Makale Başlıkları
Ceza hukukumuzda yer alan temel ilkelerden biri de kaç tane fiil varsa o kadar suç ,kaç tane suç varsa o kadar ceza vardır şeklinde ifade edilen ilkedir.
Bu nedenle ceza hukukumuzda kural gerçek içtimadır. Her bir ceza bağımsızlığını korur bu sebeple her bir suçtan ayrı ceza verilir.
Kural böyle olmakla birlikte fiil ceza hukukunda işlendiği tespit edilen suçların sayısına göre cezaların tespiti zorunluluğu, içtima konusunun kanunda özel bir şekilde düzenlenmesini zorunlu kılmıştır.
Ceza hukukunda içtima ortada birden fazla suçun bulunmasına rağmen faile tek ceza verilmesi durumudur.
İçtima Ne Demek?
İçtima, genel olarak “bir araya gelme” veya “birleşme” anlamına gelir. Ancak hukuk ve askeri terimlerde daha spesifik anlamlar taşır.
- Hukukta İçtima: Ceza hukukunda içtima, birden fazla suçun bir arada değerlendirilmesi anlamına gelir. Yani bir kişi, birden fazla suçtan dolayı yargılandığında, bu suçların nasıl ele alınacağına dair bir düzenlemeyi ifade eder. İçtima iki türde olabilir:
- Özdeş İçtima: Aynı türden suçların bir arada işlenmesi.
- Farklı İçtima: Farklı türde suçların bir arada işlenmesi.
- Askeri Terim Olarak İçtima: Askeri alanda, içtima, askerlerin belirli bir yerde toplanması anlamına gelir. Bu, genellikle bir eğitim veya toplantı amacıyla yapılır.
İçtima Türleri Nelerdir?
Ceza hukukunda i̇çti̇ma türlerini üç başlık altında görmekteyiz.
- Birleşik Suç
- Zincirleme Suç
- Fikri İçtima
Birleşik Suç Nedir?
Bileşik suç TCK’nin 42. Maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denilir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.
Bileşik suçta, birden fazla suç bulunmaktadır. Ancak ya iki suç bir araya gelip başka bir suç meydana getirmektedir. Ya da bir suç diğerinin ağırlaştırıcı nedeni olmaktadır.
Bileşik suçtan bahsedebilmek için öncelikle fiilin bir suç teşkil etmesi gerekmektedir. Ceza kanunlarımızda suç olarak tanımlanmış bir fiil yoksa ,bileşik suçta yoktur.
1-)İki suçun bir araya gelip başka bir suç meydana getirmesi aslında tek başlarına da bir suç oluşturan fiiller bir araya geldikleri takdirde yeni bir suç oluşturmaktadırlar.
Örnek vermek gerekirse TCK m.148’de düzenlenen yağma suçudur. Yağma suçunun unsurları incelendiğinde tehdit, cebir ve hırsızlık suçlarından meydana geldiğini görürüz.
Bu durumda bu saydığımız suçlardan ceza verilmeyecek sadece yağma suçundan hüküm kurulacaktır.
2-)Bir suç diğerinin ağırlaştırıcı nedeni olmaktadır yani bu şekilde, temel suç varlığını devam ettirirken,ağırlaştırıcı unsur olarak öngörülen suç bağımsızlığını kaybeder.
Örnek vermek gerekirse TCK m.149/1-d bendinde yer alan suçun konut ve işyerinde işlenmesi ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenmiştir.
Bu maddede konut dokunulmazlığını ihlal suçu yağma suçunun nitelikli halini oluşturmaktadır.
Burada faile hem yağma suçundan hem de konut dokunulmazlığının ihlali suçundan ayrı ceza verilmeyecektir. Faile sadece yağma suçunun nitelikli halinden ceza verilir.
Bileşik suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz. Yani bileşik suçu oluşturan suçlar ayrı ayrı toplanmayacaktır.
Bileşik Suç Kapsamında Sayılamayacak Haller Nelerdir?
1-)Birbirine Bağlı Suçlar
2-)Suç Tiplerinde Öngörülen Özel Düzenlemeler
Cinsel saldırı suçunun işlenmesi sırasında mağdurun direncini kırmanın ötesinde cebir kullanılması (TCK m.102/4)
Cinsel istismar suçunda kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olacak şiddette cebir kullanılması (TCK m. 103/5)
Hırsızlık suçunun bina veya eklentilerinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında işlenmesi(TCK m.142/4)
Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması(TCK m.150/1)
Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması sırasında kişilerin hürriyetlerinin sınırlanması(TCK m.223/4)
Kıt’a sahanlığındaki veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgal edilmesi sırasında kişilerin hürriyetlerinin sınırlanması (TCK m.224/2)
Resmi elbisenin sağlayacağı kolaylıktan ve olanaklardan yararlanarak bir suçun işlenmesi (TCK m.264/2)
Zincirleme suç TCK’nin 43. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu maddeye göre ‘‘Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir.
Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.
Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır. Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.
Zincirleme suçtan bahsedebilmemiz için birden fazla suçun varlığı gerekir aynı zamanda bu suçların tümünün bir suç işleme kararına bağlı olması gerekir.
Eğer bir olayda tek bir suç varsa zincirleme suçtan bahsedilemez.
Zincirleme Suçun Şartları;
1-) Birden Çok Suçun Bulunması: Burada dikkat etmemiz gereken şey birden fazla suçun varlığından ne zaman bahsedebiliriz?
Fiiller aynı amaca yönelikse ve bu fiiller arasında zaman aralığı kısaysa hareket tektir.
Yine seçimlik hareketli suçlarda da tipiklikte yer alan hareketlerden birkaçının yapılması ya da tümünün yapılması birden çok suç oluşturmaz.
Ama seçimlik hareketli suç aynı kişiye karşı farklı zamanlarda işlenirse bu takdirde zincirleme suçtan bahsedilebilir.
Taksirli suçlar arasında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.
Aynı zamanda zincirleme suça vücut veren suçlardan biri veya birkaçı dava zamanaşımına uğramışsa, affedilmişse veya şikayete tabi bir suç ise ve şikayet geri alınmış ve takip edilemez hale gelmişse zincirleme suç ilişkisi içinde değerlendirilemez.
2-) Aynı Suçun Birden Fazla İşlenmesi: TCK’ye göre bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suç sayılır, demektedir.
3-) Bir Suç İşleme Kararının İcrası Gerekir
Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanamayacağı Suçlar Nelerdir?
TCK’nin madde 43/3 ‘e göre kasten öldürme,kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.
Farklı Neviden Fikri İçtima
Failin tek fille birden fazla farklı suç işlemesi durumunda farklı neviden fikri içtima söz konusu olur. TCK’nin 44. maddesinde düzenlenmiştir.
Buna göre işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.
Failin tek fiille işlemiş olduğu suçlardan dolayı en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. Madde gerekçesinde de farklı suçun, bir suçun temel ve nitelikli şekilleri dışındaki suçlar olarak tanımlanmıştır.
- Farklı neviden fikri içtima şartları;
- Failin birden fazla suç işlemesi,
- İşlemiş olduğu suçların farklı olması,
- Bu suçların aynı zamanda cezalandırılabilir ve kovuşturulabilir olması gerekir.
Hedefte Sapma Halinde Fikri İçtima Hükümleri Uygulanabilir mi?
Öğretide ve uygulamada hedefte sapma halinde fikri içtima hükümleri uygulanır görüşü hâkimdir. Hedefte sapma failin gerçekte gerçekleştirmek istediği neticeyi veya gerçekleştirmek istemediği neticeyi bir başka kişi veya şey üzerinde gerçekleştirmesi halidir.
Örneğin bir kişiyi yaralamak için atılan taş mağduru yaraladıktan sonra veya mağdura isabet etmeden arabanın camına çarparak kırılmasına neden olabilir.
Bu durumda taş fırlatma fiiliyle hem tamamlanmış veya teşebbüs aşamasında kalmış kasten yaralama suçunu hem de başkasının malına zarar verme suçu işlenmiş olacaktır.
EMSAL KARARLAR:
YARGITAY 3.CD., E. 2020/5744 K.2020/7213 T.22.6.2020
DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında kasten yaralama ve cinsel taciz suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de, bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafii;
katılanlar vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin isteme uygun ONANMASINA,
2) Sanık hakkında kişilerin huzur ve sükunu bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde, TCK’nin 43/2. maddesi delaletiyle 43/1. maddesine göre arttırım yapılırken “3 ay 22 gün hapis cezası” yerine “3 ay 23 gün hapis cezasına” hükmedilerek, TCK’nin 62. maddesine göre belirlenen sonuç cezanın “3 ay 3 gün hapis cezası” yerine “3 ay 4 gün hapis cezası” olarak hesaplanmasına neden olunması sureti ile fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii, katılanlar vekilleri ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden
1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, TCK’nin 43/2. maddesi delaletiyle 43/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin fıkradaki “23 gün” ibaresinin “22 gün” olarak değiştirilmesi ve TCK’nin 62. maddesinin uygulanmasına ilişkin fıkradaki “4 gün” ibaresinin “3 gün” olarak değiştirilmesi sureti ile hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3) Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet ve hayasız hareketler suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanık hakkında Espiye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 06.03.2014 tarihli ve 2014/60 numaralı iddianame ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e, 87/2-b, 105/1, 43/1, 43/2, 123/1, 225/1, 53, 58 maddelerinde düzenlenen suçlar bakımından kamu davası açıldığı, iddianamenin metin kısmında “Sanığın 09.09.2013 günü bahçelerinde çalışmakta olan katılanlar … ve …’nun yanına belden aşağısı çıplak şekilde gelerek;
“Size sinkaf edeceğim size tecavüz edeceğim” şeklinde sözler söyleyerek yürüdüğü, katılanların etraftan yardım ister şekilde bağırmaları ve …’in taş atması sebebi ile …’in herhangi bir eylemde bulunmadığı bu olay sonucu … ve …’nun ruh sağlığı bozulduğu için cinsel saldırı ve istismar eylemlerine teşebbüs suçları ile ilgili Giresun Ağır Ceza Mahkemesi’ne fezleke düzenlendiği” belirtildiği halde, mahkemece sanığın bu eylemi bölünerek;
TCK’nin 106/1-1. cümlesinden ek savunma verilmek suretiyle açılmamış davadan hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 225/1. maddesine aykırı davranılması,
b) Sanık …’ nun katılan … ile katılan çocuklar … ve…’ya karşı doğrudan katılanları hedef alarak 2013 yılı Ağustos ayı içerisinde … Köyü içerisinde belden aşağısı çıplak bir şekilde birden fazla zamanda dolaşma ve 06.09.2013 günü cinsel organını gösterme şeklindeki eylemlerinde TCK’nin 105. maddesi kapsamında cinsel taciz suçunun yanı sıra;
bu eylemi aleni olarak gerçekleştirmiş olması sebebiyle TCK’nin 225. maddesinde düzenlenen hayasızca harekette bulunma suçunun da subut bulduğu kabul edilerek, tek eylemle birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet veren sanık hakkında TCK’nin 44. maddesinde yer alan fikri içtima kuralları gereğince bu suçlara ilişkin en ağır cezayı öngören;
TCK’nin 105. maddesine göre cezalandırılmasına karar verilmekle birlikte, hayasızca hareketlerde bulunma suçundan açılan davaya ilişkin olarak da karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi,
c) Kabule göre; sanık hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınmış olması gözetilerek;
5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince TCK’nin 106/1-1. cümle maddesinde düzenlenen tehdit suçundan uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii, katılanlar vekili, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. Maddesi uyarınca isteme kısmen uygun BOZULMASINA, 22.06.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
YARGITAY 13.CD., E.2016/19737 K.2017/139 T. 17.1.2017
DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre;
suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık hakkında hırsızlık suçundan uygulama yapılırken;
hırsızlık suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, aynı suçun aynı mağdura karşı müteaddit defa işlenmesi gerektiği, suçun mağdurunun farklı kişiler olması halinde, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, buna göre sanık çaldığı cep telefonları ve eşyaların birden çok kişiye ait olduğunu biliyor veya bilebilecek durumda ise;
mağdur adedince suçun oluşacağı, ancak bunu bilebilecek durumda değilse sanığın eyleminin tek suç olarak kabul edileceği, dava konusu olayda sanığın çalmış olduğu eşyaların farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olmadığının anlaşılması karşısında “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince de sanık hakkında tek suçtan hüküm kurulması gerekirken hatalı nitelendirme ile zincirleme suç olarak kabul edilip yazılı şekilde karar verilmesi.
2-Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın;
5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması;
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’un temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından;
“TCK’nun 43/2-1. maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırım yapılrak 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” cümlesinin çıkarılmasına ve hüküm fıkrasından “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün” çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı;
TCK’nun 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17/01/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi



