedelinin olası ve yeri doldurulabilir şeyler olmasıdır, aynı zamanda ilaçların bagajda kaldığı bu sebeple de şeker hastası davacının bir hafta ilaç kullanamadığını belirtmesi olağan hayatın akışına uygun değildir. Kişinin parasının yanında olmadığı ihtimalde dahi havaalanı içerisinde güvenlikten, polisten yardım isteyip ilaçlarını temin etmesi mümkündür.