İzinsiz Ses Kaydı Almak Suç Mudur?

Son güncelleme: Okuma süresi: 10 dakika

İzinsiz ses kaydı almak, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden ve hukuki açıdan ciddi sonuçlar doğurabilen bir eylemdir. Peki, izinsiz ses kaydı almak suç mudur ve bu suçun cezaları nelerdir?

Günümüzde, teknoloji kullanımının artmasıyla birlikte, birçok kişi farkında olmadan veya bilerek izinsiz ses kaydı yapabilmektedir.

Bu makalede, Türk Ceza Kanunu’na göre izinsiz ses kaydı almanın yasal durumu, bu eylemin hangi durumlarda suç teşkil ettiği ve hukuki yaptırımları hakkında detaylı bilgiler sunacağız.

Ayrıca, izinsiz ses kaydı almanın istisnaları, mahkemede delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı ve bu tür durumlarla karşılaşan kişilerin yasal hakları konularında kapsamlı bilgiler bulacaksınız.

İzinsiz ses kaydı almak ve hukuki sonuçları hakkında merak ettiğiniz tüm soruların cevaplarını, en güncel ve doğru şekilde bu yazıda keşfedebilirsiniz.

Bu soru günlük hayatımızda sıkça karşımıza çıkmaktadır. Teknolojik gelişmelerle birlikte telefon, kamera ve ses kayıt cihazlarıyla ses kaydı alınabilmektedir. Bu noktada bu durumun suç oluşturup oluşturmadığı merak edilmektedir.

İzinsiz ses kaydı almak bazı hallerde suç teşkil etmezken bazı hallerde ise suç teşkil eder.

Türk Ceza Kanununda izinsiz ses kaydı almak özel olarak düzenlenmemişse de TCK’ da düzenlenen bir takım suçlara  sebebiyet vermektedir.

Bu suçlar;

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.132)

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu (TCK m.133)

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.134)

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m.132)

Haberleşmenin gizliliğini i̇hlal suçu, TCK m. 132’ye göre ‘‘Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.

Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.’’

İki veya daha fazla kişinin, aleni olmayan ve başkaları tarafından duyulmayacağı iradesiyle gerçekleştirdikleri haberleşmenin dinlenmesi veya başka bir suretle ifşa edilmesi eylemleriyle oluşan suça haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu denir.

Birden fazla kişinin haberleşmenin içeriğini öğrenebilme imkanına sahip olduğu araç ve ortamlarda haberleşme gerçekleştirildiği takdirde haberleşmenin gizliliğinden bahsedilemeyeceği gibi haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu da oluşmayacaktır.

Haberleşmenin gizliliğinin ihlal suçunun oluşabilmesi için kişiler arasındaki haberleşmenin sır niteliğinde veya özel hayata ilişkin olmasına da gerek yoktur.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Üçüncü bir kişi tarafından herhangi bir şekilde ihlal edilmesi (132/1-1.cümle), Kayıt altına alınma yoluyla (132/1-2.cümle), ifşa etme yoluyla (132/2), kendisiyle yapılan haberleşmenin ifşa edilmesi yoluyla (132/3) işlenebilmektedir.

Suçun temel şekli haberleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişinin iki veya daha fazla kişi arasında aleni olmayan haberleşmeyi çeşitli araçlar kullanarak ve özel bir çaba göstererek okuması veya dinlemesi şeklinde meydana gelir.

Kanunun lafzından da anlayacağımız gibi haberleşmenin mutlaka araçla yapılması gerekmektedir.

Yüz yüze yapılan konuşmaların herhangi bir araç olmaksızın çıplak kulakla dinlenmesi veya kayda alınması haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturmayacaktır.

Şartları varsa ‘‘Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu’’ kapsamında değerlendirilebilir.

Kayda alınması durumunda ise şartları varsa ‘‘Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu ’’ gündeme gelecektir.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması Suçu (TCK m.133)

TCK m.133’e göre ‘‘Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Kanun koyucunun bu suçla korumak istediği hukuksal değer kişilerin özel hayatının gizliliği ve kişiler arasındaki güvenliktir.

Bu suç kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların dinlenilmesi veya kayda alınması ve kişiler arasında aleni olmayan söyleşilerin kayda alınması şeklinde işlenmektedir.

Maddenin anlaşılabilmesi için söyleşi ve aleni kavramlarından bahsetmekte de fayda görmekteyiz.

Söyleşi; 3 veya daha fazla kişi arasında yapılan konuşmayı ifade etmektedir.

Aleni; iki veya daha fazla kişinin kendi aralarında veya bilinen sınırlı bir çevrenin dışına çıkmayacağı bilgisi ve iradesiyle yaptıkları, katılımcılar arasında kalması gereken ve ancak özel gayretle duyulması mümkün olan konuşmalardır.

Bu suçun oluşumu için yapılan konuşmaların ya da söyleşilerin yüz yüze yapılması gerekmektedir. Yine herkes tarafından bilinebilir nitelikte olan konuşmalar bu suçun konusunu oluşturmamaktadır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m. 134)

Özel hayatın gizliliğini i̇hlal suçu TCK m. 134’e göre ‘‘Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(2) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.’’

Maddede ifade edilen özel hayat başkasının bilmediği ve bilmesi de gerekmediği, kamuya kapalı olan herkesten gizlediği alanıdır.

Mağazada üstünü değiştiren bir kimsenin rızası dışında izlenmesi, kişinin evinin içinin gözetlenmesi, odadaki eşyalarının karıştırılması örnek olarak verilebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta gizliliğin herkes bakımından farklılık arz etmesidir.

Kişilerin toplumsal hayattaki konumları itibariyle bir sanatçı ya da siyasetçinin özel hayatın gizliliğinin ihlali sınırları ve kapsamı normal bir vatandaşa göre farklıdır.

Sanatçıyı, siyasetçiyi izlemek özel hayatın gizliliğini oluşturmazken başka bir kimseyi izlemek bu suçu oluşturmaktadır.

TCK m.134/2 gereğince özel hayatın gizliliğine ilişkin görüntüleri ve sesleri herkesin görmesini ve işitmesini sağlamak ya da başkalarının bilgisine sunmak bu suçu oluşturacaktır.

Hangi Durumlarda İzinsiz Alınan Ses Kaydı Yasal Olur?

Mağdurun Rızası: Rızanın hukuka uygun kabul edilmesi için kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olmalıdır.

Aynı zamanda rıza veren kişinin rızaya ehliyeti ve fiil ehliyeti de olmalıdır.

  • Zaruret hali
  • Meşru Müdafaa
  • Hakkın Kullanılması
  • Teknik Araçlarla İzleme
  • Gizli Soruşturmacı
  • İletişimin Denetlenmesi
  • Arama ve El Koyma
  • Beden Muayenesi ve Moleküler Genetik İnceleme
  • Görevin İfası
  • Basının Haber Verme Hakkı

İzinsiz Alınan Ses Kaydı Delil Olur mu?

İzinsiz alınan ses kayıtları belli usullere göre hukuka uygun bir şekilde elde edildikleri takdirde gerek ceza yargılamalarında ve özel hukuk davalarında delil değerine sahip olur.

Hukuka aykırı elde edilen ses kayıtları ceza ve özel hukuk yargılamalarında delil olarak kullanılamaz.

Whatsapp Ses Kaydı Delil Sayılır mı?

“Elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcılar, diğer delillerle desteklendikleri takdirde “delil” olarak hükme esas alınabilir.

Bu veriler tek başına vakıaların ispatına yeterli değildir. ” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/17151 E. , 2018/5463 K. )

Eşler Arasında alınan Ses Kaydı Yasal mıdır?

Anayasamızın 20.maddesinde de ifade edildiği üzere herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.

Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Bu nedenle özel hayatın gizliliği ihlal edildiğinde bu suç teşkil eder.

Özel hayatın gizliliği hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı olan bir haktır. Tarafların evlilik birliği içinde olması birbirlerinin özel yaşamına müdahale hakkı vermemektedir.

Bu hak taraflar arasında kurulan evlilik birliğiyle de ortadan kalkmaz.

Ancak;

Tarafların yetkili mercie başvuru imkânı olmadığında,

Delillerin kaybolma riski varsa,

Delillerin kaybolmadan korunması durumu ortaya çıkmışsa,

Taraflardan biri başka türlü kanıt elde edemeyeceğini düşündüğünde

Ve ani gelişen olaylar karşısında

Yukarıda sıraladığımız koşulların varlığı halinde karşı tarafın rızası olmadan alınan ses kayıtları hukuka aykırı elde edilmiş delil sayılmamaktadır.

Telefon Konuşurken Ses Kaydı Almak Suç mudur?

Telefonla gerçekleşen konuşmalarda konuşmanın taraflarınca gizlice alınan ses kaydı suç teşkil etmez.

İşyerinde Ses Kayıt Özelliği Olan Güvenlik Kamerasıyla Ses Kaydı Almak Suç mudur?

İşyerinde ses kaydı alan güvenlik kameralarının kullanılması işçilerin özel hayatını ihlal edici nitelikte olacaktır.

Eğer işveren böyle bir sistem kullanacaksa, öncelikle çalışanını bilgilendirmeli ve bu konuda açık rızasını almalıdır.

Çalışanının açık rızası olmaksızın kaydedilen ses kayıtları özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilecektir.

Emsal Yargı Kararları

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/25582 K. 2014/9665 T. 21.04.2014

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanığın, hayvan alım satımı nedeniyle babası …’le aralarında alacak verecek meselesi bulunan katılanın, tanık Murat’ın bulunduğu ortamda kendisi ve babasını tehdit ederek para istediğine ilişkin konuşmalarını gizlice cep telefonuna kaydederek kaydın bulunduğu cd’yi yaklaşık 3 hafta sonra polise vererek şikayetçi olduğu, konuşmaların bulunduğu cd’nin kırık olması nedeniyle konuşma içeriklerinin tespit edilemediği iddia edilerek açılan kamu davasında, sanığın aksi kanıtlamayan katılan ile babası

…’in büyükbaş hayvan ithali için İran’a gittikleri, dönüşte babasının satın aldığı malların geçişte yakalandığı, bundan dolayı asarız, keseriz diyerek kendisinden tehditle para istendiğini söylediği, aynı şekilde katılanla görüştüklerinde katılanın kendilerinden tehditle para istediğini, tanımadığı kişilerce aranarak da tehdit edildiği, katılanla birlikte oldukları sırada tehdite ilişkin sesleri telefonuna kaydetmeye çalıştığı ancak düzgün alamadığı yönündeki savunması ve bu savunmayı kısmen doğrulayan

Tanık Murat’ın, katılanın, sanık ve babasından tehditle para istediğine ilişkin beyanları ile ses kayıtlarının bulunduğu iddia edilen cd’nin kırık olması nedeniyle çözümünün yapılamadığının anlaşılması karşısında,

Cep telefonunda ve konuşmaların kaydedildiği iddia edilen cd içeriğinde konuşma tespit edilemediğinden sanığa atılı suç sabit olmadığı gibi kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulünün zorunlu olduğu,

aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusu olabileceği anlaşılmakla, atılı suçun unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçun kanuni unsurlarının gerçekleşmediği gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin sübuta ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/3848 K. 2020/156 T. 14.01.2020

Taraflarca evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak karşılıklı boşanma davaları ikame edilmiş, ilk derece mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek, her iki boşanma davası ve ferilerine ilişkin hüküm kurulmuş, ilk derece mahkemesinin bu kararı; taraflarca istinaf edilmiştir.

İtiraz üzerine inceleme yapan bölge adliye mahkemesi “kadının annesiyle yaptığı telefon görüşmelerine ilişkin ses kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğundan hükme esas alınamayacağı açıktır.

Bu durumda evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı erkek tamamen kusurlu olup, kadının kusurunun bulunduğu ise kanıtlanamamıştır” gerekçesi ile erkek eşin tam ve kadın eşin ise kusursuz olmasının anlaşılmasına göre kadının davasının kabulüne erkeğin davasının reddine karar vermiştir.

Hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından her iki dava ve ferilerine ilişkin temyiz edilmiştir.

Davacı erkeğin, kadının “güven sarsıcı davranışı olduğuna dair ” iddiasını ispata yönelik sunulan ses kaydı mevcut olup ” kaydın kadının rızası dışında alınmış olması, kadının ilgili konuşma kayıtlarını kabul etmemiş bulunması ve açıkça hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu” sabit görülerek bu kayıt delil olarak değerlendirilmemiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.05.2013 tarih, 2012/5-1270 esas ve 2013/248 karar sayılı ilamında açıkça işaret edildiği üzere; kişinin kendisine karşı işlenmekte olan suça ilişkin delil elde etmek amacıyla yapılan kaydın hukuka uygunluğu “bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmaması” ve “yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumların varlığı” şeklinde gelişen iki koşula bağlanmıştır.

Doktrınde de desteğini bulan Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu yorumu; kişilerin mağduru oldukları bir olay ve haksız saldırı nedeniyle delilleri koruma imkanına kavuşmasını sağlayacaktır. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusu olacaktır.

Somut olayda da aynı özellikte bir durum söz konusudur.

Şöyle ki; davacı kocanın davalı eşini, söz konusu konuşmayı yapmaya zorlaması, ona yönelik bir plan kurması ve-veya kayda ilişkin bir düzenek kurması söz konusu olmayıp; davalı-karşı davacı kadın eşin “güven sarsıcı” davranışına ilişkin konuşmalarına tesadüfen tanık olan ve bu durumun tespitine ilişkin başkaca bir imkânı mevcut bulunmayan davacının bu konuşmayı delil olarak kullanmak amacıyla kayda alması hayatın olağan akışına uygundur.

Hayatın olağan akışına ve hakkaniyet ilkesine uygun olan bu durumun hukuka aykırılığından söz edilemez.

Bu itibarla söz konusu ses kaydının delil olarak kabulü ile davacı-karşı davalı erkeğin davasının kabulüne karar verilmesi ve hükmün bu sebeple bozulması gerekir.

Bozma sebebine göre de yeniden hüküm kurulması zorunlu hale gelen karşı davacı kadının davasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmelidir.

Hemen Ara
WhatsApp