Makale Başlıkları
Güveni kötüye kullanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde düzenlenen bir malvarlığı suçudur. Suç, başkasına ait olup muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş bir mal üzerinde, failin kendisinin veya başkasının yararına devir amacı dışında tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkâr etmesiyle oluşur. Temel şekli şikâyete bağlıdır ve altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektirir. Meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi ya da başkasının mallarını idare etme yetkisi nedeniyle teslim edilen eşya hakkında işlenmesi hâlinde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır.
25.12.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7571 sayılı Kanun’la maddeye eklenen üçüncü fıkra, suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde cezanın bir kat artırılmasını öngörmüştür. Bu yazıda güveni kötüye kullanma suçunun unsurları, basit ve nitelikli hâlleri, 2025 değişikliğiyle gelen taşıt artırımı, şikâyet, uzlaştırma ve etkin pişmanlık kurumları, hırsızlık, dolandırıcılık ve zimmetten farkı, tutuklama ve görevli mahkeme ile Yargıtay’ın güncel kararları ele alınmaktadır.
Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir? (TCK 155)
Güveni kötüye kullanma, mal sahibinin rızasıyla kurulan bir zilyetlik ilişkisinin kötüye kullanılmasını cezalandırır. Hırsızlıkta fail malı sahibinin rızası dışında alır; dolandırıcılıkta malı hileyle aldırır. Güveni kötüye kullanmada ise mal faile sahibinin iradesiyle, belirli bir amaçla teslim edilmiştir ve fail bu amacın dışına çıkar. Korunan hukuki değer, mülkiyet hakkının yanında malvarlığı ilişkilerinde güven duygusudur. Suç, Kanun’un İkinci Kitap, İkinci Kısım, Onuncu Bölümünde “Malvarlığına Karşı Suçlar” arasında yer alır.
TCK 155 Madde Metni
Güveni kötüye kullanma
Madde 155 – (1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(3) Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
Maddenin güncel metnine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşılabilir. Üçüncü fıkra, 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la eklenmiş ve 25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Unsurları
Fail ve Mağdur
Güveni kötüye kullanma suçunun faili, malın zilyetliği kendisine devredilmiş olan kişidir; bu yönüyle suç, zilyetlik ilişkisinin tarafı olmayan kişilerce işlenemez. Suçun mağduru, malı teslim eden ve malvarlığı zarar gören kişidir. Mağdur ile malın maliki aynı kişi olmak zorunda değildir; kiracının kendisine emanet edilen üçüncü kişiye ait eşyayı satması hâlinde de suç oluşur. Kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş malı mal edinmesi ise güveni kötüye kullanma değil zimmet suçunu oluşturur.
Suçun Konusu: Başkasına Ait Mal
Suçun konusu, başkasına ait taşınır veya taşınmaz bir maldır. Para, altın, araç, telefon, ticari emtia, tapuda devredilen taşınmaz ve kıymetli evrak suçun konusunu oluşturabilir. Malın faile muhafaza edilmek veya belirli bir şekilde kullanılmak üzere teslim edilmiş olması gerekir. Yargıtay, bir alacağın tahsili amacıyla verilen çekin tahsil edilip bedelinin iade edilmemesini, müvekkil adına tahsil edilen paranın avukatça alıkonulmasını ve tamir için bırakılan eşyanın geri verilmemesini bu kapsamda değerlendirmektedir.
Zilyetliğin Devri: Özel Tevdi ve Teslim
Suçun en belirleyici unsuru, zilyetliğin faile mal sahibinin rızasıyla ve belirli bir amaçla devredilmiş olmasıdır. Yargıtay bunu “özel tevdi ve teslim” olarak adlandırır. Malın geçici olarak elde tutulmasına izin verilmesi zilyetlik devri sayılmaz. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, mağdurdan kısa süreli görüşme yapmak için aldığı telefonla uzaklaşan sanığın eylemini, zilyetliğin tam olarak devredilmemiş olması nedeniyle güveni kötüye kullanma değil hırsızlık olarak nitelendirmiştir (E. 2004/3867, K. 2006/90, T. 24.01.2006). Buna karşılık mağazanın anahtarı kendisine teslim edilen kapıcının içerideki malları satması, Ceza Genel Kurulu’nca hırsızlık değil hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak kabul edilmiştir (E. 2015/215, K. 2018/371).
Fiil: Devir Amacı Dışında Tasarruf veya Devri İnkâr
Suç iki seçimlik hareketle işlenebilir. Birincisi, malın zilyetliğin devri amacı dışında kullanılmasıdır: emanet bırakılan paranın harcanması, kiralanan aracın satılması, satılmak üzere verilen malın bedelinin ödenmemesi, muhafaza edilmek üzere teslim edilen altının elden çıkarılması gibi. İkincisi, devir olgusunun inkâr edilmesidir: failin malı hiç teslim almadığını iddia etmesi. Mal sahibinin iade talebine rağmen malın geri verilmemesi, tasarruf iradesinin dışa vurumu olarak değerlendirilir ve suçun tamamlanma anının tespitinde esas alınır.
Manevi Unsur ve Hukuki Uyuşmazlık Sınırı
Suç yalnızca kasten işlenebilir; failin malı amaç dışı kullandığını veya devri inkâr ettiğini bilmesi ve istemesi gerekir. Yarar sağlama amacı kanun metninde yer aldığından failin kendisi veya başkası yararına hareket etmesi aranır. Taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinden kaynaklanan anlaşmazlıklar, hesap karışıklığı veya sözleşmenin yorumuna ilişkin uyuşmazlıklar kural olarak hukuki ihtilaf niteliğindedir ve suç oluşturmaz. Yargıtay, kira bedelinin paylaşımı veya komisyon alacağı gibi uyuşmazlıklarda verilen beraat kararlarını bu gerekçeyle onamaktadır.

Güveni Kötüye Kullanma Suçunun Cezası
Basit Hâl (TCK 155/1)
Suçun temel şekli altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasını gerektirir. Hapis ve adli para cezası seçimlik değil birlikte uygulanır. Adli para cezasının gün sayısı TCK m.52 uyarınca beş günden az, kanunda aksi belirtilmediği için yedi yüz otuz günden fazla olamaz; gün başına ödenecek miktar failin ekonomik durumuna göre yirmi ile yüz lira arasında belirlenir. Basit hâl şikâyete bağlıdır ve uzlaştırma kapsamındadır.
Nitelikli Hâl: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma (TCK 155/2)
Suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır. Bu hâl şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet savcılığı resen soruşturma yapar. Uygulamada en sık karşılaşılan örnekler şunlardır:
- İşçinin veya kasiyerin işyerine ait parayı veya malı mal edinmesi,
- Avukatın müvekkili adına tahsil ettiği parayı alıkoyması,
- Muhasebecinin müşteri adına ödenmek üzere teslim edilen parayı kullanması,
- Tamirciye bırakılan eşyanın iade edilmemesi,
- Şirket yöneticisinin veya ortağının şirket malvarlığını kişisel amaçla kullanması,
- Emlakçının satış için yetki verilen taşınmazı yetkisiz biçimde kiraya vermesi,
- Fatura ödeme merkezi işletenlerin müşterilerden aldığı bedelleri kuruma aktarmaması.
Yargıtay, sigorta, ehliyet ve vize işlemleri için para alıp işi yapmayan kişinin eylemini, aralarında vekâlet veya hizmet ilişkisi bulunmadığı için basit güveni kötüye kullanma olarak nitelendirmiştir (15. CD, E. 2017/13134, K. 2019/8367, T. 16.09.2019). Müşterilerin fatura bedellerini yatırdığı ödeme merkezini işleten sanıkların bu bedelleri kuruma aktarmaması ise hizmet ilişkisi nedeniyle nitelikli hâl kapsamında görülmüştür (15. CD, E. 2013/13985, K. 2015/28864, T. 17.09.2015).
Motorlu Taşıt Artırımı (TCK 155/3) – 2025 Değişikliği
7571 sayılı Kanun’la eklenen üçüncü fıkra, suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde birinci veya ikinci fıkraya göre verilecek cezanın bir kat artırılmasını öngörmektedir. Düzenlemenin gerekçesinde kiralanan araçların iade edilmemesi ve başka kişilere devredilmesi şeklindeki eylemlerdeki artışa işaret edilmiştir. Artırım, taşıtın değerine veya kullanım amacına bakılmaksızın uygulanır. 25.12.2025 tarihinden önce işlenen fiiller bakımından TCK m.7 uyarınca fail aleyhine olan bu hüküm uygulanmaz.
| Hâl | Hapis cezası | Adli para cezası | Şikâyet | Uzlaştırma |
|---|---|---|---|---|
| Basit hâl (155/1) | 6 ay – 2 yıl | 5–730 gün | Bağlı | Var |
| Hizmet nedeniyle (155/2) | 1 – 7 yıl | 3.000 güne kadar | Bağlı değil | Var |
| Basit hâl + motorlu taşıt (155/1-3) | 1 – 4 yıl | 10–1.460 gün | Bağlı | Yok |
| Hizmet nedeniyle + motorlu taşıt (155/2-3) | 2 – 14 yıl | 6.000 güne kadar | Bağlı değil | Yok |
Takdiri İndirim, HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezasına Çevirme
Mahkeme, TCK m.62 kapsamında takdiri indirim uygulayarak cezayı altıda bir oranında azaltabilir. Basit hâlde sonuç ceza iki yılı aşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme kural olarak mümkündür; mağdurun zararının giderilmesi HAGB’nin koşuludur. Bir yıl veya daha az hapis cezasına hükmedilen hâllerde hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi TCK m.50 kapsamında değerlendirilebilir. Nitelikli hâlde alt sınırdan hüküm kurulduğunda sonuç ceza iki yılın altında kalabildiğinden HAGB ve erteleme bu hâlde de gündeme gelebilir; motorlu taşıt artırımı uygulanan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmada ise alt sınır iki yıl olduğundan takdiri indirim olmaksızın bu kurumlardan yararlanılamaz.
Şahsi Cezasızlık Sebebi ve Etkin Pişmanlık
Akrabalar Arasında İşlenmesi (TCK 167)
TCK m.167, malvarlığına karşı suçların belirli yakınlar arasında işlenmesi hâlinde ceza verilmemesini veya cezanın indirilmesini öngörür. Suçun haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden biri, üstsoy veya altsoy, bu derecede kayın hısımları, evlat edinen veya evlatlık ya da aynı konutta birlikte yaşayan kardeşlerden biri zararına işlenmesi hâlinde faile ceza verilmez. Haklarında ayrılık kararı verilmiş eşler, aynı konutta yaşamayan kardeşler veya aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen ya da ikinci derece kayın hısımları zararına işlenmesi hâlinde ise soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır ve ceza yarı oranında indirilir. Eşler arasındaki güveni kötüye kullanma iddialarında bu hüküm ilk olarak değerlendirilir.
Etkin Pişmanlık (TCK 168)
Güveni kötüye kullanma suçu, TCK m.168’de etkin pişmanlık hükmünün uygulanacağı suçlar arasında sayılmıştır. Fail, suç tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderirse cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmeden önce gösterilmesi hâlinde cezanın yarısına kadarı indirilir. Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için mağdurun rızası aranır. İndirim, zararın giderildiği aşamaya göre belirlendiğinden iade veya ödemenin soruşturma aşamasında yapılması fail bakımından belirleyici önem taşır.

Şikâyet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı
Şikâyet Şartı ve Şikâyet Süresi
Basit güveni kötüye kullanma takibi şikâyete bağlı suçlardandır. TCK m.73 uyarınca şikâyet, mağdurun fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlayarak altı ay içinde yapılmalıdır; bu süre dava zamanaşımı süresini geçemez. Şikâyetten vazgeçme hüküm kesinleşinceye kadar mümkündür ve davayı düşürür; vazgeçmeden sonra yeniden şikâyet edilemez. Nitelikli hâl ise şikâyete bağlı değildir; mağdurun şikâyetçi olmaması veya şikâyetinden vazgeçmesi kovuşturmayı durdurmaz. Yargıtay, nitelikli hâlde şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararlarını hukuka aykırı bulmaktadır.
Uzlaştırma
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 253. maddesi uyarınca güveni kötüye kullanma suçu, hem basit hem de nitelikli hâliyle uzlaştırma kapsamındadır. Soruşturma aşamasında dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir; taraflar uzlaşırsa kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında uzlaşılırsa davanın düşmesine karar verilir. Yargıtay, uzlaştırma işlemi yapılmadan verilen mahkûmiyet hükümlerini bozmaktadır. 7571 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle suçun motorlu taşıtlara ilişkin üçüncü fıkra kapsamındaki hâli uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır; kiralık aracın iade edilmemesi gibi eylemlerde taraflar uzlaşsa dahi dava düşmez.
Dava Zamanaşımı
TCK m.66 uyarınca dava zamanaşımı, basit hâlde sekiz yıl; üst sınırı yedi yıl olan nitelikli hâlde on beş yıldır. Motorlu taşıt artırımı uygulanan basit hâlde üst sınır dört yıl olduğundan zamanaşımı sekiz yıl; artırım uygulanan nitelikli hâlde üst sınır on dört yıl olduğundan on beş yıldır. Zamanaşımı, suçun tamamlandığı yani malın amaç dışı kullanıldığı veya iade talebinin reddedildiği tarihten işlemeye başlar. Genel açıklamalar için Türk Ceza Kanunu’nda zamanaşımı yazımıza bakılabilir.
Teşebbüs, İştirak ve İçtima
Güveni kötüye kullanma suçu, failin tasarruf iradesini dışa vuran hareketlere başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerle tasarrufu tamamlayamaması hâlinde teşebbüs aşamasında kalabilir; ancak devir olgusunun inkârı şeklindeki seçimlik hareket beyanla tamamlandığından bu hâlde teşebbüs güçtür. Suç, zilyetliğin devredildiği kişi tarafından işlenebilen özgü bir suç olduğundan zilyet olmayan kişiler yalnızca azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. Aynı mağdura karşı bir suç işleme kararının icrası kapsamında farklı zamanlarda birden fazla tasarruf yapılması hâlinde TCK m.43 uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanır. Emanet edilen malın satılarak bedelinin harcanması tek bir güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur; satış ayrıca cezalandırılmaz.
Güveni Kötüye Kullanma ile Hırsızlık, Dolandırıcılık ve Zimmet Arasındaki Fark
| Kriter | Güveni kötüye kullanma (m.155) | Hırsızlık (m.141) | Dolandırıcılık (m.157) | Zimmet (m.247) |
|---|---|---|---|---|
| Malın ele geçirilmesi | Sahibinin rızasıyla, belirli amaçla teslim | Rıza dışında alma | Hileyle aldatma sonucu teslim | Görev nedeniyle zilyetlik |
| Fail | Zilyetliği devralan kişi | Herkes | Herkes | Kamu görevlisi |
| Kastın zamanı | Teslimden sonra oluşur | Alma anında | Teslimden önce, hileyle | Görev sırasında |
| Temel ceza | 6 ay – 2 yıl hapis ve APC | 1 – 3 yıl hapis | 1 – 5 yıl hapis ve 5.000 güne kadar APC | 5 – 12 yıl hapis |
| Şikâyet | Basit hâlde bağlı | Bağlı değil | Bağlı değil | Bağlı değil |
Ayrımda belirleyici ölçüt, failin kastının ne zaman oluştuğu ve malın nasıl ele geçirildiğidir. Mal teslim edilirken fail baştan beri mal edinme niyetiyle hareket etmiş ve bu niyetini hileli davranışlarla gizlemişse dolandırıcılık; teslim rızaya dayalı ve amaç dışı tasarruf sonradan gerçekleşmişse güveni kötüye kullanma söz konusudur. Ceza Genel Kurulu, mal edinmeden sonra gösterilen hileli davranışların eylemi dolandırıcılığa dönüştürmediğini kabul etmektedir (E. 2016/753, K. 2017/468). Teslim yoksa ve mal rıza dışında alınmışsa hırsızlık; fail kamu görevlisi ve mal görevi nedeniyle elinde ise zimmet gündeme gelir. Şirkete ait kredi kartının kişisel nakit çekimi için kullanılması ise Yargıtay’ca güveni kötüye kullanma değil banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu olarak nitelendirilmiştir (11. CD, E. 2021/28194, K. 2025/14669).
Soruşturma, Tutuklama ve Görevli Mahkeme
Tutuklama Mümkün mü?
CMK m.100/4 uyarınca yalnızca adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yılı aşmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Basit güveni kötüye kullanmanın üst sınırı iki yıl olduğundan bu hâlde tutuklama mümkün değildir; adli kontrol tedbirleri uygulanabilir. Nitelikli hâlde ve motorlu taşıt artırımı uygulanan hâllerde üst sınır iki yılı aştığından kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunması koşuluyla tutuklama kararı verilebilir; ancak suç katalog suçlar arasında yer almadığından tutuklama nedeninin somut olgularla gösterilmesi gerekir. Başvuru yolları için tutuklama kararı ve tutuklamaya itiraz yazımıza bakılabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Güveni kötüye kullanma suçunun basit ve nitelikli hâllerinde asliye ceza mahkemesi görevlidir. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmanın motorlu taşıt artırımıyla birlikte uygulandığı hâlde ise üst sınır on dört yıla çıktığından, 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara bakmakla görevli ağır ceza mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer mahkemesidir; malın amaç dışı tasarrufa konu edildiği veya iadesinin reddedildiği yer suçun işlendiği yer sayılır. Basit hâlde CMK m.251 uyarınca basit yargılama usulü uygulanabilir. İlk derece hükmüne karşı istinaf yoluna gidilir; Yargıtay’ın güncel iş bölümünde güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin temyiz incelemesi 11. Ceza Dairesince yapılmaktadır.
Memuriyete Etkisi ve Yüz Kızartıcı Suç Niteliği
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu‘nun 48. maddesinin A-5 bendi, güveni kötüye kullanma suçunu, cezanın süresine ve ertelenmiş ya da affa uğramış olmasına bakılmaksızın devlet memurluğuna engel olan suçlar arasında saymıştır. Anayasa’nın 76. maddesinde milletvekili seçilme engeli olarak sayılan “inancı kötüye kullanma” ifadesi de bu suça karşılık gelir; bu nedenle güveni kötüye kullanma, mevzuatta ve uygulamada yüz kızartıcı suç olarak nitelendirilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ise mahkûmiyet hükmü niteliğinde olmadığından bu sonuçları doğurmaz.

Güveni Kötüye Kullanma Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları
Yargıtay 11. CD, E. 2021/35234, K. 2022/21042, T. 27.12.2022
Özel şirketçe işletilen araç muayene istasyonlarında usulsüz muayene yapıldığı iddiasıyla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmadan verilen mahkûmiyet bozulmuştur. Daire, suçun oluşması için failin zilyedi olduğu ve rızayla teslim edilmiş bir malın bulunması gerektiğini, sanıklara teslim edilmiş bir eşya olmadığını ve muayene ücretlerinin şirkete ödendiğini belirterek suçun unsurlarının oluşmadığına hükmetmiştir. Kararda ayrıca uzlaştırma işlemlerinin yapılmamış olması ve zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmemesi de bozma nedeni sayılmıştır.
Yargıtay 11. CD, E. 2021/24087, K. 2025/14754
Çiftlikte çalışan işçinin, bakımından sorumlu olduğu buzağıları işverenin bilgisi dışında satması hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak nitelendirilmiştir. Daire, bu hâlin şikâyete bağlı olmadığını ancak uzlaştırma kapsamında bulunduğunu belirtmiştir.
Yargıtay 11. CD, E. 2022/295, K. 2024/10392
Muhafaza edilmek üzere kendisine teslim edilen altınları iade etmeyen kuyumcunun eylemi, taraflar arasında hizmet veya ticaret ilişkisi bulunmadığından basit güveni kötüye kullanma olarak kabul edilmiştir. Karar, suçun nitelikli hâlinin yalnızca mesleğin icrası sırasında değil, mesleğin gereği olarak yapılan teslimlerde uygulanacağını göstermektedir.
Yargıtay 15. CD, E. 2017/8869, K. 2019/5334
Kiralanan aracın süresi sonunda iade edilmeyip bir yere bırakılması basit güveni kötüye kullanma olarak nitelendirilmiştir. 7571 sayılı Kanun’la getirilen üçüncü fıkra, bu türden eylemlerde cezanın bir kat artırılmasını öngörmekte ve uzlaştırmayı dışlamaktadır; dolayısıyla 25.12.2025 sonrasında işlenen benzer eylemler bakımından sonuç değişmiştir.
Yargıtay 15. CD, E. 2017/13134, K. 2019/8367, T. 16.09.2019
Sigorta, ehliyet ve vize işlemleri için para alıp işi yapmayan sanığın eylemi, taraflar arasında vekâlet veya ücret ilişkisi bulunmadığından hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma değil basit güveni kötüye kullanma olarak kabul edilmiş ve bu hâlin uzlaştırmaya tabi olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Yargıtay 11. CD, E. 2004/3867, K. 2006/90, T. 24.01.2006
Kısa süreli görüşme yapmak için aldığı telefonla uzaklaşan sanığın eyleminde zilyetliğin tam olarak devredilmediği, özel tevdi ve teslim bulunmadığı, bu nedenle eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. Karar, güveni kötüye kullanma ile hırsızlık arasındaki sınırın zilyetlik devrine göre çizildiğini ortaya koyan temel içtihatlardandır.
Güncel kararlara Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden erişilebilir. Konuya ilişkin akademik bir inceleme için Çankaya Üniversitesi bünyesinde hazırlanan Güveni Kötüye Kullanma Suçu başlıklı çalışma incelenebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Güveni kötüye kullanma cezası ne kadardır?
Basit hâlde altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası; meslek, ticaret veya hizmet ilişkisi nedeniyle teslim edilen eşya hakkında işlenmesi hâlinde bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır. Suçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtı ise bu cezalar bir kat artırılır.
Güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli hali nedir?
TCK m.155/2’deki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmadır: Malın meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare etme yetkisinin gereği olarak teslim edilmiş olması hâlinde uygulanır. 2025 yılında eklenen üçüncü fıkra ile suçun konusunun motorlu taşıt olması da cezayı bir kat artıran bir hâl olarak düzenlenmiştir.
Güveni kötüye kullanma suçu şikayete tabi midir?
Basit hâl şikâyete tabidir; şikâyet altı ay içinde yapılmalıdır. Nitelikli hâl şikâyete bağlı değildir ve Cumhuriyet savcılığı resen soruşturma yapar.
Güveni kötüye kullanma suçunda şikayet süresi ne kadardır?
TCK m.73 uyarınca mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Süre geçirildikten sonra yapılan şikâyet üzerine kovuşturma yapılamaz. Bu süre yalnızca basit hâl için geçerlidir.
Güveni kötüye kullanma suçu uzlaşmaya tabi mi?
Evet. CMK m.253 uyarınca hem basit hem nitelikli hâl uzlaştırma kapsamındadır. Uzlaşma sağlanırsa soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında davanın düşmesine karar verilir. 7571 sayılı Kanun’la motorlu taşıtlara ilişkin üçüncü fıkra uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır.
Güveni kötüye kullanma suçunda etkin pişmanlık nasıl işler?
Fail, kovuşturma başlamadan önce mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen giderirse cezanın üçte ikisine kadarı; kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce giderirse yarısına kadarı indirilir. Kısmi iade veya tazminde mağdurun rızası aranır.
Güveni kötüye kullanmada tutuklama olur mu?
Basit hâlde hapis cezasının üst sınırı iki yıl olduğundan CMK m.100/4 uyarınca tutuklama kararı verilemez; yalnızca adli kontrol uygulanabilir. Nitelikli hâlde ve motorlu taşıt artırımı uygulanan hâllerde kuvvetli suç şüphesi ve somut tutuklama nedeni bulunması koşuluyla tutuklama mümkündür.
Güveni kötüye kullanma cezası paraya çevrilir mi?
Hükmedilen hapis cezası bir yıl veya daha az ise TCK m.50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Basit hâlde alt sınırdan ve takdiri indirimle belirlenen cezalarda bu mümkündür. Nitelikli hâlde ise alt sınır bir yıl olduğundan yalnızca takdiri indirim uygulanıp bir yılın altına inildiğinde çevirme gündeme gelir.
Güveni kötüye kullanma suçu hangi mahkemede görülür?
Basit ve nitelikli hâlde asliye ceza mahkemesinde görülür. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmaya motorlu taşıt artırımının uygulandığı hâlde üst sınır on dört yıl olduğundan ağır ceza mahkemesi görevlidir.
Güveni kötüye kullanma yüz kızartıcı suç mu?
Evet. Anayasa’nın 76. maddesinde “inancı kötüye kullanma” adıyla sayılan bu suç, 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinde de cezanın süresine bakılmaksızın memuriyete engel suçlar arasında yer alır. Mahkûmiyet, memuriyete girişe ve görevdeki memurun statüsüne doğrudan etki eder.
Güveni kötüye kullanma suçuna örnekler nelerdir?
Emanet bırakılan paranın harcanması, kiralanan aracın iade edilmemesi, satılmak üzere verilen malın bedelinin ödenmemesi, tamire bırakılan eşyanın geri verilmemesi, avukatın müvekkil adına tahsil ettiği parayı alıkoyması, kasiyerin işyeri parasını mal edinmesi ve şirket yöneticisinin şirket malvarlığını kişisel amaçla kullanması tipik örneklerdir.
Güveni kötüye kullanan ve zarar veren kişi kimdir?
Suçun faili, malın zilyetliği mal sahibinin rızasıyla kendisine devredilen ve bu malı devir amacı dışında kullanan veya teslim aldığını inkâr eden kişidir. Kamu görevlisi, görevi nedeniyle kendisine teslim edilen mal bakımından güveni kötüye kullanma değil zimmet suçundan sorumlu olur.
Güveni kötüye kullanma iddialarında teslimin niteliği, tarafların ilişkisi ve kastın oluştuğu an, eylemin suç mu hukuki uyuşmazlık mı olduğunu ve suçun hangi maddeye gireceğini belirler. Şikâyet süresinin, uzlaştırma aşamasının ve etkin pişmanlık imkânının doğru zamanda kullanılması sonucu doğrudan etkiler. Ceza hukuku alanındaki çalışmalarımıza ilişkin bilgiye Ceza Hukuku sayfamızdan ulaşabilirsiniz.



