İlaç Hukuku

Hekimin İlaçla Tedavide Ceza Sorumluluğu

hekimin-ilacla-tedavide-ceza-sorumlulugu

Hekimin ilaçla uyguladığı tedavide kural taksirle sorumluluktur. Öncelikle Hekimin kastı olmadığı düşüncesi üzerinde durulur. Bu sebeple ilaçla uygulanan tedavi sonrası ölüm veya yaralama meydana gelirse taksirle öldürme, taksirle yaralama suçlarından ceza sorumluluğuna gidilir.

Yaralama olaylarında ise yapılan araştırmalar ilaç ile tedavi sırasında meydana gelen hataların yüzde 12’sinin hayati tehlike oluşturduğunu göstermiştir. Bu azımsanamayacak bir orandır.

Doktorun öncelikle taksirle sorumluluğu bulunmakla birlikte bazı durumlarda doktor ihmal ve icra hareketlerinde kasti olarak gerçekleştirirse kasten öldürme ve kasten yaralama suçundan cezalandırılır.

Bunun yanında hekimlerin reçetelerde genelde belgede sahtecilik suçuna girecek değiştirmeler ile suçu işlediği görülmektedir. Yine hekimlerin kamuda çalışanları ilaç firmaları ile anlaşma ve menfaat sağlamaları sonucu aynı zamanda rüşvet suçu ile veya gerekli muayene ve tetkikleri yapmadan ilaç verme durumunda görevi ihmal suçu ile gündeme gelmektedirler.

Bu makalede hekimlerin ilaç reçete etmesine dayalı şu suçlar yakından incelenecektir:

  • Taksirle veya kasten adam öldürme/yaralama
  • Görevi Kötüye Kullanma
  • Dolandırıcılık
  • Belgede sahtecilik
  • Rüşvet

Taksirle veya Kasten Adam Öldürme/Yaralama

Hekim tıbbın kurallarına ve mesleki gereklerine uymadan hareket ederse ve hastasının yaşamını tehlikeye düşürür, sağlığına zarar verirse “tıbbi hata” dan bahsedilir. Bu bağlamda yanlış ilaç kullanma, dozunu yanlış ayarlama fiilleri de tıbbi hata kabul edilmektedir.

Tıbbi hatayı tespit ederken; tedavi yapıldığı sırada geçerli olan bilimsel gelişmeler ve kanun ve yönetmelik hükümleri dikkate alınmaktadır.

Hekimlerin hastanın yaşamına doğrudan etki etmesi sonucunda cezai sorumlulukları doğmaktadır. Bu cezai sorumluluk hastanın hayatını konu alırsa taksirle/kasten öldürme suçları vücut bütünlüğünü konu alırsa taksirle/kasten yaralama suçları gündeme gelir.

Uygulamada bu suçların hekime atfedilebilmesi için bilirkişiden hekimin sorumluluğunu ihlal edip etmediğine ilişkin rapor alınmaktadır. Bilirkişi olarak öncelikle Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Üniversite ve Araştırma Hastaneleri Kurullarından sonrasında ise hekimin sorumluluğunun varlığından şüphe duyulmaya devam ediliyorsa Adli Tıp Genel Kurulu veya Yüksek Sağlık Şurası’ndan rapor alınmaktadır.

Yanlış İlaç Kullanma İle İlgili Yargıtay Görüşü:

  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E: 2005/1491, K: 2005/1437: Hastaya bel bölgesinden verilen ilaç sonrası hastanın 5 dk sonra hayatını kaybetmesinde hekim sorumludur. Söz konusu ilaç belden verilemez.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E: 2013/18184, K: 2014/2055: Doz alımını ayarlayamama ve yanlış teşhis ceza sorumluluğu doğuracaktır.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E: 2004/10444, K: 2004/11972 E.: Hasta bebeği muayene etmeden serum ve ilaç verilmesi ile hasta bebeğin ölümü olayında doktor taksirle öldürme veya görevi ihmal suçlarından sorumlu olacağı kabul edilmiştir.

Görevi Kötüye Kullanma

Kamuda çalışan hekimlerin ilaçla tedavi öncesinde gerekli muayene ve tetkikleri yapmaması görevi ihmal olarak değerlendirildiği gibi ayrıca hatır için ilaç yazma fiillerinin de görevi ihmal olarak değerlendirildiği Yargıtay kararlarına yansımıştır.

Uygulamadaki eylem tipleri genelde: hasta muayene ve tetkiklerden geçmeden hastaya ilaç yazılması, hastanın müşahade altına alınmaması, uzman hekime gönderilmemesi şeklindeki ihmal suretiyle yapılan fiillerdir.

İlaç Hukukunda Görevi Kötüye Kullanma Yargıtay Görüşü:

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E: 2015/979, K: 2016/6913; “Hatıra binaen ilaç yazma eyleminde, tüm araştırmalara göre suç kastının sahte belge düzenleme olmadığının kabulü ve ilaçların yüksek maliyetli olmadığı da nazara alındığında eylemin görevi kötüye kullanma olarak nitelendirmesi gerektiğine hükmedilmiştir, Benzer şekilde, hastanın acil serviste görevli hekimin fiziki muayene yapmadığını, ortopedi servisine yönlendirmediğini öne sürdüğü olayda, tüm evrak asılları incelendikten sonra hukuki durumun belirlenmesi gerektiğini” hükme bağlamıştır.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E: 2015/7065, K: 2017/68, hastaya tahlil yapılmadan ilaç verilmesi durumunda görevi kötüye kullanma suçunun işlenmiş olacağını kabul etmiştir.

Fakat aksine karar verildiği de görülmektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi,  E: 2003/1064, K: 2004/2055 sayılı kararında hekimin hastaya yeterli tetkik yapmadan ilaç yazması sonucu kısa süre sonra hasta vefat etmişse de yeterli tetkikler yapılsa dahi hastanın vefatının önlenemeyeceği şeklinde adli tıp kurumu raporuna itibar edilmiştir. Burada Yargıtay nedensellik bağının kurulamayacağını kabul etmiştir.

Dolandırıcılık

Hekimlerin ilaçla tedavi sırasında reçeteler aracılığıyla belgede sahtecilik suçu ile birlikte dolandırıcılık suçunu işlemesi mümkündür.

Belgede sahtecilik ile bazen kamu kurumları ve sosyal güvenlik kurumlarından menfaat sağlanılması için işlenerek dolandırıcılık ile birlikte işlenmektedir. Bu durumda iki ayrı suçtan ceza alınması gündeme geleceği gibi ayrıca kamu kurumlarını dolandırdığı gerekçesi ile dolandırıcılık suçunun cezasının artırılması da söz konusu olabilecektir.

Yazılan ilaçlar nedeniyle hastaların zarara uğraması söz konusu ise suçun unsurları tamsa dolandırılıcılık suçu oluşabilmektedir.

İlaç Hukukunda Dolandırıcılık ile İlgili Yargıtay Görüşüne Göre:

  • İlaçların birlikte kullanıma uygun olmadığı halde birlikte yazılması,
  • Farklı grup ilaçların beraber yazılması,
  • Hastaya konan tanı ile ilacın uyumlu olmaması,
  • Etki süresini beklemeden sık sık farklı ilaç verilmesi, durumlarında kamu zararının oluşup oluşmadığı, Hekimlerin görevlerini yerine getirip/getirmediği ve getirmemişse sebep olan unsurlar bilirkişi marifetiyle değerlendirilerek dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmadığının araştırılması gerekmektedir.

Belgede Sahtecilik

Belgede sahtecilik yapan hekimin kamuda çalışıp/çalışmamasına göre iki farklı ayrım söz konusudur.

Kamuda çalışan hekimler için kanunun 204. Maddesi, özel hastanelerde çalışan kamuda görevi olmayan hekimler için kanunun 210/2. Maddesi uygulanacaktır.

Bu suç eskiden hastaların karnelerinin toplanması ile bir eczane ile anlaşıp pahalı ilaçlar yazmak suretiyle işlenmiştir. Bugün hala önceden temin edilmiş hasta kimlik numaraları üzerinden hastaların hiç doktora gelmediği halde işlendiği görülmektedir.

Hekim tarafından sehven yanlış yazılmış reçetelerin durumu farklıdır. Bu suç sadece kasten işlenebilmektedir.

Belgede Sahtecilik Suçuna İlişkin Davalarda:

  • İlaç yazılan kişiler gerçekten hasta mı?
  • Hastalıkların uygun ilaç yazılmış mı?
  • Hekim bu hatayı muayene etmiş mi?
  • Hasta ilaçları almış mı? sorularının cevap bulması için reçete asıllarına ulaşılması, tanık, bilirkişi delillerine başvurulması gerekmektedir.

Belgede Sahtecilik İle İlgili Yargıtay Görüşü

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2013/6346 E. 2013/11733 K., Hekimin bir ilacı çok sayıda yazması ve hep aynı eczaneden alınması üzerine belgede sahtecilik suçundan şüphe oluşturmaktadır.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2013/17667 E. 2013/4706 K., Hekimin yazdığı yüzlerce ilaç arasında bazen sehven yanlış yapması doğaldır.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2013/16351 E. 2013/945 K., Hekim çok fazla ilaç yazmamışsa görevi ihmal suçundan bahsedilebilir.
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2012/2193 E. 2012/3993 K., Hüküm kurulabilmesi için kapsamlı bir araştırma ve soruşturmanın yapılması gerekmektedir.

Dolandırıcılık ve Sahtecilik Suçları ve Dava Sürecine İlişkin Aydınlatıcı Gördüğümüz İçin Şu Yargıtay Kararını Sizlerle Paylaşıyoruz:

Yargıtay 5. Ceza Dairesi,  2012/9160 E.  ,  2014/1179 K. sayılı kararı:

“4483 sayılı Kanun gereğince yetkili makamın soruşturma izni vermemesi nedeniyle resmi evrakta sahtecilik suçundan sanıklar  ……., haklarında verilen kamu davalarının düşürülmesi, resmi belgede sahtecilik suçundan sanıklar … haklarında kurulan mahkumiyet,
Rüşvet almak ve rüşvet vermek suçlarından sanıklar …, ile kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından sanıklar … ve … haklarında verilen beraat hükümlerinin ONANMASINA, Kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçundan sanıklar …, haklarında verilen beraat, … ve … haklarında kurulan mahkumiyet, resmi evrakta sahtecilik suçundan sanıklar …, haklarında verilen beraat, … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar … ve … haklarında kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık, … hakkında kamu görevlisinin zincirleme şekilde belgede sahteciliği suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak… Başkanlığı müfettişlerince düzenlenen soruşturma raporları, suça konu reçeteler, tüm dosya içeriğine göre suç tarihlerinde … Eczanesinin işleteni …, Eczanesinin işleteni …, Eczanesinin işleteni …, Eczanesinin işleteni … ve kalfası …, Eczanesi işleteni … Ezcanesi işleteni …’in … Devlet Hastanesinde uzman doktor olarak görev yapan … ve aile hekimi … ile temyiz incelemesi dışında kalan doktorlar …, la işbirliği içinde hareket ederek; Hastalar muayene edilmeden, onların bilgisi dışında reçeteler düzenlenmesi, bazı hastaların kullanmadıkları ilaçların sağlık karnelerine yazdırılması, bazı hastalara ait reçetelere aldıkları ilaç miktarlarından daha fazla ilaç yazılması suretiyle bu reçeteleri fatura edilmesini sağlayarak Sosyal Güvenlik Kurumunun zarara uğratıldığının iddia edilmesi, adına reçete düzenlenen bazı hastaların, bu doktorlara hiç muayene olmadıklarını ve ilaç yazdırmadıklarını, düzenlenen reçetelerdeki bir kısım ilaçların kendilerince kullanılmadığını ve teslim almadıklarını, bazı reçetelerdeki ilaçları ise hiç kullanmadıklarını beyan etmeleri, sanıkların atılı suçları kabul etmeyerek hastaları usulüne uygun muayene edip adlarına reçete düzenlendiklerini savunmaları, tanık olarak dinlenen ve adlarına reçete düzenlenen bazı hastaların aşamalarda çelişkili ifadeler vermeleri, Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişleri tarafından düzenlenen soruşturma raporlarının birbiriyle örtüşmemesi ile yargılama aşamasında iddia konusu suçlamalarla ilgili konunun uzmanlarından oluşan bir bilirkişi kurulundan alınmış rapor bulunmaması karşısında, Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından öncelikle hangi reçete ve belgelerin sahte olarak hazırlandığının ve suçun unsurlarının tespiti amacıyla, suçakonu reçetelerin düzenlendiği sağlık kurumlarının poliklinik, hastane defterleri, reçetelerde belirtilen teşhislere ilişkin sağlık raporu ve tetkik evraklarının temininden sonra dosyanın tüm ekleriyle birlikte konunun uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak bir heyete tevdii edilerek; iddia, savunma ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek, reçetelerde adı geçen hastaların tedavi gördükleri hastane defterlerinde kayıtlı olup olmadıkları, muayene edilip edilmedikleri, reçete tarihleri itibariyle hangi hastane ve poliklinikte hangi doktora muayene-tedavi oldukları, suça konu reçetelerin muayene sonucu düzenlenip düzenlenmediği, uygulanan tedavilerin reçetelerde belirtilen teşhislerle uyumlu olup olmadığı,şahısların reçetelerde belirtilen hastalıklarının bulunup bulunmadığı, reçetelerde belirtilen teşhislere ilişkin sağlık raporu ve tetkik evrakları gözetildiğinde yazılan ilaçların miktar ve doz bakımından teşhislere uygun olup olmadığı, sahte kupürler söz konusu ise hangi reçetelerde kullanıldığı, kişi veya kurum zararının oluşup oluşmadığı, varsa ne şekilde oluştuğu, nereden kaynaklandığı ve miktarı ile kasıtlarını belirleme bakımından sanıkların konumları, görevleri, hangi ölçüde zararın oluşmasında etkili oldukları, bu zararın karşılanıp karşılanmadığı, mevcut ise karşılanma tarihleri konularında ayrıntılı görüş sorulup alınmasından sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması, …BOZULMASINA, 10/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

 

  1. Rüşvet

Hekimlerin kamuda çalışıyor olması durumunda, Hekim ile menfaat temini amacıyla bazı ilaçlar yazmak konusunda anlaşma yaparsa bu suç oluşabilmektedir:

Konumuza İlişkin Aydınlatıcı Olduğu İçin Aşağıdaki Yargıtay Kararını Sizlerle Paylaşıyoruz:

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2013/2482 E. 2013/1232 K. sayılı kararı: “Anamur Devlet Hastanesinde dahiliye uzmanı olarak görev yapan sanığın; Roche firmasından ultrason cihazı alma karşılığında bu firmaya ait Xenical ve inhibace Plus ilaçlarını haksız olarak reçetelere yazdığının iddia olunması karşısında; SGK kayıtlarına göre sanığın, Xenical ilacını 16/03/2005-31/07/2006 tarihleri arasında toplam 4 reçetede, İnhibace Plus ilacını ise 20/05/2004-19/12/2006 tarihleri arasında toplam 273 reçetede yazmış olması, dosyada bulunan fatura içeriğine göre söz konusu ultrason cihazının 11/05/2004 tarihi itibariyle değerinin 9.957.230.580 TL olması, cihazın teslim alındığına ilişkin teşekkür mektubunun 21/06/2004 tarihli olması da gözetilerek; İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/67 Esas sayılı dosyasında bulunduğu ve Roche firması yetkilisi Levent tarafından adı geçen firmaya gönderildiği anlaşılan sanık ile ilgili elektronik postanın bir örneğinin ilgili mahkemeden veya Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığından; ayrıntıları müfettiş raporunun ekindeki CD’lerde yer alan ve 21/06/2004 tarihinden önce yazılan İnhibace Plus ilaçlarına ilişkin reçete örneklerinin ise SGK’dan getirtilmesi, bu reçetelerde yazılı teşhisler ile bu ilaçların, nitelik ve sayı yönünden uyumlu olup olmadığı hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılması, gerektiğinde reçetelerde adı geçen …’nun tanık sıfatıyla dinlenerek bu kişilere reçetede yazılı rahatsızlıklarının bulunup bulunmadığı ve ilaçları alıp almadıkları hususlarının sorulması, ayrıca sanığın Roche firması görevlilerinden ….’ın muayenehanesindeki ultrason cihazını alarak yerine suça konu ultrason cihazını bıraktığını savunması karşısında ……ın bu hususta tanık olarak dinlenmesi, sanığın; yapmaması gereken işi yapmak için usulsüz şekilde bu ilaçları reçetelere yazarak menfaat temin edip etmediğinin araştırılması, yine zimmet suçu ile ilgili yasal tevdi şartının oluşup oluşmadığının belirlenmesi bakımından, 21/06/2004 tarihi itibariyle sanığını çalıştığı hastaneye bağışlanan eşyaları teslim alma yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması…” şeklindedir. Bu karar bize rüşvet suçunun ispatının çok zor olduğunu da göstermektedir.

Scroll Up