Devremülk Hukuku

Devremülk Sözleşmesinin Feshi, Senetlerin İptali Ve İadesi Emsal Yargıtay Kararları

devremulk-sozlesmesinin-feshi-senetlerin-iptali-ve-iadesi-emsal-yargitay-kararlari

, Senetlerin İptali Ve İadesi Emsal Yargıtay Kararları

  1. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2020/4551 Esas,  2020/5129 Karar :

Yerine getirilmeyen Sözleşmesinde fesih ile ödenen bedelin iadesi için icra takibine girişilmesi itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir.”

  1. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2020/955 Esas,  2020/3254 Karar:

Sözleşmede tedarikçi olarak adı geçen davalı … Otel İşl.Tur.İnş.Tic.A.Ş.’nin diğer davalı şirket ile arasında organik bağ bulunduğu kabul edilerek her iki davalının da ödenen meblağdan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekir.”

  1. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2020/668 Esas,  2020/1072 Karar:

Devre mülk sözleşmesinin ve bu sözleşmeye dayanan tapunun iptali ve ödenen bedelin iptali istemine ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.” 

  1. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2016/27741 Esas, 2016/22084 Karar :

Davacının huzurdaki davadaki talebi sadece verdiği bedellerin geri alınmasına ilişin olup, tapu iptal ve tescil gibi taşınmazın aynına ilişkin bir talebi bulunmamaktadır. ………….…huzurdaki davanın taşınmazın aynına ilişkin dava gibi görülmesi mümkün değildir. 6100 Sayılı HMK’nın 6. Mad. göre genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ayrıca, 4077 sayılı kanunun 23/3. madde ve fıkrasına göre de, tüketici davalarının tüketicinin ikametgâhında da açılabileceği belirtilmiştir ki, bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Bu nedenle dava, davacının tercihine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.” 

  1. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2016/25519 Esas, 2019/11699 Karar:

Taraflar arasında devre mülk satış sözleşmesi yapıldığı ve söz konusu sözleşmenin resmi şekil şartına tabi olduğu (tapuya irtifak şeklinde tescil edilmesi) ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tarafların verdiklerini iade edecekleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi hukaka uyarlı değildir.” 

  1. Yargıtay 13 Hukuk Dairesi’nin 07.2013 tarih ve 2013/4117-18427 Esas :

“Tapuda kayıtlı taşınmazların satışının, MK’nun 706 , BK’nun 213, Tapu K.’nun 26 ve Noterlik K.’nun 60 maddeleri gereğince resmi şekilde yapılması zorunludur, haricen düzenlenen satış sözleşmeleri hukuken geçersizdir. Bu nedenle taraflar arasındaki devre mülk satış sözleşmesi de tapulu taşınmazın satışına ilişkin olup geçersizdir. Geçersiz sözleşmeye dayanılarak davacının fesih ve ödediği meblağın iadesini her zaman talep hakkına sahiptir. Bu nedenle davacının ödediği meblağın iadesine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.”

  1. Yargıtay Hukuk Dairesi’nin 2016/26742 Esas,  2019/2269 Karar :

Devre mülk satış sözleşmesi yapıldığı ve söz konusu sözleşmenin resmi şekil şartına tabi olduğu ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz sözleşmeye dayalı olarak tarafların verdiklerini iade edecekleri hususu değerlendirilmemiştir. O halde, mahkemece, geçersiz sözleşme nedeniyle tarafların aldıklarını geri verme ile yükümlük oldukları gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken az yukarıda belirtilen hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”

  1. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2016/25568 Esas, 2019/7833 Karar:

Her ne kadar taşınmaz devrini içeren sözleşmenin adi yazılı şekilde yapılması geçersiz ise de, taşınmazın tapusunun verilmesi ile geçersiz olan sözleşme geçerlilik kazanacaktır. Bu durumda mahkemece davalı tarafından tapunun davacıya devredildiği anlaşıldığından yapı kullanma izin belgesi ile kullanıma ilişkin iskan ruhsatının olup olmadığı, inşaatın tamamlanıp tamamlanmadığı ve devre mülk satış sözleşmesinin feshine ilişkin koşulların oluşup oluşmadığı araştırılarak taraf delilleri toplanıp sonucuna göre bir karara verilmesi gerekir.” 

  1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2019/19 Esas, 2019/574 Karar:

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince Belediyenin sorumluluğuna gidilemeyeceği, aksi yöndeki bir kabulün arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri uygulamasına aykırı düşeceği, Belediyenin kendisine düşecek dairelerin satışı için reklamlarda yer aldığı, garantörlüğünün bulunmadığı, bu nedenle Özel Daire bozma kararının yerinde olduğu ve direnme kararının bozulması gerektiği yönündeki görüş açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Sonuç itibariyle yerel mahkemenin satış sözleşmesinin davalı Şirket tarafından ifa edilememesi nedeniyle diğer davalı Belediyenin güven sorumluluğu gereğince davada sıfatının bulunduğu yönündeki direnme gerekçesi usul ve yasaya uygun olup yerindedir.” 

  1. Yargıtay Hukuk Dairesi’nin 2016/22547 Esas,  2019/2265 Karar:

“Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. …nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirkenmaktu vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” 

  1. Yargıtay Hukuk Dairesi’nin 2016/6597 Esas,2018/12102 Karar:

Senetlerin iptal edildiğine ilişkin mahkeme ilamını sunmasına rağmen iptal edilen senetlerin anlaşılamadığı gerekçesiyle işlem yapılamadığını beyan ederek iptal edilen ve borçlu olmadığı tespit edilen senetlerin açıklanmasını istemiştir. Davacının söz konusu dilekçesi HMK 305/1. maddesinde “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.” şeklinde düzenlenmiş olan tavzih talebi niteliğindedir.”

  1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/631 Esas,  2018/1171 Karar:

Devre tatil sözleşmeleri çoğunlukla yalnızca belli bir odanın ya da taşınmazın belli dönemlerde kullanılmasından ibaret değildir; tüketiciler aynı zamanda tesisten ve tesiste verilen hizmetlerden de istifade ederler. 4077 sayılı Kanun’a tabi uyuşmazlıklar yönünden devre tatil sözleşmelerinde tüketicinin cayma süresinin başladığının kabul edilebilmesi için tüketicinin sözleşmede kendisine tahsis edilen oda veya bölümü fiilen görmesi ve bu surette gerçek anlamda teslimin sağlandığının bu iddiayı ileri süren tarafından ispatlanması gerekir.”

  1. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2014/27680 Esas,  2015/29186 Karar:

“Bu tip satışlar, tecrübe ve muayene koşullu satışlardan olduğundan, cayma hakkı ancak hizmetin ifasından sonra, başka bir ifade ile tatil hakkı kullanıldıktan sonra işlemeye başlayacak olup, bu süre içinde sözleşme askıdadır. Davacı devre mülk hakkını kullanmadığını belirtmekte olup, bu durumda cayma hakkını kullanma süresi henüz başlamamış olduğundan, davacının cayma hakkını kullanması mümkündür.”

Scroll Up