Makale Başlıkları
Görevi yaptırmamak için direnme suçu, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde oluşan bir suçtur. Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesinde düzenlenen bu suç, uygulamada polis memuruna direnme, haciz işlemini engelleme, zabıta görevlisine cebir veya tehdit uygulama, kamu görevlisini görevini yapmaması için tehdit etme gibi olaylarda sıklıkla gündeme gelmektedir.
Ancak kamu görevlisinin söylediği veya yaptığı her şeye karşı çıkılması görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturmaz. Suçun oluşabilmesi için failin kamu görevlisinin belirli bir görevini yapmasını engelleme amacıyla hareket etmesi ve bu amaç doğrultusunda cebir veya tehdit kullanması gerekir.
Sadece tartışmak, itiraz etmek, karara karşı sözlü olarak tepki göstermek veya kamu görevlisinin talebini yerine getirmemek her durumda TCK m.265 kapsamında suç değildir. Somut olayda cebir veya tehdit bulunup bulunmadığı, failin amacı, kamu görevlisinin yapmakta olduğu iş ve olayın gerçekleşme şekli birlikte değerlendirilmelidir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265. maddesine göre kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
| Durum | Genel Hukuki Sonuç |
|---|---|
| Kamu görevlisine görevini engellemek amacıyla cebir veya tehdit | 6 ay – 3 yıl hapis |
| Yargı görevi yapan kişiye karşı işlenmesi | 2 yıl – 4 yıl hapis |
| Birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi | Ceza 1/3 artırılır |
| Failin kendisini tanınmayacak hale getirmesi | Ceza 1/3 artırılır |
| Silahla işlenmesi | Ceza 1/2 artırılır |
| Suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılması | Ceza 1/2 artırılır |
| Ağırlaşmış yaralama meydana gelmesi | Ayrıca yaralama hükümleri uygulanabilir |
| Şikayete bağlı mı? | Hayır |
| Uzlaştırmaya tabi mi? | Kural olarak hayır |
| Görevli mahkeme | Kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi |
| Genel dava zamanaşımı | Kural olarak 8 yıl |
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu
Görevi yaptırmamak için direnme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmektedir.
TCK m.265/1 şöyledir:
“Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Bu düzenlemeyle korunan temel hukuki değer kamu idaresinin düzenli ve kesintisiz biçimde çalışabilmesidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu da suçla korunan hukuki yararın kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olduğunu; kamu görevini yerine getiren kişilere yönelik engelleyici fiillerin önlenmesinin amaçlandığını kabul etmektedir.
Adalet Bakanlığı UYAP’ta yayımlanan Ceza Genel Kurulu kararına göre suçun oluşabilmesi için yerine getirilmekte olan belirli bir kamu görevinin bulunması ve failin cebir veya tehdidi bu görevi engellemek amacıyla kullanması gerekir.
Suçun Oluşması İçin Hangi Şartlar Gerekir?
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşabilmesi için temel olarak şu unsurların birlikte bulunması gerekir:
- kamu görevlisinin belirli bir görev yürütüyor olması,
- failin bu görevin yapılmasını engellemek istemesi,
- kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit kullanılması,
- cebir veya tehdidin görevle bağlantılı olması.
Bu unsurlardan herhangi birinin bulunmaması halinde TCK m.265 yerine başka bir suçun oluşması veya eylemin suç oluşturmaması mümkündür.
Örneğin kamu görevlisiyle kişisel bir nedenle tartışan ve onu görevinden tamamen bağımsız bir nedenle tehdit eden kişinin eylemi şartlarına göre tehdit suçunu oluşturabilir. Burada amaç kamu görevini engellemek değilse TCK m.265’in uygulanması mümkün olmayabilir.
Kamu Görevlisi Kimdir?
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun mağduru kamu görevlisidir.
TCK m.6’ya göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir şekilde sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir.
Bu tanım yalnız klasik anlamdaki devlet memurlarını kapsamamaktadır.
Kamu görevlisi sıfatı belirlenirken kişinin yaptığı faaliyetin kamusal niteliği önem taşır.
Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesinde kamu görevlisi kavramının yanı sıra “yargı görevi yapan” kişi kavramı da ayrıca tanımlanmıştır.
Kanuna göre yüksek mahkemeler, adli ve idari mahkemelerin hakimleri, Cumhuriyet savcıları ve avukatlar yargı görevi yapan kişiler kapsamında değerlendirilmektedir.
Polise Direnme TCK 265 Kapsamında mı?
Polis memurunun hukuki görevi kapsamında yaptığı işlemi engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılması TCK m.265 kapsamında değerlendirilebilir.
Örneğin polis tarafından hukuka uygun şekilde yakalanmaya çalışılan kişinin polisi itmesi, vurması veya “beni götürürsen seni öldürürüm” şeklinde görevini yapmasını engellemeye yönelik ciddi tehditte bulunması suçun oluşmasına neden olabilir.
Bununla birlikte polisin talimatına yalnız uymamak ile cebir veya tehdit kullanarak direnmek birbirinden ayrılmalıdır.
TCK m.265 cebir veya tehdit unsurunu açıkça aramaktadır.
Bu nedenle her sözlü itiraz veya pasif davranış otomatik olarak görevi yaptırmamak için direnme suçu oluşturmaz.
Cebir Ne Anlama Gelir?
Cebir, kamu görevlisinin iradesini etkileyerek görevini yapmasını engellemek amacıyla fiziksel güç kullanılmasıdır.
Polis memurunu itmek, görevliyi tutmak, kolunu zorla çekmek veya görevini yapmasını engellemek amacıyla fiziksel saldırıda bulunmak olayın şartlarına göre cebir kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak kullanılan fiziksel gücün hangi seviyede olduğu özellikle önemlidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yaklaşımına göre TCK m.265 kapsamında kullanılan cebir, temel kasten yaralama düzeyindeki fiziksel müdahaleleri kapsayabilir.
Buna karşılık eylem TCK m.87 kapsamında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya neden olmuşsa TCK m.265/5 gereğince fail hakkında ayrıca kasten yaralama hükümleri de uygulanabilir.
Adalet Bakanlığı UYAP’taki Ceza Genel Kurulu kararında bu ayrım açık şekilde ele alınmıştır.
Her Fiziksel Temas Direnme Suçu mudur?
Hayır.
Fiziksel temasın görevlinin görevini engelleme amacıyla gerçekleştirilmesi gerekir.
Örneğin taraflar arasında görevden bağımsız kişisel bir kavga çıkmışsa yalnız mağdurun kamu görevlisi olması TCK m.265’i otomatik olarak uygulanabilir hale getirmez.
Failin kastının görevin yapılmasını önlemeye yönelik olması gerekir.
Bu nedenle mahkemeler olayın öncesini, taraflar arasındaki ilişkiyi, kullanılan sözleri, fiziksel hareketleri ve görevin ne olduğunu birlikte değerlendirmelidir.
Tehdit ile Görevi Yaptırmamak İçin Direnme
TCK m.265 bakımından suçun cebirle işlenmesi zorunlu değildir. Tehdit kullanılması da suçun oluşması için yeterlidir.
Örneğin haciz işlemini gerçekleştirmeye gelen kamu görevlilerine “bu eşyaları alırsanız sizi öldürürüm” şeklinde tehditte bulunulması, diğer şartları da varsa görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturabilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin bir kararında haciz işleminin yapılmasını engellemek amacıyla görevli kişilere yönelik ölüm tehdidi içeren sözler TCK m.265 kapsamında değerlendirilmiştir. Mahkumiyet kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kararın resmi metnine Adalet Bakanlığı UYAP üzerinden ulaşılabilir.
Tehdit Görevle İlgili Değilse Ne Olur?
Tehdidin mutlaka kamu görevinin engellenmesi amacıyla kullanılması gerekir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun incelediği bir olayda kamu görevlisine gönderilen tehdit mesajlarının, o kişinin yerine getirmekte olduğu bir kamu göreviyle bağlantısı bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Ceza Genel Kurulu, belirli bir görevin yerine getirilmesini engelleme amacı bulunmadığında eylemin TCK m.265 değil, şartları varsa TCK m.106 kapsamındaki tehdit suçunu oluşturabileceğini kabul etmiştir.
Bu ayrım son derece önemlidir.
Kamu görevlisinin tehdit edilmiş olması tek başına görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşması için yeterli değildir. Tehdidin görevle bağlantılı olması gerekir.
Kamu Görevinin Sona Ermesinden Sonra Tehdit
TCK m.265 bakımından zamanlama da önemlidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, direnme fiilinin görevin yapılmasından hemen önce veya görev sırasında gerçekleştirilebileceğini kabul etmektedir.
Ancak kamu görevlisi görevini tamamen bitirmişse ve daha sonra geçmişte yaptığı görev nedeniyle tehdit veya saldırıya uğramışsa TCK m.265 yerine başka suçların oluşması gündeme gelebilir.
Örneğin polis memuru işlemi tamamladıktan saatler sonra, yalnız geçmişteki işlemden intikam almak amacıyla tehdit edilirse bu fiil görevi yaptırmamak için direnme kapsamında olmayabilir.
Çünkü ortada artık engellenmesi mümkün devam eden veya yapılacak belirli bir görev bulunmamaktadır.
Ceza Genel Kurulunun resmi kararında görevin sona ermesinden sonra gerçekleştirilen cebir veya tehdidin şartlarına göre kasten yaralama veya tehdit suçlarını oluşturabileceği belirtilmektedir.
Sadece İtiraz Etmek Direnme Suçu mu?
Kamu görevlisinin işlemini eleştirmek, sözlü olarak itiraz etmek veya hukuki yollara başvuracağını söylemek tek başına TCK m.265 anlamında görevi yaptırmamak için direnme değildir.
Suçun kanuni tanımında cebir veya tehdit açıkça aranmaktadır.
Örneğin:
“Bu işlemin hukuka aykırı olduğunu düşünüyorum, mahkemeye başvuracağım.”
şeklindeki bir açıklama tek başına görevi yaptırmamak için direnme değildir.
Ancak itirazın fiziksel güç veya tehdit kullanılarak görevi engelleme aşamasına geçmesi halinde hukuki değerlendirme değişebilir.
Burada ifade özgürlüğü, hukuki itiraz hakkı ve suç teşkil eden cebir veya tehdit arasında ayrım yapılmalıdır.
Pasif Direnme Suç Oluşturur mu?
TCK m.265 bakımından yalnız pasif davranışın bulunması kural olarak yeterli değildir.
Kanun cebir veya tehdit aramaktadır.
Bir kişinin kamu görevlisinin talimatını yerine getirmemesi, tartışması veya pasif biçimde davranması tek başına bu suçun unsurlarını oluşturmayabilir.
Ancak pasif gibi görünen davranış sırasında kamu görevlisine fiziksel güç uygulanıyorsa veya tehdit kullanılıyorsa olay farklı değerlendirilir.
Bu nedenle özellikle polis müdahalelerinde görüntü kayıtlarının, kamera görüntülerinin ve tanık anlatımlarının ayrıntılı incelenmesi önemlidir.
Ceza soruşturması sırasında gözaltı, tutuklama veya diğer koruma tedbirleri uygulanmışsa tutukluluğa itiraz ve adli kontrol hükümleri de somut olay bakımından ayrıca değerlendirilebilir.
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunun Cezası
TCK m.265/1’e göre görevi yaptırmamak için direnme suçunun temel cezası altı aydan üç yıla kadar hapistir.
Kanunda temel suç bakımından doğrudan seçimlik adli para cezası öngörülmemiştir.
Ancak hükmedilen sonuç cezanın niteliğine ve TCK’nın genel hükümlerine göre kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi, erteleme veya diğer cezanın bireyselleştirilmesi kurumları somut dosyada ayrıca değerlendirilebilir.
Her dosyada otomatik olarak para cezasına çevrilme sonucu bulunmamaktadır.
Yargı Görevi Yapan Kişiye Karşı Direnme
Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde daha ağır ceza uygulanır.
TCK m.265/2’ye göre bu durumda ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir.
TCK m.6 kapsamında yargı görevi yapan kişiler arasında hakimler, Cumhuriyet savcıları ve avukatlar bulunmaktadır.
Ancak kişinin bu sıfata sahip olması tek başına yeterli olmayabilir. Eylemin yerine getirilen yargı göreviyle bağlantısı da değerlendirilir.
Örneğin haciz işleminde görev alan avukatlara karşı işlemi engellemek amacıyla tehdit kullanılması bu düzenleme bakımından gündeme gelebilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin resmi kararlarında avukatlar ve icra görevlilerine yönelik haciz işlemini engelleme fiilleri TCK m.265 kapsamında değerlendirilmiştir.
İlgili Yargıtay kararının resmi metni Adalet Bakanlığı UYAP sisteminde yayımlanmaktadır.
Birden Fazla Kişiyle İşlenirse Ceza Artar mı?
Evet.
TCK m.265/3’e göre görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
Örneğin iki veya daha fazla kişinin birlikte hareket ederek kamu görevlisini tehdit etmesi veya fiziksel güç kullanarak görevin yapılmasını engellemesi halinde bu nitelikli hal uygulanabilir.
Ancak kişilerin olay yerinde bulunması tek başına yeterli değildir.
Birlikte suç işleme iradesinin ve suça fiili katkının somut olarak ortaya konulması gerekir.
Kendini Tanınmayacak Hale Getirmek
Fail suç sırasında kimliğinin belirlenmesini zorlaştırmak amacıyla kendisini tanınmayacak hale getirmişse TCK m.265/3 kapsamında ceza yine üçte bir oranında artırılır.
Bu hüküm özellikle yüzün veya kimliğin bilinçli biçimde gizlenerek direnme suçunun işlenmesi halinde gündeme gelebilir.
Silahla Görevi Yaptırmamak İçin Direnme
Suçun silahla işlenmesi halinde ceza daha ağırdır.
TCK m.265/4’e göre silahla işlenen görevi yaptırmamak için direnme suçunda temel veya diğer nitelikli haller üzerinden belirlenen ceza yarı oranında artırılır.
Buradaki silah kavramı yalnız tabanca veya tüfekten ibaret değildir.
TCK m.6’da silah kavramı geniş şekilde tanımlanmaktadır.
Ateşli silahların yanında kesici, delici ve bereleyici aletler ile saldırı ve savunma amacıyla yapılmamış olsa dahi fiilen saldırı veya savunmada kullanılmaya elverişli bazı araçlar somut olayın özelliklerine göre silah kapsamında değerlendirilebilir.
Silah kavramının resmi tanımı TCK m.6’da yer almaktadır.
Suç Örgütünün Korkutucu Gücünden Yararlanma
Failin var olan veya var sayılan bir suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanarak kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemesi halinde de ceza yarı oranında artırılır.
Gerçekte böyle bir örgütün bulunması her durumda zorunlu değildir.
Kanun “var olan veya var sayılan” suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılmasını düzenlemektedir.
Yaralama da Varsa Ne Olur?
Görevi yaptırmamak için direnme suçu sırasında kamu görevlisinin yaralanması halinde hangi suçtan ceza verileceği özellikle dikkatli değerlendirilmelidir.
TCK m.265/5 bu konuda özel düzenleme içermektedir.
Suç sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri meydana gelirse fail hakkında ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yaklaşımına göre kullanılan cebir temel kasten yaralama düzeyinde kalıyorsa bu fiziksel güç direnme suçunun cebir unsurunun içinde değerlendirilebilir.
Ancak TCK m.87 kapsamındaki ağırlaşmış yaralama sonuçları ortaya çıkmışsa ayrıca yaralama suçundan ceza verilmesi gündeme gelir.
Ceza Genel Kurulunun bu konudaki resmi kararına UYAP üzerinden ulaşılabilir.
Hakaret ile Birlikte İşlenirse
Görevi yaptırmamak için direnme olaylarında kamu görevlisine hakaret edildiği de sıklıkla görülmektedir.
Direnme suçunun tehdit unsuru ile hakaret suçu aynı değildir.
Kamu görevlisine görevinden dolayı onur, şeref ve saygınlığını rencide edici sözlerin söylenmesi halinde şartları varsa ayrıca hakaret suçu gündeme gelebilir.
Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2025 tarihli bir kararında sanık hakkında hem görevi yaptırmamak için direnme hem de kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarından ayrı hükümler bulunduğu görülmektedir.
Kararın resmi metni Adalet Bakanlığı UYAP sistemindedir.
Bu nedenle olay sırasında kullanılan sözlerin tamamı birlikte değerlendirilmelidir.
Bir söz görevi engellemek amacıyla tehdit niteliğinde olabilirken başka bir söz aynı zamanda bağımsız hakaret suçunu oluşturabilir.
Birden Fazla Kamu Görevlisine Karşı Direnme
Tek bir olay sırasında birden fazla kamu görevlisine karşı direnme gerçekleşebilir.
Örneğin yakalama işlemi yapan üç polis memuruna aynı anda tehdit veya cebir uygulanması halinde TCK’nın zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir.
TCK m.43/2, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını öngörmektedir.
Yargıtay uygulamasında da birden fazla kamu görevlisine karşı aynı olay içerisinde gerçekleştirilen direnme eylemlerinde TCK m.43 hükümlerinin uygulandığı örnekler bulunmaktadır.
Resmi Yargıtay kararlarından birinde TCK m.265/2 ile m.43 hükümlerinin birlikte uygulandığı görülmektedir.
Bununla birlikte olayda tek fiil mi yoksa birbirinden bağımsız birden fazla eylem mi bulunduğunun somut dosya üzerinden belirlenmesi gerekir.
Suç Şikayete Tabi mi?
Görevi yaptırmamak için direnme suçu şikayete bağlı bir suç değildir.
TCK m.265’te soruşturmanın şikayete bağlı olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu nedenle suçtan haberdar olan Cumhuriyet savcılığı kural olarak re’sen soruşturma yürütebilir.
Kamu görevlisinin daha sonra “şikayetçi değilim” demesi kamu davasını otomatik olarak sona erdirmez.
Bu yönüyle görevi yaptırmamak için direnme, şikayetten vazgeçildiğinde düşebilen bazı suçlardan ayrılmaktadır.
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Uzlaştırmaya Tabi mi?
Görevi yaptırmamak için direnme suçu kural olarak uzlaştırmaya tabi değildir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi, hangi suçlarda uzlaştırma uygulanacağını düzenlemektedir.
TCK m.265 bu maddede uzlaştırma kapsamına alınan suçlardan biri olarak sayılmamaktadır ve suç şikayete bağlı değildir.
Dolayısıyla fail ile kamu görevlisinin sonradan anlaşması veya kamu görevlisinin şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle dosya uzlaşmayla otomatik olarak kapanmaz.
Ancak eylemin TCK m.265’i değil de örneğin uzlaştırmaya tabi bir tehdit suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi halinde sonuç değişebilir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bir kararında TCK m.265’in unsurları oluşmadığı için fiil tehdit olarak nitelendirilmiş ve uzlaştırma hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.
Kararın resmi metni Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanmaktadır.
Görevli Mahkeme Hangisidir?
Görevi yaptırmamak için direnme suçunda yargılama kural olarak Asliye Ceza Mahkemesinde yapılır.
Yargıtayın TCK m.265 kapsamında incelediği çok sayıda dosyada ilk derece mahkemesinin Asliye Ceza Mahkemesi olduğu görülmektedir.
Örneğin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin resmi kararında TCK m.265/2 kapsamında verilen kararın Asliye Ceza Mahkemesinden çıktığı görülmektedir.
Ancak aynı olayda ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren başka bir suç bulunması halinde görev konusu bağlantı ve diğer ceza muhakemesi hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Zamanaşımı
TCK m.265’in temel halinde cezanın üst sınırı üç yıl, yargı görevi yapan kişiye karşı işlenen halinde ise dört yıldır.
TCK m.66/1-e’ye göre beş yıldan fazla olmayan hapis cezalarını gerektiren suçlarda genel dava zamanaşımı sekiz yıldır.
Bu nedenle TCK m.265 bakımından genel dava zamanaşımı kural olarak sekiz yıldır.
Ancak zamanaşımı hesabı yalnız “suç tarihinden sekiz yıl geçti” şeklinde yapılmamalıdır.
TCK m.67 kapsamında şüphelinin savcı huzurunda ifadesinin alınması, tutuklama kararı verilmesi, iddianame düzenlenmesi veya mahkumiyet kararı verilmesi gibi işlemler zamanaşımını kesebilir.
Zamanaşımına ilişkin TCK m.66 ve m.67 hükümleri resmi mevzuatta düzenlenmektedir.
Görevi Yaptırmamak İçin Direnmede HAGB ve Erteleme
Mahkumiyet halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının ertelenmesi veya kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesi gibi kurumların uygulanıp uygulanamayacağı sonuç ceza ve sanığın kişisel durumuna göre ayrıca değerlendirilir.
TCK m.265 bakımından “bu suçta HAGB hiçbir şekilde uygulanamaz” şeklinde genel bir yasak bulunmamaktadır.
Ancak ilgili kurumların güncel CMK ve TCK şartları somut dosyada ayrı ayrı incelenmelidir.
Sanığın sabıkası, sonuç cezanın miktarı, suçun işleniş şekli ve ilgili kurumun diğer kanuni şartları sonucu etkileyebilir.
Mahkumiyetten önce veya soruşturma aşamasında tutuklama tedbiri uygulanmışsa haksız tutuklama ve tutuklama şartları bakımından ayrıca değerlendirme yapılabilir.
Haksız Tahrik Uygulanabilir mi?
Görevi yaptırmamak için direnme suçunda haksız tahrik iddiası teorik olarak gündeme gelebilir ancak her hukuka aykırılık iddiası tahrik indirimi sağlamaz.
Yargıtay uygulamasında kamu görevlisinin gerçekleştirdiği işlemin niteliği, olayın öncesi ve failde hiddet veya şiddetli elem meydana getirebilecek haksız bir fiil bulunup bulunmadığı somut olarak araştırılmaktadır.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin haciz işlemiyle ilgili kararında sanık tarafının haksız tahrik iddiası incelenmiş ancak dosyadaki haciz belgeleri ve olayın şartları dikkate alınarak tahrik koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Kararın resmi metni incelenebilir.
Dolayısıyla kamu görevlisinin işlemini hukuka aykırı görmek tek başına fiziksel direnme hakkı vermez.
İşleme karşı kanunda öngörülen itiraz ve dava yollarının kullanılması esastır.
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Nasıl İspatlanır?
Bu suçta olay çoğu zaman kamu görevlisi ile şüpheli arasında yaşandığından delil değerlendirmesi önemlidir.
Kamera görüntüleri, polis veya görev tutanakları, tanık anlatımları, ses ve görüntü kayıtları, sağlık raporları, olay sırasında söylenen sözler ve diğer maddi deliller birlikte değerlendirilir.
Kamu görevlisinin beyanı önemli bir delil olabilir ancak ceza yargılamasında mahkumiyet bütün dosya kapsamı üzerinden kurulmalıdır.
Özellikle cebrin niteliği, tehdit sözlerinin tam içeriği ve failin hangi görevi engellemek istediği açık biçimde belirlenmelidir.
Yargıtay kararlarında tutanaklar, mağdur beyanları ve sanık savunmalarının birlikte değerlendirildiği görülmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Görevi yaptırmamak için direnmenin cezası nedir?
TCK m.265/1’e göre temel ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir.
Polise direnmenin cezası nedir?
Polis memurunun görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılmışsa kural olarak altı aydan üç yıla kadar hapis cezası gündeme gelir. Nitelikli haller varsa ceza artırılabilir.
Polisle tartışmak suç mu?
Sırf tartışmak TCK m.265 için yeterli değildir. Görevi engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılması gerekir.
Polisin kolunu itmek direnme suçu mu?
Görevi engelleme amacıyla gerçekleştirilen fiziksel müdahale olayın özelliklerine göre cebir olarak değerlendirilebilir. Hareketin niteliği ve amacı birlikte incelenir.
Memura tehdit görevi yaptırmamak için direnme sayılır mı?
Tehdit memurun yapmakta olduğu görevi engellemek amacıyla gerçekleştirilmişse TCK m.265 oluşabilir. Tehdit görevle bağlantılı değilse şartlarına göre TCK m.106 uygulanabilir.
Görev bittikten sonra memuru tehdit etmek TCK 265 midir?
Kural olarak görev tamamen sona ermişse ve tehdit geçmişteki görev nedeniyle sonradan gerçekleştiriliyorsa TCK m.265 yerine tehdit veya başka suç hükümleri gündeme gelebilir.
Silahla direnmenin cezası artar mı?
Evet. TCK m.265/4 uyarınca suç silahla işlenirse ceza yarı oranında artırılır.
Birden fazla kişi birlikte direnirse ne olur?
TCK m.265/3 gereğince ceza üçte bir oranında artırılır.
Hakime veya savcıya direnmenin cezası nedir?
Suçun yargı görevi yapan kişiye karşı işlenmesi halinde temel ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir.
Avukata karşı direnme TCK 265 olabilir mi?
TCK m.6 avukatları yargı görevi yapan kişiler arasında saymaktadır. Ancak eylemin avukatın yürüttüğü yargısal görevle bağlantılı olması ve diğer TCK m.265 şartlarının bulunması gerekir.
Görevi yaptırmamak için direnme şikayete tabi mi?
Hayır. Suç re’sen soruşturulur. Şikayetten vazgeçilmesi kamu davasını otomatik olarak düşürmez.
Görevi yaptırmamak için direnme uzlaşmaya tabi mi?
Kural olarak hayır. TCK m.265 CMK m.253’te uzlaştırma kapsamına alınan suçlar arasında bulunmamaktadır.
Bu suçta ceza para cezasına çevrilebilir mi?
TCK m.265 doğrudan hapis cezası öngörmektedir. Ancak hükmedilen sonuç ceza kısa süreli hapis cezası niteliğindeyse TCK’nın genel hükümlerindeki şartlara göre seçenek yaptırımlar ayrıca değerlendirilebilir.
TCK 265 Dosyalarında Asıl İncelenmesi Gereken Noktalar
Görevi yaptırmamak için direnme suçunda en önemli mesele kamu görevlisiyle tartışma yaşanmış olması değildir.
Mahkeme öncelikle kamu görevlisinin hangi görevi yerine getirdiğini, failin bu görevi engellemek isteyip istemediğini ve bu amaçla cebir veya tehdit kullanıp kullanmadığını belirlemelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yaklaşımında da belirli bir görevin bulunması ve failin eyleminin bu görevi engellemeye yönelik olması suçun temel koşullarındandır.
Görevle bağlantısı bulunmayan tehdit TCK m.265 kapsamında değerlendirilemeyebilir. Aynı şekilde kamu görevlisinin işlemini yalnız sözlü biçimde eleştirmek veya hukuki yollara başvuracağını söylemek de cebir veya tehdit bulunmadığı sürece tek başına bu suçu oluşturmaz.
Buna karşılık görevliyi itmek, tutmak, saldırmak veya görevi yapması halinde kendisine ya da yakınlarına zarar verileceğini söyleyerek ciddi şekilde tehdit etmek TCK m.265 kapsamına girebilir.
Olayda silah kullanılması, birden fazla kişinin birlikte hareket etmesi veya mağdurun yargı görevi yapan kişi olması cezanın önemli ölçüde artmasına yol açabilir.
Ayrıca direnme sırasında hakaret, ağırlaşmış yaralama veya başka bağımsız suçlar işlenmişse kişi yalnız TCK m.265’ten değil, şartları oluşan diğer suçlardan da sorumlu tutulabilir.
Bu nedenle özellikle polis müdahalesi, haciz işlemi, adliye işlemi veya başka bir kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında yaşanan olaylarda kamera kayıtları, sağlık raporları, görev tutanakları ve tanık ifadelerinin eksiksiz incelenmesi önemlidir.
Görevi yaptırmamak için direnme suçundan yürütülen soruşturma veya ceza davasında dosyaya özel değerlendirme için MDM Hukuk iletişim sayfası üzerinden iletişime geçilebilir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özellikleri suçun niteliğini ve uygulanacak ceza hükümlerini değiştirebilir.
Kaynaklar
Adalet Bakanlığı UYAP – 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, m.6 ve m.265
Adalet Bakanlığı UYAP – 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m.253
Adalet Bakanlığı UYAP – Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Tehdit Ayrımı
Adalet Bakanlığı UYAP – Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Cebir ve Yaralama Ayrımı
Adalet Bakanlığı UYAP – Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Haciz İşleminde Görevi Yaptırmamak İçin Direnme



