Makale Başlıkları
Zina, evli bir kişinin, eşinden başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi olarak tanımlanan bir eylemdir. Zina, evlilikteki sadakat ilkesini ihlal eden ve evli kişiler arasında büyük güven sorunlarına yol açan bir durumdur. Hem ahlaki hem de sosyal normlara aykırı olan zina, birçok toplumda ve hukuki sistemde ağır sonuçlar doğurabilir.
Neler Zina Sayılır – Zina Sayılan Eylemler Nelerdir?
Zina, bir evli kişinin eşine sadakatsizlik yaparak başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesi anlamına gelir. Ancak Yargıtay‘ın vermiş olduğu çeşitli kararlar, doğrudan cinsel ilişki olmasa bile bazı eylemlerin de zina olarak kabul edilebileceğini göstermektedir. Yargıtay’ın kararlarına göre zina sayılan eylemler:
- Eşin Yalnızken Eve Karşı Cinsten Birini Alması: Yargıtay, eşlerden birinin evde yalnız olduğu sırada karşı cinsten birini eve almasını, zina şüphesi olarak kabul etmiştir. Bu durum, cinsel ilişki olmasa bile zinanın varlığına işaret eden bir eylem olarak değerlendirilir.
- Yarı Çıplak Gizlenen Birinin Ortak Konutta Bulunması: Yargıtay’ın başka bir kararında, bir kişinin yarı çıplak halde evde gizlenirken yakalanması, doğrudan zina olarak kabul edilmiştir. Bu tür durumlar, zinanın kanıtı olarak görülebilir.
- Yatakta Birlikte Fotoğraf Çektirmek: Yargıtay, zina yaptığı iddia edilen kişilerin yatakta birlikte fotoğraf çektirmesini de zinanın bir göstergesi olarak değerlendirmiştir. Böyle bir durum, cinsel ilişkinin varlığını kanıtlamasa da zinaya dair güçlü bir delil kabul edilmektedir.
- Otelde Beraber Kalmak: Otelde beraber kalmak, Yargıtay’a göre zina olarak kabul edilen bir durumdur. Eşlerden birinin karşı cinsle bir otel odasında kalması, cinsel ilişkiye işaret eden bir kanıt olarak görülür.
- Gece Vakti Sürekli Mesajlaşmak veya Görüşmek: Eğer eşlerden biri, gece vakti sürekli olarak başka biriyle mesajlaşıyor veya iletişim kuruyorsa, Yargıtay bunu da zina sayılabilecek bir davranış olarak değerlendirmiştir. Duygusal ilişkiler bile zina kapsamında ele alınabilir.
- Sosyal Ortamlarda Birini Eşi Gibi Tanıtmak: Bir kişinin, eşi olmadığı halde, başka birini sosyal ortamlarda eşi gibi tanıtması, Yargıtay tarafından zina olarak kabul edilmiştir. Bu davranış, evlilik dışı bir ilişki yaşandığına dair delil niteliği taşır.
Zina Çeşitleri Nelerdir?
- Fiili Zina: Bu, en yaygın bilinen zina türüdür. Evlilik dışı fiziksel ve cinsel ilişkinin gerçekleştiği durumlardır. Hukuki olarak en net şekilde tespit edilebilen zinadır.
- Duygusal Zina: Bir kişinin, evliliği dışındaki başka biriyle derin duygusal bağlar kurması, bazı topluluklarda zina sayılabilir. Duygusal olarak başkasına bağlılık gösteren kişinin, evlilik dışı bir ilişkiye yönelmesi bu kapsamda değerlendirilir.
- Zina Şüphesi: Bazen, bir kişinin eşinden başka biriyle aşırı samimi davranışları veya cinsel ilişkiye girmeye niyet ettiği yönündeki eylemleri zina olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durum genellikle doğrudan ispat edilemeyen durumları içerir.
Aldatma Sayılmayan Eylemler Nelerdir?
Bazı durumlar, evlilik dışı ilişki veya cinsel eylemler içerse bile, zina olarak kabul edilmez. Yargıtay‘ın kararlarına ve zina tanımına göre zina sayılmayan bazı eylemler şunlardır:
- Eşcinsel İlişki: Zina, evli bir kişinin karşı cinsten biriyle cinsel ilişkiye girmesi olarak tanımlandığı için, aynı cinsiyetten kişilerin birbirleriyle cinsel ilişkiye girmeleri zina olarak kabul edilmez. Eşcinsel ilişki, zina kavramı dışında değerlendirilir.
- Rıza Dışı İlişki: Şiddet, uyuşturucu, uyarıcı madde verilmesi veya kişiyi bayıltarak onunla cinsel ilişkiye girilmesi durumlarında, bu eylem zina sayılmaz. Çünkü zina, rızaya dayalı bir ilişkiyi ifade eder. Tecavüze uğrayan eşin de zina yaptığı kabul edilmez. Rıza dışı ilişkilerde zinadan söz edilemez.
- Tehdit Altında Cinsel İlişki: Bir kişinin malvarlığına yönelik tehdit altında cinsel ilişkiye girmesi durumunda, bu ilişki rızaya dayalı olmadığı için zina sayılmaz. Ancak bu durumda, kişinin rızası olmadan ilişkiye girdiği kabul edilse de, Yargıtay bazı hallerde “kusurun varlığı”ndan bahsetmektedir.
- İş Arkadaşının Arabasına Binmek: Yargıtay kararlarına göre, eşlerden birinin işyerinde çalışan ya da mesai arkadaşıyla birlikte arabaya binmesi, zina eylemi olarak değerlendirilmez. Bu tür bir davranış, herhangi bir sadakatsizlik ya da cinsel ilişki anlamına gelmediği için zina sayılmaz.
Zina, evli bir kişinin karşı cinsten biriyle rızaya dayalı cinsel ilişki yaşaması olarak tanımlandığından, eşcinsel ilişkiler, rıza dışı cinsel ilişkiler (tecavüz gibi) ve tehdit altında gerçekleşen cinsel ilişkiler zina sayılmaz. Ayrıca, iş arkadaşlarıyla sosyal veya iş gereği yapılan bazı eylemler (arabaya binmek gibi) de zina olarak kabul edilmemektedir.
Zina Aldatma Nedeniyle Boşanma Davasının Şartları Nelerdir?
Zina eylemi Türk Medeni Kanunumuzun 161. Maddesinde düzenlenmiştir. Zina mutlak ve kusura dayalı bir boşanma sebebidir. Yani bu eylem gerçekleştiği takdirde hâkim takdir yetkisini kullanamaz. Evlilik birliğinin çekilmez bir hal aldığı kabul edilerek hâkim tarafları boşayacaktır.
TMK m.161’e göre eşlerden biri zina eylemini gerçekleştirirse diğer eş boşanma davası açabilir. Boşanma davası açmaya hakkı olan eş boşanma sebebinin öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Aldatma sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için öncelikler eşler arasında geçerli bir evlilik olmalıdır. Aldatan eş, kusurlu olarak, karşı cinsten biriyle cinsel birliktelik yaşamalıdır.
Eşler Arasında Devam Eden Geçerli Bir Evliliğin Bulunması: Zinadan bahsedebilmek için geçerli bir evlilik olmalı ve eşlerden biri sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak karşı cinsten bir üçüncü kişiyle cinsel ilişkiye girmelidir.
Evlilik mahkeme kararıyla sona ermişse ve kişiler henüz evlenmeden önce yaşanan ilişki zina kapsamında değerlendirilmemektedir.
Cinsel İlişki Koşulunun Gerçekleşmesi Gerekir: Karşı cinsten iki insanın cinsel ilişkide bulunması gerekmektedir. Öpme, sarılma gibi davranışlar zina eylemi için yeterli sayılmamaktadır.
Aldatan Eşin Kusurlu Olması Gerekir: Zina için zina eylemini gerçekleştiren kişinin kastı olmalıdır. Yani eşin ayırt etme gücüne sahip olması, eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmelidir.
Boşanma Davasında Zinanın İspatı
Zina nedeniyle boşanma davası açan eş, iddiasını mahkemede ispatlamak zorundadır. Ancak bu ispat sürecinde tam bir ispat zorunluluğu yoktur; delillerle zinanın varlığına ilişkin mahkemede “vicdani kanaat” oluşturulması yeterlidir.
Zinanın İspatında Kullanılabilecek Deliller:
- Tanık İfadesi: Zina davalarında tanık beyanları oldukça önemlidir. Tanıklar, zinaya dair şüphe doğuracak ya da durumu destekleyecek bilgiler verebilirler.
- Mesajlar, E-postalar: Eşin başkasıyla yaptığı mesajlaşmalar ya da e-postalar, zinayı ispatlayabilecek güçlü deliller arasında yer alabilir.
- Fotoğraf ve Video Kayıtları: Yargıtay, yatakta birlikte çekilmiş fotoğrafları, otelde birlikte kalmayı ya da samimi fotoğraf ve görüntüleri de zinaya delil olarak kabul edebilir.
- Otelde Birlikte Kalma: Eşlerden birinin başkasıyla otel odasında kalması, zina şüphesini güçlendiren bir delildir.
Hukuki Detaylar:
- Mahkeme İkrar ile Bağlı Değildir: Mahkeme, davalının zinayı kabul etmesi (ikrar) ile bağlı değildir. Mahkeme, bağımsız deliller ve vicdani kanaat oluşturacak şekilde olayı değerlendirir.
- Yemin Teklif Edilemez: Zina davalarında yemin teklif edilemez. Yani davalıya “zina yapmadığına dair yemin ettirilmesi” talep edilemez.
- Hukuka Aykırı Deliller: Zina iddiasını ispat etmek amacıyla hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller (izinsiz dinleme, gizli kamera kayıtları vb.) yasak delil kapsamında olup, mahkemede delil olarak kullanılamaz.
Zinanın İspatında İhtiyaç Duyulan Unsurlar:
Zina davasında doğrudan cinsel ilişkiyi kanıtlamak gerekmeyebilir. Mahkeme, delillerin sunduğu muhtemel görünüm ve vicdani kanaat ile zinanın varlığını kabul edebilir. Bu nedenle dolaylı deliller, davranışlar ve olayların bütünlüğü zinayı ispatlamak için yeterli olabilir.
Sonuç olarak, zina nedeniyle boşanma davası açan eş, tanık beyanları, fotoğraflar, mesajlar ve diğer geçerli delillerle iddiasını destekleyerek mahkemede vicdani kanaat oluşturabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?
Boşanma davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Bu, davanın hangi şehirde veya ilçede açılabileceğini belirler.
Görevli mahkeme ise, boşanma davalarında aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakmakla görevlidir.
Zina Nedeni İle Dava Açma Süresi Ne Kadardır?
Bu husus Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 161. maddesi uyarınca düzenlenmiştir. Zina nedeniyle aldatılan eş, bu durumu öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde boşanma davası açmak zorundadır. Ancak her halükarda, zina eyleminin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde dava açılmalıdır. Bu süreler, hak düşürücü nitelikte olup, hâkim tarafından re’sen dikkate alınır.
Eğer aldatılan eş bu süreler içinde dava açmazsa, boşanma davası açma hakkı düşer ve dava açamaz.
Zinada Aldatan Eşin Affedilmesi
Evlilikte Zinanın Cezası Var Mıdır?
Zina, Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Ancak Türk Ceza Kanunu’nda zina, bir suç veya kabahat olarak tanımlanmamaktadır. Dolayısıyla, zina eyleminde bulunan kişi hakkında ceza hukuku açısından herhangi bir suç duyurusu veya şikâyet yapılamaz. Zina, sadece medeni hukuk çerçevesinde değerlendirilen bir eylem olup, ceza hukuku kapsamında herhangi bir cezai yaptırımı yoktur.
Zinanın Karşılıklı Olması Halinde Her İki Eş de Boşanma Davası Açabilir mi?
Eşlerden biri zina eyleminde bulunduğunda, diğer eşin zina nedeniyle boşanma davası açma hakkı vardır. Eğer zina fiilleri karşılıklı olarak gerçekleştirilmişse, her iki eş de birbirlerine karşı zina gerekçesiyle boşanma davası açabilir. Her iki taraf da sadakat ilkesini ihlal etmiş olduğundan, zina gerekçesiyle dava açma hakları karşılıklı olarak geçerlidir.
Zina Davası Tazminat Miktarı
Zina nedeniyle açılan boşanma davasında tazminat miktarı, mahkeme tarafından tarafların maddi ve manevi durumlarına, kusur derecelerine ve olayın etkisine göre belirlenir. Tazminat miktarını belirlerken hâkim, olayın ciddiyeti ve tarafların ekonomik durumlarını dikkate alır. Zina sebebiyle boşanma davasında, iki tür tazminat talep edilebilir:
1. Maddi Tazminat
Maddi tazminat, boşanma sonucunda zarar gören tarafın maddi kayıplarını telafi etmek amacıyla talep edilebilir. Mahkeme, kusurlu olan tarafa maddi tazminat ödemesine hükmedebilir. Zina nedeniyle boşanma sonucunda, aldatılan eşin yaşam standartları ve ekonomik durumu dikkate alınarak bu tazminat miktarı belirlenir.
2. Manevi Tazminat
Zina nedeniyle boşanma davalarında en sık talep edilen tazminat türü manevi tazminattır. Bu tazminat, aldatılan eşin duygusal zararlarını ve kişisel onuruna yönelik ihlali telafi etmek için istenir. Zina gibi ağır bir sadakatsizlik durumu manevi zarar olarak değerlendirilir ve tazminat belirlenir. Manevi tazminat miktarı, tarafların sosyo-ekonomik durumuna ve olayın etkisine göre belirlenir.
Tazminat Miktarının Belirlenmesi
Tazminat miktarı sabit bir rakam olmayıp, her davada olayın özelliklerine göre değişir. Mahkemeler, aldatılan eşin çektiği acı ve üzüntü ile kusurlu tarafın ekonomik gücünü göz önünde bulundurarak adil bir tazminat miktarı belirler. Bu miktar, olayın ağırlığına ve eşlerin ekonomik durumuna bağlı olarak farklılık gösterebilir.
Tazminat talep etmek isteyen taraf, mahkemeye deliller sunarak zararın boyutunu ve manevi yıkımı kanıtlamak durumundadır.
Zina Davasında Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Zina nedeniyle boşanma davası açıldığında, mal paylaşımı da boşanma sürecinin bir parçası olarak ele alınır. Ancak, mal paylaşımı zina fiiline dayalı olarak değişmez; zina, mal paylaşımında doğrudan bir etkiye sahip değildir. Mal paylaşımı, boşanma davasında edinilmiş mallara katılma rejimi kurallarına göre yapılır.
Mal Rejimi Nedir?
Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik süresince elde edilen mallar, edinilmiş mallar ve kişisel mallar olarak ikiye ayrılır. Edinilmiş mallar, evlilik boyunca her iki eşin ortak katkısıyla elde ettiği mallardır. Zina sebebiyle boşanma durumunda da bu genel mal rejimi kuralları geçerlidir.
- Edinilmiş mallar: Evlilik sırasında edinilen gelirler, maaşlar, satın alınan gayrimenkuller gibi ortak mallar.
- Kişisel mallar: Mirasla elde edilen mallar, evlilik öncesi sahip olunan varlıklar.
Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Zina nedeniyle boşanma davasında, mal paylaşımı şu şekilde gerçekleşir:
- Edinilmiş Malların Yarısı Paylaştırılır: Evlilik süresince edinilmiş mallar, taraflar arasında eşit olarak paylaştırılır. Zina fiili, mal paylaşımı üzerinde bir değişikliğe neden olmaz.
- Kusurun Mal Paylaşımına Etkisi Yoktur: Zina gibi kusurlu davranışlar, mal paylaşımı sürecini etkilemez. Mahkeme, zina yapan tarafın kusurlu olmasına rağmen malların eşit paylaşımını sağlar. Zina, maddi veya manevi tazminat taleplerinde etkili olabilir, ancak mal paylaşımında etki göstermez.
- Kişisel Mallar Paylaşılmaz: Evlilik öncesi edinilen malvarlıkları ya da miras yoluyla kazanılan mallar kişisel mal olarak kabul edilir ve bu mallar boşanma sırasında paylaşılmaz.
Zina Davasında Tazminat ve Mal Paylaşımı
Zina nedeniyle boşanma davalarında manevi tazminat ve maddi tazminat talepleri gündeme gelebilir. Aldatılan eş, manevi zararları için tazminat isteyebilir. Tazminat, mal paylaşımından bağımsız olarak belirlenir.
Zina fiili, mal paylaşımı üzerinde doğrudan bir etkiye sahip değildir. Edinilmiş mallar, boşanma davasında taraflar arasında eşit şekilde paylaştırılır ve kusurlu olan eşin mal paylaşımındaki hakları etkilenmez. Ancak zina nedeniyle mağdur olan eş, manevi tazminat talebinde bulunabilir.
Emsal Yargı Kararları
Yargıtay 2.HD.,E.2021/1299 K.2021/2559 T.23.3.2021
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından ilk derece mahkemesince verilen 30.07.2019 tarihli ek karar ve bölge adliye mahkemesince verilen karar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyanın yapılan incelenmesinde; Davacı kadın tarafından erkek eş aleyhine zina nedenine dayalı boşanma davası açılmış, ilk derece mahkemesince tefhim edilen kısa kararda davacı kadının davasının;
Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde düzenlenen zina hukuki sebebi uyarınca kabul edildiği belirtilmesine rağmen kararın gerekçesinde “Davalı erkeğin başka bir kadınla birlikte yaşadığı, davalının davacıyı aldattığı” gerekçesiyle tam kusurlu olduğu kabul edilerek kadının davasının;
Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebi uyarınca kabul edilmiş, ilk derece mahkemesinin bu kararına karşı davalı erkek tarafından tamamı yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de davalı erkeğin 24.05.2019 tarihli istinaf kanun yolundan feragati ile istinaf başvurusu reddedilmiştir.
Davacı kadın vekili mahkemeye sunduğu 22.07.2019 tarihli talep dilekçesi ile “İlk derece mahkemesince verilen hüküm kısmının birinci paragrafında davacının davasının kabulü ile;
MK. 161 maddesi gereğince zina nedeniyle tarafların boşanmalarına” denilmesi gerekirken sehven tarafların TMK 166/1. maddelerine göre boşanmalarına karar verildiği, kısa kararla gerekçeli karar arasındaki farkın düzeltilerek tavzih edilmesini talep etmiş, mahkemece “6100 sayılı HMK’nın 305. maddesi uyarınca;
kararının 09/07/2019 tarihinde kesinleştiği, tavzih hukuki müessesesinin hükmün icrası tamamlanıncaya kadar istenebileceği, kararın kesinleşmiş olduğu” gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş;
30.07.2019 tarihli bu ek karar yönünden davacı kadın tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, bölge adliye mahkemesince davacı kadının istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
Karar davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.
Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir (HMK m. 304/1). Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir (HMK 33).
Somut olayda davacı kadın tarafından erkek eş aleyhine zina nedenine dayalı boşanma davası açılmış mahkemece boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkek “Başka bir kadınla birlikte yaşayarak davacı kadını aldattığı” gerekçesiyle tamamen kusurlu bulunmuş;
kısa kararda tarafların TMK 161. maddesi gereğince zina nedeniyle boşanmalarına karar verilmiş olduğu halde, “Gerekçeli kararın hüküm kısmında tarafların TMK 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına” şeklinde hüküm kurulmasının maddi hata niteliğinde olduğu anlaşılmamaktadır.
O halde davacı vekilinin 22.07.2019 tarihli talep dilekçesi bu kapsamda değerlendirilerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304/1. maddesinde düzenlenen usul işlemleri yerine getirildikten sonra talep konusunda karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple bölge adliye mahkemesi kararının ve ilk derece mahkemesinin 30.07.2019 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen gerekçe ile BOZULMASINA;
temyiz peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 23.03.2021 (Salı)
Yargıtay 2.HD., E. 2020/1854 K.2020/3542 T.1.7.2020
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından;
zina hukuki nedenine dayalı davasının reddi, erkeğin davasının kabulü, tazminatlar ile tedbir ve iştirak nafakası miktarları yönünden;
davalı-karşı davacı erkek tarafından ise; kusur belirlemesi, velayet, tedbir ve iştirak nafakaları ile tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: İlk derece mahkemesince karşılıklı açılan boşanma davalarında kadının zina hukuksal nedenine dayalı boşanma davası ve davalı erkeğin
TMK. m.166/l hukuki nedenine dayalı davasının reddine, davacı kadının TMK. m. 166/1 hukuki nedenine dayalı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmaları ve boşanmanın ferileri yönünden karar verilmiştir.
Söz konusu karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine görevli İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından verilen 11.12.2019 tarihli kararla kadının ıslah ile terditli hale getirdiği davasında “…Davacının kısmen ıslah talebinde bulunması nedeniyle hak düşürücü sürenin dava tarihinden itibaren başlatılamayacağı;
ıslah tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçtiği dikkate alınarak zina nedenine dayalı boşanma davasının reddine ilişkin gerekçenin bu şekilde düzeltildiği..” belirtilerek davacı kadının bu yöne ilişkin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı kadın 09.03.2015 tarihinde evlilik birliğinin temelinde sarsılması hukuki nedenine dayalı olarak boşanma talebinde bulunmuş;
06.06.2016 tarihli usule uygun ıslah dilekçesi ile davasını terditli hale getirerek; tarafların zina (TMK m. l61) olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki nedenine dayalı olarak boşanmaları talebinde bulunmuştur.
Davacı-karşı davalı kadının ıslah dilekçesi incelendiğinde; talebin dava dilekçesinin ıslahı niteliğinde olduğu, bu durumda TMK 161. maddesinde belirtilen 6 aylık hak düşürücü sürenin davanın açıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Davacı-karşı davalı kadın davalı-karşı davacı erkeğin Yasemin isimli kadınla 14.11.2014 – 16.11.2014 tarihleri arasında aynı uçakla Antalya’ya gidip aynı otel odasında kaldıkları iddiasında bulunmuş ve dosya arasında bulunan müzekkere cevapları ile iddiasını ispatlamıştır.
Belirtilen olay tarihleri dikkate alındığında 09.03.2015 tarihinde açılan davada 6 aylık hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmakta olup bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesinin zina hukuki nedenine dayalı olarak açılan davada verdiği hükme yönelik istinaf başvurusunun esası incelenecek yerde, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine;
dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 01.07.2020



