Düğün Takıları (Ziynet Eşyası) Davası

Son güncelleme: Okuma süresi: 7 dakika

Ziynet eşyası altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılıp insanlar tarafından takılan süs eşyasıdır. Ziynet eşyasına örnek olarak kolye, yüzük, bileklik, küpe, altın kemer vb. takılar süs eşyası olarak kabul edilmektedir.

Çeyrek altın, yarım altın, tam altın gibi eşyalar tanımdan da anlaşılacağı üzere süs eşyası olarak takılamadığı için ziynet eşyası olarak kabul edilmemektedir.

Yargıtay içtihatlarında ise ziynet eşyası tanımı daha geniş yorumlanmaktadır. Yargıtay ziynet eşyası davası kapsamı içerisine çeyrek altın, yarım altın, tam altını da almaktadır.

 Düğünde Takılan Takılar Kime Aittir?

Günümüzde evlilikte eşler arasında sıkça sorun olan bir konuyla karşı karşıyayız. Bu konuda mevzuatımızda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre bu soruya cevap bulmaktayız.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun son emsal kararlarında belirttiği üzere düğün sırasında takılan takıların kim tarafından, kime takıldığı önem arz etmeksizin aksine bir örf- adet kuralı veya anlaşma olmadığı takdirde kadına bağışlanmış sayılacağı ve kadının kişisel malı sayılacağı yönünde bir karar vermiştir.

Kişisel Mallar Nelerdir?

Türk Medeni Kanunu gereğince mal rejimine yönelik eşler arasında herhangi bir sözleşme yapılmadığı takdirde uygulanacak olan yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir.

Ancak edinilmiş mallara kişisel mallar dahil değildir. Kişisel mallar;

Eşlerden birinin kişisel kullanımına yarayan eşyalar

Eşlerden birinin karşılıksız kazanma yolu ile kazanmış olduğu mallar

Miras yoluyla kazanmış olduğu mallar,

Kişisel mal yerine geçen değerler,

Manevi tazminat alacakları,

Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan mallardır.

Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde eşler evlilik sonrasında kazanmış oldukları mallar üzerinde yarı yarıya hak sahibi olacaklardır.

Ancak kişisel mal sayılan mallarda mal rejiminin tasfiyesi sırasında eşler arasında yarı yarıya bir paylaşım söz konusu olmayacaktır.

Dolayısıyla Yargıtay İçtihatlarına göre düğünde takılan takıların kadının kişisel malı sayılması nedeniyle mal rejimi tasfiyesinde tamamının kadına ait olacağı durumu söz konusu olmaktadır.

Ziynet Eşyası Davası Nedir?

Ziynet eşyaları davası boşanma davasıyla birlikte talep edilebileceği gibi boşanma davası kesinleştikten sonra da talep edilebilir. Bu davanın terditli olarak istenmesinde de fayda vardır. Davacı taleplerini sıralayabilmektedir. Ziynetleri aynen iadesini, ziynetlerin bedelinin iadesini, aynen yoksa bedel iadesini, aynen yoksa fiili ödeme tarihindeki bedel iadesini veya mislen iadesini talep edebilir.

Düğün takılarının aynen iadesi veya aynen yoksa bedel iadesinin ödenmesi talebi boşanmanın eki niteliğinde değildir, bu bağımsız bir taleptir. Bu nedenle boşanma davasında ziynet eşyası da talep edilmişse bu taleple ilgili olarak ayrıca nisbi harç ödenmelidir.

Ziynet Eşyası Davası Belirsiz Alacak Davası Olarak Açılabilir mi?

Belirsiz alacak davası, 6100 sayılı HMK’nin 107.maddesinde düzenlenmiştir.

Bu maddeye göre davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirlenmesi kendisinden beklenemeyecek ise veya imkansızsa, alacaklı hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre ziynet eşyası davaları belirsiz alacak davası olarak açılmamalıdır. Bu tür taleplerde açılacak olan davalar kısmi olarak açılmalıdır.

Ziynet Eşyası Davasında Harç?

Ziynet eşyalarına ilişkin davalar boşanma davasının eki niteliğinde değildirler. Bu sebeple boşanma davası ile açılmış iseler ayrıca harca tabidirler.

Dava dilekçesinde talep edilen ziynetlerin cinsi, miktarı, değeri ve özellikleri açıkça belirtilmeli ve bu belirtilen değer üzerinden nispi harç yatırılmalıdır.

Ziynet Eşyasında Görevli ve Yetkili Mahkeme Nedir?

Yetkili mahkemenin neresi olacağı hususu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiştir. Buna göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin dava açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.

Buna göre ziynet alacağına ilişkin davada yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak bu yetki kesin yetki değildir.

Görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri Aile Mahkemeleri sıfatıyla bakar.

Ziynet Eşyası Davası Zamanaşımı Süresi Nedir?

Ziynet eşyası dava tarihinde davalının zilyetliğinde ise yani bu ziynet eşyalarının aynen iadesi mümkünse, bu dava istihkak davası niteliğindedir.

Söz konusu uyuşmazlık mülkiyet hakkına dayandığından dolayı istihkak davasını açmak herhangi bir zamanaşımı süresine tabi değildir, bu dava her zaman açılabilir.

Eğer davanın açıldığı sırada dava konusu olan bu ziynet eşyasının aynen iadesi mümkün değilse ve bedeli iadesi talep edilmişse bu istem tazminata ilişkin olduğu için söz konusu boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren Borçlar Kanunu’ndaki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir.

Ziynet Eşyası Davasında İhtiyati Tedbir Talep Edilebilir mi?

İhtiyati tedbir kesin hükme kadar süren yargılama boyunca, davacı veya davalının hukuki durumlarında meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikteki bir hukuk, korumadır.

Ziynet eşyası davasında da davacı eşi talep ederse bu talep üzerine hâkim ihtiyati tedbire karar verebilir Hâkimin ihtiyati tedbire karar verebilmesi için tedbir sebebi ve türü açıkça gösterilmelidir.

Davacı eşin alacağın miktarını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekir. Bu durumlara göre hâkim ihtiyati tedbire hükmedebilmektedir. Eğer reddederse ret kararına karşı kanun yolu açıktır.

Ziynet Eşyasının İadesi Davasında Faiz Talep Edilebilir mi?

Ziynet eşyası davasının konusu bir alacak hakkıdır dolayısıyla davacı eş söz konusu alacağa ilişkin faiz talep edebilir.

Ancak davacının dava dilekçesinde açıkça faiz istediğini belirtmesi gerekir zira hâkim taleple bağlıdır. Talep edilmedi sürece resen faize hükmedemez.

Davanın kabulü halinde faiz için esas alınacak tarih dava tarihidir.

Faiz türü ise yasal faizdir. Dava kısmi olarak açılmışsa ıslah edilen kısım bakımından faiz tarihi dava tarihi değil ıslah tarihi olacaktır.

Ziynet Eşyası Davasını Islah Edebilir miyim?

Ziynet eşyaları davasını ıslah etmek mümkündür.

Ancak boşanma davası açıldığında ziynet eşyaları talep edilecekse bunların dava dilekçesinde talep edilmesi gerekir. Daha sonra ıslah dilekçesi verilerek dilekçede talep edilmeyen ziynet eşyalarının ayrıca talep edilmesi mümkün değildir.

Ziynet Eşyası Davasında İspat

TMK gereğince ziynet eşyası davasında ispat yükü davacıya aittir. İspat yükü ziynet eşyasının varlığının ispatını ve bu ziynet eşyasının davalı da kaldığının ispatını da kapsamaktadır.

Verilen kararlarda da hayatın olağan akışı gereğince ziynet eşyasının zilyetliğinin erkeğe terk edilmesinin istisnai bir durum olduğu, olması gerekenin ziynet eşyalarının ya kadının üzerinde olması veya evde muhafaza edilmesi olduğu ifade edilmektedir.

Ziynetlerin götürülmesine engel olunması, zor kullanarak elinden alınması, evden atılarak çıkarılması gibi sebeplerle söz konusu ziynet eşyalarının karşı tarafta bulunduğunu iddia eden davacı kadın ispat etmekle yükümlüdür.

EMSAL KARARLAR

YARGITAY 3.HD., E.2019/2763 K.2019/9997 T.11.12.2019

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Davacı, üç aylık hamile iken kuzeninin cenazesi için davalı ve ailesiyle Gaziantep’ e gittiklerini, taziye evinde babasını ve kuzenini gördüğünü, kuzeninin elini öpmesi nedeni ile kayınpederinin tartışma çıkardığını;

olayın ardından Gaziantep’te kaldığını, ziynet eşyalarının kendisinden alındığını, düğün fotoğraflarından altınların ayrıntısıyla belli olduğunu, toplam 150 gr bilezik, 25 gr kolbağı ve 2 metre zincir olmak üzere toplam 22 gram altın bedelini talep etmektedir.

Davalı, düğünde kendisine takılan ziynet eşyalarının düğün giderlerine harcandığını, davacıya takılan ziynet eşyalarının ise davacı tarafından alınıp götürüldüğünü ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, anılan karar Dairemizin 08.03.2017 tarihli, 2017/9640 Esas ve 2017/2738 Karar sayılı ilamında özetle “Somut olayda, davacı tanıklarından …’un mahkemece dinlendiği;

adres yetersizliği nedeniyle dinlenemeyen tanıkların ise, iş bu davanın tefrik edildiği boşanma dava dosyasında dinlenildiği, boşanma dava dosyası, eldeki davada dinlenen tanıkların beyanları, boşanma dava dosyasında dinlenen tanıkların beyanlarıyla birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilmesinin ardından davacı tanığı … dışında dosya kapsamındaki tanıkların altınların davalıda bırakıldığına dair beyanlarının olmadığı, davacının kendi rızası ile evine dönmediğinin tanık beyanları ile sabit olduğu, o halde rahatlıkla saklanabilen;

taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardan olan ziynet eşyalarının kadının üzerinde olması olağan olduğu, davalının zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dava, ziynet eşyalarının bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür.

Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.

Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin iddia ettiği olayları ispatlaması gerekir.

Kural olarak, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.

Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bu eşyaları iadeden kurtulur.

Somut uyuşmazlıkta davacı kadın altınların elinden zorla alındığını iddia etmiştir. Davalı ise, düğünde kendisine takılan altınların düğün masraflarına harcandığını, davacıya takılanların ise davacı tarafından götürüldüğünü ileri sürmüştür.

Boşanma dosyasında davalı koca, düğün eşyalarının taksitle alındığını, eşi … tarafından altınların kendisine verildiğini, bu altınların yeniden alınacağının eşine taahhüt edildiğini, ancak eşinin altınların yeniden alınması konusunda kendisine baskı yaptığını belirtmiştir.

Davalının bu beyanları karşısında ziynetlerin kadının isteği ve onayı ile iade edilmemek üzere bozdurulduğu hususunda ispat yükü davalı kocaya düşmektedir.

Davalı tanık beyanları ve dosya kapsamından, davalının bozdurulduğunu ikrar etmiş olduğu ziynetlerin, kadının isteği ve onayı ile iade edilmemek üzere kendisine verildiğini ispat edemediği anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece; düğün masrafları için bozdurulduğu davalı tarafça kabul edilen ziynet eşyaları yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HMK’un 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HMK’ un 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

YARGITAY 3.HD., E. 2017/159 K.2019/864 T.7.2.2019

DAVA KONUSU İSTEMİN ÖZETİ: Davacı; davalı ile 2011 yılının temmuz ayında resmi nikah yaptıklarını, resmi nikahtan

Hemen Ara
WhatsApp