Kesinleşmiş Hapis Cezası Bozulur Mu | Nasıl Bozulur?

Son güncelleme: Okuma süresi: 14 dakika

Kesinleşmiş hapis cezası, mahkemenin verdiği kararın itiraz süreçlerinin tamamlanması ve kararın hukuki olarak kesinleşmesi anlamına gelir. Ancak, kesinleşmiş hapis cezası bazı istisnai hallerde bozulabilir.

Hükmün infazına geçilmeden önce, hapis cezasına itiraz etmek mümkündür. Ceza mahkemesinde verilen bir karara karşı istinaf veya temyiz başvurusu yapılabilir.

Yargıtay ilgili ceza dairesi, kararı inceler. Ancak, hemen belirtmek gerekir ki, hapis cezasına itiraz edilmesiyle birlikte, cezanın mutlak surette bozulacağı anlamı çıkarılmamalıdır. İtiraz sonucunda, hapis cezasının bozulup bozulmayacağı tamamen Yargıtay’ın incelemesine bağlıdır.

Kesinleşmiş hapis cezasının bozulup bozulmayacağı, Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilir. Fakat ceza kararı kesinleşmişse, itiraz yolları sınırlı olabilir. Hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir kişi için, kesinleşmiş hapis cezasının infazının durdurulması ancak belirli şartlarda mümkündür.

Her ne kadar kesinleşmiş hapis cezaları bozulabilir, bu sadece istisnai durumlarda olur. İtiraz yolları arasında kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi gibi olağanüstü yollar bulunmaktadır. Hapis cezalarını bozan avukatlar, bu tür itiraz süreçlerinde hukuki destek sağlayabilir.

Mahkumiyet Hükmü Nasıl Kesinleşir?

Verilmiş olan mahkumiyet cezasının infaz edilmesi için kesinleşmiş olması gerekmektedir.

Mahkemenin vermiş olduğu mahkumiyet kararı ise şu durumlarda kesinleşmiş olur;

İlk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararların kanun yoluna başvurulmadan nasıl kesinleşir ?

1) Eğer istinaf yoluna kapalı ise yani ceza muhakemesi kanununda belirtilen istinaf şartlarını sağlamıyorsa;

  • Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen 3 bin Türk Lirası dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine,
  • Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adli para cezasınaı gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,
  • Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere karşı istinaf kanun yoluna başvurulamaz ve bu durumlarda hüküm kesinleşmiş olur.

2) İstinafa başvurmanın en önemli sonuçlarından birisi Ceza Muhakemesi Kanunu 275. maddesinde de düzenlendiği üzere hükmün kesinleşmesini engellemesidir.

Buradan hareketle, istinafa başvuru imkanı  olduğu halde, istinaf başvuru süresi içerisinde (7 gün) başvurulmadığı takdirde yine hüküm kesinleşmiş olacaktır.

Buraya kadar değindiğimiz hususlar ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu mahkumiyet kararının herhangi bir kanun yoluna başvurmadan kesinleşme halleridir.

İstinaf kanun yoluna başvurudan sonra hüküm nasıl kesinleşir?

1) İlk derece mahkemesinin vermiş olduğu karara karşı 7 gün içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Ancak 15 yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkumiyet hallerinde Bölge Adliye Mahkemesi re’sen inceler.

Diğer bir başvuru imkanı ise;

hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemişolan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf kanun yoluna başvurabilmekdir.

Ancak;

  • Hapis cezasından çevrilen adlî para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak
  • belirlenen 3 bin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine,
  • Üst sınırı beşyüz günü geçmeyen adlî para cezasını gerektiren suçlardan beraat hükümlerine,

Kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümlere, karşı istinaf yoluna başvurulamaz. Bu bilgiler doğrultusunda yukarıda sayılan şartları sağlayan hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

İstinaf Mahkemesinin vermiş olduğu kararlar ise temyiz yolu açık ise temyiz kanun yoluna başvurulur temyiz yolu kapalı ise verilmş olan karar kesinleşmiş olur.

2) Bir diğer kesinleşme ise temyiz yolu açık olduğu halde temyiz yoluna başvurmayıp hak düşürücü sürenin geçirilmiş olmasıdır.

Temyiz Kanun Yoluna Başvurudan Sonra Hüküm Nasıl Kesinleşir?

1)  Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir.

Ancak;

  • İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,
  • İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,
  • Sulh ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,
  • Adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin suç niteliğini değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,
  • Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararlarını değiştirmeyen bölge adliye mahkemesi kararları,
  • On yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararları ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,
  • Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine veya istinaf başvurusunun reddine dair kararlar,
  • Yukarıdaki maddelerde yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan ve kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu bu kararlar kesindir ve kanun yolu kapalıdır

2) Temyiz yolu açık olan Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına karşı 7 gün içerisinde dilekçe ile veya sözlü olarak başvuru yapılabilir. 7 günlük süre hak düşürücü süredir, süresinde başvuru yapılmazsa verilen hüküm kesinleşmiş olur.

Kesinleşmiş Hapis Cezası Bozulur Mu | Nasıl Bozulur?

Evet, kesinleşmiş hapis cezası bazı hukuki yollarla bozulabilir. Bunun için cezanın hukuka uygun olmayan şekilde verilmiş olması veya yeni delillerin ortaya çıkması gibi sebeplerin varlığı gerekir. Kesinleşmiş hapis cezasının bozulması için başvurulabilecek yollar şunlardır:

  1. Yargılamanın Yenilenmesi (CMK 311): Eğer mahkemede sahte deliller kullanılmışsa, yeni deliller ortaya çıkmışsa veya hatalı yargı kararı olduğu düşünülüyorsa, yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir. Bu, hükümlünün lehine yapılabilecek en yaygın itiraz yollarından biridir.
  2. Kanun Yararına Bozma (CMK 309): Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, kesinleşmiş kararlarda hukuka aykırılık tespit ederse, Yargıtay’a başvurarak kararın bozulmasını talep edebilir. Bu yol, yalnızca kamu yararına işleyen bir mekanizmadır ve hükümlü doğrudan bu yola başvuramaz.
  3. Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru: Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğini düşünen kişiler, hapis cezasının kesinleşmesinden sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapabilirler. Anayasa Mahkemesi, bu ihlali tespit ederse kararı bozabilir.
  4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başvurusu: Ulusal yollar tükendikten sonra, hapis cezasının insan haklarına aykırı olduğu iddia ediliyorsa, AİHM’ye başvurulabilir. AİHM kararı lehine sonuçlanırsa, Türkiye’deki mahkemeler bu kararı dikkate alarak cezayı bozabilir.

Bu yollarla, kesinleşmiş hapis cezaları hukuki denetime tabi tutulabilir ve bozulma ihtimali doğabilir.

Kesinleşmiş hapis cezasının bozulup bozulmayacağı, Yargıtay’ın kararına bağlıdır. Bununla birlikte, kesinleşmiş hapis cezaları, Yargıtay ceza dairesi tarafından incelendiğinde her zaman bozulmaz. Hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir hükümlü, belirli hukuki yollara başvurarak infaz sürecini durdurma veya kararı bozma talebinde bulunabilir.

Kesinleşmemiş Hapis Cezası Durumunda Memuriyet Düşer mi?

Kesinleşmemiş hapis cezası durumunda, memuriyet genellikle hemen düşmez. Memuriyetten çıkarılma için, Türk hukukunda cezanın kesinleşmesi gerekir. Ancak, bazı durumlarda soruşturma aşamasında tedbiren görevden uzaklaştırma uygulanabilir. Memuriyetin düşmesine neden olabilecek suçlar ve koşullar şunlardır:

  1. TCK m. 53: Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesine göre, kasten işlenen bir suçtan dolayı 1 yıl veya daha fazla hapis cezası alınması, memuriyetin düşmesine neden olabilir. Ancak cezanın kesinleşmesi beklenir.
  2. Kamu Görevlisine Karşı İşlenen Suçlar: Memurların görevlerini kötüye kullanması ya da rüşvet gibi suçlar da memuriyeti etkileyebilir, ancak yine cezaların kesinleşmesi önemlidir.
  3. Görevden Uzaklaştırma: Suçun ağırlığına bağlı olarak, yargılama devam ederken memur hakkında geçici olarak görevden uzaklaştırma uygulanabilir. Ancak bu, kesinleşmemiş bir ceza durumunda kalıcı değildir.

Özetle, kesinleşmemiş hapis cezası memuriyetin hemen düşmesine neden olmaz, fakat görevden uzaklaştırma gibi geçici tedbirler uygulanabilir. Kesinleşmiş ceza ise, memuriyetin tamamen sona ermesine yol açabilir

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın İtirazı Nasıl Olur?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay ceza dairelerinin vermiş olduğu kararlara karşı re’sen (kendiliğinden) veya ilgililerin istemi üzerine, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde, yine Yargıtay’ın içinde bulunan Ceza Genel Kurulu’na itiraz edebilir. Eğer sanığın lehine bir itiraz söz konusu ise 30 günlük süre aranmaz.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu yetkisini yalnızca Ceza Dairesi tarafından verilen kararlara karşı kullanabileceği için, Yargıtay incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlara karşı itiraz yetkisi bulunmadığı gibi, bölge adliye mahkemesi tarafından istinaf başvurusu üzerine verilen kararlara karşı da itiraz yoluna gidilemez.

İtiraz, verilen kararın infazına engel değildir. İtiraz isteminin kabulünün infazı engelleyici bir etki doğurabilmesi için Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından bu yönde ayrıca karar verilmesi gerekmektedir.

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı’nın İtirazı nasıl olur?

Bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kesin nitelikteki kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı re’sen veya ilgililerin istemi üzerine kararın kendisine verldiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine yapılan itirazlaarda süre aranmaz.

Sanık aleyhine itiraz için kararı etkileyen esaslı bir hatanın bulunması zorunludur. Bu itiraz sanık veya müdaafine daire tarafından tebliğ edilir, tebligat ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine tebliğ ile geçerli olur. 7 gün içerisinde tebliğ edilen itiraza cevap verilebilir.

Kanun Yararına Bozma  

Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir. Görmezse dosyayı itirazı incelemek üzere ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Başkanlar kurulunun vermiş olduğu karar kesindir.( CMK MADDE 308 /A )

CMK ‘da yer alan düzenlemeye bakıldığında, hakim veya mahkeme tarafından verilmiş olan ve istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hükümlerde hukuka aykırılık bulunduğu Adalet Bakanlığı tarafından anlaşılırsa, o hükmün Yargıtayca bozulması istemini , yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, kendisine belirtilen nedenleri aynen yazarak hükmün bozulması istemli dilekçesini ilgili ceza dairesine sunar. İlgili Ceza Dairesi gösterilen nedenleri yeterli bulursa hükmü kanun yararına bozar.( CMK MADDE 309)

Karar sanığın lehine bozulacak olursa şu şekilde olur;

  • Bozma sebepleri, hükümlünün cezaının tamamen kaldırılmasını gerektiriyorsa, Yargıtay doğrudan cezanın (hapis cezası ,vb.) kaldırılmasına hükmeder.
  • Bozma sebepleri, hükümlünün cezasının tamamen kalkmasını gerektirmeyip hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa, Yargıtay bu cezaya doğrudan kendi hükmeder.(CMK MADDE 309/4).Verilen bozma kararlarına karşı direnilemez.

Bir ceza kesinleşmiş olsa da, bazı durumlarda hukuki süreçler devam edebilir. Ceza hukuku kapsamında, kesinleşmiş hapis cezalarının bozulup bozulamayacağı her durumda kesin değildir, ancak bu cezaların bozulmasını sağlayan yollar mevcuttur.

Yargılamanın Yenilenmesi

Mahkeme tarafından verilen bir hüküm kesinleşip kesin hüküm halini aldıktan sonra, eğer bu hükümde maddi hata veya yeni delillerin varlığı gibi sorunlar ortaya çıkarsa, olağan kanun yollarına başvurabilen kişiler (CMK 260. madde ve devamı uyarınca) yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilir.

Hükümlü ölmüşse; ölenin eşi, üst soyu, alt soyu veya kardeşleri, eğer bunlar yoksa Adalet Bakanı bu başvuruyu yapabilir.

Yargılamanın yenilenmesi talebi, hükmü veren mahkemeye yapılır ve gerekçeler ile deliller belirtilmelidir. Mahkeme, davayı yeniden ele alıp, en baştan inceleyebilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları dışında, yargılamanın yenilenmesi için herhangi bir süre sınırlaması yoktur. Hükümlünün ölmesi ya da cezanın infaz edilmesi, bu talebe engel değildir.

Yargılamanın yenilenmesi nedenleri, iki başlık altında düzenlenmiştir:

  1. Hükümlünün lehine yargılamanın yenilenmesi sebepleri.
  2. Hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi sebepleri.

Yenileme talebi, eğer Yargıtay tarafından esas hakkında hüküm verilmişse, yine hükmü veren mahkemeye yapılmalıdır. Bu talep, hatalı hükümlerin düzeltilmesi ve adil yargılanma hakkının korunması amacıyla önemlidir

Hükümlünün Lehine Yargılamanın Yenilenmesi Sebepleri Nelerdir?

Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi için belirli durumlar vardır. İşte bu sebepler:

  1. Sahte Belge: Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahte olduğu ortaya çıkarsa.
  2. Tanık veya Bilirkişi Beyanlarının Gerçeğe Aykırı Çıkması: Yemin verilerek dinlenmiş tanıkların veya bilirkişilerin ifadelerinin gerçeğe aykırı olduğu ve hükmü etkilediği anlaşılırsa.
  3. Hükme Katılan Hakimin Kusurlu Olması: Hükme katılan hakimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturulmasını gerektirecek bir kusur işlemişse.
  4. Hukuk Mahkemesi Kararının Ortadan Kalkması: Ceza hükmü kesinleşmiş bir hukuk mahkemesi kararına dayanıyorsa ve bu karar başka bir hükümle ortadan kaldırılmışsa.
  5. Yeni Delillerin Ortaya Çıkması: Yeni olaylar veya deliller sunulmuşsa ve bunlar, sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza almasını sağlayacak nitelikteyse.
  6. AİHM Kararı: Verilen ceza hükmünün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı ile İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme‘yi ihlal ettiği tespit edilmişse, bu karar kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıl içinde yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir.

Bu sebepler, adil yargılanma ve hatalı kararların düzeltilmesini sağlamak amacıyla yargılamanın yenilenmesi yolunu açar

Kesinleşmiş bir hükümle sona eren yargılamada sayılan nedenlerin bulunması halinde sanık lehine yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurularak kesinleşmiş olan hüküm kaldırılabilmektedir.

Sanık veya Hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri nelerdir?

Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme esas alınan bir belgenin sahte olduğu anlaşılırsa ,

Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise.

Sanık hakkında beraat hükmü verildikten sonra sanık hakim karşısında güvenilir bir şekilde ikrarda bulunmuşsa, bu hallerde kesinleşmiş olan bir hüküm sanık veya hükümlü aleyhine yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılablir.

Yargılamanın Yenilenmesinin Kabul Edilmeyeceği Haller Nelerdir?

Yargılamanın yenilenmesi, hukuki süreçte ortaya çıkan hataları düzeltmek amacıyla başvurulan bir olağanüstü kanun yoludur. Ancak, bazı durumlarda yargılamanın yenilenmesi kabul edilmez. Bunlar:

  1. Kanunun Belirlediği Cezalar Arasındaki Değişiklik: Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen ceza aralıklarında değişiklik yapılması gerektiğinde. Bu durum yargılamanın yenilenmesi için gerekçe oluşturmaz. Ceza makas aralığında yapılan değişiklikler, yargılamanın yenilenmesini haklı çıkarmaz.
  2. Hatanın Başka Yollarla Giderilebilmesi: Eğer hatanın düzeltilmesi için başka hukuki yollar mevcutsa, yargılamanın yenilenmesi yolu kullanılmaz. Örneğin, temyiz, istinaf gibi olağan kanun yollarıyla hatanın düzeltilmesi mümkünse, yargılamanın yenilenmesine başvurulamaz.

Özetle, kanuni sınırda ceza değişikliği ve başka çözüm yollarının varlığı, yargılamanın yenilenmesini engelleyen durumlardır.

Kesinleşmiş hapis cezası, istisnai durumlar dışında çoğunlukla bozulmaz. Ancak, yeni delillerin ortaya çıkması, mahkemenin hukuki bir hata yapması gibi durumlar Yargıtay’ın kararı bozmasına yol açabilir. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları veya Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurular sonucunda da kesinleşmiş hapis cezalarının bozulması mümkündür.

Emsal Kararlar

‘’1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun ek 2/2. maddesine aykırılık suçundan sanıklar … ile … ‘ın, aynı Kanun’un ek 2/2. maddesi uyarınca 2 ay hapis ve 1200 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51.maddesi gereğince verilen hapis cezasının ertelenmesine dair Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 21/10/2009 tarihli ve 2009/78-992 sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 07/06/2016 gün ve 4171 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/06/2016 gün ve … sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

Mahkemece, sanıkların kişilik özellikleri ile duruşmadaki tavır ve tutumları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyecekleri yönünde kanaat oluşmadığından Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesine karşın, sanıkların başkaca suç işlemeyecekleri yönünde vicdani kanaat oluştuğundan bahisle hapis cezasının ertelenmesine karar verilerek hükmün karıştırılmasında isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay’ca incelenmesini, buna bağlı olarak da kanunların uygulanmasında ülke sathında birliğe ulaşmak, hakim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir.

Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur.

26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve bu karar esas alınmak suretiyle verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin süreklilik arz eden kararlarında belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin hakim veya mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararlar kanun yararına bozma konusu olamaz.

Mahkemece kanun yararına bozma isteminde ileri sürülen nedenler yönünden dosya kapsamında tüm deliller tartışılıp takdir edilmek suretiyle karar verildiği ve delil takdiri yapılarak verilen kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu gerekçeyle yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,

09/10/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.’’

Yargıtay 8. CD., E. 2022/199 K. 2023/9646 T. 6.12.2023

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Çanakkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2016 tarihli kararı ile hükümlü hakkında hükümlünün veya tutuklunun kaçması suçundan 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 27.04.2016 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca 01.11.2021 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.12.2021 tarihli ve KYB- 2021/134243 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.12.2021 tarihli ve KYB-2021/134243 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“….1-18/02/2016 tarihli oturumda verilen ara kararı ile duruşma günü 17/05/2016 tarihine bırakıldığı halde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 193/1. maddesine aykırı olarak sanığa haber verilmeksizin yokluğunda 22/03/2016 tarihinde oturum açılmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilerek savunma hakkının kısıtlanmasında,

2-UYAP sisteminden yapılan kontrolde sanığın karar tarihinde başka suçtan Silivri 6 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevinde hükümlü olmasına rağmen,

17/03/2016 tarihinde yakalama mahkemesinde savunması alınırken duruşmadan vareste tutulmak istediğine dair talebi olmadığı gibi mahkemece de bu yönde bir karar verilmediği halde son celsede hazır edilmeksizin 5271 sayılı Kanun’un 196. maddesine aykırı olarak sanığın savunma hakkının kısıtlanmasında, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.

2. 5271 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre, cezaevinde bulunan sanığa gerekçeli karar tebliğ edilirken, tebliğ edilen karar içeriği okunup anlatılamak suretiyle tebliğ edilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır.

Buna karşın dosyada mevcut 13.04.2016 tarihli tebliğ belgesine göre, kararın hükümlüye okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edilmediği, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğu ve inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.

3. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 nci vd. maddeleri uyarınca temyiz yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde karar verildi.’’

Diğer Yargıtay Kararları

Hemen Ara
WhatsApp