Gayrimenkul Alanın İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Davası (2026)

Son güncelleme: Okuma süresi: 11 dakika

Gayrimenkul alanın ihtiyaç nedeniyle tahliye davası, kiraya verenin veya kanunda sayılan yakınlarının konut ya da işyeri ihtiyacı sebebiyle kiracının taşınmazdan çıkarılmasını amaçlayan davadır. Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 350. maddesinde düzenlenmiştir. Kiralananı sonradan edinen kişinin ihtiyacı ise 351. maddede ayrıca ele alınmıştır. Kira sözleşmesinin devam ettiği ve kiracının kira borcunu ödediği durumlarda kiracının taşınmazdan çıkarılması ancak kanunda gösterilen sebeplerle mümkündür; ihtiyaç bu sebeplerin başında gelir.

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, kiracıyı doğrudan etkilediğinden şartları sıkı yorumlanır. Kiraya verenin ihtiyacı gerçek, samimi ve zorunlu olmalıdır. Bu yazıda davanın şartları, ihtiyaç sahibi kişiler, dava süreleri, görevli mahkeme, ispat ve tazminat konuları anlatılmaktadır. Konuyla bağlantılı diğer yazılar için kiracı tahliye şartları ve tahliye davası şartları başlıklı yazılara bakılabilir.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliye Nedir ve Hangi Kiralananlarda Uygulanır?

TBK m.350, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin ihtiyacını tahliye sebebi olarak düzenler. Kiraya veren; kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri ihtiyacı sebebiyle kiralananı kullanma zorunluluğu bulunuyorsa sözleşmeyi sona erdirebilir. Hüküm hem belirli süreli hem de belirsiz süreli sözleşmelerde uygulanır; ancak dava açma süresi ve usulü sözleşmenin türüne göre farklılık gösterir.

Çatılı işyeri kavramı, üstü kapalı bölümlerle oluşturulmuş iş yerlerini ifade eder. Açık alanlar, arsa ve tarla kiraları ile mevsimlik kullanım gibi durumlarda ihtiyaç nedeniyle tahliye hükümleri her zaman aynı şekilde uygulanmaz. Bu bakımdan kiralananın niteliği dava öncesinde belirlenmelidir.

İhtiyaç Sahibi Kimler Olabilir?

İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında ihtiyaç sahibi olabilecek kişiler kanunda sınırlı olarak sayılmıştır. Bu sayım dışında kalan kişiler için ihtiyaç ileri sürülemez.

İhtiyaç sahibiKapsamAçıklama
Kiraya verenMalik veya kira ilişkisinin tarafıKendi konut veya işyeri ihtiyacı
EşKiraya verenin eşiBoşanma hâlinde ihtiyaç durumu yeniden incelenir
AltsoyÇocuk, torunEvlilik veya bağımsız yaşam ihtiyacı
ÜstsoyAnne, baba, büyükanne, büyükbabaBakım veya barınma ihtiyacı
Kanun gereği bakmakla yükümlü olunan kişilerÖrneğin nafaka yükümlülüğü bulunan kişilerYükümlülüğün kanuna dayanması gerekir

Kardeşler, amca, dayı, yeğen gibi yakınlar için ihtiyaç ileri sürülemez; ancak kiraya verenin bu kişilere kanun gereği bakmakla yükümlü olması hâlinde durum ayrıca değerlendirilir. Paydaşlı mülkiyette paydaşlardan birinin ihtiyaç iddiasıyla dava açabilmesi, diğer paydaşların durumu ve payların oranı bakımından ayrıca incelenir.

İhtiyacın Gerçek, Samimi ve Zorunlu Olması

Yerleşik uygulamada ihtiyacın üç niteliği aranır: gerçek olması, samimi olması ve zorunlu olması. Gerçek ihtiyaç, ihtiyaç iddiasının hayal veya bahane değil, mevcut ve somut bir gereksinime dayanmasıdır. Samimi ihtiyaç, kiraya verenin taşınmazı gerçekten ihtiyaç amacıyla kullanmak istemesidir; kirayı artırmak veya kiracıyı çıkarmak için ileri sürülen iddialar samimi sayılmaz. Zorunluluk ise ihtiyacın karşılanmasının başka bir yolla mümkün olmamasıdır.

Mahkeme, ihtiyacın varlığını değerlendirirken kiraya verenin başka uygun taşınmazının bulunup bulunmadığını, aile durumunu, gelir düzeyini, mevcut ikametinin koşullarını ve talebin zamanlamasını dikkate alır. Kiraya verenin aynı kalitede ve kullanıma elverişli başka boş taşınmazı varsa ihtiyaç iddiası kabul edilmeyebilir. Aynı şekilde ihtiyaç nedeniyle açılan davada kiraya verenin taşınmazda kendisinin oturmayı planlamaması veya sonradan başkasına kiralaması samimiyet şüphesini doğurur.

  • Kiraya verenin mevcut konutunun ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı
  • Ailenin büyümesi, evlilik veya taşınma gibi somut gelişmeler
  • İşyeri ihtiyacında mesleki faaliyetin niteliği ve mevcut iş yerinin yetersizliği
  • Kiralananın ihtiyaca elverişli olup olmadığı
  • Kiraya verenin aynı ihtiyacı karşılayabilecek başka taşınmazının bulunup bulunmadığı
  • İhtiyacın dava tarihinde ve karar tarihinde devam edip etmediği

Dava Açma Süreleri ve Bildirim Usulü

Belirli süreli sözleşmelerde kiraya veren, sürenin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açabilir. Kanun ayrıca sürenin bitiminden en az on beş gün önce yazılı bildirimde bulunmak suretiyle sözleşmenin sona erdirilmesine imkân tanır. Belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemi ve fesih bildirim süresine uyulması gerekir; ihtiyaç nedeniyle açılan davanın süresi bu bildirime göre işler. Süreler hak düşürücü olduğundan hatalı hesaplama davanın reddine yol açar.

Kiralananı sonradan edinen kişi bakımından TBK m.351 özel bir düzenleme içerir. Yeni malik, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde kiracıya yazılı bildirimde bulunmak zorundadır. Bildirimden sonra kanunun öngördüğü altı aylık bekleme süresi geçtikten sonra sözleşmenin sona erdirilmesi yoluna gidilebilir ve bu sürelerin kaçırılması hâlinde yeni malik ihtiyaç nedeniyle tahliye hakkını kaybedebilir. Yeni malikin süre ve bildirim usulü ayrıntılı incelenmelidir.

DurumSüreNot
Belirli süreli sözleşmeSürenin bitiminden itibaren bir ay içinde davaAlternatif olarak süre bitiminden en az 15 gün önce yazılı bildirim
Belirsiz süreli sözleşmeFesih dönemine ve bildirim süresine uygun davaSüre hesabı fesih dönemine göre yapılır
Yeni malikEdinmeden itibaren bir ay içinde yazılı bildirimKanundaki bekleme süresi ayrıca gözetilir

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kira uyuşmazlıklarında görevli mahkeme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kiralananın bulunduğu yerdeki mahkemedir. Davalar basit yargılama usulüne tabidir. Kiraya veren ile kiracı arasındaki ilişkinin kira sözleşmesine dayanması önem taşır; ilişkinin niteliği (örneğin hizmet ilişkisi veya ariyet) sözleşmeye göre değişebilir.

Kira uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda belirlenen kapsam ve istisnalar dâhilinde dava şartı olarak öngörülmüştür. İhtiyaç nedeniyle tahliye davaları bakımından güncel durum ve kapsamı belirleyen hükümler kontrol edilmeli, arabuluculuk son tutanağı dava dilekçesine eklenmelidir. Bu şart eksik olduğunda dava usulden reddedilebilir.

Dava Dilekçesinde Bulunması Gerekenler

  • Tarafların adı, adresi ve T.C. kimlik numaraları
  • Kira sözleşmesinin tarihi, süresi ve kira bedeli
  • Kiralananın adresi, niteliği ve tapu bilgisi
  • İhtiyaç sahibinin kim olduğu ve ihtiyacın somut gerekçesi
  • Bildirim yapıldıysa bildirimin tarihi ve tebliği
  • Arabuluculuk son tutanağı
  • Delil listesi: tapu kayıtları, nüfus kayıt örneği, tanık ve belgeler
  • Tahliye talebi ve gerekçe

İhtiyaç iddiasının somut ve ayrıntılı ileri sürülmesi gerekir. “Kendim için gerekli” gibi genel ifadeler mahkemeyi ikna etmez. İhtiyacın ne zaman doğduğu, neden başka bir çözümle karşılanamadığı ve kiralananın ihtiyacı nasıl karşılayacağı açıklanmalıdır.

İspat Yükü ve Deliller

İhtiyacı ileri süren kiraya veren, ihtiyacın varlığını ispat etmekle yükümlüdür. İspat vasıtaları arasında tapu kayıtları, nüfus kayıtları, evlilik veya doğum belgeleri, işyeri ruhsatı, tanık beyanları ve keşif sayılabilir. Mahkeme gerektiğinde keşif yaparak kiralananın niteliğini ve kiraya verenin mevcut durumunu inceler. Kiracı ise ihtiyacın samimi olmadığını, kiraya verenin başka uygun taşınmazı bulunduğunu veya ihtiyacın bahane olduğunu ileri sürebilir.

Kiracının savunmasında sık ileri sürülen hususlar şunlardır: kiraya verenin aynı binada veya çevrede boş taşınmazı olması, ihtiyaç iddiasının kira artışı tartışmasından sonra ortaya çıkması, kiralananın ihtiyaca uygun olmaması ve ihtiyaç sahibinin başka bir yerde oturuyor olması. Mahkeme bu hususları delillerle birlikte değerlendirir.

Tahliye Kararının İcrası ve Kiracının Hakları

Mahkeme ihtiyaç nedeniyle tahliyeye karar verirse, ilam icra yoluyla infaz edilir. Kiracıya tahliye için icra dairesince süre verilir. Kiracının bu süre içinde taşınmazı boşaltmaması hâlinde tahliye zorla gerçekleştirilir. Kiracı kararı istinaf yoluyla inceletebilir; ancak istinaf başvurusu tahliye kararının infazını kendiliğinden durdurmaz, bu yönde ayrıca karar gerekir. Karar sonucunda kiralananın kiraya verene teslimi sağlanır.

Tahliye edilen kiracının hakları da vardır. Kiraya veren, ihtiyaç sebebiyle tahliye ettirdiği taşınmazı gerçek ve samimi bir ihtiyaç bulunmaksızın yeniden kiraya verirse veya ihtiyaç amacı dışında kullanırsa, kiracı TBK m.355 uyarınca tazminat isteyebilir. Kanun, tazminatın bir yıllık kira bedelinden az olmaması gerektiğini öngörür. Bu düzenleme, ihtiyaç iddiasının kötüye kullanılmasını önlemeyi amaçlar. Tahliye taahhüdü ile ilgili ayrı düzenlemeler için tahliye taahhütnamesi yazısı incelenebilir.

Uzun Süreli Kiralarda İhtiyaç ve Diğer Tahliye Sebepleri

Kira ilişkisi on yıl ve üzeri sürmüşse kiraya veren, sözleşmeyi gerekçe göstermeksizin sona erdirebilme imkânına sahip olabilir; bu ayrı bir düzenlemedir ve ihtiyaç nedeniyle tahliyeden farklıdır. Ayrıntılı açıklama için 10 yıllık kiracının tahliyesi yazısına bakılabilir. Kiracının kira borcunu ödememesi, tahliye taahhüdü verilmesi, kiralananın yeniden inşası veya esaslı onarımı gibi sebepler de tahliye davası açılmasına dayanak olur. Bu konuda kiracı nasıl çıkarılır yazısından da yararlanılabilir.

Tahliye sebebiKısa açıklama
İhtiyaç (TBK m.350)Kendisi veya yakınları için konut ve işyeri ihtiyacı
Yeni malik ihtiyacı (TBK m.351)Kiralananı sonradan edinen kişinin ihtiyacı
Yeniden inşa veya imarKiralananın esaslı biçimde yeniden yapılması
Kira borcunun ödenmemesiKanunda öngörülen ihtar ve süre sonrasında
Tahliye taahhüdüKanunda aranan şartlara uygun taahhüt
On yıllık uzama süresiBelirli şartlarla ve bildirim usulüne uygun

Kiracının Savunma Seçenekleri

Kiracı, davaya karşı ihtiyacın gerçek ve samimi olmadığını, kiraya verenin başka uygun taşınmazı bulunduğunu, dava süresinin kaçırıldığını veya bildirim usulüne uyulmadığını ileri sürebilir. Ayrıca dava öncesi arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi de usul yönünden itiraz konusu olabilir. Kiracı, dava sırasında ihtiyacın ortadan kalkması hâlinde davanın konusuz kalacağını savunabilir. Bu savunmanın kabul edilmesi için ihtiyacın dava sırasında sona erdiğinin belgelerle gösterilmesi gerekir.

Kiracının kira bedelini düzenli ödemeye devam etmesi önemlidir. Dava süresince kira borcunun ödenmemesi ayrıca tahliye sebebi oluşturabilir. Kiracı, tahliyeye karar verilmesi hâlinde ödeme planı ve taşınma süresi konusunda icra dairesiyle iletişim kurabilir.

Sık Yapılan Hatalar

Uygulamada en sık görülen hata, sürelerin yanlış hesaplanmasıdır. Belirli süreli sözleşmede sürenin bitiminden itibaren bir aylık dava süresi kaçırıldığında, yeni bir kira dönemi başlayabilir ve kiraya veren ihtiyaç nedeniyle ancak sonraki dönemin sonunda dava açabilir. İkinci hata, ihtiyacın yeterince somutlaştırılmamasıdır. Üçüncü hata ise ihtiyaç sahibi kişinin kanunda sayılan kişiler arasında bulunmamasıdır. Dördüncü hata, tapu maliki olmayan kişi tarafından dava açılmasıdır; bu durumda dava ehliyeti ve husumet incelenir.

Kiraya verenin ihtiyaç nedeniyle açtığı davadan sonra taşınmazı başkasına devretmesi veya ihtiyaç amacı dışında kullanması hâlinde tazminat riski doğar. Bu nedenle davanın açılmasından önce ihtiyacın gerçekliği dikkatle değerlendirilmelidir. Somut olayda değerlendirme belgeler incelenerek yapılmalıdır.

İhtiyaç Nedeniyle Tahliyede Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması

Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymasını öngörür; bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzeninin korumasından yararlanamaz. İhtiyaç nedeniyle tahliye davalarında bu ilke, kiraya verenin ihtiyaç iddiasının gerçek amacını belirlemede rol oynar. Kiraya verenin, kiracıyla yaşanan kira bedeli tartışmasının hemen ardından ihtiyaç iddiasıyla dava açması, kiralananın piyasa değerinin artması nedeniyle daha yüksek bedelle başkasına kiralanmak istenmesi veya taşınmazın satışa çıkarılması gibi durumlar samimiyet bakımından değerlendirilir.

Bunun yanında kiracının da dürüstlük kuralına uyma yükümlülüğü vardır. Kiracı, kiralananı özenle kullanmak, kira bedelini zamanında ödemek ve tahliye kararı kesinleştiğinde taşınmazı teslim etmekle yükümlüdür. Kiracının kasıtlı olarak tahliyeyi geciktirmesi, icra takibi sürecinde ek masraflara ve sorumluluğa yol açabilir. Kiracının verdiği zararlar için kiraya verenin ayrıca tazminat talep edebilme hakkı saklıdır.

Paydaşlı Taşınmazlarda ve Ortaklık Durumunda İhtiyaç

Kiralanan taşınmaz birden fazla kişinin paylı mülkiyetindeyse ihtiyaç nedeniyle tahliye davasının kim tarafından açılacağı önem kazanır. Paydaşlardan biri kendi ihtiyacı için dava açmak istediğinde, diğer paydaşların muvafakati veya kiralayan sıfatı incelenir. Kiralayan olmayan paydaşın ihtiyaç iddiası ile dava açması ve kira sözleşmesinin diğer paydaşlar tarafından kurulmuş olması hâlinde, husumet ve sözleşmeye taraf olma konusunda tartışma çıkabilir. Bu nedenle kira sözleşmesinin taraflarının kimler olduğu ve tapu kaydındaki pay oranları dilekçede açıkça gösterilmelidir.

Miras yoluyla edinilen taşınmazlarda ise mirasçıların paylı veya elbirliği mülkiyeti ilişkisi sürmektedir. Elbirliği mülkiyetinde tüm ortakların birlikte hareket etmesi gerekir. Bu konuda ayrıntılı bilgi için miras hukuku sayfasına bakılabilir. Taşınmaz bir şirkete aitse ihtiyaç, şirketin faaliyetine ilişkin işyeri ihtiyacı olarak değerlendirilir; ancak ihtiyaç sahibinin kanunda sayılan kişilerden biri olması aranır.

İşyeri Kiralarında İhtiyaç Nedeniyle Tahliye

İşyeri kiralarında ihtiyaç, kiraya verenin veya kanunda sayılan yakınlarının mesleki veya ticari faaliyetini yürütmek amacıyla kiralananı kullanma zorunluluğundan doğar. Örneğin kiraya verenin kendi mesleğini icra etmek için işyerine gereksinim duyması veya çocuğunun işyeri açması, işyeri ihtiyacına örnek gösterilebilir. Ancak yalnızca kazancı artırma isteği tek başına ihtiyaç sayılmaz. İhtiyacın gerçek ve zorunlu olduğu, mevcut iş yerinin yetersizliği veya ortadan kalkması gibi olgularla desteklenmelidir.

İşyeri ihtiyacında kiraya verenin aynı faaliyeti yürütecek olması ve işyerinin bu faaliyete elverişli bulunması aranır. Kiralanan iş yeri belirli bir faaliyet için özel olarak düzenlenmişse, ihtiyaç sahibinin başka bir faaliyeti için kullanılması samimiyeti zedeleyebilir. Ticari faaliyetlere ilişkin genel çerçeve için ticaret hukuku sayfasına bakılabilir.

Depozito, Kira Alacakları ve Teslim Sonrası Süreç

Kiracının kira sözleşmesi kapsamında verdiği depozito, Türk Borçlar Kanunu’nun 342. maddesine göre üç aylık kira bedelini aşamaz. Tahliye sonrasında kiracının kiralananı sözleşmeye uygun şekilde teslim etmesi, teslimden sonra kiralananda hasar olup olmadığının belirlenmesi ve depozitonun iadesi ayrı bir aşamadır. Kiraya veren, kiralananda kiracının kusuruyla meydana gelen zararları depozitodan karşılayabilir; zarar depozitoyu aşarsa ayrıca tazminat talep edebilir.

Tahliye davası süresince işleyen kira bedeli, kira ilişkisi sona erene kadar ödenmeye devam eder. Kira bedelinin ödenmemesi hâlinde ayrıca icra takibi yapılabilir. Tahliye sonrasında kiracının kira borcu bulunmadığının, aidat ve fatura borçlarının ödendiğinin belgelenmesi de teslim aşamasında önem taşır.

Yargılama Süreci: Aşamalar ve Süre

Dava dilekçesinin verilmesinden sonra mahkeme, dilekçeyi davalıya tebliğ eder; davalı kiracı cevap dilekçesini kanunda öngörülen sürede sunar. Basit yargılama usulünde ön inceleme ayrı bir aşama olarak yapılmaz; mahkeme tahkikat duruşmasında delilleri toplar. İhtiyaç davalarında keşif ve tanık dinlenmesi sık başvurulan delil yollarıdır. Davanın süresi mahkemenin iş yüküne, keşif ve bilirkişi ihtiyacına göre değişir.

Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra ihtiyacın varlığına ve tahliye şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine karar verir. Davanın kabulü hâlinde kiracının tahliyesine hükmedilir ve yargılama giderleri kiracıya yükletilebilir. Davanın reddi hâlinde ise kira sözleşmesi devam eder ve kiraya veren, ihtiyacın devamı hâlinde sonraki dönem için yeni bir dava açma hakkını yeniden değerlendirir. Tarafların anlaşarak sulh olması da mümkündür; sulh sözleşmesinde tahliye tarihi, kira borçları ve depozito hususlarının açıkça yazılması gerekir.

İhtiyaç nedeniyle tahliye kararının kesinleşmesinden sonra kiraya verenin taşınmazı gerçekten ihtiyaç amacıyla kullanması beklenir. Bu sebeple karar sonrasında taşınmazın kısa sürede başkasına kiralanması veya satılması durumunda tazminat ve samimiyet tartışması yeniden gündeme gelir.

Sık Sorulan Sorular

İhtiyaç nedeniyle tahliye davası hangi maddeye dayanır?

Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 350. maddesine dayanır. Kiralananı sonradan edinen kişinin ihtiyacı ise 351. maddede düzenlenmiştir.

Kiraya veren hangi yakınları için ihtiyaç ileri sürebilir?

Kiraya veren kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu kişiler için ihtiyaç ileri sürebilir. Bunların dışındaki yakınlar için ihtiyaç iddiası kural olarak kabul edilmez.

İhtiyaç samimi olmalı mıdır?

Evet. İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması gerekir. Kirayı artırmak veya kiracıyı çıkarmak amacıyla ileri sürülen ihtiyaç samimi kabul edilmez.

Belirli süreli sözleşmede dava ne zaman açılır?

Sürenin bitiminden başlayarak bir ay içinde dava açılabilir. Kanun ayrıca sürenin bitiminden en az on beş gün önce yazılı bildirimde bulunma imkânı tanır.

Kiralananı yeni satın alan kişi ihtiyaç nedeniyle dava açabilir mi?

Evet. Ancak edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde kiracıya yazılı bildirim yapılması ve kanundaki bekleme süresine uyulması gerekir.

Görevli mahkeme hangisidir?

Kira uyuşmazlıklarında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme kiralananın bulunduğu yer mahkemesidir.

Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak gerekir mi?

Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk, ilgili kanundaki kapsam ve istisnalar çerçevesinde dava şartıdır. Güncel düzenleme kontrol edilerek arabuluculuk son tutanağı dava dilekçesine eklenmelidir.

Kiracı tahliye edildikten sonra tazminat isteyebilir mi?

Kiraya veren tahliye ettirdiği taşınmazı ihtiyaç amacı dışında kullanırsa veya gerçek bir ihtiyaç bulunmaksızın yeniden kiraya verirse kiracı TBK m.355 uyarınca tazminat isteyebilir.

İhtiyaç nedeniyle tahliye ile 10 yıllık kiracının tahliyesi aynı mıdır?

Hayır. İhtiyaç nedeniyle tahliye, ihtiyacın varlığına dayanır. On yıllık uzama süresine dayalı tahliye ise ihtiyaç gerekçesi aranmaksızın belirli şartlarla kullanılabilen ayrı bir haktır.

Kiraya verenin başka boş taşınmazı varsa dava kazanılır mı?

Kiraya verenin ihtiyacı karşılayabilecek başka uygun ve boş taşınmazı varsa ihtiyaç iddiası reddedilebilir. Mahkeme bu hususu araştırır.

Tahliye kararına karşı kiracı ne yapabilir?

Kiracı süresi içinde istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf başvurusu kural olarak tahliyenin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

İhtiyaç davası sırasında ihtiyaç ortadan kalkarsa ne olur?

İhtiyacın dava sırasında da devam etmesi gerekir. İhtiyaç sona ererse mahkeme talebi reddedebilir veya davanın konusuz kaldığına karar verebilir.

Hemen Ara
WhatsApp