Makale Başlıkları
Fon teklifi Meclis’ten geçerek yasalaştı. Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarındaki yüz binlerce yatırımcıyı doğrudan ilgilendiren düzenleme, 22 Ekim 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edildi. TBMM kayıtlarında düzenleme 7596 sayılı “Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun” olarak yer almaktadır.
Fon Teklifi Meclis’ten Geçerek Yasalaştı
Kanunun temel amacı, Sermaye Piyasası Kurulunun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımlandığı tarihte tasfiyesi henüz tamamlanmamış yatırım fonlarının tasfiye sürecini özel kurallara bağlamaktır. Düzenleme yalnız fon varlıklarının satılmasıyla sınırlı değildir. Fonlardan hukuka aykırı şekilde çıkarıldığı belirlenen değerlerin geri alınması, meydana gelen zararların sorumlu kişilerden tahsil edilmesi ve geri kazanılan tutarların yatırımcılara aktarılması için özel bir sistem kurulmaktadır.
Düzenlemenin yatırımcı açısından en dikkat çekici bölümlerinden biri ise belirli şartlarla 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılabilmesine imkan tanınmasıdır. Ancak bu hüküm “tasfiye kapsamındaki her yatırımcıya devlet tarafından 1 milyon TL ödenecek” şeklinde yorumlanmamalıdır. Ara ödeme yatırımcının gerçek net yatırım tutarına, ilgili fonun tasfiye malvarlığına ve SPK tarafından belirlenecek ödeme esaslarına bağlıdır.
SPK’nın resmi açıklamasına göre 17 Eylül 2026 tarihli kararlarla 7 portföy yönetim şirketine ait toplam 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verilmiş ve bu fonlardaki tekil yatırımcı sayısı Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre 455 bin 758 kişi olarak açıklanmıştır.
| Konu | Yeni Düzenleme |
|---|---|
| Kanun | 7596 sayılı Kanun |
| Kabul tarihi | 22 Ekim 2026 |
| Kapsam | SPK’nın 17 Eylül 2026 kararlarıyla tasfiyesine karar verilen belirli fonlar |
| Tasfiye denetimi | SPK |
| Fon payı tespiti | MKK kayıtları ve mutabakat |
| Ara ödeme | En fazla 1 milyon TL |
| Zararların geri alınması | SPK ve TMSF mekanizması |
| Ödemeler | Tasfiye kuruluşu ve gerektiğinde YTM |
| Sorumlular | Öncelikle portföy yönetim şirketi, şartları varsa gerçek ve tüzel kişiler |
| Geri kazanılan para | Fon yatırımcıları için özel hesaplarda tutulacak |
Önemli bir hukuki ayrıntı da yürürlük tarihidir. TBMM’nin 22 Ekim 2026 tarihli güncel kaydında Kanunun Cumhurbaşkanlığına aynı gün gönderildiği, ancak henüz Resmi Gazete tarih ve sayısının kayıtlı olmadığı görülmektedir. Kanunun 8. maddesine göre düzenleme, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girecektir.
Düzenleme Hangi Fonları Kapsıyor?
7596 sayılı Kanun Türkiye’deki bütün yatırım fonları için uygulanacak genel bir tasfiye kanunu değildir.
Kanunun 1. maddesinde kapsam açık şekilde sınırlandırılmıştır. Düzenleme, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilmiş ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla tasfiye süreci henüz tamamlanmamış yatırım fonlarına uygulanacaktır.
131 Fon Tasfiye Kapsamına Alındı
SPK’nın 23 Eylül 2026 tarihli resmi açıklamasına göre Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararları sonucunda 7 portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar verilmiştir.
MKK verileri esas alınarak yapılan açıklamada bu fonlarda toplam 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunduğu bildirilmiştir.
SPK’nın sonraki duyurularında adı geçen portföy yönetim şirketleri arasında Tera Portföy Yönetimi A.Ş., Pusula Portföy Yönetimi A.Ş., Atlas Portföy Yönetimi A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., A1 Capital Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Portföy Yönetimi A.Ş. ve Pardus Portföy Yönetimi A.Ş. bulunmaktadır.
Ancak yatırımcının yalnız portföy yönetim şirketinin adına bakması yeterli değildir. Hangi fonların doğrudan tasfiye kapsamında bulunduğu SPK’nın güncel listeleri ve MKK kayıtları üzerinden kontrol edilmelidir.
Gelecekteki Bütün Fon Tasfiyelerine Uygulanacak mı?
Hayır.
7596 sayılı Kanunun 1. maddesinde, düzenlemenin kapsamda belirtilen fonların dışındaki yatırım fonları bakımından genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmayacağı açıkça belirtilmiştir.
Bu nedenle ileride başka bir portföy yönetim şirketinin fonunun tasfiyesine karar verilmesi halinde 7596 sayılı Kanunun hükümlerinin otomatik olarak o fona uygulanacağı söylenemez.
Düzenleme belirli ve olağanüstü bir tasfiye sürecini çözmek amacıyla çıkarılan özel nitelikte bir kanundur.
Fonların Tasfiyesi Nasıl Yapılacak?
Kanuna göre tasfiye işlemleri SPK’nın gözetim ve denetimi altında, Kurul tarafından görevlendirilen kuruluşlar tarafından gerçekleştirilecek.
SPK; fon varlıklarının belirlenmesi, değerleme, satış, fon pay sahiplerinin tespiti, ara ödeme, nihai ödeme ve dağıtım sırası dahil tasfiye sürecinin önemli aşamalarında düzenleme yapmaya yetkili olacak.
Fon Varlıkları Hemen Satılacak mı?
Kanunun temel yaklaşımı fon varlıklarının ne pahasına olursa olsun hızlı şekilde satılması değildir.
Tasfiye ile görevli kuruluşlar, yatırımcıların ortak menfaatlerini ve mevcut piyasa koşullarını dikkate alarak mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi için gerekli özeni göstermek zorundadır.
Bu düzenleme önemlidir. Çünkü çok büyük miktarda sermaye piyasası aracının kısa sürede piyasaya satılması, fiyatların daha fazla düşmesine ve sonuç olarak yatırımcıların zararının büyümesine neden olabilir.
SPK daha önce tasfiye sürecindeki belirli süreyi üç aydan altı aya çıkardığını açıklamış ve bunun amacını fon portföylerinin uygun piyasa koşullarında satılmasına imkan sağlamak olarak belirtmiştir. Kurul ayrıca altı aylık sürenin tasfiyenin mutlaka altı ay süreceği anlamına gelmediğini açıklamıştır.
Fon Varlıkları Borsa Dışında Satılabilir mi?
Evet.
Kanun, bazı özel durumlarda SPK’nın fon varlıklarının Borsa dışında satılmasına izin verebilmesini düzenlemektedir.
Borsada oluşan fiyatın varlığın gerçek ekonomik değerini yansıtmadığı veya Borsa üzerinden yapılacak işlemin tasfiyeyi gereksiz biçimde geciktireceği değerlendirilirse geri alım, toptan satış, hakim ortağa satma hakkı ve benzeri alternatif yöntemler kullanılabilecek.
SPK, tasfiye ile görevli kuruluşun talebi üzerine varlıkların Borsa dışında satılmasına da izin verebilecek.
Amaç, yatırım fonunun elindeki bir varlığın yalnız hızlı satılabilmesi uğruna düşük fiyattan elden çıkarılmasını önleyerek yatırımcının tasfiye sonucunda alabileceği tutarı mümkün olduğunca korumaktır.
Satın Alan Kişiye Satış Yasağı Getirilebilir mi?
SPK, tasfiye kapsamında Borsa veya Borsa dışında satılan varlıkları satın alan kişilerin söz konusu varlıkları belirli bir süre Borsada satmasını engelleyebilecek.
Aynı şekilde ekonomik olarak aynı sonucu doğurabilecek başka işlemlerin yapılması da sınırlandırılabilecek.
Böylece tasfiye varlıklarının kısa süre içerisinde yeniden piyasaya sürülmesi nedeniyle fiyat üzerinde yeni bir baskı oluşmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Fon Pay Sahipliği Nasıl Belirlenecek?
Yatırımcı bakımından en önemli konulardan biri “Ben tasfiye kapsamında hak sahibi miyim?” sorusudur.
7596 sayılı Kanun bu konuda MKK kayıtlarını esas alan bir sistem öngörmektedir.
Fon pay sahipliği, tasfiye işlemini yürüten kuruluşlar ile MKK kayıtlarının karşılaştırılması ve mutabakat sağlanması sonucunda fon ve hesap bazında belirlenecektir.
TEFAS’ta Blokede Kalan Yatırımcılar Ne Olacak?
Kanunda TEFAS üzerinden talimat vermiş ancak işlemi tamamlanamamış yatırımcılar için ayrıca düzenleme bulunmaktadır.
Tasfiyeye konu fonlara ilişkin 17 Eylül 2026 tarihi ve öncesinde TEFAS’a gönderilmiş ancak fonun temerrüdü veya fon katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilememiş talimatlarda katılma payları bloke edilmiş kişiler de fon pay sahibi kabul edilerek tasfiye hükümlerinden yararlanabilecek.
SPK da daha önce yaptığı resmi açıklamada belirli TEFAS talimatlarının tasfiye bakiyesinden pay alabileceğini belirtmişti.
Bu düzenleme, yatırımcının aslında satış veya başka bir işlem talimatı vermiş olmasına rağmen fonun kendi temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle işlem tamamlanamadığı durumlarda yatırımcıyı korumayı amaçlamaktadır.
Bazı Kişilere Ödeme Yapılmayacak mı?
Evet.
Kanunda piyasa bozucu eylemler, bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığıyla bağlantılı kişiler bakımından özel bir istisna bulunmaktadır.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104, 106 veya 107. maddelerinde düzenlenen fiilleri işlediği veya tasfiye kapsamındaki fonlarla birlikte bu fiillere katıldığı SPK tarafından tespit edilen kişi ve kurumlara tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme yapılmayacaktır.
Dolayısıyla düzenleme bütün hesap sahiplerine hiçbir inceleme yapılmadan ödeme yapılmasını öngören koşulsuz bir garanti sistemi değildir.
1 Milyon TL Ara Ödeme Nasıl Yapılacak?
Kanunun kamuoyunda en çok dikkat çeken düzenlemesi 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme imkanıdır.
Ancak burada birkaç önemli sınır bulunmaktadır.
Birincisi, 1 milyon TL herkesin otomatik olarak alacağı sabit bir ödeme değildir.
İkincisi, ödeme ilgili fonun tasfiye malvarlığından yapılacaktır.
Üçüncüsü, yatırımcının gerçek net yatırım tutarından daha fazla ara ödeme yapılamaz.
1 Milyon TL’nin Altında Yatırımı Olan Ne Alacak?
Kanunun 4. maddesine göre SPK tarafından belirlenen fonlarda, net yatırım tutarının endeksleme yapılmaksızın hesaplanan kısmı 1 milyon TL’nin altındaysa, en fazla bu gerçek tutar kadar ara ödeme yapılabilecektir.
Örneğin yatırımcının ilgili fondaki endeksleme öncesi net yatırım tutarının 420 bin TL olduğunu varsayalım.
Kanundaki 1 milyon TL tavan nedeniyle bu kişinin 1 milyon TL alma hakkı doğmaz. Azami ara ödeme 420 bin TL ile sınırlı olacaktır.
Net yatırım tutarı 1 milyon TL veya daha yüksek olan yatırımcı bakımından ise ara ödeme üst sınırı 1 milyon TL’dir.
1 Milyon TL Kesin Ödenecek mi?
Hayır.
Kanun “ödenir” şeklinde koşulsuz bir sistem yerine, SPK tarafından belirlenecek fonlarda ara ödeme yapılabilmesine imkan sağlamaktadır.
Ayrıca fonun kullanılabilir tasfiye malvarlığının yeterli olup olmadığı da önemlidir.
Fonun dağıtılabilir nakdi bütün yatırımcıların ara ödemelerini karşılamaya yetmezse SPK farklı bir dağıtım modeli belirleyebilir.
Kanuna göre SPK, mevcut paradan mümkün olan en fazla yatırımcının yararlanmasını sağlamak amacıyla net yatırım tutarı en düşük yatırımcılardan başlayarak ödeme yapılmasına karar verebilir.
Alternatif olarak bütün yatırımcılar için belirli bir asgari ara ödeme miktarı belirlenmesi de mümkündür.
Dolayısıyla “Kanun çıktı, hesabıma doğrudan 1 milyon TL yatacak” beklentisi hukuken doğru değildir.
Ara Ödeme Yapılınca Fon Payları Silinecek mi?
Hayır.
Kanunun açık hükmüne göre ara ödeme karşılığında fon katılma payları iade edilmeyecektir.
Katılma paylarının iadesi nihai tasfiye ödemesi sırasında gerçekleştirilecektir.
Bu nedenle ara ödeme, yatırımcının tasfiye hakkının tamamen sona ermesi anlamına gelmez.
İlerleyen aşamada tasfiye varlıklarından veya geri kazanılan değerlerden yeni ödeme yapılması mümkün olabilir.
Net Yatırım Tutarı Nasıl Hesaplanacak?
Tasfiyedeki varlıkların satılması sonucunda elde edilen toplam nakit, fonun tasfiye öncesindeki görünen toplam değerini karşılamıyorsa yatırımcılara yapılacak ödemenin hesabında “net yatırım tutarı” mekanizması devreye girecektir.
Kanunun 4. maddesi bu hesaplamayı ayrıntılı şekilde düzenlemektedir.
TÜFE ve Yİ-ÜFE Endekslemesi Yapılacak
Fon sahibinin fona yaptığı her nakit giriş ve çıkış, tasfiye tarihine kadar TÜİK tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kullanılarak güncellenecek.
Hesaplama kıstelyevm, yani gün esasına göre gerçekleştirilecek.
Yatırımcının daha önce fondan para çekmiş olması halinde bu nakit çıkışları da hesaba dahil edilecek.
Kanunda bunun için ilk giren ilk çıkar yöntemi öngörülmektedir.
Amaç, fonun gerçeği yansıtmadığı ileri sürülen son fiyatına körü körüne bağlı kalmak yerine yatırımcının fonda gerçekten bulunan ekonomik pozisyonunun daha objektif şekilde tespit edilmesidir.
Fonun Görünen Değeri ile Ödeme Aynı Olmayabilir
Yatırımcının hesabında tasfiye öncesinde örneğin 2 milyon TL fon değeri görünmesi, mutlaka 2 milyon TL nakit ödeme yapılacağı anlamına gelmez.
Tasfiye sonucunda fonun gerçek malvarlığının görünen değeri karşılayamaması halinde kanundaki net yatırım tutarı hesabı devreye girecektir.
Bu nedenle yatırımcının üç farklı kavramı birbirinden ayırması gerekir:
| Değer | Anlamı |
|---|---|
| Fonun ekranda görünen değeri | Tasfiye öncesindeki pay fiyatı üzerinden değer |
| Net yatırım tutarı | Kanundaki özel yöntemle hesaplanan gerçek yatırım pozisyonu |
| Ara ödeme | Nihai ödemeden önce yapılabilecek sınırlı ödeme |
Bu üç rakam her yatırımcı bakımından aynı olmak zorunda değildir.
Nihai Ödeme Nasıl Yapılacak?
Tasfiye tamamlandıktan sonra yatırımcıya yapılacak nihai ödeme hesaplanırken daha önce alınan tutarlar dikkate alınacaktır.
Kanuna göre fon pay sahibine tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesabından veya diğer hukuki yollarla daha önce ödeme yapılmışsa bu tutarlar nihai ödemeden mahsup edilir.
Böylece aynı zarar için birden fazla ödeme yapılması engellenecektir.
Daha Önce Kazançla Çıkanlar Para İade Edecek mi?
Kanun bazı kişiler bakımından isteğe bağlı iade mekanizması da getirmektedir.
Tasfiye tarihinden önce fondan çıkarak ödeme alan kişinin elde ettiği getiri, kanundaki TÜFE ve Yİ-ÜFE esaslı hesaplamayı aşmışsa aşan bölüm SPK tarafından ilan edilen hesaba isteğe bağlı olarak iade edilebilecek.
Benzer şekilde sorunlu işlemlere konu paylardan olağan seviyenin üzerinde kazanç sağlayan kişiler için de genel hisse iade hesabına isteğe bağlı ödeme sistemi bulunmaktadır.
Burada dikkat edilmesi gereken ifade “isteğe bağlı”dır. Kanunun bu hükmü doğrudan zorunlu geri ödeme borcu yaratmamaktadır.
Fon Zararından Kim Sorumlu Olacak?
7596 sayılı Kanunun en önemli bölümlerinden biri yalnız yatırımcıya yapılacak ödemeleri değil, fonun zarar görmesine neden olan kişilerden paranın geri alınmasını da düzenlemesidir.
Kanunda fon malvarlığından hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerler oldukça geniş tanımlanmıştır.
Muvazaalı İşlemler de Kapsamda
Bir işlemin kağıt üzerinde mevzuata uygun görünmesi tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmayacaktır.
Kanuna göre fonun ekonomik menfaatine uygun gerçek bir amacı bulunmayan ve ilişkili kişiler lehine değer aktarılmasına neden olan kredi, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım, satım, repo, ters repo ve benzeri işlemler fon malvarlığının hukuka aykırı şekilde azaltılması kapsamında değerlendirilebilecektir.
Bu düzenleme özellikle görünüşte hukuki bir sözleşme yapılmış olsa bile ekonomik gerçeğin farklı olduğu işlemlerin araştırılmasına imkan sağlamaktadır.
Önce Portföy Yönetim Şirketi Sorumlu
Kanuna göre zarardan öncelikle fonun kurucusu veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu olacaktır.
Zararın tamamı veya bir kısmı portföy yönetim şirketinden tahsil edilemiyorsa ya da edilemeyeceği açıkça anlaşılıyorsa SPK tarafından sorumluluğu belirlenen gerçek ve tüzel kişiler de şahsen sorumlu tutulabilecektir.
Bu kişilerle birlikte hareket ettiği tespit edilenler bakımından da sorumluluk gündeme gelebilir.
Yönetici Görevden Ayrılırsa Sorumluluktan Kurtulur mu?
Hayır.
Kanunda, kişinin daha sonra şirketten veya görevinden ayrılmış olmasının geçmiş dönemde gerçekleştirilen işlem ve kararlardan doğan sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı açıkça düzenlenmiştir.
Dolayısıyla zarar doğuran işlem sırasında yönetici veya kontrol sahibi olan kişinin daha sonra görev bırakması tek başına hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmayacaktır.
SPK Zararı Belirleyecek, TMSF Tahsil Edecek
SPK, her fon bakımından zarar veya kayıp tutarını ve sorumlu olduğu belirlenen gerçek veya tüzel kişileri tespit ederek TMSF’ye bildirecek.
TMSF daha sonra sorumluların malvarlıklarından tahsilat gerçekleştirebilmek amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamındaki güçlü takip imkanlarını kullanabilecek.
Bu süreç kapsamında açılacak davalarda İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.
Buradaki TMSF görevi “devlet yatırımcı zararının tamamını bütçeden ödeyecek” anlamına gelmemektedir. TMSF esas olarak sorumlu kişilerin malvarlıklarının takip ve tahsilinde ve geri kazanılan kaynakların özel hesaplarda tutulmasında rol üstlenecektir.
Elkonulan Mallar Yatırımcıya Dönebilecek mi?
Kanunun yatırımcı açısından en önemli yeniliklerinden biri de ceza soruşturmalarında elkonulan veya ileride müsadere edilen malvarlığı değerlerinin fonla bağlantısı kurulabiliyorsa doğrudan yatırımcının zararının giderilmesinde kullanılabilmesidir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesi kapsamında ilgili malvarlıklarına elkoyma kararı verilebilecek.
Para veya sermaye piyasası aracı doğrudan fona iade edilebilecek nitelikteyse Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme kararıyla ilgili fona ya da geri kazanım hesabına aktarılabilecek.
Gayrimenkul ve Diğer Mallar Ne Olacak?
Elkonulan mal doğrudan fona aktarılamıyorsa TMSF kayyım olarak atanabilecek.
TMSF bu durumda Bankacılık Kanunu kapsamında sahip olduğu yetkileri kullanabilecek ve dava sonucunu beklemeden malvarlığını satabilecek veya tasfiye edebilecek.
Elde edilen para ilgili fon için oluşturulan geri kazanım hesabında tutulacak.
Bu sistem uzun süren ceza davaları nedeniyle yatırımcının yıllarca herhangi bir ekonomik sonuç alamamasının önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
Müsadere Edilen Para Hazineye mi Gidecek?
Normal şartlarda suçtan elde edilen bazı değerlerin müsaderesi sonucunda malvarlığı Hazineye geçebilir.
7596 sayılı Kanunda ise özel bir mekanizma kurulmuştur.
Mahkeme, müsadere edilen değerin zarar gören fonun malvarlığından çıktığını veya fon zararının karşılığı olduğunu belirlerse bu malvarlığının Hazineye gelir kaydedilmesi yerine ilgili yatırım fonuna aktarılmasına karar verebilecek.
Fonun tasfiyesi daha önce tamamlanmışsa para geri kazanım hesabına aktarılacaktır.
Geri Kazanım Hesabındaki Para Haczedilebilir mi?
Hayır.
Geri kazanım hesapları TMSF’nin kendi malvarlığından ayrı tutulacaktır.
Bu hesaplarda bulunan paralar yalnız ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilecek.
Kanunun açık hükmüne göre bu paralar başka amaçla kullanılamaz, teminat gösterilemez ve kamu alacakları dahil haczedilemez. Üzerlerine ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir de konulamaz.
Tasfiye tamamlandıktan sonra geri kazanım hesabında para bulunması halinde tutarlar Yatırımcı Tazmin Merkezine aktarılacak ve YTM tarafından pay sahipliği oranında yatırımcılara dağıtılacaktır.
Yatırımcılar Şimdi Ne Yapmalı?
Kanunun kabul edilmesi yatırımcı açısından önemli bir aşama olmakla birlikte, tasfiye sürecinin tamamlandığı anlamına gelmemektedir.
22 Ekim 2026 itibarıyla TBMM resmi kaydında Kanunun Cumhurbaşkanlığına gönderildiği, ancak Resmi Gazete yayım bilgilerinin henüz oluşmadığı görülmektedir. Kanun yayımlandığı tarihte, 17 Eylül 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde yürürlüğe girecektir.
MKK ve Fon Kayıtları Kontrol Edilmeli
Yatırımcının öncelikle sahip olduğu fonların tam unvanını ve fon kodunu belirlemesi gerekir.
Fonların tasfiye kapsamında olup olmadığı SPK’nın resmi açıklamalarından kontrol edilmelidir.
Banka veya yatırım kuruluşu hesap hareketleri, fon alış emirleri, TEFAS talimatları, MKK kayıtları, hesap ekstreleri ve varsa gerçekleştirilemeyen satış emirlerinin belgeleri saklanmalıdır.
Kanun fon pay sahipliğinin MKK kayıtlarıyla mutabakat yoluyla belirlenmesini öngörse de kayıt uyuşmazlığı yaşayan yatırımcı açısından kendi belgelerinin bulunması önemlidir.
1 Milyon TL’yi Bekleyip Başka Haklardan Vazgeçilmemeli
Ara ödeme alınması yatırımcının bütün hukuki haklarından vazgeçtiği anlamına gelmemektedir.
Kanunun kendisi ara ödemenin daha sonra nihai tasfiye hesabından mahsup edileceğini ve katılma paylarının nihai ödeme aşamasında iade edileceğini düzenlemektedir.
Dolayısıyla yatırımcının zararının 1 milyon TL’nin üzerinde olması halinde ara ödeme, toplam zararın yalnız bir bölümünü oluşturabilir.
Bireysel Dava Hakkı Tamamen Ortadan Kalkıyor mu?
Kanun özel bir tasfiye ve geri kazanım mekanizması kurmaktadır. Bununla birlikte yatırımcının ayrıca hukuki talepte bulunup bulunamayacağı; zararının niteliğine, sorumlu kişiye, tasfiye kapsamında aldığı ödemelere ve ileri sürülecek hukuki sebebe göre değerlendirilmelidir.
Özellikle tasfiye sonunda gerçek zararın tamamen karşılanmadığı, kayıtların yanlış hesaplandığı veya kişinin ödeme kapsamına alınmadığı durumlarda idari ve özel hukuk yollarının ayrıca incelenmesi gerekebilir.
Aynı zararın iki defa tahsil edilmesi mümkün olmadığından daha önce alınan ara ve nihai ödemeler yapılacak hesaplamalarda dikkate alınacaktır.
Fon tasfiyesi nedeniyle ortaya çıkan hak kaybı, ödeme hesabına itiraz veya sermaye piyasası işlemlerinden kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkların değerlendirilmesi için MDM Hukuk iletişim sayfası üzerinden iletişime geçilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Fon teklifi yasalaştı mı?
Evet. TBMM resmi kayıtlarına göre Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi 22 Ekim 2026 tarihinde kabul edilmiş ve 7596 sayılı Kanun olarak kanunlaşmıştır.
Kanun yürürlüğe girdi mi?
Kanunun 8. maddesine göre düzenleme, 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlüğe girecektir. 22 Ekim 2026 akşamı itibarıyla TBMM kayıtlarında Cumhurbaşkanlığına gönderilme tarihi bulunmakta, ancak Resmi Gazete tarih ve numarası henüz yer almamaktadır.
Her fon yatırımcısına 1 milyon TL mi ödenecek?
Hayır. 1 milyon TL azami ara ödeme sınırıdır. Yatırımcının gerçek net yatırım tutarı daha düşükse daha yüksek ödeme yapılamaz. Ayrıca fonun mevcut tasfiye malvarlığı ve SPK’nın ödeme kararı da belirleyicidir.
500 bin TL yatıran kişi 1 milyon TL alabilir mi?
Hayır. Endeksleme uygulanmadan bulunan net yatırım tutarı 500 bin TL ise ara ödeme bunun üzerinde olamaz.
2 milyon TL yatıran yatırımcı ne kadar ara ödeme alabilir?
Diğer şartlar oluşmuşsa ara ödeme en fazla 1 milyon TL olabilir. Ancak bu yatırımcının nihai tasfiyede yalnız 1 milyon TL alma hakkı bulunduğu anlamına gelmez. Sonraki tasfiye ve geri kazanım ödemeleri ayrıca hesaplanır.
Ara ödeme bütün fonlarda yapılacak mı?
Hayır. Kanunda SPK tarafından belirlenen fonlarda ara ödeme yapılabileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla Kurulun ilgili fon açısından vereceği karar takip edilmelidir.
TEFAS’ta işlemim gerçekleşmedi, ödeme alabilir miyim?
17 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS’a iletilen ancak fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle tamamlanamayan ve katılma payları blokede kalan bazı talimat sahipleri kanun kapsamında fon pay sahibi olarak kabul edilecektir.
TMSF yatırımcının zararını kendi parasından mı ödeyecek?
Kanunun sistemi böyle değildir. TMSF esas olarak sorumlulardan malvarlığı tahsili yapılması, elkonulan veya satılan değerlerin geri kazanım hesaplarında tutulması ve ilgili fonlara aktarılması sürecinde görev almaktadır.
Fon yöneticileri şahsen sorumlu tutulabilir mi?
Evet. Öncelikle portföy yönetim şirketi sorumludur. Şirketten tahsilat yapılamaması veya yapılamayacağının açık olması halinde SPK tarafından sorumluluğu belirlenen gerçek ve tüzel kişilerin şahsi sorumluluğu gündeme gelebilir.
Yönetici şirketten ayrılmışsa sorumluluk sona erer mi?
Hayır. Kanuna göre görevden ayrılmak, kişinin görev yaptığı dönemde aldığı karar ve yaptığı işlemler nedeniyle doğabilecek sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Geri kazanılan paralar ne zaman dağıtılacak?
Tasfiye devam ediyorsa geri kazanılan para ilgili fonun tasfiye sürecine aktarılabilecek. Tasfiye tamamlanmışsa TMSF’deki geri kazanım hesabından YTM’ye aktarılarak fon pay sahiplerine dağıtılabilecek. Kesin ödeme tarihleri ise SPK tarafından belirlenecek uygulama ve tasfiye takvimine bağlı olacaktır.
Tasfiye ne kadar sürecek?
SPK 21 Eylül 2026 tarihinde tasfiye usulündeki belirli üç aylık süreyi altı aya çıkarmıştır. Ancak Kurul açıkça bunun her fonun mutlaka altı ay bekleyeceği anlamına gelmediğini ve koşullar uygun olduğunda işlemlerin daha erken tamamlanabileceğini belirtmiştir.
Yatırımcı Açısından Yeni Dönem
Fon teklifinin Meclis’ten geçerek yasalaşmasıyla, 17 Eylül 2026 tarihinde başlayan geniş çaplı yatırım fonu tasfiye süreci için daha kapsamlı bir hukuki altyapı oluşturulmuştur.
7596 sayılı Kanunun yalnızca tasfiye edilen varlıkların satılmasını düzenlemediği özellikle vurgulanmalıdır. Kanun dört ayrı mekanizmayı birlikte kurmaktadır: fonların gerçek değerine mümkün olduğunca yakın şekilde tasfiye edilmesi, yatırımcılara belirli şartlarla ara ödeme yapılması, fonlardan hukuka aykırı çıkarıldığı tespit edilen malvarlığının geri alınması ve zarar doğuran işlemlerden sorumlu kişilerin malvarlıklarına gidilmesi.
Yatırımcı bakımından en dikkat çekici 1 milyon TL’lik ara ödeme, bir tazminat garantisi veya devlet bütçesinden yapılacak sabit ödeme değildir. Bu tutar yalnız ara ödemenin azami sınırıdır. Yatırımcının gerçek net yatırım tutarı, fonun eldeki malvarlığı, SPK’nın vereceği kararlar ve tasfiye sonucunda geri kazanılacak değerler nihai olarak alınabilecek tutarı belirleyecektir.
Kanunun bir diğer önemli yönü, ceza soruşturmalarında elkonulan ve fonla bağlantısı belirlenen malvarlıklarının yalnız Hazineye bırakılması yerine yatırımcının zararının giderilmesine yönlendirilebilmesidir. Aynı şekilde TMSF’ye tanınan tahsil ve kayyımlık yetkileri, fonlardan çıkarılan malvarlıklarının geri kazanılmasını hızlandırabilecek önemli araçlardır.
Bu nedenle tasfiye kapsamındaki yatırımcıların yalnız ara ödeme haberlerine odaklanmaması gerekir. MKK kayıtlarının doğruluğu, net yatırım tutarının hesabı, gerçekleşmeyen TEFAS işlemleri, tasfiye sonucunda yapılan ödeme miktarı ve sonraki geri kazanım dağıtımları birlikte takip edilmelidir.
Tasfiye sonunda yatırımcının kaybının tamamen karşılanıp karşılanmadığı ise ancak bütün bu aşamalar tamamlandıktan sonra kesin biçimde değerlendirilebilir.
Bu içerik 22 Ekim 2026 tarihindeki TBMM ve SPK kayıtları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla MDM Hukuk tarafından hazırlanmıştır. Düzenlemenin Resmi Gazete’de yayımlanması, SPK tarafından çıkarılacak uygulama esasları ve yatırımcı bazındaki hesaplamalar takip edilmelidir.
Fon tasfiyesi, ara ödeme hesabı, yatırımcı zararı veya sorumlulara karşı başvurulabilecek hukuki yollar konusunda dosyaya özgü değerlendirme almak için MDM Hukuk iletişim sayfası üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Kaynaklar
Türkiye Büyük Millet Meclisi – 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun.
Sermaye Piyasası Kurulu – Tasfiye Konusu Fonlardaki Yatırımcı Sayısına İlişkin Açıklama.
Sermaye Piyasası Kurulu – Tasfiyedeki Fonlara İlişkin Ara Ödeme Duyurusu.
Sermaye Piyasası Kurulu – Tasfiye Konusu Fonlara İlişkin Süre Düzenlemesi.



