Koruma Tedbiri Nedir ve Nasıl Uygulanır?

Son güncelleme: Okuma süresi: 21 dakika

Makale Başlıkları

Koruma Tedbiri, Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, ceza yargılamasının amacına uygun şekilde yapılması ve yargılama sonucunda verilen kararın kâğıt üzerinde kalmaması için yetkili makamlar tarafından geçici olarak başvurulan temel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı önlemlere koruma tedbiri denir. Kanunilik ilkesi gereği koruma tedbirleri yasayla düzenlenmelidir.

Yakalama, gözaltına alma ve tutuklama gibi bazı koruma tedbirleri ayrıca Anayasa’da düzenlenmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında başvurulabilecek koruma tedbirleri birden fazladır.

Bunlar sırasıyla yakalama, gözaltı, tutuklama, adli kontrol, arama, elkoyma, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı görevlendirmesi ve teknik araçla izleme koruma tedbirleridir. Sonuçlarıyla en ağır koruma tedbiri kişi hak ve özgürlüğünü kısıtlayan tutuklama tedbiridir.

Koruma tedbirleri uygulanırken hangi özellikler bulunmalıdır?

-Yasal olmalıdır.

-Geçici olmalıdır. Koruma tedbiri ceza hukukuna hizmet ettiği için bu amaç doğrultusunda ve

bu amaçla sınırlı olarak uygulanabilir

-Araç olmalıdır.Koruma tedbirleri yasada belirtilen durumlarda ve zorunlu şekilde uygulanan

geçici süreli bir araç olduğu için amaç değildir.

-Gecikmede tehlike bulunmalıdır.

-Görünüşte haklılık olmalıdır.

-Ölçülü olmalıdır.

-Tedbir bir karara dayanmalıdır.

Tutuklama nedir?

Tutuklama suç işlediği iddiasıyla hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yürütülen kişinin kesinleşmiş bir ceza kararı olmaksızın;

kaçabilme veya adaletin işleyişine müdahale edebilme ihtimalinin varlığı sebebiyle geçici bir tedbir olarak ve mutlak şekilde hakim veya mahkeme tarafından verilen karar sonucunda kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır.

Şüpheli veya sanık, hakkında tutuklama kararı verildikten sonra cezaevlerinin bir bölümünde bulunan ve tutukevi adı verilen yerlere götürülür ve orada tutulur. Tutuklama kararı üzerine tutuklanan kişiye “tutuklu” ve içinde bulunduğu hukuki durumu da “tutukluluk” denir.

Tutuklama tedbiri geçicidir ve araç niteliğindedir ayrıca bütün koruma tedbirlerinde önşart olan gecikmede tehlike, görünüşte haklılık ve ölçülülük tutuklamada da önşarttır.

Tutuklamanın amaçları nelerdir?

  • Şüpheli ya da sanığın kaçmasını önleyerek ceza muhakemesinin en kısa süre gerçekleştirilebilmesini ve yargılama sonunda verilecek kararın yerine getirilmesini sağlamak,
  • Delillerin karartılmasının önlenmesi,
  • Tanık ve mağdur ile üçüncü kişiler üzerinde baskı yapılmasının önlenmesi ve böylelikle muhakeme sonunda maddi gerçeğe ulaşılmasının sağlanmasıdır.

Tutuklama kurumunun amacı konusunda vurgulanması gereken en önemli husus, tutuklama koruma tedbirinde cezalandırma düşüncesinin bulunmamasıdır.Tutuklama tedbiri bir baskı, yıldırma, korkutma ve cezalandırma yöntemi ya da vasıtası değildir.

Tutuklama kararı hangi durumlarda verilir?

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı halinde verilebilir.

Tutuklama, Ceza Muhakemesinde şüpheli veya sanığın yakalanmasının sağlanması, delillerin ortaya konulabilmesi gibi belirli amaçları gerçekleştirmek amacıyla kabul edilmiş olduğu için tek başına bir amaç değil, araçtır

Tutuklamanın özellikleri nelerdir?

-Tutuklama, bir ceza değil maddi gerçeğin araştırılması ve buna ulaşılmasına hizmet eden bir koruma tedbiridir. Tutuklama tedbiri ile hapis cezasının tek ortak yönü ikisinin de kişi özgürlüğünü sınırlanıdrıyor olmasıdır. Aralarında başka bir benzerlik bulunmamaktadır.

-İhtiyaridir. Şüpheli veya sanığın tutuklanıp tutuklanmayacağı konusunda son takdir hâkime veya mahkemeye bırakılmıştır.

-İstisnaidir. Ceza yargılamasının kural olarak tutuksuz yapılması en ideal olanıdır. Ancak, kanunda öngörülen tutuklama şartı ve tutuklama nedenlerinden birinin veya birkaçının varlığı halinde hâkim ya da mahkemece kanaat getirildiği takdirde tutuklama kararı verilebilir.

Yasal koşulları gerçekleşmeden, sırf vicdani kanaate dayanılarak tutuklama kararı verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle;

tutuklama ancak yasal koşulların bulunması halinde istisnai olarak uygulanabilen bir tedbirdir.

-Ceza yargılamasında hedeflenen amaca ulaşabilmek için bir araçtır. Yani tutuklama, şüpheli veya sanığın yargılama süresince hazır bulunmasının sağlanması, kanıtların toplanabilmesi ya da ileride verilebilecek hürriyeti kısıtlayıcı cezanın infazı için bir araçtır.

-Geçicidir. Tutuklama kararı, belirlenmiş bir süreye değil belli koşulların varlığına göre verildiği için, tutukluluğu gerektiren şartların ortadan kalkmasıyla veya her halükârda kanundaki azami sürenin dolmasıyla sona erer.

Bu durum da tutuklamanın geçici bir tedbir olduğunu göstermektedir.

Tutuklamanın ön şartları nelerdir?

-Gecikmede tehlike bulunması

-Haklı görünüş

-Ölçülülük

Tutuklamanın Şartları nelerdir?

Tutuklama, kişi özgürlüğünü hapis cezası gibi, hatta ondan daha şiddetli bir şekilde sınırlayan ve çok ağır sonuçları olan bir koruma tedbiri olduğu için bu tedbire başvurulması için anayasada;

kanunda ve hatta uluslararası sözleşmelerde belirtilen şartların tümünün oluşması ve buralarda öngörülen tutuklama nedenlerinden en az birinin gerçekleşmesi gerekir.

Bir olayda tutuklama şart ve nedenlerinin varlığı mutlaka tutuklama sonucunu doğurmamaktadır çünkü hukukumuzda tutuklamanın zorunlu olduğu hiçbir hal bulunmamaktadır. Hakim şüpheli ya da sanığın tutuklanması gerekip gerekmediğini kendi takdir eder.

Tutuklamanın Maddi Şartları

– Şüpheli ya da sanığın huzurda olmasıdır. Hakkında tedbir kararı verilecek olan kişinin duruşmada olması ya kendi isteğiyle davet üzerine mahkemeye gelmesi, ya da yakalama veya gözaltına alınmasıyla olur.

Bu şart nedeniyle şüpheli veya sanığın yokluğunda veya gıyabında veya kaçaklığında tutuklama kararı verilmesi yasaktır. Hakim veya mahkeme yüzünü bile görmediği bir kimseyi gıyabında tutuklayamayacaktır. Bunun yerine yakalama emri çıkarılabilir.

Ancak bu kuralın iki istisnası vardır. İlk olarak kaçaklık kararının verilmesinin tek başına yeterli olmayacağı ilgilinin yabancı ülkede olmasıdır. Bu durumda şüpheli veya sanık yurt dışında kaçak halde bulunuyorsa gıyabında tutuklama kararı verilebilecektir. İkinci istisna ise tahliye kararına karşı cumhuriyet savcısının itirazı üzerine tutuklama kararı verilebilmesidir.

“Tutuklama isteminin reddedilmesi durumunda şüpheli serbest bırakılacağına ve itiraz incelemesi de dosya üzerinden yapılacağına göre, itiraz üzerine tutuklama kararı şüphelinin yokluğunda verilecektir” hükmüyle CMK madde 271 bu durumu ifade etmektedir.

– Somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesi, kuvvetli şüphenin somut delillere dayanması zorunluluğunu ifade eder ve gerek tutuklama kararının verilmesini talep eden savcı ve gerekse tutuklamaya karar verecek olan hakim kararın gerekçesinde somut delillere dayanmak mecburiyetindedir.

-Bir tutuklama nedeni bulunmalıdır. CMK madde 100/2’de belirtilen kişiye bağlı tutuklama nedenleri düzenlenmiştir.Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların varlığı ile şüpheli veya sanığın davranışlarıyla delilleri yok edeceğine;

gizleyeceğine, değiştireceğine veya tanık, mağdur ve başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunacağına dair kuvvetli şüphenin uyanmasıdır.

-Kaçma / Saklanma şüphesi, kaçmadan anlamamız gereken kişinin hem bulunamayacağı bir yere saklanma, gitme hem de yurtdışına kaçma durumudur.

-Delilleri karartma şüphesi

Tutuklamanın Şekli Şartları Nelerdir?

-Yargılama şartının gerçekleşmiş olmalıdır.

-Tutuklama yasağı bulunmamalıdır. CMK’da iki hal için tutuklama yasağı düzenlenmiştir.Bunlar orantılılık ilkesinin gereği olup şunlar tutuklama yasağı şu şekildedir;

Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

– Şüpheliye/ Sanığa teminat belgesi verilmemiş olmalıdır. Kaçak ya da gaip olan sanığın bulunmasını ve tutuklanmadan hakim önüne getirilerek muhakemede hazır olmasını sağlayan, diğer bir ifadeyle sanığın mahkemede hazır bulundurulması için tutuklanmasını engelleyen belgeye teminat belgesi denilmektedir.

Mahkeme, “bulunduğu yer bilinmeyen veya yurt dışında bulunup da yetkili mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi uygun bulunmayan sanık (gaip için CMK m. 244/1) veya hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişi (kaçak için CMK m. 247/1) hakkında duruşmaya gelmesi halinde tutuklanmayacağı hususunda bir güvence belgesi verebilir. İşte böyle bir belge üzerine gelen sanık hakkında tutuklama kararı verilemeyecektir.

-Hakim veya mahkeme kararı bulunmalıdır

Tutuklama kararını kim verir?

Soruşturma aşamasında sulh ceza hakimi tutuklama kararı verebilirken kovuşturma evresinde ise tutuklama kararı davaya bakan mahkeme tarafından verebilir. Tutuklama kararı vermeye yetkili hakim dışında başkaca yetkili kişi veya makam yoktur. Bu durumun istisnası da bulunmamaktadır.

Tutuklama oturumu nedir ve nasıl yapılır?

Tutuklanması talep edilen kişinin hakim önüne çıkarılıp dinlendiği duruşmaya ”tutuklama oturumu” denmektedir. Cumhuriyet savcısının tutuklama talebi eğer soruşturma aşamasında yapılmışsa tutuklama oturumunun kapalı yapılması yasal bir zorunluluktur.

Çünkü soruşturma evresinde gizlilik ilkesi geçerlidir bu yüzden oturuma sadece şüpheli ve müdafii katılabilecektir. Ceza muhakemesinde şüpheli ve sanığın müdafi yardımı alma hakkı kural olarak talebe bağlı olup belirli durumlarda talep olmaksızın da müdafii görevlendirilmektedir.

Bu oturum sonunda iki türlü karar verilebilir; şüpheli ya tutuklanır ya da tutuklama talebi reddedilirse derhal serbest bırakılır.

Tutuklama oturumuna ilişkin olan prosedür hem ilk defa tutuklama kararı verilecek olan hem de sonraki tutuklamanın devamı ve tutuklamaya itiraz haleri için geçerlidir yani tutukluluğun gözden geçirilmesine ilişkin verilecek kararlar da duruşmalı yapılmalıdır.

Tutuklama kararı nasıl verilir?

Yapılan sorgu sonunda tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhal serbest bırakılacaktır. Şüpheli ya da sanık hakkında yürütülmekte olan birden fazla soruşturma veya kovuşturma varsa, şüpheli ya da sanık hakkında birden fazla hâkim/mahkemeden ya da aynı hâkim/mahkemeden ancak birden çok olaya ilişkin olarak tutuklama kararı verilebilecektir.

Bu durumda ilk tutuklama kararının infazına başlanırken diğerleri sırada bekletilecektir. İlk tutuklama kararının kaldırılmasından sonra diğerinin infazına başlanacaktır.

Tutuklama kararı verilebilmesi için duruşma yapılmalıdır. Soruşturma evresinde hakim şüpheliyi sorgularken bu esnada müdafi de hazır bulunmalıdır. Şüpheli hasta ise ve getirilemiyorsa hakim sorguyu hastanede yapacaktır.

“Kovuşturma evresinde ise sanığın sorgusu yapılmamışsa, sorgusu yapıldıktan sonra tutuklama kararı verilebilecektir. Sanığın sorgusu yapıldıktan sonraki bir oturumda tutuklama kararı verilecekse tutuklamaya ilişkin olarak ayrıca sanığın savunmasının alınması gerekecektir.” Bu bahsedilen durumda da sanığın müdafii yoksa müdafii atanması zorunluluğu bulunmaktadır.

Tutukluluk halinin devamına ve tahliye isteminin reddine ilişkin kararlar da gerekçeli olmak zorunda mıdır?

Bu kararlar da tutuklama kararı niteliğindeki kararlardır. Bu nedenle bu kararlar da gerekçeli olmalıdır. Tutuklama kararı verildiğinde de kararın içeriği, şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilecek ve ayrıca kararın bir örneği de yazılı olarak kendisine verilecektir.

Ayrıca bir örneğinin şüpheli ya da sanığa verildiği kararda da belirtilecektir. Bu usule uyulmaması halinde de şüpheli veya sanık tazminat isteminde bulunabilecektir.

Tutuklama kararında bulunması gereken bilgiler nelerdir?

– Tutuklama kararında “mahkemenin adı” yer almalıdır

– “Tutuklama kararının hangi sorguya ve hangi soruşturmaya bağlı olarak yapıldığının belirlenebilmesi için tutuklama kararında devamla sorgu numarası ve Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma numarasına yer verilmelidir.”

– “Şüpheli ya da sanığın kimlik bilgilerine yer verilmelidir. Bu anlamda şüpheli ya da sanığın uyruğu, T.C. vatandaşı ise T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, anne adı, baba adı, medeni hali, doğum tarihi ve yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yere ilişkin nüfus cüzdanında yer alan bilgilere yer verilmelidir.”

 – “Kararda şüpheli ya da sanığın ikametgâh, T.C. kimlik numarası ve varsa telefon bilgileri bulunmalıdır.”

 – Şüpheli ya da sanığın hangi kanun maddesinde yer alan hangi suç nedeniyle tutuklandığının belirtilmesi gerekir.

– Tutuklamaya konu suç teşkil eden edilen olayın kronolojik gelişimi tutuklama ararında yer almalıdır – Suçun işlendiği tarih ve suç mahalli de tutuklama kararında bulunmalıdır.

Suç tarihi ile yerinin tam olarak bilinmemesi durumunda olabildiği kadar somut ve yaklaşık bilgilere yer verilmesi gerekir.

– Tutuklama kararında şüpheli veya sanığın tutuklanmasını gerektiren“kuvvetli şüphe ile tutuklama nedenlerinin ve ayrıca bunlara ilişkin somut delillerin” neler olduğu gösterilmelidir.

Kararda tutuklama nedeni olarak “delilleri karartma tehlikesi”, “kaçma şüphesi” veya “suçun vasıf ve mahiyeti” esas alınmış olabilir.

“Keza adli kontrol tedbirlerinin somut olayın hangi özelliklerine göre yetersiz kalacağı” açık şekilde belirtilmelidir. Tutuklama kararının maddi dayanağını oluşturan somut olayların yer ve tarih belirtilerek somutlaştırılması gerekir.

Böylelikle itiraz halinde itirazı inceleyecek hâkim ya da mahkemenin daha sağlıklı durum değerlendirmesi yapması sağlanacaktır.

 – Tutuklama kararında, kararın verildiği tarih, zabıt kâtibi ile ve kararı veren hâkimin sicil numarası ve imzası da bulunmalıdır.

– Son olarak, “kararın şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilmesinin yanı sıra, ayrıca bir örneği yazılarak kendilerine verilmesi ve bu hususun kararda belirtilmesi gerekir.” (CMK m. 101/2).

Cumhuriyet savcısı tutuklama talebinin reddi halinde itiraz edebilir mi?

Cumhuriyet savcısı tutuklama talebinin reddi halinde red kararına karşı itiraz edebillir. Bu itiraz üzerine, merciin itirazı kabul etmesi durumuda verdiği karar tutuklama kararı olmaktadır. Ancak bu durumda şüpheli veya sanık bu itiraz muhakemesinde hazır değildirler.

Böylece gıyaben tutuklama yasak olmasına rağmen bu durumda tutuklama kararının gıyapta verilmesi mümkün olmaktadır.

Tutuklamaya sevk durumunda şüpheli veya sanık tarafından seçilen avukat vekaleti olmaması halinde tutuklama duruşmasında savunma yapabilir mi?

Tutuklamaya sevk halinde, şüpheli ya da sanık tarafından seçilen avukat, vekâletnamesi olmasa dahi tutuklama duruşmasında savunma yapabilme ve tutuklama kararı verilmesi halinde yine vekâletname aranmaksızın tutukluluk itirazı gibi diğer işlemleri tamamlayabilme hakkını sahiptir.

Tutuklama istemi üzerine şüpheli veya sanığa ya da müdaiine savunma için gerekli süre ve imkan sağlanmalı daha sonrasında tutuklama kararı verilmelidir.

Tutuklama kararına karşı itiraz edilebilir mi?

Soruşturma ya da kovuşturma aşamasında olduğu fark etmeksizin her türlü tutuklama kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

İtiraz kanun yoluna hangi hallerde gidilebilir?

İtiraz kanun yoluna gidilebilmesi için öncelikle “tutuklama, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin bir kararın” bulunması gerekmektedir.

Tutuklamaya karşı itiraz kanun yoluna kimler gidebilir?

Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ya da eşi de tutuklama kararına karşı itiraz edebilir. Kovuuşturma evresinde mahkemenin resen tutuklama yapması halinde cumhuriyet savcısı sanığın serbest yargılanması gerektiğini düşünüyorsa, sanığın lehine itiraz yoluna gidebilecektir çünkü savcı sanığın lehine olan durumları gözetmek zorundadır.

Kural olarak şüpheli veya sanığın tutuklanması katılanın lehinedir dolayısıyla katılanın itiraz kanun yoluna gidememesi gerekir.

İtiraz sonucu verilen karara karşı da itiraz kanun yoluna gidilebilir mi?

Kural olarak itiraz incelemesi sonrasında verilen karar kesindir.

Ancak cumhuriyet savcısı tutuklama talep ettikten sonra talebinin hâkim ya da mahkemece de reddedilmesi halinde savcının itirazı üzerine şüpheli ya da sanığın tutuklanması (yakalama kararı çıkarılması) halinde, bu karar ilk tutuklama kararı olacağından, yeni karara karşı da itiraz mümkün olacaktır.

Aynı şekilde ilk taleple tutuklanan şüpheli ya da sanığın itirazı üzerine tutukluluğun kaldırılması (tahliye) halinde de Cumhuriyet savcısınca bu karar itiraz edilebilecektir.

Tutuklama kararına karşı itiraz nasıl edilir?

-Hâkim veya mahkeme tarafından verilen tutuklama kararına karşı itiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılmaktadır.

-Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunarak veya bu hususta bir dilekçe vererek de itiraz kanun yoluna başvurabilir.

Kararına itiraz edilen hakim veya mahkemenin kararı nedir?

 İtirazı yerinde görürse kararını düzeltecek; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderecektir.

İtiraz incelemesini kim yapar?

İtiraz incelemesini, kararı veren mahkeme ve sonra da itiraz mercii olan mahkeme yapacaktır. İtirazı inceleyecek merciiler CMK’nın 268/3 maddesinde gösterilmiştir.

Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesini de yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi yapacaktır.

İtiraz hakkında karar verilebilmesi için duruşma yapılır mı?

itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Merci gerekli gördüğü takdirde, Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafii veya vekili de dinleyebilir.

İtiraz incelemesinin sonuçları nelerdir?

Tutuklama kararına karşı itiraz kanun yoluna gidildiği zaman, itiraz söz konusu kararın yerine getirilmesini durdurmamaktadır.

Ancak tutuklamaya ve tutukluluk halinin uzatılmasına yönelik bir itiraz ilgilinin cezaaevine konulmasını durdurmamaktadır. Aynı şekilde tahliyeye yönelik itiraz da ilgilinin cezaevinde tutulmasını gerektirmez.

Tutukluluk halinin devamının kendiliğinden denetimi nasıl olur?

Tutukluluk durumu süreklilik arz etmez ayrıca CMK’da öngörülmüş bulunan sürelerin tamamının kullanılması da gerekmemektedir. Şartlar gerçekleştiği takdirde başvurulabilen bu tedbire şartlar ortadan kaldığı anda hemen son verilmesi gerekir. Bunun için ise tutukluluk halinin talep üzerine veya resen gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Tutukluluğun incelenmesi kapsamında her bir inceleme sonunda verilen karar yeni bir tutuklama kararıdır.

Soruşturma evresinde tutukluluğun denetimi nasıl olur?

Soruşturma evresinde şüpheli tutuklandıktan sonra en geç 30’ar günlük sürelerle tutukluluk halinin uzatılıp uzatılmaması gerektiği değerlendirilir. Buradaki deneme süresi kanuni zorunluluktur.

Fakat buradaki süre azamidir yani tutuklama şartlarında herhangi bir değişiklik meydana gelirse bu durumda süre beklenmeksizin bu konuda istemde bulunulabilir.

Bu 30’ar günlük sürelerle yapılacak değerlendirmeyi savcının talebi üzerine sulh ceza hakimi yapar. Tutuklama kararının verildiği gün, otuz günlük sğrenin hesaplanmasında göz önünde bulundurulmaz, süre ertesi gün işlemeye başlar. 30’ar günlük sürelerin içerisinde her zaman şüpheli tarafından da tutukluluk halinin değerlendirilmesi talebinde bulunulabilir.

Soruşturma aşamasında tutukluluk halinin devamına dair inceleme yapılmasını kimler isteyebilir?

Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya müdafii tarafından istenebilir.

Kovuşturma evresinde tutukluluğun denetimi nasıl olur?

Kovuşturma evresinde, tutukluluk halinin devam edip etmeyeceğini mahkeme değerlendirecektir. Söz konusu değerlendirme her oturumda yapılabileceği gibi, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında veya otuzar günlük süreler içinde re’sen de yapılabilecektir.

Mahkeme tutuklamanın gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, re’sen sanığı serbest bırakabilir. Ayrıca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmeyi isteyebilir. Kovuşturma evresinde evrak üzerinde de tutukluluk halinin devamına karar verilmesi mümkündür.

Yargıtay sanığın tutukluluk durumunu 30 günde bir inceler mi?

Yargıtay’ın, sanığın tutukluluk durumunu otuz günde bir incelemesi söz konusu değildir. Çünkü Yargıtay önüne gelen nihai mahkeme kararı hakkında bir hüküm verirken tutuklama kararının hukuka uygunluğunu da denetlemektedir.

Tutukluluk halinin devamına ilişkin karara ne kadar süre içerisinde itiraz edilebilir?

Tutukluluk halinin devamına ilişkin karara itiraz süresi, kararın öğrenilmesinden (tefhim, tebliğ) itibaren yedi gündür.

Salıverilme isteminin reddine ilişkin nasıl itiraz edilir?

Salıverilme isteminin reddi kararına karşı, iki farklı şekilde itiraz edilebilir.Bunlar; dilekçe ile başvurma ve zabıt kâtibinin tutanağa kayıt etmesi koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmadır.

Tutukluluk süreleri ne kadardır?

Tutukluluğun asgari süresi yoktur ancak bu işlemin devam edebileceği azami süreler belirlenmiştir. Soruşturma evresinde geçirilecek azami tutukluluk süresi, tutuklamaya neden olan suç ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen bir suç ise altı ay, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suç ise bir yıldır.

Yine Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olacak, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilecektir.

Yetkili Hâkim veya Mahkemece Tutuklamanın Sona Erdirilmesi halleri nelerdir?

– Hâkim veya mahkeme tutuklamaya şu şekillerde son verebilecektir:

– CMK’nın 103. maddesi gereğince “soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, şüpheli veya onun müdafii, tutuklu bulunan şüphelinin adlî kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilecektir. Bu durumda sulh ceza hâkimi adli kontrol kararıyla tutukluyu salıverebilecektir

 – Soruşturma evresinde 30 günlük süre nedeniyle inceleme yapılan dosyada da hâkim tahliye kararı verebilecektir.

– Soruşturma evresinde azami tutukluluk süresi dolduğu için Cumhuriyet savcısı kararı ile tutuklu salıverilebilecektir.

– Kovuşturma evresinde yargılamayı yapan hâkim ya da mahkeme her zaman resen veya talep üzerine tutuklama kararını geri alarak tutuklunun tahliyesine karar verebilecektir.

– Soruşturma ya da kovuşturma evresinde olduğuna bakılmaksızın tutuklama kararına itiraz incelemesini yapacak olan hâkim ya da mahkeme de tutuklama kararını kaldırabilecektir.

Tutuklama kararının geri alınmasında dikkat edilecek husus, tutuklamanın devamı için yeterli nedenin olup olmadığıdır.” Yani, sulh ceza hâkimi tarafından yapılacak incelemede, somut olayda CMK’nın 100. maddesinde belirtilen şartların an itibariyle hala geçerli olup olmadığı araştırılacak ve yine gerekçeli olarak karar verilecektir. Hâkim veya mahkeme tutuklamayı sona erdirmeye kanaat getirdiğinde bunu mutlaka bir kararla tespit etmelidir.

Cumhuriyet savcısı tarafından tutuklamanın sona erdirilmesi nasıl olur?

Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresinde tutuklu bulunan şüphelinin adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilecektir. Bu istemi şüpheli veya onun müdafii de yapabilecektir. MK’nın 103/2 maddesi gereği;

“soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğuna kanaat getirirse, şüpheliyi kendiliğinden serbest bırakacaktır. Yani hâkim ya da mahkeme kararı olmaksızın tutuklu, savcı kararıyla salıverilecektir.

Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararını verdiğinde ise şüpheli kendiliğinden serbest kalır.Cumhuriyet savcısının şüpheliyi resen serbest bırakma yetkisi soruşturma aşamasına ilişkindir. Kovuşturma evresine geçildikten sonra Cumhuriyet savcısı sanığı re’sen serbest bırakamayacaktır.

Cumhuriyet savcısının resen serbest bırakma kararına karşı CMK’da düzenlenmiş bir kanun yolu bulunmamaktadır.

Azami tutukluluk süresinin dolması durumu nedir?

Geçici koruma tedbiri olan tutuklamanın yasal olarak bir üst sınırı bulunmaktadır. Bu “üst sınırların dolması halinde mevcut tutukluluk hali herhangi bir hâkim veya mahkeme kararına gerek duyulmaksızın kendiliğinden sona erer.” Soruşturma safhasında savcının, kovuşturma safhasında ise mahkemenin yazısı istenmektedir

Haksız tutuklama hali nasıl gerçekleşir?

Haksız yakalama ve tutuklamalar, bu tedbirlere başvurulurken hukuka aykırı olabileceği gibi, bu tedbirlere hukuka uygun şekilde başvurulmakla birlikte sonradan ortaya çıkan yeni durumlardan dolayı -örneğin suçun gerçek failinin tespit edilmesi, suçunu inkâr eden sanığın suçu işlediğini ispatlayan delillerin bulunması gibi sebeplerle – sonradan hukuka aykırı bir görünüme de bürünebilecektir.

Tutuklama ve yakalamaya ilişkin kurallara uymaksızın ya da uymakla birlikte, uygulanan koruma tedbirinin takipsizlik kararı, beraat kararı veya sadece para cezasına çarptırılma gibi nedenlerle yersiz olduğu sonradan anlaşılan hallerde başvurulan yakalama ve tutuklama hallerine haksız yakalama ve tutuklama denir.

Tazminat nedenleri nelerdir?

CMK’ya göre kişiler suç soruşturması veya kovuşturması sırasında oluşan belli durumlarda maddi ve manevi her türlü zararın tazmini devletten istenebilecektir. Tazminat istenebilecek bu durumlar CMK m. 141/ 1’de sayılmıştır.

Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen ve mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri;

hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılması durumlarında kararı veren mahkeme, kişiye tazminat hakkının olduğunu bildirmeli ve bu bildirimi yaptığını da karara yazmalıdır.

Aksi takdirde, CMK’nın 142. maddesindeki süreler işlemeye başlamayacağı gibi; bu eksiklik kararın bozulmasına da sebep olacaktır. Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerin hangi hallerde tazminat isteyemeyecekleri CMK’nın 144. maddesinde düzenlenmiştir.

Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar da tazminat talebinde bulunamazlar.

 Tazmin edilecek zararlar nelerdir?

Belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde haksız tutuklanan kişi maddi ve manevi tüm zararlarının tazminini talep edebilecektir.

Maddi zararı olarak örneğin, tutuklu kaldığı sürede çalışamamaktan dolayı uğradığı kazanç kayıpları ile tutukevinde yaptığı masrafları, avukatına verdiği parayı ve uğradığı kayıpların faizini isteyebilecektir.

Manevi tazminatın belirlenmesinde sabit bir ölçü yoktur.Manevi tazminat miktarı belirlenirken kişinin mesleğine, işine, toplum içindeki saygınlığına, aile bireylerinin durumuna ve tutuklu kaldığı süreye dikkat etmek gerekmektedir.

Tazminat nasıl istenir?

Tazminat isteme usulu CMK’nın 142. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre tazminat istemi için bir süre sınırı bulunmaktadır.

İlgililer karar veya hükümlerin kesinleştiğinin kendilerine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulmalıdır.

Tazminat isteminde yetkili mahkeme neresidir?

Dava, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır

Tazminat isteminde bulunurken dilekçede eksiklik varsa ne olur?

Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi halde istemin reddedileceğini ilgiliye duyuracaktır. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz yolu açık olmak üzere reddolunacaktır.

Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını 15 gün içinde yazılı olarak bildirmesini” isteyecektir.

Mahkeme, tazminat talebine ilişkin kararını duruşmalı olarak verecektir. Bu duruşmaya istemde bulunan ile hazine temsilcisi (açıklamalı çağrı kâğıdı tebliğine rağmen) gelmezlerse yokluklarında karar verilebilecektir. Mahkemenin kararına karşı ise, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilecektir.

Emsal Kararlar

”Soruşturma aşamasında tutuklama kararının C. Savcısının istemi üzerine hâkim tarafından verileceği CMK’nın 101/1. maddesinde belirtilmektedir. Görüldüğü gibi Ceza Yargılaması Yasamızda tutuklamada zorunluluk yerine hâkimin takdirine dayanan bir sistem getirilmiştir.

Bunun sonucu olarak Yasanın 100. maddesinde sayılan bütün koşulların varlığı halinde bile tutuklama kararı verilip verilmemesi hâkimin takdirindedir.

İşlenen suçun maddenin 3. fıkrasında sayılan katalog suçlardan olması da bunun istisnasını oluşturmayıp, bu durumda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı da söz konusu ise tutuklama nedeninin gerçekleştiği kabul edilebilecektir.

Tutuklama konusunda zorunluluk sistemi getirmeyip hâkime somut olaya göre koşulları değerlendirme ve tutuklamaya karar verip vermeme konusunda takdir hakkı tanıyan yasa koyucu maddenin 4. fıkrasında sayılan kapsamdaki suçlarda ise tutuklama yasağı getirmiş bulunmaktadır.

Yasalarımızda savcıların soruşturma aşamasında şüphelileri hangi hallerde tutuklamaya sevk edeceklerine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bununla birlikte bu konuda sahip oldukları takdir hakkının yani serbestliğin keyfilik anlamına gelmeyeceği de kuşkusuzdur.

Hâkimin tutuklama veya tutuklamama konusunda yapacağı değerlendirmeye benzer şekilde, savcılar da CMK’nın 100. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini somut olay açısından gözeterek bunun sonucuna göre tutuklamaya sevk edip etmeme hususunda takdir haklarını kullanacaklardır.

Aksinin kabulü halinde bazı suç tiplerinde şüphelilerin mutlaka tutuklamaya sevk edilmeleri gerektiği sonucuna ulaşılır ki bunun yasal dayanağının bulunduğunu ileri sürmek olanaklı değildir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mağdure Z’nin geçici doktor raporundaki hayatı tehlikeye dair ibareyi soruşturma evrakını incelediği sırada iş yoğunluğundan fark edemediğini ve olayın eşler arasında meydana gelmesi, şüphelinin eşi olan mağdureyi yaraladıktan sonra kendisini

de bıçakla hayati tehlike geçirecek şekilde yaralaması, bu psikolojik durumu nedeniyle intihar etme ihtimalinin bulunması ve olayın gerçekleşme şekline göre cezai ehliyeti konusunda kuşkunun bulunması hususlarını birlikte değerlendirerek şüpheliyi tutuklamaya sevk etmediğini savunan ve tutuklamaya sevk etme hususunda da yukarıda açıklandığı üzere mutlak zorunluluğu bulunmayan sanığın eyleminde;

TCK’un 257. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun manevi unsuru oluşmamıştır. Bu itibarla, Yargıtay C. Savcısının temyiz itirazınınreddiyle Özel Dairenin beraat hükmünün onanmasına karar verilmesi gerekir”

(YargıtayCGK.16.12.2008,4.CD-225/231)

“Çocuk mahkemesi, Asliye Ceza Mahkemesi ile Sulh Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından suça sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara bakar, Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi çocuklar tarafından işlenen ve Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakar.

Mahkemeler ve çocuk hâkimi bu kanunda ve diğer kanunda yer alan tedbirleri almakla görevlidir.

Çocuklar hakkında açılan kamu davaları kanunun hükümleri saklı kalmak suretiyle bu kanunla kurulan mahkemelerde görülür. Çocuk şüpheli hakkında tedbir niteliğinde olan tutuklama kararını vermeye yetkili ve görevli mahkemenin Çocuk Mahkemesi olduğu dikkate alınmalıdır.” Yargıtay 6. CD, 6.6.2006 tarih, 2006/8803 E., 2006/5634 K.

“ÇKK’da suça sürüklenen çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarına çocuk hâkimi tarafından karar verilebileceği halde;

adli kontrol ve tutuklama kararına hangi merciin karar vereceği belirtilmediğinden bir ceza muhakemesi tedbiri olan tutuklama kararı ÇKK’da bir düzenleme bulunmadığından anılan Kanunun 42/1 maddesi dalaletiyle CMK’nın ‘Tutuklama kararı’ başlıklı 101/1. maddesi uyarınca çocuk hakkında soruşturma evresinde tutuklama kararını sulh ceza hâkiminin vermesi gerekir.” Yargıtay 3. CD, 19.04.2007 tarih, 2007/4265 E, 2007/3641 K.

“Hükümlü … tarafından gönderilen 25.04.2006 tarihli dilekçe ile yeni TCK’ya göre dosya incelenerek tahliye talep edilmiştir.

2005/506 Esas numaralı emsal dosyadaki tahliye istemi yönünden CMK’nın 104 ve 105. maddeleri uyarınca görüşü sorulan Yargıtay C. Başsavcılığının, 13.06.2005 havale tarihli cevabi yazısında sonuç olarak Yargıtay’a yapılan tahliye istemleri hakkında CMK’nın m. 104/3 uyarınca dosya üzerinden inceleme ile karar verilmesi gerektiğinden;

aynı Kanunun 105. maddesinin ilk derece mahkemelerini ilgilendirip Yargıtay incelemesini kapsamadığından ve istem hakkında Yargıtay C. Başsavcılığına görüş bildirme görevinin verilmediğinden bahisle görüş bildirmediği görülmüştür.

Yargıtay C. Başsavcılığının uygun görülen bu mütalaası veçhile, temyiz incelemesi sırası gelmeyen dosya tahliye talebi ile sınırlı olmak üzere incelendi: Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına, tutuklulukta geçen süreye göre tahliye isteminin REDDİNE oybirliği ile karar verildi.

” şeklindeki Yargıtay kararı ile temyiz aşamasında Yargıtay’dan tahliye talep edebileceği, bu istem karşısında sırası gelmemiş olsa bile dosyanın sadece istem çerçevesinde ve tutukluluk halinin devamı ile ilgili incelemeyle sınırlı olmak üzere ele alınacağı ve tutukluluk hali hakkında

karar verileceği açıkça ortaya konulmuştur. Yargıtay 1. CD’nin 01.05.2006 tarih 2005/3139 E. ve 2006/79 K.

“… Davacı A’nın Hınıs Ağır Ceza Mahkemesi’nde adam öldürme suçundan yargılanıp, 30.11.1996 – 19.02.1998 tarihleri arasında tutuklu kaldıktan sonra, anılan mahkemenin … sayılı kararı ile beraat ettiği, buna istinaden 466 sayılı Kanuna göre maddi ve manevi tazminat talep ettiği tüm dosya ve deliller kapsamından anlaşılmakla;

haksız tutuklama nedeniyle maddi-manevi zarara uğradığı anlaşılan davacının lehine maddi-manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, delil yetersizliğinden beraat etmesi sebebiyle tutuklamanın haksız sayılamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesi…”nin yasaya aykırı olduğuna karar vermiştir.’’Yargıtay 1. CD, 07.07.2005 tarih E. 2005/417, K. 2005/2088 sayılı kararında

İçindekiler

Hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Süreciniz ve haklarınızla ilgili sorularınız için uzman ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Bize Ulaşın
Hemen Ara
WhatsApp