Eziyet Nedir ve Nasıl Tanımlanır?

Son güncelleme: Okuma süresi: 9 dakika

Eziyet nedir, kavramı ilk olarak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlığı altında Anayasa’nın 17/3. maddesinde bulunan “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” düzenlemesiyle karşımıza çıkmaktadır.

Eziyet, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, rencide edilmesine yol açacak davranışlarda bulunmaktır.

Buradan hareketle eziyet suçunda korunan hukuki değer, esas itibarıyla sivil kişilerce işlenen işkence niteliğine sahip fiillerin hedef aldığı kişilerin vücut dokunulmazlığı, ruh ve beden bütünlüğü, şeref ve haysiyetidir.

Mevcut düzenleme kapsamında, bir kimsenin, sistematik olarak belirli bir süreç içerisinde insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden acı çektirecek davranışlar eziyet suçuna vücut vermektedir.

Eziyet Suçu Oluşum Şartları

Bir kimse sistematik bir süreç içerisinde insan onuruyla bağdaşmayan davran

Bedensel veya ruhsal yönden acı çektirmeye yönelik, aşağılayıcı davranış.

Fail

Bu suçun faili, herkes olabilir. Eziyet suçu faili bakımından, işkence suçundan farklılık gösterir. İşkence suçu, faili bakımından özgü suç niteliğindedir sadece kamu görevlisi tarafından işlenebilen bir suçken, eziyet suçu faili bakımından bir özellik arz etmemektedir.

Bu bakımdan eziyet suçu, kamu görevlileri veya kamu görevlileri dışındaki herhangi bir kimse tarafından işlenebilir.

Ancak kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak gerçekleştirdiği mağdurun bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar işkence suçu kapsamında değerlendirilir.

Mağdur

Bu suçun faili herkes olabilir.

Hukuki Konusu

Eziyet suçu kapsamında suçun konusu ise, bireyin ruh ve beden bütünlüğü, vücudu, şeref ve haysiyetidir.

Fiil

Eziyet suçu, “insan onuruyla bağdaşmayan”, “bedensel veya ruhsal yönden acı çekmeye” ve “aşağılanmaya” neden olan davranışlar ile işlenir.Bu yüzden seçimlik hareketli suçtur. Aynı zamanda bu seçimlik hareketler her türlü davranışla gerçekleştirilebileceğinden aynı zamanda serbest hareketli bir suçtur.

Eziyet teşkil eden fiiller, kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde gerçekleştirilen davranışların bir parçası olmalı ya da önceden kararlaştırılmış, organize ve düzenli bir seyir izlemelidir.

Sistematik olma hali, hareketlerin eziyet suçunu oluşturup oluşturmadığını tespite yarayan kriterlerdendir.

Hareketlerin sistematik biçimde uygulanması, mağdura yönelik davranışların belli bir süreç içinde düzenli ve bir bütünlük içinde gerçekleştirilmelidir.

Mağdura yönelik hareketler, fail tarafından bilerek ve istenerek belirli bir süreç içerisinde genel bir tutum çerçevesinde bir bütünün parçası olarak veya belirli bir plan dahilinde işlenildiğinde eziyet suçu oluşmaktadır.

Manevi Unsur

Eziyet suçunun madde metninde taksirli hali düzenlenmediği için bu suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir.

Türk Ceza Kanunu gereği ilgili suç tipinin taksirli hali kanunda açıkça düzenlememişse, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık gerekçesiyle o kişi söz konusu davranışından dolayı cezalandırılamaz. Sadece kasten işlenebilir.

Failin belirli bir süreç içinde gerçekleştirdiği davranışların bu sonuçlardan birini doğurabilecek nitelikte olduğunu bilmesi ve istemesi, kastın varlığı için yeterlidir.

Fail, ister eğlenmek, sadist duygularını tatmin, isterse intikam almak amacıyla hareket etsin, sürekli ve sistematik biçimde eziyet teşkil eden eylemleri gerçekleştirdiğinde, eziyet suçu oluşur.

Eziyet suçunun, terör amacıyla bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi terör suçu sayılır ve ceza ağırlaştırılarak verilir.

Nitelikli Halleri

Eziyet suçunun belli kimselere karşı işlenmesi, suçun nitelikli hali olarak öngörülmüş olup, bu halde fail daha ağır cezalandırılmaktadır

A. Suçun Çocuğa, Beden veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye ya da Gebe Kadına Karşı İşlenmesi (TCK m.96/2-a)

Mağdurun şahsında taşıdığı bazı özelliklerin kendini koruma noktasındaki acizliği fiilin işlenmesine kolaylık sağlamaktadır bu nedenlerle çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi hali eziyet suçunun nitelikli halini oluşturmaktadır.

Beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak nitelikte olan kişi deyiminden, başta yaşlılar ve engelliler olmak üzere, uyku halinde olanlar, demans hastaları, zekâ seviyesi düşük olanlar ve ciddi bedensel rahatsızlığı bulunanlar gibi kapsamı oldukça geniş ve farklı kategoriden insan anlaşılır.

Gebe kadına karşı işlenmesi nitelikli halinde ise failin eziyet suçunun bu nitelikli halinden sorumlu olabilmesi için, mağdurun gebe olduğunu bilmesi gerekmektedir.

B.Üstsoy veya Altsoya, Babalık veya Analığa ya da Eşe Karşı

Bu nitelikli halin öngörülmesinin nedeni, fail ile mağdur arasındaki ilişkinin fiilin işlenmesinde kolaylık sağlaması ve faildeki ahlaki kötülüktür.

Bu kişiler fail ile aralarındaki ilişki ve içinde bulundukları ortam nedeniyle çoğu zaman eziyet oluşturacak davranışlara karşı güçsüz, savunmasız durumda olabilir. Bu nedenle söz konusu kişiler kişisel bütünlüklerine yönelik ihlallere karşı daha etkin şekilde korunmalıdır

Teşebbüs

Eziyet suçunun oluşabilmesi için bedensel veya ruhsal yönden acı çektirmeye yönelik, aşağılayıcı davranışların sistematik olarak gerçekleştirilmesi gereklidir. Dolaysıyla teşebbüs eziyet suçunda mümkün değildir.

İştirak

Eziyet suçu, özgü suç niteliğinde olmadığı için, iştirak bakımından özellik arz etmez. Bu suça azmettirme ve yardım etme şeklinde iştirak mümkündür.

Farklı kişilerce iştirak iradesiyle yapılan birden çok eş zamanlı veya birbirini izleyen birden fazla hareket, bir arada değerlendirildiğinde sistematik olma unsurunu gerçekleştirip eziyet suçunun maddi unsurunu teşkil edebilecek boyuta ulaşmış ise, bunlardan her biri eziyet suçunun birlikte faili sayılmaktadır.

Eziyete maruz kalan kişiyi muayene eden doktorun eziyet bulgularına rastlamasına rağmen, bunu raporunda göstermemesi halinde, failde iştirak iradesi olmadığı ve ayrıca tamamlanıp sona ermiş suça iştirak söz konusu olmadığından , doktorun eziyet suçuna iştirakinden söz edilemez.

Bu durumda kamu görevlisi olan doktor, resmi belge hükmündeki belgede sahtecilik suçundan sorumlu olacak ve ayrıca eziyeti gizleyen bu belge kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıyacağı için, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunacaktır.

Hekimin eziyet suçunu bildirmemesinden dolayı da sorumluğu söz konusu olacaktır.

İçtima

Eziyet oluşturan tehdit, hakaret, yaralama, cinsel taciz gibi davranışlar, belli bir süreçte sistematik ve süreklilik gösterir şekilde gerçekleştirildiğinde, ayrıayrı suç olarak değerlendirilmeyip hep birlikte birleşerek eziyet suçunu oluşturacaktır.

Eziyet suçunda zinci rleme suç hükümleri uygulanabilir. Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı kişiye karşı değişik zamanlarda eziyet oluşturan hareketler yapılmışsa, hukuksal anlamda tek hareket olduğundan suçta tektir.

Bu bakımdan kendi aralarında bir bütünlük teşkil eden birden fazla hareket, sistematik ve süreklilik arz eder şekilde işlenirse tek bir eziyet suçundan söz edilecek zincirleme suç hükümleri uygulanmayacaktır. Ancak hareketlerin arasına kastın yenilendiğini gösteren belirli bir zaman dilimi girmişse, artık yeni bir kastla tekrar eziyet suçunun işlendiği söylenebilir;

bu durumda zincirleme suç hükümleri uygulanabilir. Birden fazla kişiye aynı hareketlerle eziyet edilirse örneğin sistematik biçimde aynı anda üç kişinin belli bir süre soğuk ortamda tutulması, daha sonra başlarından aşağı bir kova boya dökülmesi gibi t eziyet suçunun birden fazla kişiye tek bir fiille işlenmesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olabilir.

Yaptırım soruşturma ve kovuşturma

Eziyet suçunu işleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun nitelikli halini işleyen kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Eziyet suçu resen soruşturulur ve kovuşturulur.

Bu suçun gerek temel şekli gerekse nitelikli hali, Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m.10 ve m.14 gereğince asliye ceza mahkemesinin görev alanına girmektedir.

Emsal Kararlar

“Sanıkların kız kardeşlerini aşağılayarak küçük gördükleri, korkutmak suretiyle baskı altına aldıkları, tehdit ederek kötü muamelede bulundukları ve darp ettikleri, süreklilik arz eden psikolojilerini bozan ve insan onuru ile bağdaşmayan bu davranışlarının mağdurelerin bedensel ve ruhsal yönden acı çekmelerine yol açtığı anlaşılmakla, eylemlerinin TCK’nın 96/2 maddesi kapsamında eziyet suçunu oluşturması nedeniyle mahkumiyetlerine karar verilmesi yerine beraatlerine hükmedilmesi” Y1.CD, T.11.04.2012, E.3941, K.2804

Katılanın eşi ve kaynanası olan sanıkların aynı konutta birlikte yaşadıkları katılana yönelik T.C.K.nun 96. maddesi kapsamında eziyet boyutuna varmayan hakaret, basit yaralama ve evden atma eylemlerinin bir bütün olarak T.C.K.nun 232. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde eziyet suçundan hüküm kurulması,” Y.8.CD, T.26.09.2012, E.2012/8951, K.2012/28574

“Somut olayda, sanıklar ile şikayetçilerin aynı cezaevinde birlikte kaldıkları, koğuş temsilcisi olan sanık A.Ç. ile onunla birlikte hareket eden sanıklar S.K. ve M.T.’ın kaldıkları kurumun tüzük ve yönetmeliklerinin dışında hareket ederek aynı koğuşta kalmakta olan diğer şikayetçi ve mağdurlara baskı kurup kendi istekleri doğrultusunda hareket etmeye zorladıkları ve sabahları herkesin 11.30’a kadar yatmalarını isteyerek koğuşta kalanların sabah kahvaltısında dağıtılan çorbaları almalarını engelledikleri;

yine almalarına izin verdikleri diğer kahvaltılıkları da gürültü olmamasını ileri sürerek öğle vaktine kadar yemelerine izin vermedikleri, koğuşta eli belinde ve cebinde gezmeyi, tesbih çekmeyi, bacak bacak üstüne atmayı, yüksek sesle konuşmayı yasakladıkları, sözlü ve fiili şiddet uygulayarak kurallara uymayanları kaldıkları bu koğuştan atacaklarını beyan ederek baskı altına aldıkları ve bir kısım şikayetçileri dövdükleri;

mağdurlardan O.Ç.’yi soyup hortum tutup fırça ile yıkamak ve değişik zamanlarda bir çok defa dövmek suretiyle eziyet edip kasten yaralama eyleminde bulundukları, dövdükleri mağdurlardan Y.’ın doktora gitmesini de engelledikleri, dövdükleri mağdurların vücutlarında oluşan yara berelere morarmasın diye buz ve ekmek içi koydukları;

şiddet uyguladıkları bu şahıslara sorulması durumunda “kapıya çarptım” gibi beyanlarda bulunmalarını tembihleyerek şikayet etmelerini de engelledikleri, bu itibarla sanıkların süreklilik gösteren eylemlerinin bir bütün halinde eziyet suçunu oluşturduğu gözetilmeden, atılı suçtan cezalandırılmaları yerine yazılı gerekçe ile beraat kararı verilmesi” Y8.CD, T.16.01.2014, E.2013/6726, K.2014/1003,

“Sistematik olarak ve belli bir süreç içinde kasten yaralama, hakaret, tehdit ve cinsel taciz niteliği taşıyan, insan onuruyla bağdaşmayan, mağdurun bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine ve aşağılanmasına yol açan davranışların eziyet suçunu oluşturacağı cihetle;

sanığın katılanlara yönelik eylemlerinin eziyet suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten yaralama suçundan hükümler kurulması ve katılan …’ya yönelik tehdit eyleminin de kasten yaralama eylemleriyle birlikte bütün halinde eziyet suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde tehdit suçundan da ayrıca cezalandırılmasına karar verilmesi,” Y14.CD, T.18.10.2016, E.2016/6580, K.2016/7178,

Kocaeli Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünün 25.6.2009 gün ve 4190 Sayılı raporunda semil demans bulguları mevcut olup beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumda olduğu bildirilen mağdura;

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 405. maddesi uyarınca vasi tayin ettirilip, aynı Kanunun 462/8. maddesine göre husumet izni alınması ve bundan sonra katılma hususunda bir karar verilmesi gerektiği düşünülmeden eksik soruşturma ile re’sen atanan vekilinin katılma talebinin kabulüne karar verilmesi,” Y5.CD, T.15.03.2011, E.2010/11024, K.2011/1984,

Mağdurun sanık S…’in oğlu olduğu ve diğer sanık E… ile aynı evde ikamet ettikleri, doktor raporlarına, fotoğraflara ve dosya kapsamına göre sanık E…’nin farklı zamanlarda uzun süre mağduru çeşitli şekillerde dövdüğü, bacaklarını, ayaklarını, sırtını ve cinsel organını kızgın demir ve soba ile yaktığı, aşağıladığı, vücudunda çok sayıda darp ve yanık izlerinin bulunduğu;

mağdurun olaya yakın hazırlık beyanına, eylemlerin ağırlığına, sayısına ve yerine nazaran aynı evde yaşayan sanık S…İn olanları bildiği, bazen tokat ve yumruk atarak eyleme katıldığı ve sanık E…’ye “döv onu” demek suretiyle teşvik edip cesaret verdiği, eylemlerini gizleyerek devamlılığı sağladığının anlaşılması karşısında, sabit olan eylemlerinin bütün halinde eziyet suçunu oluşturacağı gözetilmeden oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı biçimde beraat kararı verilmesi;

Mağdurun, sanık E…’nin karı koca gibi birlikte yaşadığı diğer sanık S…’in oğlu olduğu ve aynı evde ikamet ettikleri dönem içerisinde yüklenen eylemin gerçekleştirildiği, koruma ve gözetim yükümlülüğünün kabulü için bunun yasadan doğmasının, zorunlu veya devamlı olmasının gerekmediği, teslim veya bırakmanın örf ve adet, akrabalık, komşuluk, kişilerin ilişkileri veya benzer sebeplerle ihtiyari yapılması, geçici de olsa birlikte bulunma ve bu yöndeki güvenin ve sıfatın kötüye kullanılması durumunda dahi;

TCK.nun 103/3. maddesinin uygulanma koşullarının oluşacağı nazara alınmadan, yasal olmayan yazılı gerekçelerle anılan artırım maddesinin uygulanmaması, Kanuna aykırı, O Yer C.Savcısı, katılan vekili ve sanık müdafii ile re’sen temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 17.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 5. Ceza Dairesi 2010/6869 E., 2011/47 K.

Ayrı bir suç oluşturan tehdit eylemi için yeterli kanıt bulunmadığı, iddianamede sanığın kötü muamele suçunu oluşturacak eylemlerinden söz edilmediği gibi, buna ilişkin kanıt da bulunmadığının anlaşılması karşısında, tanık anlatımları ve doktor raporu ile kanıtlanan sanığın eşini yaralaması nedeniyle;

TCY’nin 86/2. maddesi yerine öğeleri oluşmayan 232. maddesi ile hüküm kurulması”, yasaya aykırıdır., Y.4.CD, 19.01.2009, 2007/5591 E., 2009/80 K

Hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Süreciniz ve haklarınızla ilgili sorularınız için uzman ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Bize Ulaşın
Hemen Ara
WhatsApp